Navigation

Buradasınız

Deri İşçileriyle Söyleşi

Haziran 2009, no:15

Tuzla deri sanayii bölgesinde çalışan işçilerle bir söyleşi yaptık. Uyguner Deri, AL Deri, Mader Deri ve Emre Galos Deri işçileri, çalışma koşullarını, yaşadıkları sorunları, krizin etkilerini ve neler yapılabileceği konusundaki görüşlerini bizlerle paylaştılar.

UİD-DER: Yaşanan ekonomik krizle beraber her yerde işten atmalar, ücretli-ücretsiz izinler, sosyal hak gaspları gündelik olaylar haline geldi.  Siz deri işçileri olarak kriz hakkında ne düşünüyorsunuz, krizden nasıl etkilendiniz?

Uyguner Deri İşçileri: Bugün yaşanan bir kriz var, ama patronlar krizi fırsata çevirmeye çalışıyorlar.  Geçen yazın sonuna kadar zorla mesaiye çağrılıp fazla mesai yapıyorduk. Ama o zaman patron “ben çok para kazandım size biraz fazladan vereyim” demiyordu. Ama kriz birden gündeme geldi, 60’a yakın işçi arkadaşımız işten çıkarıldı. Kışın ortasında yıllık izinlerimiz kullandırıldı. Ve sözleşme döneminde de kriz bahane edilerek çok az zam aldık. Sonuçta kriz döneminde patron daha az işçi çalıştırıp daha az ücret ödeyerek daha fazla kâr elde ediyor. 

Mader Deri İşçisi: Kriz genel anlamda deri sektörünü çok etkiledi.  Patronların saldırıları diğer sektörlerde olduğu gibi bizim çalıştığımız sektörde de yaşandı. İşten atmalar, işçilerin sigortalarında giriş çıkış yapılması gibi…

AL Deri İşçisi: Bizler de krizden tabii ki etkilendik. Bizim işyerinde de işten çıkarmalar ve ücretsiz izinler oldu. Krizi hem kendileri yaratıyorlar hem de bizi aç bırakarak, işsiz bırakarak faturayı bize ödetiyorlar.  Kısacası kriz sermayenin kumarı, yani kapitalist düzenin ta kendisidir. 

Emre Galos Deri İşçisi: Bizim işyerinde de işler durgun. Daha önce işçi arkadaşlarımız işten atıldı. Yıllık izinlerimiz kullandırıldı. Şimdi de patron krizi kullanarak ya bizlerin sigortalarımıza giriş çıkış yapılacağını ya da bizi ücretsiz izne çıkaracağını söylüyor. “Eğer giriş çıkış yaparsanız elinize toplu para geçer, ihtiyaçlarınız için kullanırsınız” diyerek işçilerin gözünü boyamaya çalışıyor. Bize son olarak şunu dayattı: 15 Temmuzda bir grup, daha sonra da kalan grup ücretsiz izine çıkartılacak. Aslında bizi yasal olarak yarı yarıya ücretli izne çıkartması lazım… Fakat işçilerin örgütsüzlüğü durumunda patron eli kolu rahat hareket ediyor.

UİD-DER: Sizce yaşanan krizin sorumlusu kimdir ve krize karşı nasıl mücadele etmeliyiz?

Uyguner Deri İşçileri: Bu sürece patronlar yüzünden gelindi. Ama işçiler de bu süreçte bireysel düşündükleri için, yani örgütlü hareket etmedikleri için patronlar istediklerini büyük ölçüde yaptılar. Bu duruma maruz kalmak istemiyorsak örgütlü hareket etmeli ve birlikte olmalıyız.

Mader Deri İşçisi: Krize karşı işçilerin birbirine kenetlenmesi ve beraber hareket etmesi gerekiyor. Şimdi hem örgütlü işyerlerinde mücadeleyi yükseltmemiz hem de örgütsüz işyerlerini örgütlememiz lazım. Örgütlü mücadele edersek işçi sınıfı olarak meyvesini alacağımıza inanıyorum.

AL Deri İşçisi: İşçilerin ne patronlardan ne de devletten bir beklentisi olmalı. Biz işçiler kendi bireysel hesaplarımızı bırakmalı kendi örgütlülüğümüze güvenerek onurlu bir mücadele sergilemeliyiz.

Emre Galos Deri İşçisi: Patronların yaratmış olduğu krizin sonuçlarına biz katlanıyoruz. Bu süreçte işçiler çok örgütsüz. Oysa asıl tam da bu süreçte örgütlü hareket edilmesi lazım. Biz işçilerin birliği çok önemli, yoksa bu saldırıların karşısında duramayız.

UİD-DER: Teşekkür ederiz.

1 Haziran 2009

Sınıf, Emek, Tarih, Yaşam

Sınıfın Penceresinden

  • Binlerce yıl ötelerden günümüze uzanan yapılar, aslında bizlere emeğin serüvenini anlatır. Tüm zenginlik doğanın ve emeğin ürünüdür. Emektir doğadaki zenginliği işleyip dönüştüren. Ta Firavunların Mısır’ından Roma’ya, Hindistan’dan Korkunç İvan’ın Moskova’sına kadar… Dillere destan olmuş şehirleri kuran emektir. Piramitler, saraylar, kanallar, katedraller, sarnıçlar, kemerler, tapınaklar… Emektir bugünün insanını dahi hayrete düşüren tüm bu yapıları yaratan yegâne güç!
  • İnsanlar var olalı beri emek harcadılar, ürettiler, üretiyorlar. Beslenmek, barınmak ve hayatta kalmak çok zordu. Doğa hem bütün ihtiyaçları barındırıyordu ama hem de bunlara ulaşmak ciddi bir emek gerektiriyordu. Çeşitli aletlerin yardımıyla kendi güçlerini kullanan insanlar, zamanla doğada var olan suyun, hayvanların, rüzgârın gücünü kullanmayı keşfettiler. Böylece ihtiyaçlarını üretmek, yaşamlarını sürdürmek çok daha kolay oldu. İnsanın üretim sürecindeki gelişimi hep devam etti. Üretim sürecine makineler girdi, ilk makineler…
  • Kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri durmaksızın artarken emekçi kadınlar aynı sorulara cevap arıyor: Kadına yönelik şiddetin önüne neden geçilemiyor? Şiddet neden artıyor? Siyasi iktidarın temsilcileri şiddetin nedeninin eğitimsiz, cahil, vicdansız, merhametsiz, öfkesini kontrol edemeyen, ailevi ve ahlâki değerlere sahip çıkamayan kişiler olduğunu söylüyor. Erkekleri vicdanlı ve merhametli olmaya çağırıyorlar. Söylenen sözler ilk anda kulağa hoş gelebilir ama kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin artmasının sebebi tam da siyasi iktidarın aileyi korumak adına kadınların haklarına saldırması ve erkek egemen zihniyeti körüklemesidir.
  • George Floyd, “nefes alamıyorum” diye inliyordu ama ırkçı polis umursamadı ve onu acımasızca öldürdü. Floyd’a yapılan bu muamele, kara derililerin değişmeyen kara bahtı, bitmeyen çilesidir. Yüzlerce yıl boyunca Afrika’dan Amerika’ya köle olarak satıldılar bir hayvan ya da bir eşya gibi. İnsan yerine konmayan, aşağılanan, horlanan siyahlar onlarca kez isyan ettiler ve sonunda 1861’de başlayan Amerikan İç Savaşı sonrasında kölelikten kurtuldular. Özgürlüklerine kavuşan siyahların gözleri daha bir ışıl ışıl parlamaya başladı. Ne var ki, o umutlu bakışlardaki ışıltı çok geçmeden solduruldu, tam bir vahşetle karşı karşıya bırakıldılar.
  • Siyasi iktidarın temsilcileri halkın gözüne baka baka yalan söylüyor, bunu da politik uyanıklık ve iş bilme olarak pazarlıyorlar. Gülerek liranın dolar karşısında değer kaybetmesinin halkı ilgilendirmediğini söyleyen Bakan Albayrak, belli ki milyonları istediği gibi aldatabileceğini düşünüyor. Şüphe yok ki bu konuşmanın ardında kibir ve emekçileri aptal yerine koyma vardır. Enflasyon ve işsizlik verilerinin çarpıtılması da aynı bakış açısının ürünü değil mi?

Son Eklenenler

  • Türkiye’de ilk koronavirüs vakasının görülmesiyle birlikte İşçi Dayanışması sayfalarında pek çok kez bu salgının işçi haklarına yönelik saldırıların bahanesi ve örtüsü haline getirileceğine dikkat çektik. İşçilerin bu konuda uyanık olmasının önemine...
  • İstanbul İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi, 2020 Tersane Gemi Sektöründe İş Cinayetleri Raporunu Limter-İş Sendikasına üye tersane işçileriyle birlikte Tuzla İçmeler Köprüsü üzerinde bir basın açıklamasıyla duyurdu. “İş cinayetlerine, salgına,...
  • Kapitalist sistemin küresel krizi, küresel ısınma ve iklim değişikliği, koronavirüs salgınının kısa zamanda küreselleşmesi, Ortadoğu’da yoğunlaşan Üçüncü Dünya Savaşı… Bir çırpıda art arda sıraladığımız bu başlıktaki sorunlar tüm insanlığı derinden...
  • Baskıcı molla rejimi altında iyice nefessiz bırakılan İranlı işçiler, Aralık ayından bu yana neredeyse 250 grev ve protestoya imza attılar. İranlı sınıf kardeşlerimiz her geçen gün mücadeleyi büyütüyorlar. Öğrencilerin, sağlık emekçilerinin,...
  • DİSK’e bağlı Birleşik Metal-İş ile patron örgütü MESS arasında süren toplu iş sözleşmesi (TİS) süreci devam ediyor. ABB Power Grids, Schneider Enerji, Schneider Elektrik, Grid Solutıons Enerji ve Arıtaş Kriyojenik işyerlerinde çalışan 1900 işçi, TİS...
  • Bir tarafta Aralık ayı için açıklanan yüzde 14,6 resmi enflasyon oranı, diğer tarafta tüm emekçilerin bildiği, evlerini ve ceplerini yakan gerçek hayat pahalılığı… Bir tarafta asgari ücret zammı, bir tarafta neredeyse her gün, her şeye gelen “fiyat...
  • “Pusulası olmayan toplum ve sınıflar meçhule giden bir gemi gibidir.” Böyle yazıyordu İşçi Dayanışması gazetemizin 153. sayısındaki başyazısında. Bu kısacık cümle ne kadar da çok şey anlatıyor değil mi? Gerçekten de pusulası olmayan milyonlarca işçi...
  • Yıllardır her sonbaharda grip aşısı yaptırıyordum. 2020’nin Ekim ayının son günlerinde Aile Sağlık Merkezine gittim. Kapının dışında uzun mu uzun bir insan kuyruğa vardı. Kimse birbiriyle konuşmuyordu. Aralarında en az beş adım vardı. Sıra bana...
  • Kapitalizm eşitsizliğe ve adaletsizliğe dayalı bir sistemdir ve kaç zamandır bağrında biriken büyük sorunlar patlıyor. Bu sistem alabildiğine çürümüş ve çıkmaza saplanmıştır. Tam da bu yüzden en küçük sorunu bile çözemiyor. Tersine, küresel...
  • Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) geçtiğimiz günlerde Ekim 2020 dönemi için işsizlik verilerini açıkladı. Rakamlarla oynayarak istediği değerleri elde etme konusunda ustalaşan TÜİK, mucizesini yine gösterdi. Açıklanan verilere göre 15 ve üzeri...
  • Kalyon Holding’in İstanbul Uluslararası Finans Merkezi Ziraat Kuleleri inşaatında çalışan işçilerin öğle yemeğinden hamamböceği çıktı ve işçiler bu durumu protesto etti. Şantiyede tüm uyarılara karşın düzeltilmeyen kötü koşullara duyulan öfke...
  • Hükümetin medya kalemleri aralarında işbölümü yapmış; kimisi tetikçi, kimisi akıl hocası, kimisi muhalif olanlara karşı karalama görevini üstlenmiş. Bazıları da yılın 365 günü “emekliye müjde” başlığıyla her gün gazetede, televizyon ekranında,...
  • Hindistanlı işçilerin ve tarım emekçilerinin mücadelesi 50 günü aşkın bir zamandır sürüyor. Kötü hava koşullarına, su baskınlarına rağmen bir araya geldikleri ve kamp kurdukları eylem alanlarından ayrılmayan tarım emekçileri protesto gösterilerine...

UİD-DER Aylık Bülteni