Navigation

Buradasınız

Güvensizlik Canavarının Beli Nasıl Kırılır?

Toplumun ya da işçi sınıfının örgütsüz olması güvensizliği beslemektedir. Toplumda ve işçiler arasında güvensizliğin hâkim olması için, 12 Eylül 1980 darbesiyle kurulan faşist rejim elinden geleni yapmıştır. Darbeden sonra işçi sınıfının sendikaları, dernekleri, partileri kapatılmış ve yüz binlerce insan cezaevlerine atılmıştır. İşçi sınıfının kazanılmış haklarına el konulmuş, işçilerin örgütlenmesinin önüne engeller dikilmiş, grev yapmak neredeyse imkânsız hale getirilmiş, toplum korkutularak sindirilmiştir.

Bir işte başarılı olan insanların temel özelliği, yaptıkları işe ve kendilerine olan güvendir. Bir insanın, bir grubun, bir işçi örgütünün ya da bir toplumun kendisine güvenmesi çok önemlidir. Güven, beraberinde kararlılığı ve ileriye doğru sabırla yürüyüşü getirir. Böylece moral bozukluğu dağılır ve engeller aşılmaya başlanır. Demek ki, güvenin olmadığı yerde moral bozukluğu, psikolojik sorunlar, bıkkınlık, ne yapacağını bilememe egemen olur. Acı ama gerçek, bugün işçiler arasında büyük bir güvensizlik var. Tam da bundan dolayı geniş işçi kitleleri arasında birlik kurulamıyor, örgütlülük sağlanamıyor. Güvensizlik işçileri patronlar karşısında yapayalnız bırakıyor. Patronlar ise, bu durum devam etsin diye türlü oyunlara başvuruyorlar.

Bilinçli işçiler, işyerlerinde, “gelin patronlara karşı birleşelim” dediğinde genellikle işçilerin verdiği cevap şudur: “Bu fabrikadan bir şey olmaz”, “bu işyerindekilerden bir şey olmaz”, “ben kimseye güvenmiyorum”, “bu işçilerle mi birlik olacağız”. Güvensizlik bu şekilde kendini dışa vurur. Bunu söyleyen yalnızca bir işçi değildir, işçilerin geneli böyle konuşmayı adeta alışkanlık edinmiştir. İşin garibi, aileleriyle geçirdikleri zamandan daha çoğunu işçiler işyerinde birlikte geçiriyorlar. Saatlerce, günlerce, aylarca ve yıllarca yan yana çalışan, ekmeklerini, acılarını ve sevinçlerini paylaşan, arkadaş olan, birbirleriyle evlenen insanlar nasıl olur da birbirlerine güvenmezler?

Güvensizlikten söz eden ve yanı başında çalışan arkadaşlarına güvenmediğini söyleyen her işçi, aslında öncelikle kendisine güvenmiyordur. İnsanların kendilerine açık olması, eksikleriyle ve zaaflarıyla yüzleşmeleri hiç kolay değildir. En rahat yol başkalarının eksiklerini bulmakla yetinmektir. Kendine güvenmeyen bir işçi, yanı başında çalıştığı arkadaşlarını güvensiz ilan ederek işin içinden çıkmaya ve kendine olan güvensizliği gizlemeye çalışır. Böyle yaparak kendisini de kandırmış olur. 

Peki, bir işçinin kendisine güvenmemesinin nedeni nedir? Öncelikle güvensizliğin kaynağında toplumsal güvensizlik vardır. Toplumun ya da işçi sınıfının örgütsüz olması güvensizliği beslemektedir. Toplumda ve işçiler arasında güvensizliğin hâkim olması için, 12 Eylül 1980 darbesiyle kurulan faşist rejim elinden geleni yapmıştır. Darbeden sonra işçi sınıfının sendikaları, dernekleri, partileri kapatılmış ve yüz binlerce insan cezaevlerine atılmıştır. İşçi sınıfının kazanılmış haklarına el konulmuş, işçilerin örgütlenmesinin önüne engeller dikilmiş, grev yapmak neredeyse imkânsız hale getirilmiş, toplum korkutularak sindirilmiştir. Şimdiler de ise, aynı şekilde toplum bizzat devlet eliyle, tepeden korkutulup sindiriliyor. Toplum keskin bir şekilde kamplara bölünürken, işçi-emekçilerin bilinci, körüklenen korkularla ve kışkırtılan milliyetçilikle felç ediliyor. İşte tüm bunlardan dolayı güvensizlik canavarının beli kırılamıyor.

Bir örnek verelim: Bir deney sonucu bir balinayı camdan bir kafese kapatıp denize bırakmışlar. Balina kafesten çıkmak için çabalarken kafesin dört bir yanına çarpıp durmuş. Her çarpma anında balinaya elektriksel şok verilmiş. Balina yediği şokların etkisiyle kafesin camlarına bir daha dokunmaz olmuş. Bu noktada şokları kesip kafesin bir kapısını açmışlar. Fakat balina açık kapıya rağmen yüzüp kafesten çıkmamış. Böylece kafesin dışına çıkamayacağı şiddet uygulanarak benimsetilmiş ve güvensizleşen ve canı yanan balina bir daha kafesten çıkmaya kalkışmamış. İyi ama balina bir hayvan, düşünemez ve insanlar gibi örgütlenemez. İnsan düşünen bir varlık, örgütlenerek ve olumlu deneyler yaşayarak güvensizliği aşabilir. Demek ki, umutsuz olmaya gerek yok!

Uzun yıllar sessiz kalan, baskıya ve zulme boyun eğen toplumlar hiç beklenmeyen bir anda ayağa kalkarlar. Bunun bir sihri yok, neticede son damla bardağı taşırır. Sınıfımızın tarihinde, defalarca, hiç beklenmedik zamanlarda işçiler patronların karşısına dikilmişlerdir. Unutmayalım ki, 1980 öncesinde mücadeleyi yükselten işçiler de bizlerin anaları, babaları ve yakınlarıydı. Daha 10 yıl önce Latin Amerika’da işçiler kitleler halinde ayağa kalkmadılar mı? Ortadoğu’da emekçiler diktatörleri devirmediler mi? Uzun bir süredir Yunan işçi sınıfı haklarının gasp edilmesine karşı mücadele veriyor. Fransız işçi sınıfı, ağır çalışma koşulları ve düşük ücretler getiren iş yasasını geri püskürtmek için günlerdir muazzam bir grev mücadelesi veriyor.

Güvensizliği aşmanın tek yolu örgütlenmekten geçmektedir. İşçilerin bir araya gelmesi, kaynaştırıcı ve sınıf tarihimizden kesitlerin aktarıldığı etkinliklerin yapılması, İşçi Dayanışması gibi işçi gazetelerinin okunması ve sahiplenilmesi güvensizliğin aşılması noktasında çok önemlidir. Örgütlenen işçinin kendisine güveni gelir, örgütlenen işçi arkadaşlarına ve sınıfına güvenir, örgütlenen işçi patronların karşısına gururla dikilir ve hakkını arar. Demek ki, güvensizlik örgütlenerek aşılır!

3 Haziran 2016

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • Çalıştığım işyerinde bir ay önce yeni bir kadın arkadaş işbaşı yaptı. İş görüşmesine geldiğinde müdüre üç yaşında bir çocuğunun olduğunu ve fazla mesaiye kalamayacağını söylemiş. “Çocuğu kreşe verdim eşim de vardiyalı çalışıyor. Bu nedenle mesaiye...
  • UİD-DER sitesinde genç bir arkadaşımızın mektubunu okudum. Bakmakla görmek arasında fark var demişti. Yazıda bir amcanın ekmek parası kazanmak için şemsiye sattığını ama zabıtaların buna izin vermediğini anlatmıştı. Yazıyı okuduktan sonra düşünmeye...
  • İstanbul Fatih’te dört kardeş, evlerinin kapısına “dikkat siyanür var, polisi arayın, içeri girmeyin” notu bırakarak intihar etti. İki gün sonra, bir siyanürle intihar haberi de Antalya’dan geldi. İntihar edenlerin yakınları acı çekiyor, toplum...
  • İşçiler, 4 Kasımda kent merkezindeki ESPARK önünde başlattıkları nöbet eylemini Eskişehir Organize Sanayi Bölgesindeki Entil fabrikasının önüne taşıdılar. Savcılıklara yaptıkları suç duyurularının sonuç vermediğini, bakan ve bakan yardımcılarının...
  • “Hüseyin amca sizin döneminizde işçilik nasıldı?” diye soruyorum bu kez. “Kızım, bizim dönemimiz başkaydı. Fabrikaya adamlar girdi. ‘Sizin patronunuz kim, nerde?’ diye sordular. Gösterdik, bir baktık ki patronun kulağından tutmuşlar getirdiler orta...
  • İşçilerin, emekçilerin, gençlerin kapitalist sömürü düzenine ve bu düzenin yarattığı sorunlara karşı öfkesi büyüyor. Dünya meydanlarında işçi sınıfının öfkeli sesi, talepleri, özlemleri yankılanıyor. Ne baskılar ne yasaklar ne de polis-asker şiddeti...
  • Bir lise öğrencisi: Bir öğrenci olarak az çok tahmin edeceğiniz masraflarım var, ancak aynı masrafları karşılamak için artık daha fazla para gerekiyor. Ailem ve ben okul masraflarının pahalılığından şikâyetçiyiz. Örneğin benim okulum devlet okulu...
  • Birçok ülkede, farklı tarihlerde “çocuk günü” vardır ve o günlerde çocuklar hatırlanır, iyi dileklerde bulunulur. UNICEF ise 191 ülke tarafından kabul edilen Çocuk Hakları Sözleşmesinin imzalandığı gün olan 20 Kasımı Dünya Çocuk günü olarak kutluyor...
  • TÜİK’in Ağustos ayına ait işgücü istatistikleri, işsizliğin her geçen ay daha da arttığını gösteriyor. TÜİK’in rakamlarına göre, 2019 Ağustos döneminde, geçen yılın aynı dönemine göre işsiz sayısı 980 bin kişi artarak 4 milyon 650 bine yükseldi....
  • UİD-DER’li bir emekçi kadın çalıştığı işyerinde kadın arkadaşlarıyla yaptığı bir sohbeti şöyle aktarıyor: “İsviçre’de kadınların eşit işe eşit ücret talebiyle yaptığı grev üzerine sohbet ediyorduk. Arkadaşlarımın bu grevden haberi yoktu....
  • DİSK’e bağlı işyerlerinde çalışan işçiler, yarım gün iş bırakarak “kıdem tazminatının gaspına hayır, vergi adaleti istiyoruz” sloganıyla Konak Meydanına yürüdü. 181 gündür işlerine dönmek için direnen Aliağa Belediyesi işçileri de kendi...
  • DİSK, Türk-İş ve Hak-İş genel başkanları, vergi adaletinin sağlanması talebiyle Türk-İş Genel Merkezinde bir araya gelerek ortak bir basın açıklaması gerçekleştirdi. DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay ve Hak-İş...
  • Başarıya giden yol nedir, hiç düşündünüz mü? Şimdi bu soruyu niye sordum merak ediyor olabilirsiniz. Kurbağalar ile ilgili bir hikâye okudum. Bu hikâye çok hoşuma gitti ve sizlerle paylaşmak istedim. Üzerine biraz düşününce hayatımızda da bu...