Navigation

Buradasınız

Herkese Gerçek İhtiyaçlarını Karşılayabileceği Ücret!

Ekonomik krizin etkilerini en ağır biçimiyle yaşadığımız malumunuz. Tablo gittikçe kötüleşiyor. Haklarımıza dönük saldırıların dozunu arttıran egemenler bir kez daha krizden çıkışın faturasını işçi sınıfına kesiyorlar. İlk olarak koronavirüs salgını bahanesiyle olağanüstü bir zemin oluşturarak saldırılara giriştiler. Sonra salgın tehdidinin devam ettiği, “birinci dalganın pikini”, “ikinci dalgayı” yaşadığımız söylemleriyle tehlikenin sürdüğünü dillendirerek atılan ve atılacak olan adımları meşrulaştırmaya giriştiler. Böylece yaşanan krizi fırsata çevirmek, koronavirüs önlemleri adı altında bir dizi saldırı paketini daha uygulamaya geçirmek istiyorlar. Aynı zamanda koronavirüs salgını çöken sağlık sisteminin de üzerini örtmede kullanılıyor.

Ekonomik krizin etkilerini en ağır biçimiyle yaşadığımız malumunuz. Tablo gittikçe kötüleşiyor. Haklarımıza dönük saldırıların dozunu arttıran egemenler bir kez daha krizden çıkışın faturasını işçi sınıfına kesiyorlar. İlk olarak koronavirüs salgını bahanesiyle olağanüstü bir zemin oluşturarak saldırılara giriştiler. Sonra salgın tehdidinin devam ettiği, “birinci dalganın pikini”, “ikinci dalgayı” yaşadığımız söylemleriyle tehlikenin sürdüğünü dillendirerek atılan ve atılacak olan adımları meşrulaştırmaya giriştiler. Böylece yaşanan krizi fırsata çevirmek, koronavirüs önlemleri adı altında bir dizi saldırı paketini daha uygulamaya geçirmek istiyorlar. Aynı zamanda koronavirüs salgını çöken sağlık sisteminin de üzerini örtmede kullanılıyor. Kaosa sürüklenen sağlık sistemini on yıllardır Sağlıkta Dönüşüm Programlarının sonucu olarak okumak gerekir. Nitekim gelinen noktada halkın sağlığa ulaşamamasından tutun da sağlık emekçilerinin çalışma koşullarına, aldığı maaşa kadar yaşanan gerilemelerin nedeni sağlık hizmetlerinin sermayenin ihtiyaçlarına göre dizayn edilmesidir.

Yaşanan her ekonomik krizde olduğu gibi egemenler kamu hizmetlerine ayrılan kaynakları, bütçeyi kısmak istiyorlar. Kemer sıkma programları gibi uygulamalarla ilk olarak kamu hizmetleri alanına müdahale ederek çeşitli kısıtlamalara girişiyorlar. Kamu çalışanlarının ücretlerinin düşürülmesi, sosyal haklarının budanması, esnek çalışma modellerinin uygulanması, personel azaltma, hizmet için gerekli altyapı ve teçhizatı sağlamama bunlardan birkaçı. Şimdilerde fiilen yaşadıklarımız bunlar olmasına rağmen bu saldırılara “koronavirüs önlemleri” deniyor, hedef şaşırtılıyor. Daha şimdiden norm fazlası denilerek kurumlar arasında personel kaydırma girişimleri, THY’de ücretlerin yüzde 30-35 hatta yüzde 50 civarında kesilmesi, öğretmen maaşlarının en büyük maliyet olduğunun dillendirilmesi ve çeşitli hastanelerde aylardır ödenmeyen ek ödemelerin kısılması hayata geçti. Sağlık çalışanları bir taraftan salgınla mücadelede, cephe hattında savaşan asker benzetmesiyle alkışlatılıyor bir taraftan da ağırlaşan çalışma koşullarının düzeltilmesi için hiçbir önlem alınmıyor. Tam tersine çalışma koşulları daha da ağırlaştırılıyor. Bir taraftan içinde oldukları zor koşullar sağlık emekçilerini ruhsal olarak yıpratırken bir taraftan ücret kesintileriyle yaşam koşulları da geriye gidiyor. Aylardır üniversite hastanelerinde ve şehir hastanelerinde sağlık emekçileri ek ödeme alamıyor. Çalışma koşulları gittikçe ağırlaşmasına, iş yükü artmasına, işsiz olan on binlerce sağlık işçisi olmasına rağmen gerekli adımlar atılmıyor. Biz sağlık çalışanlarına ek ödemelerin tavandan ödeneceği ilan ediliyor ama işin aslı çok sınırlı sayıda, üstelik sadece belli birimlerdeki belli meslek guruplarına veriliyor. Oysa sağlık işi bir ekip işidir kadro pozisyonu fark etmeksizin, doktoru hemşiresi, güvenlik görevlisi, sekreteri, temizlik personeli ile bir bütündür, ayrım yapılmadan herkese gerçek ihtiyaçlarını karşılayabileceği ve geçinebileceği bir ücret verilmesini istiyoruz.

Patronlar sınıfına gelince vergi indirimleri, işsizlik fonundan SGK prim desteği, düşük faizli kredi desteği gibi kıyaklar var. Fakat sıra işçi sınıfına gelince, hem de toplum sağlığı gibi önemli bir meselede, bırakalım kaynak arttırmayı mevcut kaynaklardan bile kısmaya çalışıyorlar. Sayıştay Düzenlilik Denetim Raporuna göre şehir hastanelerinde genel bütçeden karşılanması gereken elektrik, doğalgaz ve su harcamalarının sağlık çalışanlarına ait döner sermayeden aktarıldığı ortaya çıktı. Bu da yine gösteriyor ki patronlar kendi sınıf çıkarlarını öne alarak kârlarını sürekli arttırmak, sermayelerini büyütmek derdindeler. Oysa işçiler olarak son 7 yılda gelirlerimiz eridikçe eridi. Yoksulluk derinleşti, yaşamımız giderek katlanılmaz boyutlara vardı. Bu sürede kamuda çalışan sağlık emekçileri olarak bizler de adım adım yoksulluk sınırlarının altına itildik. Birçoğumuz fazla mesai ile geçinebiliyoruz ancak.

Bir yandan insanüstü bir çalışma temposuyla birkaç kişinin yapacağı işi tek başına yapıyor oluşumuz, bir yandan dışarıda onca işsiz sağlık işçisi, bir yandan geçinebilmek için fazla mesaiye kalmak isteyişimiz, bir yandan da ücretlerimizin enflasyon karşısında eridiği gerçeği! Üstelik şu an maaşlarımızı üç kalem adı altında alıyor oluşumuz ve emeklilik maaşımızı yalnızca bir kalem üzerinden alacağımız gerçeği de gösteriyor ki ne bugünümüz ne de geleceğimiz güvence altında. Önümüze serilen bunca gerçeklikle beraber asıl gerçeği hatırlamanın tam zamanı! Gelin tarihimizi geçmişte olduğu gibi yeniden yazmaya koyulalım!

21 Kasım 2020

Sınıf, Emek, Tarih, Yaşam

Sınıfın Penceresinden

  • Binlerce yıl ötelerden günümüze uzanan yapılar, aslında bizlere emeğin serüvenini anlatır. Tüm zenginlik doğanın ve emeğin ürünüdür. Emektir doğadaki zenginliği işleyip dönüştüren. Ta Firavunların Mısır’ından Roma’ya, Hindistan’dan Korkunç İvan’ın Moskova’sına kadar… Dillere destan olmuş şehirleri kuran emektir. Piramitler, saraylar, kanallar, katedraller, sarnıçlar, kemerler, tapınaklar… Emektir bugünün insanını dahi hayrete düşüren tüm bu yapıları yaratan yegâne güç!
  • İnsanlar var olalı beri emek harcadılar, ürettiler, üretiyorlar. Beslenmek, barınmak ve hayatta kalmak çok zordu. Doğa hem bütün ihtiyaçları barındırıyordu ama hem de bunlara ulaşmak ciddi bir emek gerektiriyordu. Çeşitli aletlerin yardımıyla kendi güçlerini kullanan insanlar, zamanla doğada var olan suyun, hayvanların, rüzgârın gücünü kullanmayı keşfettiler. Böylece ihtiyaçlarını üretmek, yaşamlarını sürdürmek çok daha kolay oldu. İnsanın üretim sürecindeki gelişimi hep devam etti. Üretim sürecine makineler girdi, ilk makineler…
  • Kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri durmaksızın artarken emekçi kadınlar aynı sorulara cevap arıyor: Kadına yönelik şiddetin önüne neden geçilemiyor? Şiddet neden artıyor? Siyasi iktidarın temsilcileri şiddetin nedeninin eğitimsiz, cahil, vicdansız, merhametsiz, öfkesini kontrol edemeyen, ailevi ve ahlâki değerlere sahip çıkamayan kişiler olduğunu söylüyor. Erkekleri vicdanlı ve merhametli olmaya çağırıyorlar. Söylenen sözler ilk anda kulağa hoş gelebilir ama kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin artmasının sebebi tam da siyasi iktidarın aileyi korumak adına kadınların haklarına saldırması ve erkek egemen zihniyeti körüklemesidir.
  • George Floyd, “nefes alamıyorum” diye inliyordu ama ırkçı polis umursamadı ve onu acımasızca öldürdü. Floyd’a yapılan bu muamele, kara derililerin değişmeyen kara bahtı, bitmeyen çilesidir. Yüzlerce yıl boyunca Afrika’dan Amerika’ya köle olarak satıldılar bir hayvan ya da bir eşya gibi. İnsan yerine konmayan, aşağılanan, horlanan siyahlar onlarca kez isyan ettiler ve sonunda 1861’de başlayan Amerikan İç Savaşı sonrasında kölelikten kurtuldular. Özgürlüklerine kavuşan siyahların gözleri daha bir ışıl ışıl parlamaya başladı. Ne var ki, o umutlu bakışlardaki ışıltı çok geçmeden solduruldu, tam bir vahşetle karşı karşıya bırakıldılar.
  • Siyasi iktidarın temsilcileri halkın gözüne baka baka yalan söylüyor, bunu da politik uyanıklık ve iş bilme olarak pazarlıyorlar. Gülerek liranın dolar karşısında değer kaybetmesinin halkı ilgilendirmediğini söyleyen Bakan Albayrak, belli ki milyonları istediği gibi aldatabileceğini düşünüyor. Şüphe yok ki bu konuşmanın ardında kibir ve emekçileri aptal yerine koyma vardır. Enflasyon ve işsizlik verilerinin çarpıtılması da aynı bakış açısının ürünü değil mi?

Son Eklenenler

  • Sermaye sınıfı palazlanırken, emekçiler ekonomik krizin ağır yükü altında eziliyor yani acı reçetenin bedelini ödüyor. Siyasi iktidar bugüne kadar “uçma” masallarıyla bu gerçeği gizlemeye çalıştı, yine çalışacak! Fakat durumu eskisi gibi idare...
  • Patronlar işçilerin haklarını gasp ediyor, sendikalı olmak isteyen işçileri işten atarak ya da ücretsiz izne çıkararak cezalandırıyor, kazanılmış tazminat haklarını ödemiyor. Bu duruma itiraz eden, hakkını arayan; ücretsiz izinlere ve işten atmalara...
  • Kadına yönelik şiddet artarak devam ediyor. Özgecanlar, Şuleler, Helinler, Emineler, Cerenler, Nadiralar, Gülistanlar, Pınarlar… son bulmuyor. Hayatlar kararıyor; “artık yeter” haykırışları, kadınların yardım çığlıkları, anaların, babaların,...
  • Systemair HSK, Özer Elektrik ve Baldur fabrikalarında işten atılan direnişçi işçiler, sendikaları Birleşik Metal-İş’le birlikte işten atma ve ücretsiz izin saldırılarına tepkilerini göstermek, seslerini duyurmak, taleplerini dile getirmek için 24...
  • Orta Amerika ülkesi Guatemala’da emekçi kitlelerin sabrı taştı! Hükümetin 2021 için hazırladığı bütçede kamu harcamalarında kesintiye gidilmesine öfkelenen emekçiler 21 Kasımda sokaklara döküldü. Sağlık ve eğitim başta olmak üzere kamu...
  • Geçtiğimiz günlerde Ekim Devriminin 103. yıldönümünde uidder.org’da yayınlanan “İşçiler Devrim Yaptı, Ayaklar Baş Oldu” programını heyecanla, coşkuyla takip ettik. Bu programı takip ederken sık sık içinde yaşadığımız sistemi, koşulları, Ekim Devrimi...
  • Dünyanın ve ülkemizin içinden geçmekte olduğu salgın hastalık süreci, birçok alanda olduğu gibi eğitim ve öğretim alanını da sekteye uğrattı. Milyonlarca öğrenci gibi ben de bu “yeni düzene” uyum sağlama konusunda ciddi sıkıntılar yaşadığımı...
  • Kriz ve koronavirüs salgınıyla birlikte tüm dünyada işçi ve emekçilerin yaşam ve çalışma koşulları daha da zorlaştı. Bu süreçten en çok etkilenenler ise sağlık emekçileri oldu. Egemenler yeterli güvenlik önlemlerini almıyor, yeterli işçi...
  • Ekonomik krizin etkilerini en ağır biçimiyle yaşadığımız malumunuz. Tablo gittikçe kötüleşiyor. Haklarımıza dönük saldırıların dozunu arttıran egemenler bir kez daha krizden çıkışın faturasını işçi sınıfına kesiyorlar. İlk olarak koronavirüs salgını...
  • “Evde kal” derler, ama kalamayız. İşçi işine gitmezse aç kalır, hasta olan hastaneye gitmezse ayağına ne doktor gelir ne yurtdışına uçup tedavisini yaptırabilir. Hastanedeyim. O sürekli tekrar ettikleri “maske, mesafe, hijyen” üçlüsünden maske...
  • Evvel zamanlardan birinde, bir çiftlikte duvardaki çatlaktan bakan fare, çiftlik sahibi ile karısının bir paket açtıklarını gördü. “İçinde yiyecek mi var?” derken, bir baktı ki paketten çıkan bir fare kapanıydı. Hemen bahçeye koşup alarm verdi: “...
  • Pandemi sürecinde siyasi iktidarın ve patronların salgını nasıl kullandıklarını, önlem alma konusunda ne kadar samimiyetsiz olduğunu defalarca gördük, görmeye de devam ediyoruz. Temizlik-mesafe-maske söylemini dillerinden düşürmezken, bağışıklık...
  • Ben bir işçiyim / Soyum belki Spartaküs/ Bilmem belki de Bedreddinlere uzanır./ Çalışırım yaşamak için/ Yarını görmek için bugün çalışmam gerek./ Yarının bugün gibi olmaması için / Bugün çalışmam gerek.

UİD-DER Aylık Bülteni