Navigation

Buradasınız

İşçilerin Sordukları/24

Mayıs 2014, No:74

Yıllık izin hakkı ne zaman kullanılır?

İşyerinde bir yılını dolduran tüm işçiler yıllık izne hak kazanırlar. Yıllık izin süreleri çalışılan işyerinin büyük ya da küçük ölçekli olmasıyla ilgili değildir. İster bir işçinin isterse bin işçinin çalıştığı işyeri olsun, yıllık izin süresini belirleyen şey işçinin işyerinde çalıştığı süredir. İşçinin 1 yıldan 5 yıla kadar (5. yıl dâhil) çalışması halinde yıllık izin süresi 14 işgünüdür. 5 yılını doldurmuş işçiler 15 yıla kadar (15. yıl dâhil) 20 işgünü izin hakkına sahiptirler. 15 yılı geçen işçilerin yıllık izin süresi ise 26 işgünüdür. Bu süreler minimum süreler olup, kullanıldığında işçinin ücretinden kesinti yapılamaz. Ya da işçiye yıllık izin kullandırmak yerine parası verilerek çalıştırılamaz. Ayrıca izin süresine rastlayan hafta tatili, genel tatil ve ulusal bayram günleri izin süresinden sayılmaz.

18 ve daha küçük yaştaki işçiler ile 50 ve daha yukarı yaştaki işçilerin ise çalıştığı süreye bakılmaksızın en az 20 işgünü yıllık izin hakkı vardır.

Yıllık izin bölünerek kullanılabilir mi?

Yıllık izin süreleri en fazla 3’e bölünebilir. Ancak bir seferde 10 günden az olamaz. Örneğin 1 yılını doldurmuş bir işçi 14 günlük izninin 10 gününü tek parça olarak aldıktan sonra geri kalan 4 gününü istediği gibi ikiye bölerek ya da tek seferde kullanabilir.

Yıllık iznin şehir dışında geçirilmesi durumunda yol izni kullanılabilir mi?

İşçi yıllık iznini başka şehirde geçirecekse, bunu belgelemesi halinde işverenden 4 günlük yol izni alabilir. Ancak bu izinler işçinin ücretinden kesilir.

İşyerinden ayrılan bir işçinin kullanmadığı yıllık izin hakları yanar mı?

İşçi işyerinden hangi sebeple ayrılıyor olursa olsun, hâlâ kullanmadığı yıllık izin günleri varsa, işveren bu günlerin ücretini ödemekle yükümlüdür. İşçinin kendi isteğiyle çıkması ya da işveren tarafından işten çıkarılması durumu değiştirmez.

Hak edilen yıllık iznin ne zaman kullanılacağı nasıl belirlenir?

Aslında bir yıllık çalışmanın yorgunluğunu, stresini atmak amacıyla kullandırılan yıllık iznin ne zaman kullanılacağını işçinin kendisinin belirlemesi gerekir. Ancak İş Kanunu’nda bu hak patronlara verilmiştir. İş Kanunu’nun patrondan yana olduğu bu meseleye ilişkin, işçilerin söz söyleyebilmesinin tek koşulu elbette ki örgütlenmektir.

İşçi yıllık izindeyken hastalanırsa ya da gözaltına alınır veya tutuklanırsa bu durumda geçen süre yıllık izinden sayılır mı?

Yıllık izindeyken rapor alan, gözaltına alınan ya da tutuklanan bir işçinin bu durumda geçirdiği günler yıllık izin süresinden sayılmaz. Bunu bir örnekle açıklayalım. Yıllık izninin 10 günlük kısmını kullanmak üzere izne ayrılan bir işçinin izni sırasında hastalandığını ve hastaneden 5 günlük rapor aldığını düşünelim. Bu durumda işçi işbaşı yaptığında 10 gün değil 5 gün izin yapmış kabul edilir. Aynı şekilde 5 gün boyunca gözaltında kalan bir işçi de 10 gün değil 5 gün izin yapmış sayılır. İşçinin raporlu olduğu günler yerine iznini ne zaman kullanacağı ise işverenin inisiyatifindedir.

Yıl içinde alınan mazeret izinlerini işveren yıllık izin hakkından düşebilir mi?

Yıl içinde işçilerin şu ya da bu sebeple aldığı mazeret izinleri, ücretli olup olmadığına bakılmaksızın yıllık izinden sayılmaz.

16 Mayıs 2014

Sınıf, Emek, Tarih, Yaşam

Sınıfın Penceresinden

  • Binlerce yıl ötelerden günümüze uzanan yapılar, aslında bizlere emeğin serüvenini anlatır. Tüm zenginlik doğanın ve emeğin ürünüdür. Emektir doğadaki zenginliği işleyip dönüştüren. Ta Firavunların Mısır’ından Roma’ya, Hindistan’dan Korkunç İvan’ın Moskova’sına kadar… Dillere destan olmuş şehirleri kuran emektir. Piramitler, saraylar, kanallar, katedraller, sarnıçlar, kemerler, tapınaklar… Emektir bugünün insanını dahi hayrete düşüren tüm bu yapıları yaratan yegâne güç!
  • İnsanlar var olalı beri emek harcadılar, ürettiler, üretiyorlar. Beslenmek, barınmak ve hayatta kalmak çok zordu. Doğa hem bütün ihtiyaçları barındırıyordu ama hem de bunlara ulaşmak ciddi bir emek gerektiriyordu. Çeşitli aletlerin yardımıyla kendi güçlerini kullanan insanlar, zamanla doğada var olan suyun, hayvanların, rüzgârın gücünü kullanmayı keşfettiler. Böylece ihtiyaçlarını üretmek, yaşamlarını sürdürmek çok daha kolay oldu. İnsanın üretim sürecindeki gelişimi hep devam etti. Üretim sürecine makineler girdi, ilk makineler…
  • Kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri durmaksızın artarken emekçi kadınlar aynı sorulara cevap arıyor: Kadına yönelik şiddetin önüne neden geçilemiyor? Şiddet neden artıyor? Siyasi iktidarın temsilcileri şiddetin nedeninin eğitimsiz, cahil, vicdansız, merhametsiz, öfkesini kontrol edemeyen, ailevi ve ahlâki değerlere sahip çıkamayan kişiler olduğunu söylüyor. Erkekleri vicdanlı ve merhametli olmaya çağırıyorlar. Söylenen sözler ilk anda kulağa hoş gelebilir ama kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin artmasının sebebi tam da siyasi iktidarın aileyi korumak adına kadınların haklarına saldırması ve erkek egemen zihniyeti körüklemesidir.
  • George Floyd, “nefes alamıyorum” diye inliyordu ama ırkçı polis umursamadı ve onu acımasızca öldürdü. Floyd’a yapılan bu muamele, kara derililerin değişmeyen kara bahtı, bitmeyen çilesidir. Yüzlerce yıl boyunca Afrika’dan Amerika’ya köle olarak satıldılar bir hayvan ya da bir eşya gibi. İnsan yerine konmayan, aşağılanan, horlanan siyahlar onlarca kez isyan ettiler ve sonunda 1861’de başlayan Amerikan İç Savaşı sonrasında kölelikten kurtuldular. Özgürlüklerine kavuşan siyahların gözleri daha bir ışıl ışıl parlamaya başladı. Ne var ki, o umutlu bakışlardaki ışıltı çok geçmeden solduruldu, tam bir vahşetle karşı karşıya bırakıldılar.
  • Siyasi iktidarın temsilcileri halkın gözüne baka baka yalan söylüyor, bunu da politik uyanıklık ve iş bilme olarak pazarlıyorlar. Gülerek liranın dolar karşısında değer kaybetmesinin halkı ilgilendirmediğini söyleyen Bakan Albayrak, belli ki milyonları istediği gibi aldatabileceğini düşünüyor. Şüphe yok ki bu konuşmanın ardında kibir ve emekçileri aptal yerine koyma vardır. Enflasyon ve işsizlik verilerinin çarpıtılması da aynı bakış açısının ürünü değil mi?

Son Eklenenler

  • Siyah emekçilere yönelik ırkçı saldırılar devam ediyor. ABD’de geçtiğimiz Mayıs ayında George Floyd’un katledilmesi üzerine tüm dünyada emekçilerin adalet talebi yükselmiş, meydanlar ırkçı nefrete karşı dolup taşmıştı. Kıtadan kıtaya sıçrayan...
  • Sağlık sistemindeki çöküş salgınla birlikte daha görünür hâle geldi. Sağlık çalışanlarının yükü artarken, dünyanın her yerinde olduğu gibi Türkiye’de de sağlık işçileri bu duruma sessiz kalmıyor. Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikasının (SES...
  • Çok şahit olmuşuzdur ilginç haber başlıklarına. “Emeklilere Müjde”, “Çalışanlara Müjde”, “Artık Herkes Kıdem Tazminatı Alacak” vs... Ama haber içeriğine baktığımızda hiç de müjdeli bir şeyle ya da başlıkta söylendiği gibi heyecan verici bir haberle...
  • “Bir adım öne geçme zamanı! 60 yıllık tecrübemizi çalışma hayatımızın yarınları için seferber ediyoruz. Ülkemizi geleceğin merkezi yapmak için teknoloji hareketini başlatıyoruz.” Metal Sanayicileri Sendikası MESS ilk ürününü paylaşmaktan gurur...
  • Sağlıklı bireyler olabilmek başta sağlıklı beslenmekten geçiyor. İyi beslenenler daha az hasta olurlar. Özellikle kanser gibi önemli hastalıklara yakalanma riskleri de düşer. Bağışıklık sistemleri güçlü olduğundan Covid-19 gibi bulaşıcı hastalıklara...
  • Koronavirüs salgını dünyanın her yerinde sağlık işçilerinin iş yükünü daha da arttırdı. Bu süreçte hayata geçirilen tüm uygulamalar bilim kisvesi altında yapılırken gelin biz de artan iş yükü ve gece mesailerini bilimsel çerçevede değerlendirelim....
  • Ah ah ne günlerdi! Hasta olmaktan ve iğnelerden korksam da hasta olunca yiyeceğim güzel yemeklerin hayalini kurardım çocukken. O zamanlar pek öyle dolabımız dolmazdı. Okula giderken yılda toplasan beş defa bile harçlık aldığımı bilmem. Alsak bile en...
  • Pandemi ortaya çıktığından beri biz işçilerin sırtına binen yük her geçen gün artıyor. Biz işçiyiz, yük hayvanı, bir alet ya da makine parçası değiliz. Bizlerin de yaşamları, aileleri ve özlemleri var. Ama öyle bir düzende yaşıyoruz ki, biz işçiler...
  • Dünyanın birçok ülkesinde ücret artışı, iş güvenliği önlemlerinin alınması, ağır çalışma koşullarının düzeltilmesi, sağlık alanında daha fazla istihdam gibi taleplerle sokaklara çıkan sağlık işçilerine İranlı sağlık işçileri de katıldı. İşçiler 2...
  • UİD-DER olarak, sokağa çıkma yasaklarının uygulandığı yılbaşı akşamı ve takip eden üç gün boyunca yaptığımız yayın akışı sırasında dünyanın dört bir yanından sınıf kardeşlerimizin mücadelelerini hatırlattık. “Zamanı Karanlığa Boğanlara İnat Umut...
  • 2020 yılı işçi sınıfının haklarına yönelik büyük saldırıların gerçekleştiği bir yıl olarak geride kaldı. İşçilerin haklarını kırpmak, gasp etmek için her fırsatı değerlendiren sermaye sınıfı, koronavirüs salgınını da büyük bir fırsat olarak gördü ve...
  • Otlakların birinde bir öküz sürüsü yaşarmış. Çevredeki aslan sürüsünün de gözü öküzlerdeymiş. Ancak, öküzler saldırı anında bir araya geldiği zaman, aslanların yapacak bir şeyi kalmazmış. Bu yüzden küçük hayvanlarla beslenmek zorunda kalan aslanlar...
  • İş güvenliği önlemlerinin alınmaması nedeniyle sık iş cinayetlerinin gerçekleştiği sektörlerin başında gelen tersanelerde yine bir iş cinayeti yaşandı. İstanbul’da Tuzla Gemi Tersanesinde 9 Ocakta gerçekleşen iş cinayetinde 25 yaşındaki İsmail...

UİD-DER Aylık Bülteni