Navigation

Buradasınız

Kadın İşçilerin Büyük Sorunu: Doğum İzni ve Gebelik

Şubat 2011, No: 35

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü yaklaşıyor. Bu anlamlı gün vesilesiyle kadın işçilerin sorunlarından söz etmek istiyorum. Çoğunluğunu kadın işçilerin oluşturduğu bir metal fabrikasında çalışan bir kadın işçiyim. Kadın işçiler gerek hamilelik süreleri boyunca gerekse de doğum izni sonrasında pek çok sorunla karşılaşıyorlar. Örneğin hamile kalan ve çocuğunu doğuran kadın işçiler sıklıkla işten atılıyorlar. Patronlar yasaları çiğnemekten hiç çekinmiyorlar. Eminim ki bunlar sadece benim çalıştığım fabrikada yaşanmıyordur. Pek çok fabrikada başka işçi kardeşlerimin de aynı sıkıntıları yaşadığından hiç şüphem yok. Peki, o halde şöyle bir soru soralım kendimize; nedir doğum izni, ne kadar bir süreyi kapsar ve patron hamile bir işçiyi sırf hamile kaldığı için işten atabilir mi?

İş Kanunun 74. maddesine göre, kadın işçilerin doğum izni doğumdan önce sekiz hafta, doğumdan sonra sekiz hafta olmak üzere toplam 16 hafta olarak belirlenmiştir. Çoğul gebelik durumlarında ise bu süreye iki hafta daha eklenerek toplam 18 hafta kullanılır. Kadın işçi, eğer sağlık durumu uygunsa, bunu bir hekim raporuyla belgeleyerek, dilerse doğum öncesi iznine üç hafta geç ayrılabilir. Bu durumda bu üç hafta, doğum sonrası iznine eklenir. Kadın işçinin doğum iznini tamamladıktan sonra 6 aya kadar ücretsiz izin alma hakkı vardır. Bu süre, yıllık ücretli izin hakkının hesabında dikkate alınmaz. Hamile kadın işçiler hamilelikleri süresince, yeni doğum yapmış işçiler doğumu izleyen sekiz haftalık süre boyunca, emziren işçiler ise doğumu izleyen altı ay boyunca, kendi rızaları olmadan gece çalıştırılamazlar. Hekim raporu ile bu süre uzatılabilir. Hamile işçiye periyodik kontroller için de ücretli izin verilmek zorundadır.

Pek çok işyerinde patronlar, kadın işçileri hamileliği nedeniyle performansının düştüğü gerekçesiyle işten atıyorlar. Performans düşüklüğü gibi bir gerekçe yasada olmamasına rağmen işten atma bahanesi olarak kullanılmaktadır. Patron, aksine, hamile işçinin durumunu gözeterek ona uygun iş vermek zorundadır. Nitekim yasalara göre patron, hekim raporu olan hamile kadın işçiyi sağlığına uygun daha hafif işlerde çalıştırmakla yükümlüdür. Bu durumda işçinin ücretinde bir indirim yapılamaz.

Çalışma süresince hamile kadın işçinin sık sık tuvalete gitme ihtiyacı dikkate alınarak kendisine kolaylık gösterilmek zorundadır. Hamile işçinin ani darbelere, sarsıntıya, uzun süreli titreşime maruz kalacağı işlerde çalıştırılması yasaktır. Hamile işçinin kişisel koruyucu kullansa bile 80 desibelden daha az gürültülü ortamlarda çalışması sağlanmalı ve bu mümkün değilse işi değiştirilmelidir. Hamile veya yeni doğum yapmış kadın işçinin yalnız çalıştırılmaması gerekir. Bu mümkün değilse diğer işçilerle kolaylıkla iletişim kurabileceği bir yerde çalışması sağlanır. Kadın işçilere bir yaşından küçük çocuklarını emzirmeleri için günde toplam bir buçuk saat süt izni verilir. Bu sürenin hangi saatler arasında ve kaça bölünerek kullanılacağını işçi kendisi belirler. Bu süre günlük çalışma süresinden sayılır.

Yaşları ve medeni durumları ne olursa olsun 100-150 kadın işçinin çalıştığı yerlerde patron tarafından, bir yaşından küçük çocukların emzirilmesi, bakılması ve bırakılması için çalışma ortamının dışında ve en çok 250 metre uzaklıkta emzirme odaları kurdurulması zorunludur.

150’den çok kadın işçinin çalıştığı yerlerde 0-6 yaş arası çocukların bakımı ve annenin çocuğunu emzirmesi için kreş açılması zorunluluğu vardır. Bu kreş, içinde anaokulu açmak zorundadır. Eğer kreş işyerine 250 metreden uzak ise patron araç sağlamakla yükümlüdür. Patronlar bu yükümlülüklerini herhangi bir kreşle anlaşarak da yerine getirebilirler. Aynı zamanda kadın işçi sayısı belirlenirken, aynı patronun sadece o fabrikadaki işçi sayısı esas alınmaz. Patronun yakın alan içindeki bütün fabrikalarında çalışan kadın işçilerinin toplam sayısı esas alınır.

Yasal olarak var olan haklarımız bunlar. Fakat bizler bunları bilmediğimiz ve dahası örgütlü olmadığımız için bu haklarımızı bile kullanamıyoruz. Patronlar işçilerin mücadele ederek kazandığı hakları fiilen bir bir elimizden alıyor. Nitekim bu saydığım haklara da göz dikmiş durumdalar. Kadınlar olarak bu sistemde hem işçi olduğumuz hem de kadın olduğumuz için iki kat daha fazla eziliyor, daha fazla sömürülüyoruz. Bizler kadın işçiler olarak işçi sınıfının örgütlü mücadelesinin içinde yer almalı, en önde olmalıyız. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününü bizlere armağan eden kadınlar gibi sınıfımızın saflarında yerimizi alalım. Erkek sınıf kardeşlerimizle birlikte, omuz omuza, bizleri ikinci sınıf insan konumuna iten sömürü düzenine karşı mücadele edelim.

15 Şubat 2011

Sınıf, Emek, Tarih, Yaşam

Sınıfın Penceresinden

  • Binlerce yıl ötelerden günümüze uzanan yapılar, aslında bizlere emeğin serüvenini anlatır. Tüm zenginlik doğanın ve emeğin ürünüdür. Emektir doğadaki zenginliği işleyip dönüştüren. Ta Firavunların Mısır’ından Roma’ya, Hindistan’dan Korkunç İvan’ın Moskova’sına kadar… Dillere destan olmuş şehirleri kuran emektir. Piramitler, saraylar, kanallar, katedraller, sarnıçlar, kemerler, tapınaklar… Emektir bugünün insanını dahi hayrete düşüren tüm bu yapıları yaratan yegâne güç!
  • İnsanlar var olalı beri emek harcadılar, ürettiler, üretiyorlar. Beslenmek, barınmak ve hayatta kalmak çok zordu. Doğa hem bütün ihtiyaçları barındırıyordu ama hem de bunlara ulaşmak ciddi bir emek gerektiriyordu. Çeşitli aletlerin yardımıyla kendi güçlerini kullanan insanlar, zamanla doğada var olan suyun, hayvanların, rüzgârın gücünü kullanmayı keşfettiler. Böylece ihtiyaçlarını üretmek, yaşamlarını sürdürmek çok daha kolay oldu. İnsanın üretim sürecindeki gelişimi hep devam etti. Üretim sürecine makineler girdi, ilk makineler…
  • Kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri durmaksızın artarken emekçi kadınlar aynı sorulara cevap arıyor: Kadına yönelik şiddetin önüne neden geçilemiyor? Şiddet neden artıyor? Siyasi iktidarın temsilcileri şiddetin nedeninin eğitimsiz, cahil, vicdansız, merhametsiz, öfkesini kontrol edemeyen, ailevi ve ahlâki değerlere sahip çıkamayan kişiler olduğunu söylüyor. Erkekleri vicdanlı ve merhametli olmaya çağırıyorlar. Söylenen sözler ilk anda kulağa hoş gelebilir ama kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin artmasının sebebi tam da siyasi iktidarın aileyi korumak adına kadınların haklarına saldırması ve erkek egemen zihniyeti körüklemesidir.
  • George Floyd, “nefes alamıyorum” diye inliyordu ama ırkçı polis umursamadı ve onu acımasızca öldürdü. Floyd’a yapılan bu muamele, kara derililerin değişmeyen kara bahtı, bitmeyen çilesidir. Yüzlerce yıl boyunca Afrika’dan Amerika’ya köle olarak satıldılar bir hayvan ya da bir eşya gibi. İnsan yerine konmayan, aşağılanan, horlanan siyahlar onlarca kez isyan ettiler ve sonunda 1861’de başlayan Amerikan İç Savaşı sonrasında kölelikten kurtuldular. Özgürlüklerine kavuşan siyahların gözleri daha bir ışıl ışıl parlamaya başladı. Ne var ki, o umutlu bakışlardaki ışıltı çok geçmeden solduruldu, tam bir vahşetle karşı karşıya bırakıldılar.
  • Siyasi iktidarın temsilcileri halkın gözüne baka baka yalan söylüyor, bunu da politik uyanıklık ve iş bilme olarak pazarlıyorlar. Gülerek liranın dolar karşısında değer kaybetmesinin halkı ilgilendirmediğini söyleyen Bakan Albayrak, belli ki milyonları istediği gibi aldatabileceğini düşünüyor. Şüphe yok ki bu konuşmanın ardında kibir ve emekçileri aptal yerine koyma vardır. Enflasyon ve işsizlik verilerinin çarpıtılması da aynı bakış açısının ürünü değil mi?

Son Eklenenler

  • Bir zamanlar yoksullara çare olan ayçiçeği yağı bugün el yakıyor. Şöyle en ucuzundan 5 litre ayçiçeği yağının fiyatı 72 lira! Oysa insanlığın kadim tecrübeleri ve yapılan araştırmalar sayesinde sağlıklı ve dengeli beslenmede proteinlerle birlikte...
  • “Uzaya çıkabilir miyiz?” sorusu dilden dile herkesin ağzında. Verilen cevaplara gülmemek elde değil. “Bırak abi uzaya çıkmayı, biz koronadan sokağa çıkamıyoruz. Geç kaldık uzaya, biz anca markete çıkarız!” diyenler mi arasınız, “liderimizle biz her...
  • Merhaba arkadaşlar, ben yeni mezun bir rehber öğretmenim. Engelli bireylerimizin eğitim aldığı özel bir rehabilitasyon merkezinde kısa bir süre çalıştım. Malûmunuz eğitimde fırsat eşitsizliği özellikle pandemi koşullarında hepten alıp başını gitti....
  • İnsanların uğrak noktalarından biri olan AVM’lerin sayısı her geçen gün artıyor. Dışarıdan bakıldığında çok şaşaalı duran AVM’lerin iç dünyası maalesef ki düşünüldüğü kadar parlak değil. Uzun süredir AVM’de çalışan bir işçi olarak size birkaç şey...
  • Edebiyatın Türkçe söyleyen büyük ustası Yaşar Kemal, 28 Şubat 2015’te hayata gözlerini yumdu. 90 yılı aşan ömründe Anadolu’nun yoksul insanları ile hemhal olan büyük usta, onların acılarını, korkularını, mutluluklarını, cesaretlerini anlatan...
  • İktidar ve avenesi yediklerini, içtiklerini canlı yayınlarda gözümüze sokuyorlar. Ahali, gördüğü yemekler karşısında yutkunadursun kendi saraylarına, malikânelerine, villalarına krizin gölgesi bile uğramaz. Kendileri tok olduğundan “uçuyoruz,...
  • Asgari ücretin belirlenmesini hepimiz dört gözle bekliyorduk. Bunlardan çok bir umudumuz yoktu zaten, bizi yanıltmadılar. “Ekmek yiyorlarsa o zaman aç değiller” diyen zihniyetin bizlere bunları layık göreceği belliydi. 2021’de asgari ücret 2825 lira...
  • 2020, patronlar ve yönetenler için zenginliklerine zenginlik kattıkları, işçilerin alın terini, emeğini arsızca, hoyratça sömürdükleri bir yıl oldu. İşsizlik, ekonomik kriz, hayat pahalılığı, iş kazaları, hak gaspları, yasaklar, intiharlar....
  • Yoksul bir inşaat işçisinin çocuğu olarak büyüdüm. Az çok idare ederdik işte... Tüm yoksulluğumuza rağmen annemin eldeki parayı mümkün olduğunca beslenmemize ayırması bizi hayatta tuttu. Ama bazen işler çığırından çıkardı. Borçlar birikir, bakkal...
  • Maltepe Belediyesi işçilerinin grevi devam ediyor. Grevin üçüncü gününde Tugay Yolu’ndaki Park ve Bahçeler Müdürlüğü önünde bekleyen grevci işçileri ziyaret eden UİD-DER’li işçiler, dördünce gününde ise Gülsuyu’nda bulunan Maltepe Belediyesi...
  • CHP’li belediye yönetimleri işçilerin taleplerini karşılamak yerine, grevi karalayarak gözden düşürmeye çalışıyor. Belli ki tek merkezden harekete geçirilen trol ordusu, belediye işçilerini aşağılıyor. Demokrasi konusunda mangalda kül bırakmayanlar...
  • Çorum’da üretim yapan Ekmekçioğulları Metal fabrikasının işçileri DİSK’e bağlı Birleşik Metal-İş Sendikasında örgütlenmiş ve bu nedenle işten atılmışlardı. Ekmekçioğulları patronu, işyerinde çoğunluğu sağlayıp Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler...
  • 26 Şubat 1984’te kaybettiğimiz işçi sınıfının şairi Hasan Hüseyin Korkmazgil, acıyı da, umudu da, hasreti de, kavgayı da yazdı. Yaralara merhem olsun, karanlıkta ışık olsun, yüreklerde sevinç olsun, kavgaya çağıran ses olsun diye şiirleri, yüreğini...

UİD-DER Aylık Bülteni