Navigation

Buradasınız

Türk Metal’in Hazırlıkları

Merhaba kardeşler. Ben otomotiv sektöründe çalışan bir metal işçisiyim. Bildiğiniz gibi, metal sektöründe 2017-2019 yılları arasını kapsayan Grup Toplu İş Sözleşmesi görüşmeleri başladı. 150 bine yakın metal işçisini Türk Metal, Çelik-İş ve Birleşik Metal-İş temsil ediyor. Her bir sendika sözleşme taslaklarını üyeleri ve kamuoyuyla paylaştı. MESS sözleşmelerinde Türk Metal’in ağırlığı ve önemi her dönem tartışma konusu olmaya devam ediyor. Sendika her sözleşme sonrasında başta ilan ettiği vaatlerin çok çok altına imza atsa da işçilere “en başarılı sözleşmeyi imzaladık, hayırlı uğurlu olsun” demekten de geri durmuyor. Önümüzdeki süreçte sözleşme nasıl sonuçlanır şimdiden belli olmasa da, perşembenin gelişi çarşambadan belli olur demiş atalarımız.

Türk Metal, kendilerinden habersiz satış sözleşmelerine imza atmasından bıkan, sözleşmeyi beğenmeyen, grev talep eden, sendikal demokrasinin esamesinin bile okunmamasından usanan işçileri sindirmek istiyor, işten atmakla tehdit ediyor. Bu amaçla patronlarla ortak hareket ediyor.

Yaklaşık 195 bin üye ile metal işçilerinin sayıca en büyük sendikası Türk Metal, sözleşme taslağını hazırladı ve kamuoyuyla paylaştı. Buna göre Türk Metal’in ilk altı ay için talep ettiği zam brüt ortalama yüzde 38 oldu. Bu oran ortalama 10 yıllık bir işçinin alacağı toplam tutarı ifade ediyor. Sonraki her 6 aylık dönem için sendika, enflasyon artı 2 puanlık zam oranı istiyor. Son olarak Türk Metal sosyal haklara yüzde 40 oranında zam talebinde bulunuyor. Daha en baştan belirtelim ki bütün bu oranlar pazarlık masasında yüzde kaça düşer belli değil. Üstelik talep edilen zam oranlarının brüt olduğunu unutmamak lazım… En az üçte bir oranında vergilere gideceği düşünüldüğünde, ele geçen ücretin asgari ücretin birkaç puan üzerinde olacağı bütün metal işçilerinin bildiği bir gerçektir.

Fakat Türk Metal sözleşmeye hazırlığı öyle bir şova dönüştürmüştür ki işçinin aklını karıştırmak ve gözünü boyamak için her türlü yola başvurulmuştur. Metal işçilerine “sizleri dinledik ve taleplerinizi kabul ettik. Sizin talepleriniz doğrultusunda en yüksek zam oranını MESS’e sunacağız” diyor. Ama daha ilk adımda işçiler arasındaki kıdem ve görev farklarını öne çıkarıyor. İşçilerin ortak bir ruhla patrona karşı mücadele etmesinin önüne geçmeye çalışıyor.

Türk Metal patronu Pevrul Kavlak geçtiğimiz sene MESS Genel Kuruluna katılarak “Geçen yıl Bursa’da başlayan, kısa sürede başka yerlere sıçrayan bazı sorunlar yaşadık. Çok şükür atlattık. Çok şükür üyelerimiz onca kışkırtmaya rağmen kısa sürede gereken tepkiyi verdi, gereğini yaptı. İşyerlerine yeniden barışı ve huzuru getirdi” demişti. Yani 2017 sözleşmesinde daha fazla zam talep edilmesini sağlayan ve “metal fırtına” olarak adlandırılan süreci “sorun” olarak gördüklerini dile getirmişti. İşverenleri bu tip olayların bir daha yaşanmaması için işbirliği yapmaya çağırmış, 2017 sözleşmesinde ortak hareket etmelerinin önemini vurgulamıştı. Eylemlere katılan işçileri “kışkırtıcı” olmakla suçlayan Kavlak, kimi patronların sürece seyirci kaldığından ve işçilere yeterli baskıyı uygulamadığından yakınmıştı.

Türk Metal, kendilerinden habersiz satış sözleşmelerine imza atmasından bıkan, sözleşmeyi beğenmeyen, grev talep eden, sendikal demokrasinin esamesinin bile okunmamasından usanan işçileri sindirmek istiyor, işten atmakla tehdit ediyor. Bu amaçla patronlarla ortak hareket ediyor. Patronların ücretlerde bir nebze de olsa kesenin ağzını açmalarını talep ediyor çünkü aksi halde kopacak fırtınanın bir öncekinden çok daha büyük “sorunlara” yol açacağını çok iyi biliyor.

Türk Metal’in vaat ettiği zam talebini nasıl alacağını, greve çıkıp çıkmayacağını göreceğiz. Ne olursa olsun metal işçileri olarak oyunlara karşı hazırlıklı olmalıyız.

7 Ekim 2017

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • Kardeşler, bizler çeşitli sektörlerde sendikalı çalışan işçileriz. Sendikalarımızın bağlı olduğu konfederasyonların patron örgütleriyle birlikte aynı bildiriye imza attığını duyunca çok öfkelendik. Bu durumu size yazmak istedik. Sermaye sınıfı, “...
  • Dünyayı etkisi altına alan koronavirüs gündemi ile birlikte sermaye sınıfı işçilerde, yoksul emekçilerde ve emekçi ailelerin çocuğu olan öğrencilerde tedirginlik ve korku oluşturmaya çalışıyor. Ne yapacağını bilemeyen örgütsüz kitleler bu korkunun...
  • Son günlerde malum herkesin tek bir gündem konusu var: Koronavirüs. Telefonlarda, sokakta, işyerinde, otobüslerde herkesin sadece bu konuyu konuşuyor. Gazetelerde, televizyonlarda tüm programlar koronavirüs üzerine. İnsanlar evden çıkmaya korkar...
  • Koronavirüse karşı önlem olarak söylenen “el yıkamak” Afrika’nın yoksul emekçileri açısından mümkün değil. Suya erişimin çok kısıtlı ve pahalı olduğu Afrika ülkelerinde hastaneler dahi sudan ve temel hijyen maddelerinden yoksun. Sağlık işçileri...
  • Patronlar ve hükümet, menfaatleri gereği, hangi yalana nasıl inanmamızı istiyorlarsa, bizi en kolay nasıl aldatacaklarsa öyle çevirip kıvırıyorlar. Bir şey anında tam karşıtına dönüşebiliyor. Yıllardır doğru olduğunu adımız gibi bildiğimiz şeyler...
  • Ben özel bir hastanede çalışan sağlık işçisiyim. Koronavirüsü bahanesiyle, üç haftadır arkadaşlarımız zorunlu yıllık izne veya ücretsiz izine çıkartıldı. İzne çıkartılırken “sizi korumak adına” diyen patronlar, virüs bahanesiyle krizin yükünü...
  • İçinden geçtiğimiz süreç tam anlamıyla at iziyle it izinin birbirine karıştığı bir dönemdir. Çok masum görünen şeylerin arkasında bile burjuvazinin kandırmacaları olabileceğini akıldan çıkarmamak gerekir. Burjuvazi ve temsilcileri, yaptıkları...
  • Sermaye sınıfının hizmetindeki siyasi iktidar, 2018’de ülkenin yeni bir krize sürüklenmesiyle, Kısa Çalışma ve Kısa Çalışma Ödeneği Yönetmeliğinde yaptığı değişikliklerle işverenlerin bu uygulamadan yararlanmasını kolaylaştırdı. Bu kez dünya...
  • Tüm dünyada egemen sınıf bir olmuş, koronavirüs üzerinden korku salıyor. Fakat öte yandan en basit önlemleri bile almıyorlar. Bu nasıl ikiyüzlülük? Üstelik bu süreç kapitalizmin nasıl vicdansız ve aşağılık bir sistem olduğunu başka bir noktadan da...
  • Kapitalist sistem çürümeye başladı ve yaşadığı büyük krizin içerisinde çırpınıp duruyor. Sermaye sınıfı, uzun süredir bu büyük krizi atlatma politikaları üretip, kendini aklama derdinde. Son aylarda adını bol bol duyduğumuz Covid-19’u bahane ederek...
  • Her sabah felaket senaryoları ile açıyoruz gözlerimizi. Yakın çevremizden, ailemizden aldığımız haberlerden ücretsiz izinlerin ve işten atmaların yaygınlaştığını, çalışma koşullarının ağırlaştığını ve haklarımızın git gide ellerimizden alındığını...
  • Hollywood filmlerine taş çıkartan senaryolarla küresel bir tantananın kopartıldığı, muazzam bir ikiyüzlülüğün sergilendiği günlerden geçiyoruz. Her gün yeni sayılar açıklanarak koronavirüs salgınının nasıl da hızlı yayıldığı ilan ediliyor, panik...
  • Dünyanın dört bir yanında koronavirüs salgını bahanesiyle patronlar sınıfı toplu işten atmalara başladı. Daha şimdiden dünya genelinde 20 milyonun üzerinde işçi işsiz kaldı. Henüz işten atılmayanlar ise ya ücretsiz izne çıkarılıyor ya da esnek...