Navigation

Buradasınız

Ücret Kesintilerine İzin Vermeyelim!

Mayıs 2011, No: 38

Ücret kesintileri, patronların, işyerlerinde işçileri yıldırmak, korkutmak ve baskı altına almak için kullandıkları yöntemlerden birisidir. Örneğin işe geç gitme, mesaiye kalmama, işin hatalı üretilmesi gibi durumlarda patronlar haksız yere ücret kesintileri yapıyorlar. Ayrıca bu kesintileri keyfi bir biçimde kural haline getirerek bütün işçilerin boyun eğmesini istiyorlar. Patronların gözümüzü korkutmak için kullandıkları bu tehdidin karşısında uyanık ve bilinçli olursak, onların oyununu tersine çevirebiliriz.

Patronlar hangi durumlarda ücret kesintisi yapamazlar:

4857 Sayılı İş Kanunu’nun 38. maddesinde ücret kesme cezası şöyle açıklanmaktadır:

  • İşveren, toplu sözleşme veya iş sözleşmelerinde gösterilmiş olan sebepler dışında işçiye ücret kesme cezası veremez.
  • İşçi ücretlerinden ceza olarak yapılacak kesintilerin işçiye derhal sebepleriyle beraber yazılı olarak bildirilmesi gerekir.
  • İşçi ücretlerinden yapılacak kesintiler bir ayda iki günlük ücretten fazla olamaz.
  • Bu paralar kesildiği tarihten itibaren bir ay içinde, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı hesabına yatırılmalıdır.

Yani işçiden ceza olarak kestiği ücreti patron kendi istediği gibi kullanamaz. İşçilerin eğitimi için ayrılan fona yatırmak zorundadır. İlgili maddede bu durum şöyle açıklanmaktadır:

  • Her işveren, işyerinde bu paraların ayrı bir hesabını tutmaya mecburdur. Birikmiş bulunan ceza paralarının nerelere ve ne kadar verileceği Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanının başkanlık edeceği ve işçi temsilcilerinin de katılacağı bir kurul tarafından karara bağlanır.

Ücret kesintisiyle ilgili iş kanununda uyulması gereken maddeler bu şekilde açıklanırken, patronlar ücret kesintisi konusunda yasada yer alan maddelere uymuyorlar. Yasa, ücret kesintisi uygulamasının imzaladığımız iş sözleşmesinde yazılı olması gerektiğini söylüyor. Fakat işçiler işe alınmak için, patronun önlerine koyduğu sözleşmeleri sorgusuz sualsiz imzalamak zorunda kalıyorlar. Ancak işçilerin rızaları olmadan imzalatılan iş sözleşmeleri 4857 sayılı İş Yasasına aykırı olamaz. Aslında patronlar kendi orman kanunlarını dayatmakta ve suç işlemektedirler. Patronlar işçilerin örgütsüzlüğünden güç alarak imzalanan sözleşmeleri bir tehdit unsuru olarak kullanıyorlar. İşe geç kalındığında uygulanan ücret kesme cezası da bu tehditlerden biridir.

Örneğin, 10 dakika işe geç gidip o gün çalıştığı halde işçilerin kimi zaman bir saatlik kimi zaman ise bir günlük yevmiyeleri kesilmektedir. Oysa işçi çalıştığı tüm sürenin ücretini alma hakkına sahiptir, yani işçiden ancak geç kaldığı sürenin ücreti kesilebilir. 10 dakikaya karşılık bir saatin ya da bir saat geç kalmaya karşılık bir günlük yevmiyenin kesilmesi kesinlikle keyfi bir tutumdur.

Ücret kesintilerinin yaşandığı diğer bir durum ise, işyerinde hatalı çıkan malların faturasının işçilerin sırtına yıkılmasıdır. Uzun, tempolu ve yorucu çalışma saatlerinin sonunda ya da vardiyalı çalışma sistemi nedeniyle dikkat bozukluğu yaşamamak imkânsızdır. Bu nedenden kaynaklı olarak üretilen hatalı üründe işçinin kastının olup olmadığının tespit edilmesi gerekir. Kasti olarak yapıldığı belirlenen zararın bedeli her ne olursa olsun bir ayda iki günlük ücretten daha fazla olamaz. Bu konuya ilişkin UİD-DER’li bir işçi başından geçen bir olayı gönderdiği mektupta şöyle anlatıyor: “Çalıştığım işyerinde, basılan işte bir hata varsa, üretilen ürünün üretim maliyeti değil müşteri fiyatı üzerinden ceza kesiliyordu. O hatayı yapan herkese zarar paylaştırılıyordu. Karşılığında da hiçbir açıklamanın yer almadığı bir para makbuzu veriliyordu. Herkes sıra ne zaman bana gelecek diye bekliyordu. Örgütlü olmadığımız için de buna boyun eğiyorduk. Bir gün benim yaptığım işte de bir hata meydana geldi. Yöneticiler bu cezayı bana kesmeye çalıştığında UİD-DER’li arkadaşları arayıp buna karşı ne yapabileceğimi sordum. Sonra da müdürlere hiçbir açıklamanın yer almadığı ceza makbuzunu kabul etmeyeceğimi ve imzalamayacağımı söyledim. Kesintiyi hangi gerekçeyle yapacaklarına dair yazılı bir açıklama istediğimi belirtince, yasal sınırlar dışında ücret kesintisi uygulayamadılar ve bunu bordromda da göstermek durumunda kaldılar.”

Ücret kesintisi yapılmasına karşı bilinçli bir işçinin verdiği bu mücadele, aslında ne yapılması gerektiğini de ortaya koyuyor. Patronların her alanda süren saldırılarına karşılık verilememesinin iki temel nedeni bulunuyor: Bunlardan birisi işçilerin örgütsüz oluşu, ötekisi ise haklarını bilmemeleridir. Ancak yasal hakları bilmek tek başına hiçbir şey ifade etmez. İşçiler örgütlü ve aynı zamanda bilinçli olurlarsa haklarını savunabilir ve patronların saldırılarına dur diyebilirler.

15 Mayıs 2011

Son Eklenenler

  • “Gereksiz yere yanan ışıkları kapatın”, “duş süresini kısaltın”, “pencerelerinizi kontrol edin”, “diş fırçalarken suyu kapatın”, “peteklerinizin arkasındaki duvarı kaplayın”… Biz işçi ve emekçiler böyle tavsiyeleri çok sık duyarız. Ama koronavirüs...
  • Sakarya’nın Hendek ilçesindeki Büyük Coşkunlar havai fişek fabrikasında 3 Temmuzda ardı ardına patlamalar meydana geldi. Fabrikada 200 civarı işçinin çalıştığı belirtilirken, şu ana kadar 4 işçinin hayatını kaybettiği, içinde durumu ağır olanların...
  • Yaşadığı çağı anlamlandırmaya çalışan insan, tarih boyunca geleceğe yönelik çeşitli tasavvurlarda bulundu. Mesela edebiyat tarihinin ilk bilimkurgu yazarı olarak bilinen Samsatlı Lukianos, bir eserinde dönemin en hızlı teknolojik aracı olan...
  • Merhaba arkadaşlar. Ben özel sektörde çalışan bir eğitim emekçisiyim. Her yıl 10 aylık sözleşmelere imza atıp 3 kuruşa yaşamaya çalışan binlerce öğretmenden biriyim. Haftanın altı günü sabah 9’dan akşam 7’ye en az 10 saat, posamız çıkana kadar...
  • Selam olsun 15-16 Haziran büyük işçi direnişini miras bırakan işçi sınıfına, selam olsun sınıfımızın tarihini bizlere taşıyan derneğimiz UİD-DER’e! Derneğin sitesinde yayınlanan akışı okurken ve izlerken kendimi son derece mutlu ve gururlu hissettim...
  • 8 yaşında bir kız çocuğu hayata dair ne kadar şey bilebilir? Hayatın yükünü ne kadar sırtlayabilir? Adı üstünde çocuk… Çocuk oyun oynamak ister, gülmek ister. Gelecek henüz çok uzaktır onun için. Büyümek için, hayatın yükünü taşımak için önünde daha...
  • ABD’de ırkçı bir polis, gözaltına aldığı siyah Amerikalı George Floyd’un boynuna dizini dakikalarca bastırarak öldürdü. Ölmeden önce defalarca “nefes alamıyorum” diye haykıran Floyd’un katledilişi, ABD’de büyük yankı uyandırdı. Ülke çapında başlayan...
  • Koronavirüs, tek derdi kâr etmek olan patronlar için büyük bir fırsata dönüştürüldü. Zaten sinekten yağ çıkartırcasına bizleri çalıştıran patronlara, muazzam bir vurgun kapısı daha açılmış oldu. Ekranlarda işçilerin sağlığını düşünüyoruz diyenler,...
  • İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG Meclisi), Emeklilik Çağında Çalışan İşçiler İş Cinayeti Raporu hazırladı. Rapora göre, 2013-2019 yılları arasında “emeklilik çağında çalışan” en az 1925 işçi, iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi. Raporda...
  • İş kazalarının en sık yaşandığı sektörlerin başında inşaat sektörü geliyor. İnşaat sektörü işçilerin sendikasız ve güvencesiz çalıştırıldığı sektörlerin başında geliyor. Yevmiye usulü ve çoğunlukla sigortasız çalıştırılan işçiler taşeron firmaların...
  • ABD’de siyah bir emekçinin polis tarafından sokak ortasında vahşice katledilmesinin ardından başlayan protesto gösterileri dünyanın çeşitli ülkelerine de yayıldı. Dünyanın farklı ülkelerinde, farklı dillerde, siyah beyaz, kadın erkek, genç yaşlı yüz...
  • AKP iktidara geldiği günden beri işçi sınıfının kazanılmış haklarını gasp etmeye yönelik her girişimi “müjde” diye sundu. Kıdem tazminatını yok etme planını bu kez Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi adı altında gündeme getirmiş bulunuyor. Sendikalar,...
  • Koronavirüs vesilesiyle kaldırılan toz bulutunu fırsat bilen AKP hükümeti, Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi adı altında kıdem tazminatını kurulacak bir fon yoluyla yok etmeye çalışıyor. Sermaye sahipleriyle kol kola giren siyasi iktidarın bu planına...

UİD-DER Aylık Bülteni