Navigation

Buradasınız

UİD-DER Kadın Komitesi Yoluna Devam Ediyor

Eylül 2013, No:66

UİD-DER Kadın Komitesi, işçi-emekçi kadınların sorunlarının çözümü yolunda ortaya koyduğu anlamlı çalışmalarına devam ediyor.

Geçtiğimiz dönem UİD-DER Kadın Komitesi olarak, işçi-emekçi kadınların sorunlarının çözümü yolunda pek çok çalışma yürüttük. İşçi-emekçi kadınlara ulaşabilmek ve hem kendi sesimizi onlara duyurmak hem de onların sesini tüm işçilere ulaştırmak için çalıştık. Emekçi kadının sesini duyurabilmesinin en önemli araçlarından biriydi 1 Mayıs. 1 Mayıs’a hazırlanırken fabrikalardan, mahallelerden emekçi kadınlarla bir araya geldik. Sorunlarımızı ve çözüm yollarını paylaştık. İşte bu paylaşımdan çıkan taleplerimizi de alanda gururla ve kararlılıkla taşıdığımız dövizler haline getirdik. 1 Mayıs’ta UİD-DER korteji içinde her yaştan emekçi kadınla oluşturduğumuz UİD-DER Kadın Komitesi korteji, alanda yükselttiği taleplerle, önlükleri ve kırmızı güllerle bezenmiş dövizleriyle dikkat çekti, göz doldurdu.

Kadın Komitesi olarak bu kolektif çaba bizi daha çok birbirimize yaklaştırdı. Emekçi kadınların mücadelede en önde olması gerektiği konusundaki kararlılığımızı perçinledi. Artık daha sıkı çalışmalıydık. Bir araya gelmemize sebep olan o kadar çok sorun vardı ki! Fabrikalarda, atölyelerde çalışırken yaşadığımız sağlık sorunları, ev işlerini yaparken emeğimizin görülmemesi, ev-iş çemberinde sıkıştırılmış hayatlar yaşamamız, çocuk bakımının sırtımıza yüklenmesi ve daha pek çok sorun...

Sorunu çözmek için önce paylaşmak gerek dedik ve pikniklerde, kahvaltılarda bir araya geldik. “Sinemaya, tiyatroya gitmeyeli kaç yıl oldu?” diye sorduk ve evlerimizden getirdiğimiz yiyeceklerin de eşliğinde yıllardır unuttuğumuz sinema keyfini hep beraber derneğimizde yaşadık. “Eve iş alarak el emeği, göz nuru döktüğü işlerden aldığı birkaç lirayla eve katkıda bulunmaya çalışan, esnek çalıştırılan ya da vardiyalı çalışmanın sıkıntılarını fazlasıyla yaşayan emekçi kadınlarımızın sesini duyurmalıyız” dedik ve evlerine konuk olduk, sorunlarını, sıkıntılarını bültenimizde paylaştık. Bununla da yetinmedik, çalışan kadınların yaşadığı sorunları, meslek hastalıklarını bizzat kendilerinden dinlemek için stantlar kurduk, anketler yaptık. “Futbol erkek işidir” düşüncesine aldırmadan kadın işçilerle dostluk maçları yaptık.

İşçi sınıfının kadınıyla, erkeğiyle bir bütün olduğunun farkındaydık ve çalışmalarımızı bu bilinçle sürdürdük. Devam eden grev ve direnişleri elimizden geldiğince ziyaret etmeye özen gösterdik. Direnişçi işçilerin evlerine konuk olduk ve sorunlarımızı paylaştık. Dayanışmayı güçlendirdik.

Konuk olduğumuz her evde çaylarımızı yudumlarken, unutturulmaya çalışılan güven duygusunu tazeledik. Fabrikalarda işçiler robotlaştırılmaya çalışılırken, bizler ısrarla insan olduğumuzu hatırlattık birbirimize. Ve insan olmanın tek ölçütünün nefes alıp vermek olmadığını, daha fazla bir araya gelerek, dayanışma ile gösterdik. Sözün özü, biz bu yolu yürürken keyifle, inançla, gurur ve onurla yürüdük.

Yürüyüşümüz temposunu düşürmeden yeni dönemde de devam edecek. Biliyoruz ki daha yapacak çok işimiz var. Daha gideceğimiz pek çok fabrika, çalacağımız yüzlerce kapı, sesi olacağımız binlerce emekçi kadın var. Biz istiyoruz ki, böyle anlamlı bir yürüyüşün coşkusunu daha çok emekçi kadınla birlikte yaşayalım. Sorunlarımızın çözümünü tek başımıza değil hep birlikte arayalım. İşçi sınıfının bir parçası olduğumuzu unutmadan mücadelede en önde hep birlikte yürüyelim.

16 Eylül 2013

Sınıf, Emek, Tarih, Yaşam

Sınıfın Penceresinden

  • Binlerce yıl ötelerden günümüze uzanan yapılar, aslında bizlere emeğin serüvenini anlatır. Tüm zenginlik doğanın ve emeğin ürünüdür. Emektir doğadaki zenginliği işleyip dönüştüren. Ta Firavunların Mısır’ından Roma’ya, Hindistan’dan Korkunç İvan’ın Moskova’sına kadar… Dillere destan olmuş şehirleri kuran emektir. Piramitler, saraylar, kanallar, katedraller, sarnıçlar, kemerler, tapınaklar… Emektir bugünün insanını dahi hayrete düşüren tüm bu yapıları yaratan yegâne güç!
  • İnsanlar var olalı beri emek harcadılar, ürettiler, üretiyorlar. Beslenmek, barınmak ve hayatta kalmak çok zordu. Doğa hem bütün ihtiyaçları barındırıyordu ama hem de bunlara ulaşmak ciddi bir emek gerektiriyordu. Çeşitli aletlerin yardımıyla kendi güçlerini kullanan insanlar, zamanla doğada var olan suyun, hayvanların, rüzgârın gücünü kullanmayı keşfettiler. Böylece ihtiyaçlarını üretmek, yaşamlarını sürdürmek çok daha kolay oldu. İnsanın üretim sürecindeki gelişimi hep devam etti. Üretim sürecine makineler girdi, ilk makineler…
  • Kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri durmaksızın artarken emekçi kadınlar aynı sorulara cevap arıyor: Kadına yönelik şiddetin önüne neden geçilemiyor? Şiddet neden artıyor? Siyasi iktidarın temsilcileri şiddetin nedeninin eğitimsiz, cahil, vicdansız, merhametsiz, öfkesini kontrol edemeyen, ailevi ve ahlâki değerlere sahip çıkamayan kişiler olduğunu söylüyor. Erkekleri vicdanlı ve merhametli olmaya çağırıyorlar. Söylenen sözler ilk anda kulağa hoş gelebilir ama kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin artmasının sebebi tam da siyasi iktidarın aileyi korumak adına kadınların haklarına saldırması ve erkek egemen zihniyeti körüklemesidir.
  • George Floyd, “nefes alamıyorum” diye inliyordu ama ırkçı polis umursamadı ve onu acımasızca öldürdü. Floyd’a yapılan bu muamele, kara derililerin değişmeyen kara bahtı, bitmeyen çilesidir. Yüzlerce yıl boyunca Afrika’dan Amerika’ya köle olarak satıldılar bir hayvan ya da bir eşya gibi. İnsan yerine konmayan, aşağılanan, horlanan siyahlar onlarca kez isyan ettiler ve sonunda 1861’de başlayan Amerikan İç Savaşı sonrasında kölelikten kurtuldular. Özgürlüklerine kavuşan siyahların gözleri daha bir ışıl ışıl parlamaya başladı. Ne var ki, o umutlu bakışlardaki ışıltı çok geçmeden solduruldu, tam bir vahşetle karşı karşıya bırakıldılar.
  • Siyasi iktidarın temsilcileri halkın gözüne baka baka yalan söylüyor, bunu da politik uyanıklık ve iş bilme olarak pazarlıyorlar. Gülerek liranın dolar karşısında değer kaybetmesinin halkı ilgilendirmediğini söyleyen Bakan Albayrak, belli ki milyonları istediği gibi aldatabileceğini düşünüyor. Şüphe yok ki bu konuşmanın ardında kibir ve emekçileri aptal yerine koyma vardır. Enflasyon ve işsizlik verilerinin çarpıtılması da aynı bakış açısının ürünü değil mi?

Son Eklenenler

  • 50 gündür direnen Migros Depo işçileri, 23 Şubat Salı günü Anadolu Grup Genel Müdürlüğü önünde bir araya gelerek basın açıklaması gerçekleştirdiler.
  • İstanbul Tabip Odası, asistan hekimlerin zorlu çalışma koşulları ve karşılaştıkları sorunlara ilişkin Cağaloğlu’nda 24 Şubatta bir basın açıklaması düzenledi. Asistan hekimlerin tükendiğine dikkat çekilen açıklamada çalışma ve eğitim koşullarının...
  • Emekçilerin sorunları dağ gibi birikmişken iktidarın bu sorunlar karşısında yaptığı, sorunları yok saymak, inkâr etmektir.
  • Cezayirli işçi ve emekçiler, Hirak’ın ikinci yıldönümü olan 22 Şubatta demokrasi ve adalet özlemiyle tek yürek oldular, koronavirüs yasaklarına rağmen meydanları doldurdular. İşsizliğe, yoksulluğa, yok sayılmaya, baskılara karşı öfkelerini dile...
  • İstanbul/Maltepe Belediyesi işçileri; DİSK/Genel-İş İstanbul Anadolu Yakası 2 No’lu Şube ile CHP’li belediye yönetimi arasında sürdürülen toplu iş sözleşmesi (TİS) görüşmelerinde anlaşma sağlanamaması üzerine greve başladı. Belediyenin farklı...
  • Geçim sıkıntısının biz işçilerin üzerine üzerine geldiği bir dönemden geçiyoruz. Gerçi rahat bir nefes aldığımız, gerek kendimizin, gerek ailemizin temel ihtiyaçlarını rahatça karşılayabildiğimiz bir zaman da neredeyse hiç yaşamadık. Şu kısacık...
  • Osmanlı İmparatorluğu döneminde 1903 yılında yapımına başlanan Bağdat Demiryolu projesinde işçiler taleplerini şirket yönetimine iletirler. Demiryolu işçileri taleplerinin karşılanmaması halinde greve çıkacaklarını belirtirler. 1903’ten bu yana 118...
  • Tezgâh başında,/ Kumaş dokur/ Demire can verir/ Hünerli ellerimiz./ Issız çöllerde kum,/ Dağ başında sahipsiz bir gölge değiliz.
  • Bozüyük, Türkiye’nin çeşitli illerinden göç alan, eski ve yeni kuşak işçilerin bir arada yaşadığı bir sanayi havzası. Vitra, Demirdöküm, Bien, Eti, Otosan ve daha pek çok fabrikanın bacası tütüyor burada. Anadolu’nun dört bir yanından özellikle...
  • Servisten indim, eve giderken bir taraftan da marketten alacaklarımı geçiriyordum aklımdan dalgın bir şekilde. Bu sırada arkadan biri “abla” diye seslendi. Döndüm baktım; 11-12 yaşlarında küçük bir kız çocuğu, çıplak ayaklarında eski püskü bir...
  • İzmir, İstanbul ve Bursa’da PTT’de taşeron şirketlerde çalışan ve sendikalaşma mücadelesinin başını çeken 15 işçi geçtiğimiz yıl 10 Ağustos’ta çeşitli bahanelerle işten atıldı. İşten atılan işçiler İzmir’de Bayraklı PTT merkezi önünde, İstanbul’da...
  • Hindistanlı tarım emekçileri aylardır Modi hükümetinin tarım yasalarına karşı mücadele ediyor. Çıkartılmak istenen tarım yasaları yüz milyonlarca çiftçiyi acımasız tarım tekellerinin insafına terk ediyor. Yoksulluğu daha da büyütecek düzenlemeler...
  • Karaman’da kurulu bulunan Döhler Gıda fabrikasında Tek Gıda-İş üyesi işçilerin sendikalaşma hakkı fabrika yönetimi tarafından yok sayılıyor. Tekgıda-İş, 2016 yılında çoğunluğu elde ederek fabrikayı sözleşmeye davet etti. Döhler yönetimi sendikal...

UİD-DER Aylık Bülteni