UİD-DER youtube Web TV Twitter'da UİD-DER facebook'ta UİD-DER

Askeri Darbeye de, Sivil Darbeye de, OHAL’e de Hayır!İçerik yayınları

Demokratik Hakları Ortadan Kaldıran, Dernekleri Kapatan, OHAL’i Kalıcılaştıran, Grev Yasaklayan Tek Adam Rejimini İstemiyoruz!

İşçiler Tek Adam Rejimine Hayır Diyor!



İşçiler, emekçiler, kardeşler!

Önümüzdeki süreçte tek adam rejimini getiren anayasa değişikliği oylanacak. Bu gelecek günlerimizi belirleyecek çok önemli bir oylamadır. Bu yüzden iyi düşünmeli, tartışmalı, anlamalı ve öyle karar vermeliyiz.

Biz üreten, tüm zenginliği var eden ama yoksullukla boğuşan işçi sınıfıyız. Biz işçilerin, emekçilerin penceresinden bakıyoruz dünyaya! Anayasa değişikliğine de işçi sınıfının penceresinden bakacağız!

Üniversiteli öğrenciler
(24.02.2017)
Bugünden geçmişe bir zaman yolculuğu yaptığımızda, tarihin bitmeyen kavgalarla dolu olduğunu görürüz. Bir tarafta insanlığın başına musallat olan zebaniler, öte yanda daha iyi bir dünya mümkün deyip cehennemi cennete dönüştürmek isteyenler… Bugün de tarihin tozlu sayfalarının tozunu kaldıran zalimler, insanlığı bir dar boğaza sürüklemekte.
Tuzla’dan bir metal işçisi
(24.02.2017)
Ben metal işçisi bir kadın olarak “tek adam rejimini” kabul etmiyorum. Referandumda da HAYIR diyorum. Bana göre bu anlayış faşist bir anlayıştır. Çünkü bu kararlarını bizlere dayatıyorlar. Ayrıca her şeyi çıkarlarına alet edip bizleri bölüyorlar. İnsanların birbirine kin duymasını istiyorlar. Bu işlerine geliyor. Emekçileri kutuplaştırarak kendi planlarını hayata geçirmeye çalışıyorlar.
Tuzla’dan bir öğrenci
(24.02.2017)
Bugünkü yaşam ve çalışma koşullarımız aslında “EVET” çıkmasının neye yol açacağını daha bugünden açıkça göstermektedir. Çalışma koşulları çok ağır, 2016’da iş cinayetlerinde 1970 işçi katledildi. Diğer taraftan iktidarın çıkarları uğruna başka bir ülkenin sınırları içinde sessiz bir şekilde kurban verilenler de emekçi çocukları! OHAL altında, neredeyse her istediğini yapabilen “fiili başkan”,...
İstanbul’dan bir işçi
(24.02.2017)
Ben bir işçi olarak başkanlık sistemini yani tek adam rejimini istemiyorum ve HAYIR diyorum. İşçi sınıfının haklarını ortadan kaldıran faşizan yönetime HAYIR diyorum. Hak arama, grev ve direnişleri yasaklayan anti-demokratik başkanlığa HAYIR diyorum. Özgürlük dolu ve çocukların ölmediği gelecek yarınlar için HAYIR diyorum.
Matbaa-yayın işçileri
(23.02.2017)
Biz matbaa-yayın sektöründe çalışan işçileriz. Çalıştığımız şirkette uzun zamandır işçilerin yeni kurulan başka bir şirkete geçirileceği fısıltıları dolaşıyordu. Fakat net bir bilgi yoktu. Tesadüfen, yemek ve çay işlerinden sorumlu arkadaşımızın haklarını almadan istifa ettiğini sonra da yeni şirkete geçirildiğini öğrendik.
Tuzla’dan bir metal işçisi
(23.02.2017)
Her gün işten eve, evden işe giderken hemen yakınımızda olan şeyleri göremez hale geliyoruz. Ben metal işçisiyim. İşten eve gitmek için servislere doluştuğumuzda ya uyuyup kalıyoruz ya da cep telefonlarına gömüyoruz kafayı ve hiçbir şey görmüyoruz. Ben yorgunluktan yolda uyuyup kalmasam, arkadaşımla konuşabilsem diye uğraşıyorum. Bu referandum gündemimize girince servis biraz canlandı. Bizim...
Sultanbeyli’den bir öğretmen
(23.02.2017)
İşyerinde, mutfakta çalışan bir kadın arkadaşımla referandum üzerine konuşuyorduk. Arkadaşım 15 Temmuz darbe girişiminden ve o günden bu yana iktidarın dilinden düşürmediği milliyetçi, tek yanlı, kendi gibi düşünmeyen herkesi düşman gören söylemlerinden çok etkilenmiş. O söylemlere destek verse de kafasının karışmasından kurtulamamış. Referandumu konuşurken konu darbe girişiminde yaşananlara ve...
Esenyurt’tan tekstil işçisi bir kadın
(23.02.2017)
Yaşadığımız topraklarda kadınlar değersiz görülmeye devam ediyor. Erkek egemen zihniyete sahip siyasilerin kadını bir cinsel obje olarak görmeleri, kadınları “zavallı, korunmaya muhtaç ve cahil” olarak görmeleri, televizyonlarda sürekli kadın bedeninin reklam malzemesi olarak kullanılması, emekçi bir kadın olarak benim kanıma dokunuyor. Kadınlar fikirlerine, yeteneklerine bakılmaksızın ikinci...
Bir grup metal işçisi
(22.02.2017)
Bizler metal fabrikasında çalışan işçileriz. Başkanlık sistemi ile ilgili yapılacak olan referandum herkesin olduğu gibi bizim de gündemimizde. Molalarda, çalışırken, ev ziyaretlerinde başkanlık sisteminin biz işçiler için ne anlama geldiğini, bizi nasıl bir tehlikenin beklediğini konuşuyoruz. Biz metal işçileri olarak şöyle düşünüyoruz:
Bir öğretmen
(22.02.2017)
Haftanın üç günü staj yapan meslek lisesi öğrencileri ile bir sinema filmi üzerine konuşuyorduk: “Güzel mi, gidelim mi, değer mi?” Sohbet grubu kalabalıklaştı. Bir ara kızlı-erkekli grubun karşılıklı konuşması bir açık oturuma dönüştü:
Sarıgazi’den genç bir işsiz işçi
(22.02.2017)
Genç bir işsiz olarak benim için karanlıktan başka bir anlam ifade etmeyen tek adam rejimine elbette hayır diyeceğim. Ama ben asıl olarak size AKP’ye ve Erdoğan’a sempati duyan annemin neden HAYIR diyeceğinden söz edeceğim. Annem asgari ücretle çalışan bir taşeron işçisi olarak kandırıldığını düşünüyor.
Sancaktepe’den bir işçi
(22.02.2017)
16 Nisanda yapılacak olan referandum için geri sayım başladı. Televizyonlarda istikrarın sürmesi, Türkiye’nin zenginleşmesi için, daha iyi bir gelecek için başkanlık sisteminin gerekli olduğunu söyleyedursunlar biz kendi yaşamımıza bakalım. Perşembenin gelişi Çarşambadan bellidir derler ya, aslında bugüne kadar yapılan uygulamalar bizi nasıl bir geleceğin beklediğini gösteriyor. Şu zamana kadar...
Maltepe’den bir veli
(22.02.2017)
Kızım bu sene okula başladı. Çok heyecanlıydık ama heyecanımızı yaşayamadık. İki defa okul değiştirdik. Tabii gönüllü olarak değil. O okuldan bu okula gezdirdiler bizi sürekli. Okullar açılalı iki ay olmuştu neredeyse ama bir türlü öğretmen gelemedi okula. Olan öğretmenleri ise, veliler ve öğrenciler çok memnun olmasına rağmen olduğumuz okuldan aldılar ve mantıksız gerekçeler ile başka okullara...
Sefaköy’den bir grup işçi
(21.02.2017)
AKP ve iktidar çevreleri, tek adam rejimine dayalı Başkanlık sisteminin tüm sorunlarını çözeceğini iddia ediyorlar. Tek ardam rejimiyle Türkiye’nin büyük güç haline geleceğini, bunun için de anayasa değişikliğine “evet” demek gerektiğini, parlamenter sistemin ülkenin gelişmesi önünde engel olduğunu söylüyor, emekçileri aldatıyorlar.
Sancaktepe’den bir kadın işçi
(21.02.2017)
Sebze, yeşillik satan bir tezgâha yanaştığımda, bir ev emekçisi kadın söyleniyordu. İki demet maydanoz almıştı ve pazarcı 4,5 lira demişti. Bilirsiniz pazardaki yakınmaları. Evdeki hesap ne çarşıya uyar ne de pazara. Cüzdanımıza koyduğumuz parayı bir türlü yettiremez, alacaklarımızın yarısını alamadan birkaç poşetle döneriz eve. Kadın, “ne kadar pahalı, ne oldu böyle fiyatlar el yakıyor” diye...
Tuzla’dan işsiz işçiler
(21.02.2017)
Geçen gün e-devlet şifresiyle sigorta prim gün sayısına bakarken bana 3170 liralık bir borç yazılmış olduğunu gördüm, inanamadım. Tekrar baktım, 3170 sayısı orada duruyordu! Sonra sigortaya gittim, bu durumu açıklamalarını rica ettim. Onlar da “işsiz olduğunuz süre zarfında Genel Sağlık Sigortasından yararlandığınız için her ay 200 lira borçlanıyorsunuz” dediler.
Esenyurt’tan bir emekçi
(20.02.2017)
Geçen esnaf arkadaşlarla konuşurken konu BAŞKANLIK sistemine ve tabii ki referandum meselesine geldi. Kadın arkadaş açtı ağzını yumdu gözünü: “Dolar aldı başını gitti, siftahsız dükkân kapatıyoruz, Suriye’de askerlerimiz ölüyor, her gün bir yerlerde bomba patlıyor, kocam 3 aydan beri işsiz, eğer kriz devam ederse ben de işsiz kalacağım.
Kocaeli’nden bir UİD-DER’li
(19.02.2017)
Bağcılar’dan bir kadın işçiden mektup var. Bizleri daha aydınlık günler için hayır demeye davet ediyor. “Siz de var mısınız diyor” mektubunda. Evet, ben de varım! Olağanüstü bir süreçten geçiyoruz ve bu süreç hızla ilerliyor. Egemenlerin hırsları dinmek bilmiyor, katmerleşerek artıyor. Bir savaş atmosferinde ve OHAL altında “partili cumhurbaşkanlığı” referandumuna gidiyoruz. Şartların hiç adil...
Hadımköy’den bir metal işçisi
(19.02.2017)
Sömürü düzenin yalan makineleri döndükçe ve biz işçileri daha fazla yalan girdabının içine soktukça kendi sınıf çıkarlarımızı göremez hale getiriliyoruz. Aynı gemide, aynı çıkarlara sahip, eşit şartlar altında olduğumuz sürekli vurgulanıyor ve biz işçilerin kafasını iyice bulanıklaştırıyorlar. Oysa şu soruları kendimize sormamız gerekiyor: Neden biz işçiler hep bu geminin makine dairesindeyiz?
Samatya’dan bir grup kadın işçi
(18.02.2017)
Biz kadın işçiler olarak bir araya geliyor ve bizi çok yakından ilgilendiren referandumda, seçimimizin ne olması gerektiği ile ilgili tartışmalar yürütüyoruz. Bu tartışmalar neticesinde bir grup kadın işçi neden “Hayır” dediğini şöyle aktarıyor:
Esenyurt’tan bir kadın işçi
(18.02.2017)
Bir gün daha başlıyor / Her ne kadar gözyaşı birikmiş olsa da bu topraklarda, / Biliyoruz ki; / Güneş doğmaktan hiç vazgeçmedi. / Hüzünler birikmiş, sineye çekilmiş olsa da / Bir gün filizlenecektir ektiğimiz tohumlar / Her bir tohum yarınlara açılan bir kapıdır / Bugün bir “HAYIR”la başlar / Yarına merhabaları ulaştırır.
Gebze’den bir grup kadın işçi
(18.02.2017)
Bir süre önce çalıştığım fabrikada iki yüze yakın işçi kardeşimiz işten çıkarıldı. “Patron baba adam, herkesin tazminatını ödeyip gönderdi” derken, ne duyalım; bir teşvik yasası sürülmüş fırına. Neymiş efendim 2017 yılı boyunca alınacak her işçi başına teşvik ödenecekmiş patronlara. Hem de nerden? Tabii ki bizim maaşlarımızdan her ay keserek oluşturulan İşsizlik Fonundan. “Kaz gelecek yerden...
(17.02.2017)
Kuzeydoğu Bangladeş’teki Habiganj bölgesindeki 15 binden fazla çay üretimi yapan işçi, ellerindeki arazilerin hükümet tarafından alınıp çentik pirinci yetiştirmek için kullanmasına karşı mücadele ediyor. 14 aydır devam eden protesto eylemleri ve sınırlı yapılabilen grevlere polis çok sert bir biçimde saldırıyor.
Gebze’den genç bir işçi
(17.02.2017)
İşçi ve emekçi aileler, çocuklarını çok zor şartlar altında okutmaya çalışıyorlar. Çocuklarının daha iyi bir eğitim alması için çırpınıp duruyorlar. Tabii devlet okullarında ne kadar iyi eğitim verilirse. Zengin çocukları özel okullarda, kolejlerde eğitim alırken, devlet okullarında niteliksiz bir eğitim alan işçi çocukları bu yarışa daha en başından birkaç adım geriden başlıyorlar.
Bir UİD-DER’li işçi
(17.02.2017)
İşçi sınıfının kazanılmış haklarına her gün yeni bir saldırı daha ekleniyor. AKP hükümeti referandum öncesinde patronlar sınıfının gönlünü hoş etmek için işsizlik fonunu yağmalama yasası çıkardı. Her ay milyonlarca işçiden para kesiliyor. İşsiz kalan işçilerin birçoğu bu fondan yararlanamıyor. Patron SGK’ya eksik gün bildirimi yaparsa veya işçi son dört ay içinde bir gün bile işe gelmese, işten...
GOSB’den bir kadın metal işçisi
(17.02.2017)
Dünyada her 15 saniyede bir işçi, günde yaklaşık 6300 işçi, iş kazaları nedeniyle yaşama veda ediyor. Her yıl 2 milyon 3 yüz bin işçi iş kazaları ve meslek hastalıkları nedeniyle hayatını kaybediyor. Rakamların dili soğuktur demişler. İş kazalarında ölen işçilerin, savaşta ölenlerden fazla olmasına da artık şaşırmıyor insan.
Gebze’den bir petrokimya işçisi
(16.02.2017)
Hepinize inançla, umutla, cesaretle, sevgiyle “Hayır”lı günler dileyerek başlamak istiyorum. İşyerimizde, mahallemizde, minibüste anlayacağınız her yerde referandum tartışmaları son hızda devam ediyor. Kimileri evet kimileri hayır diyor. Benim anlatacağım maceralı gün ise şöyle başladı...
Gebze’den bir petrokimya işçisi
(16.02.2017)
Değerli kardeşlerim ben de çoğunuz gibi fabrika işçisiyim. Çalıştığım fabrika Gebze’de plastik araba parçası üretiyor. Biz birkaç yıl önce arkadaşlarımızla el ele vererek Petrol-İş Sendikasına üye olduk. Sendikalı olmak işçi olarak bana pek çok şey kattı. Aynı sendikanın üyesi olduğumuz birçok fabrikadan işçi kardeşlerimizle tanıştım. Grev, TİS, direniş ziyaretlerinde yan yana, omuz omuza olduk.
Gebze’den bir kadın metal işçisi
(15.02.2017)
Hayatın en büyük yükünü sırtımıza almış işçi kadınlarız biz. Biz işçi kadınlar gününü gün eden patron kadınlara benzemeyiz. Bizim yükümüz ağır olur. Gün geçmesin ki bir kadın cinayeti, şiddet haberi duymayalım, okumayalım. Kimi zaman giydiği bir şort, kimi zaman kendisine yıllarca şiddet uygulayan eşinden ayrılmak istemesi, kimi zaman da okulundan ya da işinden evine dönerken bindiği otobüste bir...
Gebze’den bir petrokimya işçisi
(15.02.2017)
Çocukluk yıllarımdı, babam çoğunlukla işsizdi. Biz bakkaldan borç harç ihtiyaçlarımızı karşılar ve günü kurtarmaya çalışırdık. Hayallerimiz cebimizdeki kadardı. Acil ihtiyacımız olduğunda eş dost aranır borç para istenirdi. Borç para aldığımız yakınlarımız da kıt kanaat geçinen insanlardı. Yani anlayacağınız yokluk içinde yokluk. İmkânsızlıkları anlamak ve yokluğu fark etmek eskiden daha kolaydı.

Kampanyalar

Emekçi Kadınlar Mücadeleye
Mülteci Emekçiler Sınıf Kardeşimizdir!
Fumiaki Hoşino’ya Özgürlük
Kore’de Sendikal Baskılara Son
Düşük Ücretlere, Uzayan İş Saatlerine, Taşeronlaştırmaya Hayır!
İş Kazaları Kader Değildir, İşçi Ölümlerini Durduralım!
Ücretler Yükseltilsin, İş Saatleri Kısaltılsın
Tüm Dünyada Sendikal Baskılara Son!
Kıdem Tazminatımızı Gaspettirmeyelim!
İran İşçi Sınıfına Yönelik Baskılara Son!

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

Share this