Navigation

Buradasınız

“5 Liranın Peşine mi Düşeceksin?”

Merhaba arkadaşlar, çalıştığım fabrikada her ay mutlaka maaşta kesinti oluyor. Bazı işçi arkadaşlarımız insan kaynaklarına maaşların neden kesildiğini sorduklarında şu cevabı alıyor: “Geç gelmişsindir ya da işe gelmediğin olmuştur, ondan dolayı kesilmiş, neden soruyorsunuz?” Yine bir aybaşında maaşları yatırmışlar, kendi hesabıma baktım, 5 lira eksik, oysaki o ay hiç işe gitmemezlik yapmamış ya da geç kalmamıştım. Fabrikada yan yana çalıştığım arkadaşlara döndüm ve dedim ki “benim 5 liramı yatırmamışlar.” Arkadaşlar da “ya canım biz sana veririz, 5 liranın peşine mi düşüyorsun” dediler. Ben de “sizin paranızı istemiyorum kendi hakkımı istiyorum” dedim. Arkadaşlarım o gün boyunca 5 lira diye takıldılar bana. Vallahi ne yalan söyleyeyim, o gün benle iyi eğlendiler ama pes etmedim. İnsan kaynaklarına gittim, neden param eksik diye sordum. İnsan kaynakları “bir yanlışlık olmuştur neyse bir dahaki maaşta yatırırız” dedi. Üretim bölümüne geldiğimde arkadaşlarım merakla bana bakıyorlardı. “Aldın mı 5 liranı” diyerek gülüştüler. Ben “yatıracaklar” deyince gülüşmeler kesildi.

Ne hikmetse 5 lira için bana gün boyu takılan arkadaşımın bir dahaki ay maaşının yarısı kesilmiş. Yanıma geldi, “maaşımı eksik yatırmışlar” dedi. Ben de insan kaynaklarına gidip sormasını söyledim. “Hayır, ben gidemem” dedi. Neden gidemediğini sordum. “Benim başımda bir sürü dert var bir de insan kaynaklarıyla uğraşamam” dedi. “İyi de arkadaş her gün dertlerin olmasına rağmen işe geliyorsun ve akşama kadar emek veriyorsun” diye çıkıştım. Sohbetimize başka arkadaşlar da dâhil oldu ve benim haklı olduğumu söylediler. Her neyse, 170’i aramasını ve sormasını söyledim, “ben utanırım sen konuşur musun” dedi. Ben de “hayır, kendin konuş” dedim. Zorla konuştu, “gereksiz bir kesinti var, siz bir işverenle konuşun ama sonra bize dönüş yapın” dediler. İşçi arkadaşım insan kaynaklarına gitti, ne hikmetse yine “bir yanlışlık olmuş aybaşında yatırırız” demişler. Baktık ki arkadaşın yüzünde güller açmış geliyor. Biz ne yaptın demeden hemen anlatmaya başladı, bir yanlışlık olmuş, dedi.

Daha önce UİD-DER sitesinde Elma Hadisesi diye bir mektup okumuştum, onu arkadaşlara örnek verdim. Geçmişte bir fabrikada işçilerin yemek listesinde elma varmış ama işçiler yemeğe çıktıklarında elma değil de portakalı görmüş. Tabi işçiler “bu nasıl olur, listede elma var ama başka bir meyve gelmiş” diyerek tepki göstermişler. O gün işçiler iş durdurma kararı almışlar.  Patron işçileri ikna etme çabasına girmiş o elmayı tekrar mücadele ederek geri almışlar. “Bugün bize sormadan elmayı alan yarın hangi hakkımızı elimizden almaz ki” demişler. İşçi arkadaşımın çok hoşuna gitmişti elma konusu. Biz işçilerin buradan ne ders çıkarmamız gerek? Yani bugün 5 lira kesilmesine ses çıkartmazsam, yarın maaşımın yarısı kesilir. Ayrıca fabrikada herkesten kesiliyormuş, hakkımızın peşine düşeceğiz, niye utanalım biz utanılacak bir şey yapmıyoruz. Hak aramak onurlu bir iştir. Biz işçiler hakkımızı mücadele ederek alırsak patronlar da bu kadar rahat davranamazlar.

17 Eylül 2019

Sınıf, Emek, Tarih, Yaşam

Sınıfın Penceresinden

  • Binlerce yıl ötelerden günümüze uzanan yapılar, aslında bizlere emeğin serüvenini anlatır. Tüm zenginlik doğanın ve emeğin ürünüdür. Emektir doğadaki zenginliği işleyip dönüştüren. Ta Firavunların Mısır’ından Roma’ya, Hindistan’dan Korkunç İvan’ın Moskova’sına kadar… Dillere destan olmuş şehirleri kuran emektir. Piramitler, saraylar, kanallar, katedraller, sarnıçlar, kemerler, tapınaklar… Emektir bugünün insanını dahi hayrete düşüren tüm bu yapıları yaratan yegâne güç!
  • İnsanlar var olalı beri emek harcadılar, ürettiler, üretiyorlar. Beslenmek, barınmak ve hayatta kalmak çok zordu. Doğa hem bütün ihtiyaçları barındırıyordu ama hem de bunlara ulaşmak ciddi bir emek gerektiriyordu. Çeşitli aletlerin yardımıyla kendi güçlerini kullanan insanlar, zamanla doğada var olan suyun, hayvanların, rüzgârın gücünü kullanmayı keşfettiler. Böylece ihtiyaçlarını üretmek, yaşamlarını sürdürmek çok daha kolay oldu. İnsanın üretim sürecindeki gelişimi hep devam etti. Üretim sürecine makineler girdi, ilk makineler…
  • Kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri durmaksızın artarken emekçi kadınlar aynı sorulara cevap arıyor: Kadına yönelik şiddetin önüne neden geçilemiyor? Şiddet neden artıyor? Siyasi iktidarın temsilcileri şiddetin nedeninin eğitimsiz, cahil, vicdansız, merhametsiz, öfkesini kontrol edemeyen, ailevi ve ahlâki değerlere sahip çıkamayan kişiler olduğunu söylüyor. Erkekleri vicdanlı ve merhametli olmaya çağırıyorlar. Söylenen sözler ilk anda kulağa hoş gelebilir ama kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin artmasının sebebi tam da siyasi iktidarın aileyi korumak adına kadınların haklarına saldırması ve erkek egemen zihniyeti körüklemesidir.
  • George Floyd, “nefes alamıyorum” diye inliyordu ama ırkçı polis umursamadı ve onu acımasızca öldürdü. Floyd’a yapılan bu muamele, kara derililerin değişmeyen kara bahtı, bitmeyen çilesidir. Yüzlerce yıl boyunca Afrika’dan Amerika’ya köle olarak satıldılar bir hayvan ya da bir eşya gibi. İnsan yerine konmayan, aşağılanan, horlanan siyahlar onlarca kez isyan ettiler ve sonunda 1861’de başlayan Amerikan İç Savaşı sonrasında kölelikten kurtuldular. Özgürlüklerine kavuşan siyahların gözleri daha bir ışıl ışıl parlamaya başladı. Ne var ki, o umutlu bakışlardaki ışıltı çok geçmeden solduruldu, tam bir vahşetle karşı karşıya bırakıldılar.
  • Siyasi iktidarın temsilcileri halkın gözüne baka baka yalan söylüyor, bunu da politik uyanıklık ve iş bilme olarak pazarlıyorlar. Gülerek liranın dolar karşısında değer kaybetmesinin halkı ilgilendirmediğini söyleyen Bakan Albayrak, belli ki milyonları istediği gibi aldatabileceğini düşünüyor. Şüphe yok ki bu konuşmanın ardında kibir ve emekçileri aptal yerine koyma vardır. Enflasyon ve işsizlik verilerinin çarpıtılması da aynı bakış açısının ürünü değil mi?

Son Eklenenler

  • Gazetemiz İşçi Dayanışması 12,5 yılı geride bırakarak 150. sayısıyla okurlarına merhaba diyor. İşçi Dayanışması çıktığı günden beri geçmişle gelecek arasında köprü oldu; insanlığın ve işçi sınıfının geçmiş deneyimlerini, bilgi ve birikimlerini...
  • Sermaye sınıfı, pandemiyle birlikte işçilere dönük saldırılarını örtebildiği kullanışlı bir şal buluverdi. “Açlık mı, ölüm mü” ikilemini dayattığı işçi sınıfının ayağındaki prangaları gün geçtikçe ağırlaştırıyor. İşçilerin çalışma ve yaşam koşulları...
  • Bizler de kargo işçileri olarak yıllardır sınıfın sesi ve kürsüsü olan İşçi Dayanışması bülteninin 150. sayısını kutluyoruz. Kardeşler İşçi Dayanışması biz işçilere yol gösteriyor ve mücadelede umut veriyor. Bunu işyerlerinde yaptığımız...
  • UİD-DER’in mücadele araçlarından biri olan İşçi Dayanışması gazetesinin 150. sayısı çıktı. Sınıf bilincine sahip işçilerin yayınladığı bu gazete, bize ve çevremizdeki tüm işçilere her ay bilgi kaynağı oluyor. Bu sistemde sermaye sınıfı ve siyasi...
  • Merhaba arkadaşlar, sizlere UİD-DER ve İşçi Dayanışması’yla tanışmamdan bahsetmek istiyorum. Benim UİD-DER ile tanışmama ağabeyim vesile oldu. İlk olarak 2011 yılında, iş kazalarıyla ilgili bir etkinlik vardı, oraya katılmıştım. O günü hiç...
  • Ukrayna’nın en büyük demir madenciliği işletmesi olan Kryvyi Rih Demir İşletmesinin 4 madeninde işçiler grevde. Güneşten, gökyüzünden mahrum, yerin yüz metrelerce altında çalışan maden işçileri 3 Eylülden itibaren kendilerini madene kapatarak bir...
  • Bizler petrokimya sektöründe çalışan kadınlarız. Birçok işyerinde yaşanan sıkıntılar elbette bizim de fabrikamızda yaşanıyor. İlk başlarda bizi Covid-19 virüsüyle öyle korkuttular ki kimseyle temas etmemek için elimizden geleni yapıyorduk. Ama bunun...
  • İşçi Dayanışması gazetesi tam 150 sayıdır sınıfına yol gösteriyor! Değişen, dönüşen, kendi birliğine, gücüne ve örgütlülüğüne güvenen işçilerin sesi olarak çıktığı bu yolda büyümeye ve serpilmeye devam ediyor. İşçi sınıfının tarihsel mücadele...
  • İşçiler olarak içinde bulunduğumuz yoksulluk, ağır çalışma koşulları giderek belimizi büküyor. Bunlara bir de artan işsizlik, işten atılma endişesi ekleniyor. Oysa tüm bu sorunlar tek tek işçilerin değil tüm işçi sınıfının sorunları olarak...
  • Tüm dünya ağır bir ekonomik krizin ve koronavirüs salgınının etkisi altında bulunuyor. İşsizlerin ve yoksulların sayısı çığ gibi büyüyor. Emekçilerin yaşam koşulları her geçen gün daha fazla kötüye gidiyor. Hemen her ülkede eğitim ve sağlık...
  • İşçi Dayanışması 150 sayıdır mücadelemizin, öfkemizin, sevinçlerimizin, işyerlerinde yaşadığımız sorunların kürsüsü oldu. İlk sayısından itibaren, her sektörden, fabrikadan, şehirden ve hatta okyanuslar ötesinden işçi arkadaşlarımızla buluştuğumuz...
  • Bundan yıllar önce UİD-DER’e yeni geldiğim sıralarda, bana bir işçi arkadaş gazete vermeye başladı, İşçi Dayanışması gazetesi. Ben de o sıralarda şöyle bir göz gezdirip okumadan sayfalardaki resimlere bakıyordum. Aldığım gazeteleri eve gittiğimde...
  • İşçi Dayanışmasının ilk sayısına hepimiz yetişemesek de UİD-DER internet sitesindeki arşivinden bulup sayfalarını karıştıranımız çok olmuştur. O günlere şahit olanlarımız geçmişteki mücadele günlerini yâd etmiş, yola sonradan düşenlerimiz ise...

UİD-DER Aylık Bülteni