Navigation

Buradasınız

ABD: Bir Ülke İki Sınıf, İki Dünya

İşçi Dayanışması bülteni, No: 138
ABD’yi nasıl bilirsiniz? Gücüne karşı koyulamayan, hikmetinden sual sorulmayan mı? ABD’yi Hollywood filmlerinden anlamaya çalışırsak fırsatlar ve özgürlükler ülkesidir. Ama o meşhur Hollywood’a açılan sokakların kaldırımlarında yatan evsizlere düşüncelerini sorsak, ne derler? Yoksul, evsiz, işsiz ve aç kalma hürriyetiyle hür olunan bir ülke…

ABD’yi nasıl bilirsiniz? Gücüne karşı koyulamayan, hikmetinden sual sorulmayan mı? ABD’yi Hollywood filmlerinden anlamaya çalışırsak fırsatlar ve özgürlükler ülkesidir. Ama o meşhur Hollywood’a açılan sokakların kaldırımlarında yatan evsizlere düşüncelerini sorsak, ne derler? Yoksul, evsiz, işsiz ve aç kalma hürriyetiyle hür olunan bir ülke… Bu ülkenin egemenlerine göre ABD, dünyanın dört bir yanına “insan hakları”, “barış”, “huzur” dağıtıyor. Peki, savaş ve yıkımın ortasında kalan Irak ve Afganistan halklarına sorsak ne derler? Tüm kötülüklerin müsebbibi! Bugün kapitalist dünyanın tepesinde oturan ABD; askeri, siyasi, ekonomik gücüyle dünyanın süper gücü unvanını kimselere kaptırmıyor. Asya’ya, Afrika’ya, Ortadoğu’ya silahlarla, bombalarla, katliamlarla “medeniyet” götürdüğünü iddia ediyor. ABD’nin sömürücü sınıfı, aynı zamanda Amerikalı işçi sınıfını iliklerine kadar sömürüyor, haklarına el koyuyor.

Zenginlik ve refah ülkesi olarak bilinen ABD’de bu zenginlikten emekçilerin payına kırıntılar düşüyor, yoksulluk artıyor, işsizlik yükseliyor, sorunlar ve çelişkiler derinleşiyor. ABD’nin zenginleri ile emekçileri arasındaki gelir eşitsizliği, iki sınıf arasındaki uçurumun dibini görünmez hale getirirken, sorunları daha da gözler önüne seriyor. Forbes’in 2018 en zengin 400 ABD’li listesinde yer alan Bill Gates (Microsoft’un kurucusu), Jeff Bezos (Amazon.com’un kurucusu) ve Warren Buffett’ın (Dünyanın en büyük yatırımcılarından) sahip olduğu toplam servet 250 milyar doların üzerinde. Bu üç milyarderin toplam zenginliği, 160 milyon insanın toplam zenginliğine eşittir. ABD nüfusunun sadece yüzde 5’i toplam servetin yüzde 60’tan fazlasını elinde tutarken, nüfusun yüzde 70’ten fazlası toplam zenginliğin yalnızca yüzde 20’sini paylaşıyor. Dudak uçuklatan zenginlik giderek daha az sayıda kişinin elinde toplanırken, yoksulluk daha da yayılıyor. Eğitim ve sağlığın oldukça pahalı olduğu ABD’de, 44 milyon öğrencinin yaklaşık 1 trilyon 52 milyar dolar öğrenim kredisi borcu bulunuyor. Nüfusun yüzde 20’si sağlık primlerini ödemekte zorlanıyor. Yaklaşık 30 milyon insanın sağlık güvencesi bile bulunmuyor.

Dünyanın en gelişmiş ülkesine bir bakın; bir ülkede iki ayrı dünya! Bir yanda zenginliğine zenginlik katan ABD’li egemenler, öte yanda payına yoksulluk düşen ABD’li işçi ve emekçiler… Bitmedi! Guetemala’dan, Honduras’tan, El Salvador’dan ve dünyanın başka diyarlarından yollara düşen binlerce göçmen, iş ve aş bulma umuduyla geldikleri ABD’de yine sefaletin içerisinde buluyorlar kendilerini. Göçmen karşıtı politikaların gittikçe azgınlaştığı ABD’de, yasadışı göç ve uyuşturucu trafiğiyle mücadele bahanesiyle sınırlara duvarlar örülüyor, Amerika-Meksika sınırında onlarca göçmen gözaltı merkezi açılıyor, kaçak göçmenleri sınır dışı etmek için av başlatılıyor. Üstelik hijyenden yoksun bu göçmen gözaltı merkezlerinde çocuklar hastalanıp ölüyor!

Su akar yatağını bulur, gerçekler de öyle. ABD’li egemenlerin “Amerikan rüyası” ile uyutmaya çalıştığı ABD’li işçi ve emekçiler artık rüya görmüyor. Gerçekler egemenlerin yalanlarına ve aldatmacalarına baskın gelmeye başlıyor. ABD işçi sınıfı yeniden derin uykudan uyanıyor ve kendi hikâyesini nakış nakış yazıyor. Geçmiş işçi kuşaklarının yaptığı gibi, sömürüye karşı başını kaldırarak mücadele ateşini harlıyor. Havalimanlarından hastanelere, fabrikalardan tren istasyonlarına, okullardan orkestra salonlarına, ABD’li işçiler kendi egemenlerine karşı mücadele ediyor. Birçok eyalette meydanlara akan öğretmenler, düşük ücretlere, yetersiz okul bütçelerine karşı “Artık yeter!” diyor, başarılı grevleriyle mücadelenin yolunu açıyor. Öğretmenlerin mücadelesinden etkilenen Chicagolu otel işçileri, New Yorklu hemşireler ve inşaat işçileri de daha yüksek ücret, sağlık sigortası, güvenceli iş talepleriyle mücadeleye atılıyor. Taşıma, otomotiv, silah, tarım sektöründeki işçiler mücadelelerini sürdürüyor. İşçiler ve gençler arasında, sınıfsız ve sömürüsüz toplum demek olan sosyalizme ilgi artıyor.

Dünyanın dört bir yanında emekçi halkların başına belalar musallat eden ABD’li egemenlerin bugünlerde ABD’li işçi ve emekçilerle başı dertte! ABD işçi sınıfı, kendi rüyasının peşinde! Mücadele defterimize yeni sayfalar ekleyen ABD’li sınıf kardeşlerimizin mücadelesi gösteriyor ki, dünyanın en gelişmiş ülkesi olsa bile kapitalizm altında işçilere gün yüzü yok!

2 Ekim 2019

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • “Ekmek bulamıyorlarsa pasta yesinler!” Hemen hemen herkesin bildiği bu sözleri, Fransa kraliçesi Marie Antoinette söylemiştir. Halk ekmek bulamayıp açlık ve yoksulluktan kırılırken, kral ve soylular saraylarda vur patlasın, çal oynasın bir yaşam...
  • İngiltere merkezli uluslararası yardım kuruluşu Oxfam, servet ile sefalet arasındaki derin uçurumu gözler önüne seren bir rapor açıkladı. Oxfam raporunda ironik bir dille şu çarpıcı ifadeler yer alıyor: “Eğer herkes 100 dolarlık banknotlardan oluşan...
  • Merhaba dostlar! Metal işçisi kadınlar ve işçi eşleri olarak yazıyoruz bu satırları sizlere. Farklı şehirlerde, metale, demire şekil veren 130 binden fazla işçiyi ilgilendiren toplu iş sözleşmesini bizler de yakından takip ediyoruz. Kimimiz...
  • Birleşik Metal-İş üyesi binlerce işçi, 19 Ocakta Gebze’de MESS dayatmalarına karşı coşkulu bir miting gerçekleştirdi. Saat 11.00’de Gebze Trafo Meydanı’nda toplanan metal işçileri, “Metal işçisinin sabrı taştı! Çocuklarımız için grev! Haklarımız...
  • 86 fabrikada 130 bin işçiyi kapsayan metal işkolundaki grup toplu iş sözleşmesi, MESS’in dayatmaları nedeniyle anlaşmazlıkla sonuçlanmıştı. Haftalardır kitlesel basın açıklamaları, iş bırakma eylemleri ve yürüyüşler gerçekleştiren on binlerce metal...
  • “MESS dayatmalarına sabrımız taştı” diyen, yaptıkları eylemlerde “grev” diye haykıran metal işçileri Gebze’de buluşuyor. Birleşik Metal-İş üyesi binlerce işçi, 19 Ocak Pazar günü Gebze’de bir araya gelerek MESS dayatmalarına karşı seslerini...
  • Öyle zamanlardan geçiyoruz ki doğru bildiklerimiz yanlış, yanlış bildiklerimiz doğru addedilir oldu. Namuslu, dürüst olmak enayilik, saflıkmış gibi yansıtılıyor. Gerçekler bilinçli bir şekilde ters yüz ediliyor. İnsanı insan yapan kıymetli...
  • İstanbul/Bakırköy Belediyesi’nde çalışan işçiler ve kamu emekçileri toplu sözleşmenin uygulanmaması, sosyal haklarının verilmemesi ve ücretlerin geciktirilerek ödenmesine karşı eylem yaptı. Belediye-İş Sendikası İstanbul 2 No’lu Şubenin çağrısıyla...
  • Hesabını bilmek, her işçi için önemlidir. Tabi bunun için az da olsa matematikten, dört işlemden anlamak gerekir. İlkokul yıllarımda ve daha sonrasındaki okul hayatımda, tıpkı benim gibi matematikten pek de haz etmeyen arkadaşlarımın yaptığı gibi,...
  • Çocuk denildiğinde muhtemelen hemen herkesin aklına masumiyet ve saflık gelir. Çocukluk leke tutmaz bir dönemidir insanın. Çirkinlikler, kötülükler çocuklara yakıştırılmaz, çocuk hep hoş görülür. Oynanan oyunların etkisiyle yıpranmış, kirlenmiş...
  • Petrol-İş Sendikası İzmir Şubesinin örgütlü olduğu rüzgâr türbini kanadı üreten TPI Kompozit’in T1 ve T2 işletmelerinden 3’er işçi işten atıldı. Atılan işçilerden birisinin sendika temsilcisi, bir kısmının ise delege olduğu öğrenildi. ABD menşeli...
  • Nâzım Usta’nın dediği gibi “Bir yara açıldığında hücreler onu kapatmak için bir araya gelir. Bunu yapmasalar vücut ölür. Bir yara var ve bizim bir araya gelmemiz gerekiyor…”
  • Metal işkolundaki grup toplu sözleşme sürecinde işveren sendikası MESS’in dayatmaları karşısında işçiler boyun eğmiyor, mücadele ediyor. Üç yıllık sözleşme süresi, esnek çalışma ve sefalet zammı dayatan MESS’in, ücret zammı teklifini ilk altı ay...