Navigation

Buradasınız

Emekçi Kadın: Direncin ve Değişimin Öyküsü

İşçi Dayanışması, No: 156
Emekçi kadınların ekmek ve gül mücadelesinin sembolü olan 8 Mart’ı geride bıraktık. “Emekçi Kadın: Direncin ve Değişimin Öyküsü” yayın akışımızın gösterdiği gibi; işçi sınıfı ve onun bir parçası olan emekçi kadınlar dirençleriyle, mücadeleleriyle büyük değişimler yaratmışlardır ve yaratmaya devam etmektedirler. Adaletsizlikleri, eşitsizlikleri görmeye başlayan, bunlara karşı sessiz kalınamayacağını kavrayan, ekmek kavgasını artık sınıf mücadelesi olarak gören ve her şeye rağmen bu mücadelenin içinde yer almaya başlayan kadınlar, değişme ve değiştirme gücü kazanırlar. Böyle kadınlar hep vardılar ve hep var olacaklar. Yaşamın yarısı olan emekçi kadınlar, bu nedenle dünyayı değiştirme mücadelesinin de yarısıdır aynı zamanda.

Emekçi kadınların ekmek ve gül mücadelesinin sembolü olan 8 Mart’ı geride bıraktık. “Emekçi Kadın: Direncin ve Değişimin Öyküsü” yayın akışımızın gösterdiği gibi; işçi sınıfı ve onun bir parçası olan emekçi kadınlar dirençleriyle, mücadeleleriyle büyük değişimler yaratmışlardır ve yaratmaya devam etmektedirler. Adaletsizlikleri, eşitsizlikleri görmeye başlayan, bunlara karşı sessiz kalınamayacağını kavrayan, ekmek kavgasını artık sınıf mücadelesi olarak gören ve her şeye rağmen bu mücadelenin içinde yer almaya başlayan kadınlar, değişme ve değiştirme gücü kazanırlar. Böyle kadınlar hep vardılar ve hep var olacaklar. Yaşamın yarısı olan emekçi kadınlar, bu nedenle dünyayı değiştirme mücadelesinin de yarısıdır aynı zamanda.

Emekçi kadınlar, işçi sınıfımızın tarihinin derinliklerindeki deneyimleri öğrendikçe içinde yaşadığımız dünyayı anlamaya başlarlar. Kalıpları, dar sınırları yıkarlar, ufuklarını genişletirler. Kendilerine duydukları güven ve sınıflarına duydukları bağlılık artar. Çekilen acıların ve sıkıntıların kader olmadığını bilerek direnme gücü kazanır, değişir ve değiştirirler. Tıpkı bir emekçi kadının şu sözlerinde olduğu gibi: “Küçücük dünyam bir sonsuzluğa dönüştü. Hayatın ev hanımına biçtiği rol, sadece evde yemek yapmak, çocuk bakmak değil. Sormayı, sorgulamayı, mücadele etmeyi, hayata farklı pencereden bakmayı öğretti bana UİD-DER. Artık eşimin işyerindeki mücadelesini daha iyi anlıyorum ve yardımcı olmaya çalışıyorum. Öğrendiklerimle çocuklarımı da artık farklı yetiştiriyorum. Sizin bana öğrettiklerinizi etrafıma da öğretmeye çalışıyorum.”

Bir diğer emekçi kadın şöyle anlatıyor değişimini: “Önceleri bilmediğimizden, anlayamadığımızdan geri dururduk hep. Şimdi koşa koşa geliyoruz yanınıza, hem de ailecek. Hep en önde oluyor çocuklarımız. Ne güzel çocuklar yetiştirdiniz siz böyle! Ne çok şey değişti, nasıl gurur verici bir şey bu!” Bazen de tezgâh başında birlikte çalıştığı sınıf kardeşleriyle el ele vererek değişir ve değiştirir kadınlarımız. Metal işçisi bir kadın şöyle özetliyor dayanışmanın ona nasıl güç verdiğini: “Fabrikada çok emek verdik bu yıl 8 Mart’a. Kadınıyla erkeğiyle hep beraber çalıştık. Hiç olmadığı kadar coşkuluyduk, birdik, beraberdik. Daha önce bu kadar şeyi yapmak ne aklıma gelirdi ne de içimde böyle bir istek olurdu. Ben sizlerden aldım bu cesareti.”

Mücadele içinde güçlenen emekçi kadınlar öyle kolayına yılgınlığa kapılmazlar. Haklı olmanın bilinciyle, cesur ve kararlı adımlar atarlar. İşte bu nedenle toplumu nefessiz bırakan tek adam rejimine rağmen bugün direniş alanlarında, eylemlerde, mücadele saflarında en önde emekçi kadınlar var. Migros Depo direnişçisi gibi emekçi kadınlar var. Yıllarca çalıştıkları işyerlerinde amirlerinin tacizlerine, mobbinge maruz kalan, hakları gasp edilen bu kadınlar artık susmuyorlar, mücadeleyi en önde göğüslüyorlar.

Akış boyunca evlerimizden, fabrikalarımızdan, sendikalarımızdan ve alanlardan yansıyan görüntüler emekçi kadınların büyük bir dönüşüm ve uyanış içinde olduğunu gösterdi dosta düşmana. Tarihimizden güç alarak, coşkumuza coşku katarak, umudumuzu ateşleyerek kenetlendik birbirimize. “İzlediğim videolardan sonra, gücümüzün düşündüğümüzden çok daha fazla olduğunu anladım. 8 Mart’ta, mücadele yolunda hayatını kaybeden kadınların hikâyesi, aslında bugünün çok önemli ve değerli bir gün olduğunu fark ettirdi bana” diyor bir emekçi kadın. “Geçmişte hayatını kaybeden kadınlar bir şeylerin değişmesi için öncülük etmişler. Ben hiç Güler Sabancı’yla bir olabilir miyim? Bu bizim günümüz, bizim” diyor bir başka emekçi kadın. Evet, 8 Mart emekçi kadınların günü, işçi kadınların mücadelesinin sembolüdür. 8 Mart’ı değerli kılan 8 Mart’ın direnç ve mücadele ruhudur, bu ruha sahip çıkmak da boynumuzun borcudur. Bu ruhla kuşandıkça barış, kardeşlik ve özgürlük dolu bir dünya özlemimize daha çok yaklaşacağız.

Kendimizden başlayarak değişim yaratmaya çalışmakta ısrarımız bundandır, inadımız bundandır. UİD-DER Kadın Komitesi, birlik olmaya, haksızlığa, adaletsizliğe, sömürüye ve ayrımcılığa karşı mücadeleye çağırıyor bizleri. Emekçi kadınlar öne çıktıkça, unutturulmak istenen mücadeleler daha da güçlenerek yeniden filizlenecek. Bu bilinçle tarihimize sahip çıkıyor, bugünü şekillendirerek yarınlara yürüyoruz. İnanıyoruz ki, sınıfımızın kadınları ve erkekleri omuz omuza mücadeleyi büyüttükçe, gün tüm ihtişamıyla emeğin ellerinde yeniden doğacak.

5 Nisan 2021

Sınıf, Emek, Tarih, Yaşam

Sınıfın Penceresinden

  • Binlerce yıl ötelerden günümüze uzanan yapılar, aslında bizlere emeğin serüvenini anlatır. Tüm zenginlik doğanın ve emeğin ürünüdür. Emektir doğadaki zenginliği işleyip dönüştüren. Ta Firavunların Mısır’ından Roma’ya, Hindistan’dan Korkunç İvan’ın Moskova’sına kadar… Dillere destan olmuş şehirleri kuran emektir. Piramitler, saraylar, kanallar, katedraller, sarnıçlar, kemerler, tapınaklar… Emektir bugünün insanını dahi hayrete düşüren tüm bu yapıları yaratan yegâne güç!
  • İnsanlar var olalı beri emek harcadılar, ürettiler, üretiyorlar. Beslenmek, barınmak ve hayatta kalmak çok zordu. Doğa hem bütün ihtiyaçları barındırıyordu ama hem de bunlara ulaşmak ciddi bir emek gerektiriyordu. Çeşitli aletlerin yardımıyla kendi güçlerini kullanan insanlar, zamanla doğada var olan suyun, hayvanların, rüzgârın gücünü kullanmayı keşfettiler. Böylece ihtiyaçlarını üretmek, yaşamlarını sürdürmek çok daha kolay oldu. İnsanın üretim sürecindeki gelişimi hep devam etti. Üretim sürecine makineler girdi, ilk makineler…
  • Kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri durmaksızın artarken emekçi kadınlar aynı sorulara cevap arıyor: Kadına yönelik şiddetin önüne neden geçilemiyor? Şiddet neden artıyor? Siyasi iktidarın temsilcileri şiddetin nedeninin eğitimsiz, cahil, vicdansız, merhametsiz, öfkesini kontrol edemeyen, ailevi ve ahlâki değerlere sahip çıkamayan kişiler olduğunu söylüyor. Erkekleri vicdanlı ve merhametli olmaya çağırıyorlar. Söylenen sözler ilk anda kulağa hoş gelebilir ama kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin artmasının sebebi tam da siyasi iktidarın aileyi korumak adına kadınların haklarına saldırması ve erkek egemen zihniyeti körüklemesidir.
  • George Floyd, “nefes alamıyorum” diye inliyordu ama ırkçı polis umursamadı ve onu acımasızca öldürdü. Floyd’a yapılan bu muamele, kara derililerin değişmeyen kara bahtı, bitmeyen çilesidir. Yüzlerce yıl boyunca Afrika’dan Amerika’ya köle olarak satıldılar bir hayvan ya da bir eşya gibi. İnsan yerine konmayan, aşağılanan, horlanan siyahlar onlarca kez isyan ettiler ve sonunda 1861’de başlayan Amerikan İç Savaşı sonrasında kölelikten kurtuldular. Özgürlüklerine kavuşan siyahların gözleri daha bir ışıl ışıl parlamaya başladı. Ne var ki, o umutlu bakışlardaki ışıltı çok geçmeden solduruldu, tam bir vahşetle karşı karşıya bırakıldılar.
  • Siyasi iktidarın temsilcileri halkın gözüne baka baka yalan söylüyor, bunu da politik uyanıklık ve iş bilme olarak pazarlıyorlar. Gülerek liranın dolar karşısında değer kaybetmesinin halkı ilgilendirmediğini söyleyen Bakan Albayrak, belli ki milyonları istediği gibi aldatabileceğini düşünüyor. Şüphe yok ki bu konuşmanın ardında kibir ve emekçileri aptal yerine koyma vardır. Enflasyon ve işsizlik verilerinin çarpıtılması da aynı bakış açısının ürünü değil mi?

Son Eklenenler

  • Çiftçiler Ayakkabı fabrikasında çalışan işçiler patronun keyfi uygulamalarına, yaptığı haksızlıklara karşı defalarca seslerini duyurmaya çalışmış, ancak yönetim duymazlıkdan gelmişti. Bu yaşananlar karşısında işçiler Deriteks sendikasında örgütlenme...
  • 2022 yılında Katar’da düzenlenecek Dünya Kupası için uluslararası müsabakalar yakın zamanda başladı. Müsabakalar sırasında ve sonrasında Almanya, Norveç, Hollanda ve İrlanda başta olmak üzere bazı ulusal ekiplerin gündeminde turnuvanın oynanacağı...
  • Nisan ayı başında çeşitli sektörlerden işçiler olarak buluştuk. Covid-19 pandemisi bahane edilerek patronların haklarımızı nasıl da fütursuzca gasp ettiğini konuştuk. Aynı zamanda yine bu süreçte mücadele ederek haklarını koruyabilen işçilerin...
  • ABD’nin Alabama eyaletinde Warrior Met şirketinin kömür madenlerinde çalışan 1100 maden işçisi greve çıktı. Amerika Birleşik Maden İşçileri Sendikası’na (UMWA) üye işçiler, talep ettikleri ücretin kabul edilmemesi karşısında 1 Nisanda iş bıraktı.
  • Gece-gündüz, salgın-hastalık demeden marketten evlere, restoranlardan işyerlerine her türlü ihtiyacı taşıyan kuryeler, motorlarını ve bisikletlerini bu kez adil bir ücret ve daha iyi çalışma koşulları için sürdü. Özellikle salgın sürecinde payına...
  • Üzgünüm çocuğum, üzgünüm./ Alamadığım oyuncaklara,/ Yaşayamadığın çocukluğa,/ Alışamadığın açlığa!/
  • Pandemiyi işçilerin haklarını gasp etmenin fırsatına çeviren patronların elindeki en kullanışlı silahın Kod 29 olduğunu sürecin başından beri vurguluyoruz. Zaman içinde emekçilerin gözünde teşhir olan Kod 29’a yönelik Aile, Çalışma ve Sosyal...
  • Pandemi süreci başladığından beri Kod 29 ile işten çıkarılan işçilerin sayısı 200 bini buldu. İşçi sınıfına karşı genel bir saldırıya dönüşen Kod 29’a karşı mücadele sürüyor. İstanbul’da PTT, Sinbo, Tur Assist ve Bayrampaşa Belediye işçileri,...
  • İnsan, toplumsal iletişim aracı olarak dil ve yazının yanı sıra sembollere de başvurur. Semboller duygu, düşünce ve hayalleri etkili şekilde anlatabilmenin, toplumsal aidiyet duygusunu güçlendirmenin aracıdır. Döneme, coğrafyaya, kültüre göre...
  • AKP’li belediye yönetimi tarafından işten atılan İstanbul Bayrampaşa Belediye işçileri hakları için mücadele ediyor. Aralarında işyeri temsilcilerinin de bulunduğu pek çok işçi, 30 aydır gasp edilen toplu iş sözleşmesinden doğan haklarını talep...
  • Geçtiğimiz ay genç Sarah Everard isimli genç bir kadının bir polis tarafından kaçırılıp öldürülmesinden bu yana İngiltere’de polise, sağcı hükümete ve sisteme olan öfke giderek büyüyor. Haftalardır İngiltere’nin çeşitli kentlerinde eylemler ve...
  • Sendikalı oldukları için Kod 29 bildirimiyle tazminatsız işten atılan, aralarında PTT-Sen yöneticilerinin de olduğu işçiler, haklarını almak mücadelelerini sürdürüyor.
  • Emekçi kadınların ekmek ve gül mücadelesinin sembolü olan 8 Mart’ı geride bıraktık. “Emekçi Kadın: Direncin ve Değişimin Öyküsü” yayın akışımızın gösterdiği gibi; işçi sınıfı ve onun bir parçası olan emekçi kadınlar dirençleriyle, mücadeleleriyle...

UİD-DER Aylık Bülteni