Navigation

Buradasınız

Emperyalist Savaşları Ancak İşçi Sınıfının Mücadelesi Durdurabilir!

Eylül 2008, no:6

Kapitalizmin neden olduğu haksız ve gerici savaşlar, Balkanlar ve Ortadoğu’dan sonra, şimdi de Kafkasya’yı kana bulamış bulunuyor. ABD emperyalizminin kışkırtmasıyla Gürcistan’ın Güney Osetya’ya saldırması ve Rusya’nın devreye girmesiyle binlerce kişi katledildi. Kentler ve köyler yakılıp yıkıldı, on binlerce insan çaresizce evlerini terk etti. Kafkasya işçi ve emekçi sınıfları bir kez daha emperyalist ve kapitalist devletlerin çıkarlarının kurbanı oldular. Bu savaş şimdilik yatışmışsa da, sonraki savaşların tohumlarının atıldığı ve Türkiye’nin de bu kanlı emperyalist oyunun içinde daha fazla yer alacağı bir gerçektir.  

Yürütülen savaş bir çıkarlar savaşıdır, enerji yataklarını ve nakil hatlarını, pazar ve yatırım alanlarını paylaşma savaşıdır. Bu savaşın baş sorumlusu ABD emperyalizmidir, ama AB, Rusya, Japonya ve Çin gibi emperyalist güçler de masum değillerdir. Bu emperyalist güçler de yürüyen paylaşım savaşının bir parçası ve tarafıdırlar. Fakat Türkiye’nin egemenleri de masum değillerdir, onlar da bu savaşın bir parçasıdırlar. Sermaye sınıfı, hükümet ve ordu, Türkiye’nin bölgesel bir güç olmasını yani başka ülkelerin işçilerini de sömürmesini istiyor. Ama bölgesel bir güç olmak demek, silahlanma ve savaş demektir, yürüyen savaşın bir parçası olmak demektir. Türkiye’nin Afganistan’a ve Lübnan’a asker göndermesi, Gürcistan’a silah satması ve askeri eğitim vermesinin nedeni budur. Türkiye’nin tarafsız olduğunu söyleyen hükümet halkı kandırıyor. ABD ve NATO savaş gemilerinin Boğazlardan geçip Karadeniz’e gitmesine izin veren, Türkiye’nin egemenleri değil mi? Son model silahlarla donanmış bu savaş gemilerinin barış yerine savaş getireceği açık değil mi?

Her geçen gün silahlanma daha fazla hız kazanıyor, savaşa ayrılan bütçeler giderek şişiyor ve silah tekelleri muazzam kârlar elde ediyorlar. Dünyada bir yılda silahlanmaya harcanan para, bir trilyon doları aşmış bulunuyor. Silahlanma ve savaş patronlar sınıfı için muazzam kârlar demekken, işçi ve emekçi kitleler için yıkım, işsizlik, açlık ve sefalet, kan ve gözyaşı demektir. Silahlanmaya ayrılan devasa bütçelerin kaynağını, emekçilerden toplanan vergiler oluşturmaktadır. AKP hükümeti iğneden ipliğe her şeye zam yaparak işçi-emekçi kitlelerin üzerindeki yükü daha da artırırken, silahlanmaya ayrılan bütçeyi şişirmeye devam etmiştir.  

Türkiye işçi sınıfı, giderek her yana sıçrayan bu haksız ve gerici emperyalist savaşa alet olmamalıdır. Bu savaş bizim savaşımız değil, egemenlerin çıkar savaşıdır. Sessiz sedasız oturup savaş cehenneminin her yeri yakıp yıkmasına izin veremeyiz. Fabrikalarda, işyerlerinde ve mahallelerde, yani hayatın her alanında emperyalist savaşı teşhir etmeli ve ona karşı örgütlenmeliyiz. Nasıl ki emeklilik yaşımızın yükseltilmesine, sağlık hakkımızın elimizden alınmasına, düşük ücrete ve ağır çalışma koşullarına karşı çıkıp mücadele etmemiz gerekiyorsa, egemenlerin çıkar savaşlarına da karşı çıkıp mücadele etmeliyiz. Gücümüzü savaşa karşı da birleştirmeliyiz.

Türkiye işçi sınıfının çıkarları ile diğer ülkelerin işçilerinin çıkarları ortaktır ve tüm ülkelerin işçileri savaşa karşı ortak bir mücadele yürütmelidir. Bunun tarihsel olduğu kadar güncel örnekleri de bulunmaktadır: geçtiğimiz Nisan ayında Güney Afrika’nın liman işçileri, Çin’den Zimbabwe’ye gönderilen silah sevkiyatına engel olmuşlardır. Keza İsrailli pilotlar tutuklanmayı göze alarak Filistinli kadın ve çocukların üzerine ateş açmayı reddetmişlerdir.

Silah ve asker sevkiyatına karşı grevler örgütleyen, silah üretmeyi reddeden işçi sınıfı, egemenlerin çıkar savaşına büyük bir darbe vuracaktır, vurmalıdır. Emperyalist savaşlara karşı işçi sınıfının uluslararası örgütlülüğünü, dayanışmasını ve mücadelesini yükseltelim. Dünyayı bir kanser gibi saran emperyalist savaş virüsünü, ancak dünya işçi sınıfı durdurabilir. Dolayısıyla dünya barışı ancak ve ancak işçi sınıfının mücadelesiyle sağlanabilir.

Emperyalist savaşa hayır!

Dünyaya barış işçilerle gelecek!

19 Ağustos 2008

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • Sermaye sınıfının hizmetindeki siyasi iktidar, 2018’de ülkenin yeni bir krize sürüklenmesiyle, Kısa Çalışma ve Kısa Çalışma Ödeneği Yönetmeliğinde yaptığı değişikliklerle işverenlerin bu uygulamadan yararlanmasını kolaylaştırdı. Bu kez dünya...
  • Tüm dünyada egemen sınıf bir olmuş, koronavirüs üzerinden korku salıyor. Fakat öte yandan en basit önlemleri bile almıyorlar. Bu nasıl ikiyüzlülük? Üstelik bu süreç kapitalizmin nasıl vicdansız ve aşağılık bir sistem olduğunu başka bir noktadan da...
  • Kapitalist sistem çürümeye başladı ve yaşadığı büyük krizin içerisinde çırpınıp duruyor. Sermaye sınıfı, uzun süredir bu büyük krizi atlatma politikaları üretip, kendini aklama derdinde. Son aylarda adını bol bol duyduğumuz Covid-19’u bahane ederek...
  • Her sabah felaket senaryoları ile açıyoruz gözlerimizi. Yakın çevremizden, ailemizden aldığımız haberlerden ücretsiz izinlerin ve işten atmaların yaygınlaştığını, çalışma koşullarının ağırlaştığını ve haklarımızın git gide ellerimizden alındığını...
  • Hollywood filmlerine taş çıkartan senaryolarla küresel bir tantananın kopartıldığı, muazzam bir ikiyüzlülüğün sergilendiği günlerden geçiyoruz. Her gün yeni sayılar açıklanarak koronavirüs salgınının nasıl da hızlı yayıldığı ilan ediliyor, panik...
  • Dünyanın dört bir yanında koronavirüs salgını bahanesiyle patronlar sınıfı toplu işten atmalara başladı. Daha şimdiden dünya genelinde 20 milyonun üzerinde işçi işsiz kaldı. Henüz işten atılmayanlar ise ya ücretsiz izne çıkarılıyor ya da esnek...
  • Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Biz Bize Yeteriz” adıyla başlattığı bağış kampanyası “hayırsever” patronlar ve siyasetçiler tarafından büyük destek gördü! Açılışı yedi aylık maaşını bağışlayarak bizzat Cumhurbaşkanı yaptı. Hemen ardından MHP Genel Başkanı...
  • Son günlerde gündemde olan tek bir konu var, o da koronavirüs. Belli ki bu virüs daha uzun süre gündemde olmaya devam edecek. Hal böyle olunca fabrikalarda, işyerlerinde, evlerde sadece bu konu konuşuluyor. Toplumun büyük bir çoğunluğu adeta...
  • Malum koronavirüs salgını hayatımızın her alanını sarmış durumda. Bu virüsün fiziksel açıdan vereceği zarardan ziyade psikolojik ve ideolojik açıdan zararlarına, saldırılar ve hak gaspları için bahane edilmesine dikkat etmeliyiz. Patronlar sınıfının...
  • Merhaba dostlar! Son zamanlarda koronavirüs sebebiyle biz işçi sınıfı ve emekçi çocukları olarak zor dönemlerden geçiyoruz. Haftalardır süren salgın haberleri, açıklamalar, sosyal medya paylaşımları insanları içinden çıkması hayli zor bir korku ve...
  • “Sakin ol şampiyon, evdeyim!” Bu lafı sosyal medyadan duymuşuzdur muhakkak. Zengin muktedir, tuzu kuru bir emek sömürücüsü, bir takipçisi “neden dışarıdasınız?” deyince böyle bir yanıt verdi. Yalısının boğaz manzaralı bahçesinde spor yapıyordu. Ne...
  • Sermaye sınıfı, ekonomik krizin üzerini örtmek ve faturayı işçi sınıfına kesmek için muazzam bir bahane keşfetmiş durumda: Koronavirüs salgını! Yıllardır bağıra çağıra geliyorum diyen ekonomik kriz, daha öncekileri adeta mumla aratırcasına sonunda...
  • Türkiye’de koronavirüsün tespit edilmesinin üzerinden iki haftadan fazlaca bir zaman geçti. Bu süre zarfında, televizyon ekranlarından sürecin açık ve şeffaf bir şekilde yürütüldüğü, tüm bilgilendirmelerin yapıldığı, önlemlerin alındığı ileri...