. İş Kazalarında Asıl Sorumlular Yargılanmıyor | Uluslararası İşçi Dayanışması Derneği
Navigation

Buradasınız

İşçi Dayanışması Bülteni, No: 119

İş Kazalarında Asıl Sorumlular Yargılanmıyor

3. Havalimanı inşaatında 400 işçinin iş cinayetine kurban gittiği yönünde haberler çıkıyor. Bu durum, Türkiye’de iş kazaları yönünden nasıl vahim bir tablo ile karşı karşıya olduğumuzu gözler önüne seriyor. Son olarak 2017 yılında 2006 işçi iş cinayetlerinde hayatını yitirdi. Bu acı tablo gerekli denetimlerin yapılmadığını ve önlemlerin alınmadığını ortaya koyuyor.

Çalışma Bakanlığı, iş müfettişleri aracılığıyla işyerlerinde denetimler gerçekleştiriyor. İşe ilk başladığım yıllarda müfettişler ayrıntılı denetim yapıyorlardı. Ya da bana denk gelen denetimlerde öyle görünüyordu. Tek tek çalışanların eğitim durumlarına, sağlık raporlarına, üretim sahalarındaki sıkıntılara ayrıntılı bakıyorlardı. Son iki senedir yapılan denetimlerde her şeye yüzeysel bakılıyor.

OHAL ilan edildikten birkaç ay sonra İstanbul’da denetim yapılan inşaatların birçoğu müfettişler tarafından durdurulmuştu, bunlardan sadece birkaçı mühürlendi, geri kalanı ise kolluk kuvvetleri tarafından mühürlenmedi bile. Çalıştığım işyerine bağlı bir inşaat da o dönemde denetimde ölüme sebebiyet verebilecek eksiklik bulunduğu için mühürlenmiş, çalışması durdurulmuştu. Fakat inşaat patronu o şekilde çalışmaya devam etmişti.

Geçtiğimiz haftalarda çalıştığım OSGB’nin hizmet verdiği iki işyerine, iş müfettişleri denetime geldiler. İki işyerinin de denetimlerine katıldım, denetimler içler acısıydı. Müfettişler, ellerindeki dosyaları bir an önce kapatıp üzerlerindeki işi bitirmenin derdindeydiler. Bir işyerinde yangına karşı hiçbir önlem alınmamıştı, hatta acil çıkış kapıları bile yoktu. Normal şartlarda çoklu ölüme sebebiyet verebilecek bu durumdaki işyerinin üretimi durdurulmalı, sorun çözülene kadar işyeri mühürlenmeliydi. Tahmin edeceğiniz gibi üretim durdurulmadı. Üretim alanı hızlı hızlı denetlendi, göstermelik birkaç eksik husus yazıldı. Yapılan denetimden sonra toplantı odasında müfettiş ile konuşmaya başladık. “Burada bir sürü sorun var. Sizin gelmeniz iyi oldu, bu sorunlar işçilerin canını yakıyor. Burada her hafta yangın çıkıyor. Üretimi gezerken gördünüz, büyük bir yangın çıksa toplu ölümler yaşanabilir. Siz geldiniz artık bu sorunlar çözülür” dedim. Müfettiş de “bizler de yazıyoruz ama maalesef işveren istemezse bir şey yapmıyor. Bizim de elimizden bir şey gelmiyor” dedi. Bu açıklama üzerine daha fazla dayanamayıp “siz yaptıramıyorsunuz, bizim yetkimiz yok. Ne olacak bu işin sonu? Yarın burada birkaç işçinin öldüğü bir kaza olsa kim sorumlu olacak? Hemen iş güvenliği uzmanı sorumludur, diye olayı kapatacak devlet” dedim. Müfettiş bozulmuştu, konuyu değiştirdi.

Denetimin devamında bu müfettiş bilirkişilik de yaptığından bahsetti. İşveren vekilini çeşitli konularda uyardı. Ben de bilirkişi olduğunu öğrenince Bursa’daki boya fabrikasında kazan patlaması sonucu 5 kişinin hayatını kaybettiği kazayı hatırlatarak kazadan sonra iş güvenliği uzmanının tutuklanması hakkında ne düşündüğünü sordum. “Oradaki iş kazasına çok üzüldüm. İşverenin oğlu da hayatını kaybetmiş” deyince ben sinirlendim. İşveren önlem almadığı için çocuğunu kaybetti, peki diğer 4 işçi ne olacak? Onlar da işverenin yüzünden öldü, burada iş güvenliği uzmanının ne suçu vardı da tutuklandı?” diye sordum. Müfettiş “yasa yanlış kurgulanmış, sizleri sorumlu olarak gösteriyor” dedi.

Ortaya çıkan bu acı tablo bu düzende iş cinayetlerinin bitmeyeceğini bir kez daha bizlere göstermiş oluyor. Müfettişler de işverenin adamı gibi hareket ediyorlar. Bursa’da yaşanan patlamadan sonra o işyerinin daha önce iki defa Çalışma Bakanlığı tarafından denetlendiği ve uygunsuzluklar belirlendiği ortaya çıktı. Kazadan sonra iş güvenliği uzmanı sorgusuz sualsiz tutuklanmış oldu. Nedeni de kamuoyunu yatıştırmaktı. Bu tablolara maalesef ki çok alışığız. Soma’yı, Ermenek’i unutmadık. Buralarda da Bakanlık denetimler gerçekleştirdi, peşinden toplu ölümler geldi. Peki denetimlerdeki eksikler giderilmeyince patronlara ne oluyor dersiniz?

Sorunun cevabı çok basit, örneğin “uygunsuzluk” olarak “havalandırma yeterli değil” yazılıyor. İşveren havalandırma için bir maliyet çıkarıyor; 150-200 bin lira. Sonra ödeyeceği cezayı öğreniyor; 2500-3000 lira. İşveren doğal olarak önlem almak yerine ceza ödemeyi tercih ediyor. Bu durum Ermenek’te yaşanan toplu iş cinayetinde de medyaya yansımıştı. Sondaj yapılmadığı için işverene komik bir ceza kesilmişti. İşveren de önlemini almadan işine devam etmişti.

Bu tür kazaların önüne kısmen de olsa geçilebilmesi için asıl sorumlular yani patronlar, bu davalarda yargılanmalı ve ağır cezalar almalıdırlar.

26 Şubat 2018

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin üzerinden 20 yıl geçti. Aradan bunca yıl geçmesine rağmen, depreme karşı gerçek anlamda önlem alınmış değil. Her an olabilecek büyük İstanbul depremi sırasında halkın toplanması için boş bırakılan alanlara da AVM’...
  • Portekiz’de yakıt tankeri sürücüleri, 12 Ağustosta ülke genelinde süresiz genel greve çıktı. Tehlikeli Malzeme Taşıyıcıları Ulusal Sendikası’na (SNMMP) üye işçiler, maaş zammındaki anlaşmazlık nedeniyle kontak kapattı. Kosta Rika’daki devlet...
  • Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 15 Ağustos 2019 günü Mayıs 2019 dönemi Hanehalkı İşgücü Araştırmasını açıkladı. DİSK-AR hem TÜİK hem de İŞKUR’un Haziran 2019 verilerini değerlendirdi.
  • Yerel seçimlerin üzerinden bir hayli zaman geçmesine rağmen el değiştiren belediyeler üzerinden ortaya çıkan yolsuzluklar, haksızlıklar ile ilgili tartışmalar devam ediyor. Önceki belediye başkanlarının yaptıkları yolsuzluklar, haksızlıklar, kirli...
  • KHK ile kadroya geçirilen işçiler de dâhil edildiğinde, yaklaşık 500 bin işçiyi ilgilendiren kamu toplu iş sözleşmesi (TİS) imzalandı. Türk-İş ve AKP hükümeti arasında bayramın ikinci günü yapılan bir toplantıda imzalanan sözleşmeye göre, 2019’un...
  • Merhaba işçi kardeşlerim. Sizlere çalıştığım işyerindeki bir sohbeti aktarmak istiyorum. Ama konuya geçmeden önce, İşçi Dayanışması’nda çıkan bir yazıyı hatırlamak istiyorum. Yazının adı “Elma Hadisesi” idi. Yazıda 70’li yıllarda, bir fabrikadaki...
  • Merhaba dostlar! Geçtiğimiz günlerde uidder.org’da çıkan “Emekçi Kadınların Gözünden UİD-DER” başlıklı bir mektup okuduk. Çok geçmedi “İşçi Sınıfının Gençlerinin Gözünden UİD-DER” başlıklı Sefaköy’den bir grup genç arkadaşımızın sıcacık duygularını...
  • Atatürk Havalimanı 6 Nisan 2019 saat 02.47’de Singapur uçağıyla son hizmetini verdi. İstanbul Havalimanı yani 3. Havalimanı’nda ise, 6 Nisan 2019 saat 03.00’dan itibaren uçuşlar başladı. İstanbul Havalimanı’nın yapılmasına, Atatürk Havalimanı’nda...
  • Nepal’den, Bangladeş’ten, Pakistan’dan Katar’a giden yüz binlerce göçmen işçi, kölelik koşullarında çalışıyor. Bu işçilerin büyük çoğunluğu, 2022’de Katar’da gerçekleşecek Dünya Kupası maçları için inşa edilen stadyumlarda çalışıyor. Dünya Kupası...
  • İzmir Aliağa ilçesinin MHP’li Belediye Başkanı Serkan Acar, 31 Mart seçimlerinin ardından 180 işçiyi işten attı. Acar, işçileri işten atmasına “teknolojik gelişmeleri” gerekçe olarak göstermişti. Atılan işçilerin işlerine geri dönme mücadelesi...
  • Bizler çeşitli fabrikalarda çalışan bir grup işçiyiz. Bir yıl boyunca yoğun bir tempo içerisinde çalıştık ve bu yoğun tempodan az da olsa sıyrılıp bir tatile gittik. Her birimizin farklı farklı özellikleri, kültürleri olmasına rağmen bir hafta...
  • Türk-İş ile AKP hükümeti arasında, kamuda çalışan 200 bin işçi ilgilendiren 2019 dönemi Kamu Kesimi Toplu İş Sözleşmesi Çerçeve Protokolü görüşmeleri devam ediyor. Bugüne kadar gerçekleştirilen üç görüşmede işçilerin talepleri kabul edilmezken,...
  • Geçtiğimiz günlerde hepimizin bildiği gibi üniversite sınav sonuçları açıklandı. Sınava giren 2 milyonu aşkın öğrenciden 628 bin 796 öğrenci barajı geçemedi. Bu öğrenciler barajı geçemedikleri için sıkıntılı bir duruma düştüler. Peki, bunu hak...