Navigation

Buradasınız

İşçiler Yük Hayvanı mı?

Ekim 2015, No:91
Biz işçilerin yaşam koşulları yük hayvanlarınınkini andırıyor. Çoğumuz yaşamımızı sürdürebilmek için uzun saatler boyunca sermayenin ve temsilcilerinin emrinde çalışmak zorundayız. Kazandığımız para ancak karnımızı doyurmaya, pek de matah olmayan evlerimizin masrafını karşılamaya zor yetiyor.

At, eşek, katır, deve… Bin yıllar boyunca insanoğlunun hayatını kolaylaştırmış bu yük hayvanları, medeniyetin gelişmesine de büyük katkılarda bulunmuşlar. İnsanoğlunun yükünü taşısınlar diye ehlileştirilmiş bu hayvanlar, onca yükü sırtlamalarına karşın, yine de sahipleri olan insanoğluna yaranamamışlar. Yaşlandıklarında, hastalandıklarında ya da sakatlandıklarında vurulur ya da kesilirler. Sırtlarındaki yükü taşımayı reddedip huysuzlandıklarında dayakla veya açlıkla terbiye edilirler. Onca çalışmalarına rağmen onları kullanan insanoğlu, bu canlılara saygı bile duymuyor. Çünkü saygınlık kazanmak için çok çalışmak ya da insanlara faydalı olmak yetmiyor; başka şeyler gerekiyor.

Geçmişte insanlar için sahip oldukları yük hayvanı sayısı önemli bir zenginlik ölçütüydü. Buna karşın yük hayvanlarının ahırlarda yaşamak, beslenmek, üreyerek sahiplerine yeni yük hayvanları kazandırmak ve çalışmak dışında bir hayatları olmadı. Düşünmek, hayal kurmak, birleşmek/örgütlenmek gibi yetileri olmayan bu canlıların, sahiplerinin hâkimiyetinden kurtulmaları da mümkün değil. Hayal kurabilseler, düşünebilseler ve örgütlenebilselerdi sırtlarına binen yükü taşımayı reddeder, çalışma koşullarını, kendilerine verilen yem miktarını ve kalitesini pazarlık konusu eder, hatta fırsatını bulduklarında onları bağlayan iplerden kurtulur, ahırların kapılarını kırar, kırlarda özgürce koşabilecekleri bir hayata erişmeye çalışırlardı. Hem kendilerine saygıları olur hem de tüm insanlar nezdinde saygınlık kazanırlardı.

Kapitalizm denen ve paranın egemenliğine dayanan sistemle birlikte, teknoloji baş döndürücü bir hızla gelişti. Yük hayvanlarının artık çok sınırlı bir kullanımı var. Yükleri bir yerden başka bir yere taşıyacak arabalar, kamyonlar, uçaklar, gemiler var. Ama iktidar sahiplerinin ve efendilerin halen görülecek işi çok. Milyarlarca insan, ağır çalışma koşulları altında günümüz medeniyetinin yükünü taşıyor. Bir yanda emekçilerin sırtında günden güne büyüyen sermaye ve zenginleşen sermaye sahipleri, öte yanda yaşamını sürdürmek için işgücünü satmak zorunda olan dev bir işçi sınıfı var.

Biz işçilerin yaşam koşulları yük hayvanlarınınkini andırıyor. Çoğumuz yaşamımızı sürdürebilmek için uzun saatler boyunca sermayenin ve temsilcilerinin emrinde çalışmak zorundayız. Kazandığımız para ancak karnımızı doyurmaya, pek de matah olmayan evlerimizin masrafını karşılamaya zor yetiyor. Çoğumuz borçla yaşıyoruz, o yüzden çalıştığımız işyerine mahkûmuz. Eve yorgun geliyoruz. Ertesi gün çalışabilmek için dinlenmek, beslenmek, barınmak, giyinmek zorundayız. Tüm yaşam akışımızı çalışma koşullarımız belirliyor. Çocuklarımızı sağlıklı besleyememek, eve yorgun gelip ailemize ve sevdiklerimize zaman ayıramamak hayatımızın normal akışı haline geldi.

İşyerinde verimli çalışmazsak müdürlerin baskısıyla karşılaşırız, hatta işten atılır işsizlikle ve açlıkla terbiye ediliriz. Sırtımızdan zenginleşen patronlardan saygı bile görmeyiz. Hatta binaları, yolları, köprüleri inşa eden işçiler için kullanılan “amele” kelimesi bir aşağılama ifadesi olarak kullanılır. İşyerlerinde hastalanan işçiden bile hastalandı diye hesap sorulur. Yaşlanmak, sağlıksız duruma düşmek işten çıkartılma ya da iş bulamama sebebidir. Çocuklarımız sermaye için geleceğin işçi kuşaklarıdır. Sermaye sahipleri açısından kaç işçi çalıştırdıkları bir zenginlik göstergesi, itibar kaynağıdır. Patronlar “şu kadar işçiyi besliyorum” diyerek övünürler. Sanki sırtımızdan para kazanmıyorlarmış da hayır işliyorlarmış gibi; sanki onların beslediği hayvan sürüsüymüşüz gibi.

“İnsan düşünen hayvandır” denir ama işçilerin neyi nasıl düşünmesi ve algılaması gerektiğini patronların televizyonları ve gazeteleri söylüyor. Örgütsüz işçilere sermaye sınıfının politikacıları çobanlık ediyor. “İnsan sosyal bir hayvandır” derler. Oysa bizim çalışma koşullarımız sosyal ilişkiler kurmamıza bile engel oluyor.

Kısacası gece gündüz çalışıyor ve karnımızı zar zor doyuruyoruz. Uyuyor ve tekrar çalışıyoruz, bir de çocuk yapıyoruz. İnsan olmak bu mu? Yük hayvanından ne farkımız kaldı? İnsan olduğumuzu hissedebilmek için boş zaman ve para lazım. Bu düzende işçi sadece çalışıyor, ne parayı buluyor, ne de boş zamanı.

Korkularımızı yenmeye, yan yana gelmeye ve kendi sınıfımızın, işçi sınıfının çıkarlarını düşünmeye başlamalıyız. Birlik olmadan daha güzel bir dünyanın hayalini bile kuramayız. Birlikte düşünebilir, birlikte tartışabilir, birlikte karar alabiliriz. Birlik olmadığımız sürece, yaşamlarımızın yük hayvanlarınınkinden farkı olmayacak. Oysa insanlığımızı, saygınlığımızı ve daha iyi bir hayatı birlikte mücadele ederek kazanabiliriz.

24 Ekim 2015

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • Tarih 11 Eylül 1980… Türkiye işçi sınıfı yıllardır ayakta. Ülkede adeta örgütlenme ve hak alma seferberliği var, işçiler, gençler, kadınlar mücadelenin en önünde. O gün 74 işyerinde grev var. 30 bin işçi grevde. İşçiler ücretlerinin yükseltilmesini...
  • 20 Eylülde 139 ülkeden milyonlarca insan hükümetleri iklim değişikliği konusunda harekete geçmeye zorlamak için “Küresel İklim Grevi” eylemleri düzenlendi. Dünya çapında yapılan eylem çağrısına birçok ülkede yüz binler karşılık verdi. Türkiye’de de...
  • Daha önceki toplumlardan farklı olarak, kapitalist toplumda ürün çeşitliliğinde ve üretim kapasitesinde sıçramalı bir gelişme görülmüştür. Bugünkü teknoloji ile 10 milyar insanı doyurmak mümkündür. Diyeceksiniz ki, “peki, neden her gün bir milyara...
  • Otomotiv devi General Motors, geçtiğimiz yıl Kasım ayında ABD ve Kanada’daki 5 fabrikasını kapatacağını ve 14 bin işçiyi işten çıkaracağını duyurmuştu. Bunun üzerine ABD Başkanı Trump hayal kırıklığına uğradığını belirtmiş, devletin şirkete...
  • 17 Ağustos 1999’da 7,4 şiddetinde yaşanan korkunç depremden sonra pek çok artçı sarsıntı yaşandı. Ama sadece artçı depremler değil artçı saldırılar da geldi. O gün hem bastığımız toprak korkunç şekilde sarsılıyor hem de emekçiler olarak geleceğimizi...
  • Türkiye İş Bankasının sanayi ve hizmet grubu iştiraklerinden Erişim Müşteri Hizmetleri A.Ş.’de çalışan işçiler Tez-Koop-İş Sendikasında örgütlendiler. Bunun üzerine yöneticiler işçilere dönük baskılarını arttırdılar. İşçilere yapılan baskı bir basın...
  • Gümüşhane’de 17 Temmuzda atık su borusunun kopması nedeniyle faaliyetleri durdurulan Yıldız Bakır Madencilik firmasında çalışan işçiler, biriken alacaklarının ödenmesi talebiyle eylem gerçekleştirdiler.
  • UİD-DER’li işçiler, işlerine sendikalı olarak geri dönmek için mücadele yürüten Cargill işçilerini direnişlerinin 517’inci gününde ziyaret etti. Sıcak bir selamlaşmanın ardından, UİD-DER’li işçilerin hazırlayıp götürdüğü yemeklerle, hep beraber...
  • TÜİK Haziran 2019 işsizlik rakamlarına göre Haziran ayı itibariyle işsizlik yüzde 13’e yükselirken, işsizlerin sayısı 4 milyon 233 bine çıktı. Gerçekte işsizlerin sayısı çok daha fazladır. Çünkü TÜİK, işsiz kalıp da bir ay içinde iş başvurusu...
  • Merhaba arkadaşlar, çalıştığım fabrikada her ay mutlaka maaşta kesinti oluyor. Bazı işçi arkadaşlarımız insan kaynaklarına maaşların neden kesildiğini sorduklarında şu cevabı alıyor: “Geç gelmişsindir ya da işe gelmediğin olmuştur, ondan dolayı...
  • Fransa’nın başkenti Paris’te işçiler emeklilik hakkına yönelik saldırıları grevlerle protesto ediyor. Genel İşçi Konfederasyonu (CGT) üyesi taşıma işçileri, “reform” adı altında emeklilik hakkının tırpanlanmasına karşı 13 Eylülde grev gerçekleştirdi...
  • DERİTEKS, 14 Eylülde VIP Tekstil önünde işten atmaları, artan baskıları protesto etmek için bir basın açıklaması yaptı. Basın açıklamasına TÜMTİS, Petrol-İş, Koop-İş, Türk Metal, Tekgıda-İş, Basın-İş sendikalarının temsilci ve yöneticilerinin yanı...
  • Her gün aydınlanan güne uyanıp, günlük hayat koşturmamıza başlıyoruz. İşe, okula giderken bir kısmımız yolu haber okuyarak, bir kısmımız da sosyal medyaya bakarak geçiriyor. Peki, hangi sabah bu haberlere ve gelişmelere bakarken bir cinayet veya...