Navigation

Buradasınız

İşçilerin En Büyük Ayrıcalığı UİD-DER’dir!

Üç yıl önce birlikte çalıştığım bir arkadaşım İşçi Dayanışması gazetesi ile tanışmamı sağladı. O gün bugündür bültenimizi ilgiyle takip ediyorum. İşçi Dayanışması, ülkemizde ve dünyada yaşanan gelişmeleri sınıfımızın penceresinden bakarak bizlere aktarıyor. Bültenimiz bizlere gerçekleri anlatıyor. Patronların görmemizi, öğrenmemizi istemediklerini bizlere göstererek, anlatarak bizleri bilinçlendiriyor. Ben İşçi Dayanışması sayesinde gerçekleri görmeye başladım ve egemenlerin bizleri kandırmak için kullandıkları yöntemlere çok şaşırdım. Günlük hayatımızda karşılaştığımız olaylar, sorunlar mutlaka bültende çeşitli yazılar vesilesiyle yer almış oluyor ve biz bu sorunlarla karşılaştığımızda nasıl davranmamız gerektiğini bültenden öğreniyoruz.

Yaşadığım bir örnek bana bu duyguları tekrardan hissettirdi. Çalışırken telefonum çaldı. Telefonun ekranındaki numara maaş kartını kullandığım bankanın numarasıydı. Telefonu açtığımda telefondaki müşteri temsilcisi bana “ayrıcalıklar dünyasından” bahsederek kredi kartı tanıtımı yaptı. Müşteri temsilcisinin bahsettiğine göre bu kredi kartı “üst düzey” müşterilere sunulan bir kredi kartıymış! Dolayısıyla bu kartın her müşteriye verilmediğinden, ayrıcalık tanınan müşterilere sunulduğundan bahsetti. Ben de kendisinin sunduğu kartın bana “ayrıcalık” tanıyamayacağını, zaten asgari ücretle çalışan milyonlarca işçi ile aynı “ayrıcalıklara” mahkûm edilmiş olduğumu anlattım. Bu konuşmayı yaparken bir taraftan da daha önce bültende yer alan “Marlboro Erkeği”, Ispanak ve Kapitalizm başlıklı yazı aklıma geldi. Yazıda geçen şu satırları anımsadım: “Her yerde karşımıza çıkan reklamların mahareti büyük: En zararlı, en tehlikeli ürünleri son derece yararlı ve eğlenceli gösterirler. O ürünlerle ilgili masum ve çekici imajlar yaratırlar. Bizleri o ürünlere ihtiyacımız olduğuna ikna ederler ve satın almamızı sağlarlar… Cips, kola, çikolata reklamlarındaki eğlenceli ortamları, zengin sofralardaki mutlu aileleri, çekici kadınları, erkekleri düşünelim. Bu sahte imajlar dünyasında satın alınan araba ‘sıradanlığa tepkimiz’, saat ‘prestijimiz’, parfüm ‘çekiciliğimiz’, çikolata ‘mutluluğumuz’, banka ‘dostumuz’, kredi kartı ‘ayrıcalığımız’, cep telefonu ‘hayatla bağlantımız’, spor ayakkabısı ‘özgürlüğümüz’ olarak sunuluyor. Karakteriniz, insani değerlere sahip olmanız önemli değil, önemli olan neye sahip olduğunuz, neyi tükettiğiniz diyorlar.”

Ben bu yazı ve yaşadığım örnekle de anladım ki hayatımın en büyük ayrıcalığı, İşçi Dayanışması’nı okuyabilmek ve UİD-DER’in çalışmalarına katılabilmektir.

26 Ağustos 2019

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • Zeytinoğlu Grubu’na bağlı Entil Endüstri, Halpaki Döküm ve Tarkon Makine işçilerinin kıdem tazminatları ve 5 aylık ücretlerinin ödenmesi talebiyle 4 Kasımda başlattıkları nöbet eylemi devam ediyor. 3 fabrikada çalışan işçiler, taleplerini duyurmak...
  • 17 Ağustos depremini Kocaeli Karamürsel’de yaşamış birisi olarak, o gece ve sonrasında yaşadıklarımı sizlerle paylaşmak istedim. O zamanlar eşim İstanbul’da çalışıyor, ben 1 yaşındaki kızım ve 4 yaşındaki oğlumla annemde kalıyordum. 17 Ağustos...
  • Genç yaşlı, evli bekâr, köylü, şehirli, Avrupalı, Asyalı fark etmiyor. Dünyanın her yerinde baskı altına alınıyor, şiddet görüyoruz. Kadınların emek gücü ucuzdur. Bu düzende söz hakkımızı erkekler belirlemek istiyor. Çalışıyor ve ev geçindiriyoruz...
  • Ankara’nın Etimesgut ilçesinde Elya Yapı’ya ait Elya Center şantiyesinde çalışan 30 inşaat işçisi aylardır ödenmeyen ücretlerini talep ettiler. Elya Yapı patronları 9 Kasımda işçilere ücretlerinin ödeneceği sözünü verdi. Aldıkları sözün ardından...
  • Ben on üç yaşından beri çalışmaktayım. Adana’da birçok fabrikada çalıştım, son beş yıldan beri ise bir fabrikada metal işçisi olarak çalışıyorum. Daha önce hep duyuyordum UİD-DER’in etkinliklerini ama böyle bir etkinliğe hiç katılmamıştım....
  • İki dağcı genç çadırlarını alır dağa çıkarlar. Çadırlarını kurar ve gece içinde uyurlar. Gençlerden biri gece uyanır. Panik halde arkadaşını uyandırır. Ne olduğunu, niye uyandırıldığını anlayamayan şaşkın arkadaşına sorar:
  • Geçenlerde eve dönmek için dolmuşa bindim, dolmuş hakikaten dolmuş durumdaydı. Dolmuşta iki kişinin kendi aralarında yaptıkları sohbete kulak misafiri oldum. Diş hekimi bu iki insan bir birilerine “müşteri nasıl kazıklanır” taktiğini veriyordu. “Bak...
  • Yeni Ekonomi Programı çerçevesinde güncelleme (zam) gündemime girdiğinde, acaba bu mektubu yazana kadar konu güncelliğini yitirir mi diye çok düşündüm. Sonunda mektubu yazmaya başladım ve burasına üzülsem mi, sevinsem mi bilemedim ama güncelliğini...
  • İstanbul Silivri açıklarında yaklaşık altı büyüklüğündeki deprem, yılardır bastırdığımız deprem korkumuzu tekrar gündemimize getirdi. Yaşanan sarsıntıyla yoksul işçi ve emekçiler artık diken üzerinde yaşamaya başladı. Büyük sarsıntıdan sonra,...
  • Kardeşler, bir servis şoförü olarak bugün sizinle biraz dertleşmek istedim. Yaşadıklarımı, tanık olduğum şeyleri sesli düşünerek aktarayım sizlere. Yirmi yıl çalıştıktan sonra emekli olacağım, artık çalışmama gerek yok diyerek emekli oldum. Emekli...
  • Geçtiğimiz günlerde TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu tarafından 3 yeni vergi kalemini içeren yeni bir vergi yasası kabul edildi. Büyük bir riyakârlıkla “vergi adaleti” diye pazarlanan yeni yasayla, vergi gelirlerinin arttırılması ve ekonomik krizin...
  • Birinci Dünya Savaşında Doğu cephesi… Enver Paşa komutasındaki taburlara katılan ve acımasız kış soğuğunda Allahuekber Dağları eteklerinde soğuktan ve açlıktan kırılan on binlerce asker… Hasan İzzettin Dinamo’nun kaleme aldığı Savaş ve Açlar romanı...
  • Biz yaşamak için emek gücümüzü patronlara satmak zorunda kalan işçileriz. Bunun için her gün işyerlerimize gider saatlerce ter akıtırız. Fabrikalarda, inşaatlarda, ofislerde ömrümüzden ömür vererek çalışırız. Tek derdimiz kendimize ve sevdiklerimize...