Navigation

Buradasınız

Kadın İstihdamı: Esnek ve Güvencesiz Çalışma!

Mayıs 2013, No:62

İçinden geçtiğimiz kapitalist kriz koşullarında her geçen gün işçilerin üzerindeki baskılar artıyor, hak gaspları, güvencesiz çalışma yaygınlaşıyor. İşçi sınıfının bir parçası olan ancak çalışma hayatında ikincil plana atılan ve yedek işgücü olarak görülen kadın işçiler ise, bu güvencesiz koşullardan iki kat daha fazla nasiplerini alıyorlar.

Erkek egemen zihniyetin hâkim olduğu kapitalist toplumda erkek işçi, evi geçindiren asıl kişi, kadın işçi ise sadece yardımcı unsur olarak görülüyor. Kadın işçinin geliri aile bütçesine ek gelir olarak hesap ediliyor. Bu bakış açısı, erkeklerle aynı işin yapılmasına rağmen düşük ücret almaktan, istihdam alanlarının belirlenmesine, kayıt dışı çalışmaya kadar pek çok uygulamaya yansıyor.

Nüfusun yarısını oluşturan kadınlar, oluşturdukları bu nüfusa karşılık istihdam alanında aynı yere sahip değiller. Türkiye’de 25 milyon erkek yetişkinin 17,4 milyonu çalışma yaşamına katılırken, 26 milyon yetişkin kadından sadece 6,2 milyonu çalışma hayatına katılabiliyor. Bu rakamlar da gösteriyor ki kadın istihdamı oldukça düşüktür.

Binlerce kadın işçi gündelikçi olarak ev temizlemeye gidiyor ya da evlerine parça başı iş alarak çalışıyor. Durum öylesine vahim boyutta ki, ev işçisi kadınlar İş Kanunu’na göre işçi bile sayılmıyorlar. Sendika kuramıyorlar. Sosyal haklardan yararlanamıyorlar. Sigortasız çalıştırılan ev işçisi kadınlar, iş kazası geçirdiklerinde “ev kazası” denerek örtbas ediliyor. Düzenli bir işte, sigortalı çalışmak isteyen kadınlar da uzun çalışma saatleri, zorunlu mesailer, gece vardiyaları, çocuklarına bakacak kimsenin olmaması nedeniyle uzun süre çalışamayıp işten ayrılmak zorunda kalıyorlar.

Şimdilerde AKP hükümeti, hem kadınlara çok çocuk yapmayı dayatıyor hem de işyerinden uzakta, ucuza sömürülmelerini sağlayacak bir model geliştiriyor. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin “güvenceli esneklik” modeliyle kadın istihdamını arttırmayı hedeflediklerini, 2023 yılında bu oranı yüzde 35’e çıkarmak istediklerini söylüyor. Peki, aileyi kutsallaştıran ama diğer taraftan uzun çalışma saatlerini dayatan, işyerlerine kreş açmayan patronlar ve onların sözcüsü AKP hükümeti bu hedefe nasıl ulaşacak? “Kadının kutsal görevi” propagandasıyla taze işgücü üretimini aksatmayacak şekilde, “esnek” çalışmayı kadınlara dayatarak… Uzaktan çalışma, çağrı üzerine çalışma, part-time gibi esnek çalışma türleriyle işin sürekliliği olmayacak, ücretler çalışılan saatler üzerinden ödenecek. Yani kadın istihdamı, kadınlar eve hapsedilerek düşük ücrete, güvencesiz çalışma koşullarıyla arttırılacak! Böylece esnek çalışma kadınların istihdam edilmesi bahanesiyle sinsi bir şekilde meşrulaştırılıp yaygınlaştırılmış olacak.

Patronlar derinleşen kriz ve kızışan rekabet koşullarıyla birlikte daha fazla kadın işçi çalıştırmak istiyorlar. Böylelikle erkek işçilerle aynı işi yapsalar dahi onları düşük ücrete çalıştıracak ve işten atma durumunda da ilk olarak onları kapı dışına koyacak. Esnek çalışma projesi patronların ekmeğine yağ sürerken, AKP iktidarı çok önemsediği Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığını arkasına alarak utanmadan esnek çalışmanın kadınların ihtiyacı olduğunu ileri sürüyor. Annelik görevini kutsayan, üstelik de bir kadın olan Bakan Fatma Şahin esnek çalışma modeli ile “kadınlar için iş hayatı ile aile hayatının uygunlaştırılması eksenli çalıştıklarını” iddia ediyor. “Ailenin yeniden üretilmesi”, kadınların “anne, iyi ve uyumlu eş” olması gerektiği söylenerek esnek çalışma dayatılıyor ve bunun kadınların talebi olduğu iddia ediliyor.

Oysa kadın işçiler esnek, sendikasız, güvencesiz, sigortasız ve düşük ücrete çalışmak istemiyorlar. Elbette ki kadın işçiler kendilerine, eşlerine ve çocuklarına vakit ayırmak, aileleriyle sosyal yaşamlarını paylaşmak istiyorlar. Ama esnek ve güvencesiz koşullarda çalışarak değil. Kadın işçiler olarak, bu şekilde çalışmaya karşı çıkıyor ve taleplerimizi haykırıyoruz. Eşit işe eşit ücret, kadınların çalışmasının önündeki tüm engellerin kaldırılmasını, gece vardiyalarının yasaklanmasını, her işyerine kreş açılmasını, doğum ve emzirme izinlerinin uzatılmasını talep ediyoruz.

24 Mayıs 2013

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • Zeytinoğlu Grubu’na bağlı Entil Endüstri, Halpaki Döküm ve Tarkon Makine işçilerinin kıdem tazminatları ve 5 aylık ücretlerinin ödenmesi talebiyle 4 Kasımda başlattıkları nöbet eylemi devam ediyor. 3 fabrikada çalışan işçiler, taleplerini duyurmak...
  • 17 Ağustos depremini Kocaeli Karamürsel’de yaşamış birisi olarak, o gece ve sonrasında yaşadıklarımı sizlerle paylaşmak istedim. O zamanlar eşim İstanbul’da çalışıyor, ben 1 yaşındaki kızım ve 4 yaşındaki oğlumla annemde kalıyordum. 17 Ağustos...
  • Genç yaşlı, evli bekâr, köylü, şehirli, Avrupalı, Asyalı fark etmiyor. Dünyanın her yerinde baskı altına alınıyor, şiddet görüyoruz. Kadınların emek gücü ucuzdur. Bu düzende söz hakkımızı erkekler belirlemek istiyor. Çalışıyor ve ev geçindiriyoruz...
  • Ankara’nın Etimesgut ilçesinde Elya Yapı’ya ait Elya Center şantiyesinde çalışan 30 inşaat işçisi aylardır ödenmeyen ücretlerini talep ettiler. Elya Yapı patronları 9 Kasımda işçilere ücretlerinin ödeneceği sözünü verdi. Aldıkları sözün ardından...
  • Ben on üç yaşından beri çalışmaktayım. Adana’da birçok fabrikada çalıştım, son beş yıldan beri ise bir fabrikada metal işçisi olarak çalışıyorum. Daha önce hep duyuyordum UİD-DER’in etkinliklerini ama böyle bir etkinliğe hiç katılmamıştım....
  • İki dağcı genç çadırlarını alır dağa çıkarlar. Çadırlarını kurar ve gece içinde uyurlar. Gençlerden biri gece uyanır. Panik halde arkadaşını uyandırır. Ne olduğunu, niye uyandırıldığını anlayamayan şaşkın arkadaşına sorar:
  • Geçenlerde eve dönmek için dolmuşa bindim, dolmuş hakikaten dolmuş durumdaydı. Dolmuşta iki kişinin kendi aralarında yaptıkları sohbete kulak misafiri oldum. Diş hekimi bu iki insan bir birilerine “müşteri nasıl kazıklanır” taktiğini veriyordu. “Bak...
  • Yeni Ekonomi Programı çerçevesinde güncelleme (zam) gündemime girdiğinde, acaba bu mektubu yazana kadar konu güncelliğini yitirir mi diye çok düşündüm. Sonunda mektubu yazmaya başladım ve burasına üzülsem mi, sevinsem mi bilemedim ama güncelliğini...
  • İstanbul Silivri açıklarında yaklaşık altı büyüklüğündeki deprem, yılardır bastırdığımız deprem korkumuzu tekrar gündemimize getirdi. Yaşanan sarsıntıyla yoksul işçi ve emekçiler artık diken üzerinde yaşamaya başladı. Büyük sarsıntıdan sonra,...
  • Kardeşler, bir servis şoförü olarak bugün sizinle biraz dertleşmek istedim. Yaşadıklarımı, tanık olduğum şeyleri sesli düşünerek aktarayım sizlere. Yirmi yıl çalıştıktan sonra emekli olacağım, artık çalışmama gerek yok diyerek emekli oldum. Emekli...
  • Geçtiğimiz günlerde TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu tarafından 3 yeni vergi kalemini içeren yeni bir vergi yasası kabul edildi. Büyük bir riyakârlıkla “vergi adaleti” diye pazarlanan yeni yasayla, vergi gelirlerinin arttırılması ve ekonomik krizin...
  • Birinci Dünya Savaşında Doğu cephesi… Enver Paşa komutasındaki taburlara katılan ve acımasız kış soğuğunda Allahuekber Dağları eteklerinde soğuktan ve açlıktan kırılan on binlerce asker… Hasan İzzettin Dinamo’nun kaleme aldığı Savaş ve Açlar romanı...
  • Biz yaşamak için emek gücümüzü patronlara satmak zorunda kalan işçileriz. Bunun için her gün işyerlerimize gider saatlerce ter akıtırız. Fabrikalarda, inşaatlarda, ofislerde ömrümüzden ömür vererek çalışırız. Tek derdimiz kendimize ve sevdiklerimize...