Navigation

Buradasınız

Kısa Çalışma Ödeneği Nedir?

Ekim 2009, No: 19

Ekonomik krizle beraber, İş Yasasının hangi sınıfın çıkarlarını yansıtan bir yasa olduğu bir kez daha açığa çıktı. Bu yasa patronlar sınıfına her türlü kolaylığı sağlıyor. İşçi çıkartmak isteyen, işçinin ücretini ödemek istemeyen veya tazminatsız işten atmak isteyen patronların imdadına bu yasa yetişiyor. Yasada yer alan kısa çalışma ödeneği maddesi de patronların ekonomik krizde elini güçlendiren kolaylıklardan biridir.

Hangi hallerde “kısa çalışma ödeneği” veriliyor, bu ödenek ne anlama geliyor?

İş yasasının 65. maddesi, “kısa çalışma ve kısa çalışma ödeneği” konusunu düzenlemiştir. Bu maddeye göre, ödenek, ekonomik kriz veya zorlayıcı sebeplerle işyerindeki haftalık çalışma sürelerinin geçici olarak önemli ölçüde azaltılması veya işyerinde faaliyetin tamamen ya da kısmen durdurulması halinde verilir. Patron işyerinin kapatılmasıyla ilgili gerekçelerini Türkiye İş Kurumu’na ve varsa toplu iş sözleşmesi tarafı olan sendikaya bir yazı ile bildirir. Talebin uygunluğunun tespiti Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından yapılır. Bu ödenek, işçilerin yükünü azaltacağına patronların yükünün azaltılmasına olanak veriyor. Çünkü patronlar bu dönemde ücret, prim ve gelir vergisi ödemiyorlar.

Kısa çalışma ödeneği kimlere ve kaç ay ödenir?

“Kısa çalışma” kapsamına sokulan durumlarda, işçilere çalıştırılmadıkları süre için İşsizlik Sigortasından kısa çalışma ödeneği ödenir. İşçinin kısa çalışma ödeneğine hak kazanabilmesi için, son 3 yıl içerisinde en az 600 gün işsizlik sigortası primi ödemiş olması ve son 120 gün içerisinde de işyerinde çalışıyor gözükmesi gerekmektedir. Son düzenlemelere göre kısa çalışma ödeneğinden yararlanma süresi 3 aydan 6 aya çıkarıldı ve oranı da %50 arttırıldı. Baktığımızda sanki devlet bizi düşünüyor gibi gözüküyor. Oysa birçok işçi düzenli bir işte çalışmadığı için yukarıdaki prim günlerinin yarısını bile dolduramıyor. Bunun yanı sıra, patron işçiye ücret ödemekten kurtulurken, işçi kendi ücretini kendi primleriyle oluşturulan İşsizlik Sigortası Fonundan karşılıyor. Ama devlet sanki bu parayı kendi kasasından ödüyormuş gibi “baba devlet” pozlarına bürünüyor.

Kısa çalışma ödeneği miktarı ne kadardır?

Kısa çalışma ödeneği normal koşullarda işsizlik ödeneğinin %80’ini geçmemektedir. Fakat hükümetin son getirdiği yasal düzenlemeyle kısa çalışma ödeneği 800 TL oldu. Ancak bu tutar o işyerindeki üretimin tamamen durması halinde veriliyor. Yani işyerinde üretim yüzde 70 durduysa, ödenecek para bu 800 TL’nin yüzde 70’i yani 560 TL, üretim yüzde 50 oranında durduysa, ödenecek para 800 TL’nin yüzde 50’si yani 400 TL düzeyinde oluyor.

İşyerinde kısa çalışma uygulamasının ilanını duyan işçinin önünde iki seçeneği var. Ya bunu kabul edip şartları uygunsa İŞKUR’a müracaat edecek veya kabul etmeyip iş akdini İş Kanunu gereğince haklı sebeple feshedecektir. Eğer işçi kabul ederse, çalışma süreleri ve işsizlik sigortası primi ödeme gün sayısı bakımından işsizlik ödeneğine hak kazanmış olması ön şartıyla, 30 gün içinde İŞKUR’dan ödenek talebinde bulunabilir. Ancak kısa çalışma ödeneği süresi işsizlik fonundan düşürülecek. 6 ay işsizlik sigortasına hak kazandıysa ve 4 ay boyunca kısa çalışmadan para aldıysa, bu sürenin sonunda işten atılması halinde işsizlik sigortasından faydalanma süresi 2 ay olacak.

Kriz dönemini fırsat bilerek bu maddeden faydalanan patron, işçinin ücretinin ödenmesini işsizlik sigortası fonunun sırtına yıkıyor ve bu süre zarfında işçiyi sömürmeye devam ediyor. Bu ödenekten sonra işsiz kalan işçinin bir daha ne zaman iş bulacağı, karnını nasıl doyuracağı, kirasını nasıl ödeyeceği sorularının cevabını ne devlet, ne yasa, ne de patron veriyor. İşsizlik sigortası fonunun patronlar ve devlet tarafından yağmalanmasına dur demek, bu fondan işsiz kalan tüm işçilerin yararlanmasını sağlamak ve ödenek miktarının ve süresinin arttırılmasını mümkün kılmak için, başta sendikalar olmak üzere tüm işçilerin ortak mücadeleyi yükseltmesi gerekiyor. Unutmamalıyız ki, hak verilmez alınır.

18 Eylül 2009

Sınıf, Emek, Tarih, Yaşam

Sınıfın Penceresinden

  • Binlerce yıl ötelerden günümüze uzanan yapılar, aslında bizlere emeğin serüvenini anlatır. Tüm zenginlik doğanın ve emeğin ürünüdür. Emektir doğadaki zenginliği işleyip dönüştüren. Ta Firavunların Mısır’ından Roma’ya, Hindistan’dan Korkunç İvan’ın Moskova’sına kadar… Dillere destan olmuş şehirleri kuran emektir. Piramitler, saraylar, kanallar, katedraller, sarnıçlar, kemerler, tapınaklar… Emektir bugünün insanını dahi hayrete düşüren tüm bu yapıları yaratan yegâne güç!
  • İnsanlar var olalı beri emek harcadılar, ürettiler, üretiyorlar. Beslenmek, barınmak ve hayatta kalmak çok zordu. Doğa hem bütün ihtiyaçları barındırıyordu ama hem de bunlara ulaşmak ciddi bir emek gerektiriyordu. Çeşitli aletlerin yardımıyla kendi güçlerini kullanan insanlar, zamanla doğada var olan suyun, hayvanların, rüzgârın gücünü kullanmayı keşfettiler. Böylece ihtiyaçlarını üretmek, yaşamlarını sürdürmek çok daha kolay oldu. İnsanın üretim sürecindeki gelişimi hep devam etti. Üretim sürecine makineler girdi, ilk makineler…
  • Kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri durmaksızın artarken emekçi kadınlar aynı sorulara cevap arıyor: Kadına yönelik şiddetin önüne neden geçilemiyor? Şiddet neden artıyor? Siyasi iktidarın temsilcileri şiddetin nedeninin eğitimsiz, cahil, vicdansız, merhametsiz, öfkesini kontrol edemeyen, ailevi ve ahlâki değerlere sahip çıkamayan kişiler olduğunu söylüyor. Erkekleri vicdanlı ve merhametli olmaya çağırıyorlar. Söylenen sözler ilk anda kulağa hoş gelebilir ama kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin artmasının sebebi tam da siyasi iktidarın aileyi korumak adına kadınların haklarına saldırması ve erkek egemen zihniyeti körüklemesidir.
  • George Floyd, “nefes alamıyorum” diye inliyordu ama ırkçı polis umursamadı ve onu acımasızca öldürdü. Floyd’a yapılan bu muamele, kara derililerin değişmeyen kara bahtı, bitmeyen çilesidir. Yüzlerce yıl boyunca Afrika’dan Amerika’ya köle olarak satıldılar bir hayvan ya da bir eşya gibi. İnsan yerine konmayan, aşağılanan, horlanan siyahlar onlarca kez isyan ettiler ve sonunda 1861’de başlayan Amerikan İç Savaşı sonrasında kölelikten kurtuldular. Özgürlüklerine kavuşan siyahların gözleri daha bir ışıl ışıl parlamaya başladı. Ne var ki, o umutlu bakışlardaki ışıltı çok geçmeden solduruldu, tam bir vahşetle karşı karşıya bırakıldılar.
  • Siyasi iktidarın temsilcileri halkın gözüne baka baka yalan söylüyor, bunu da politik uyanıklık ve iş bilme olarak pazarlıyorlar. Gülerek liranın dolar karşısında değer kaybetmesinin halkı ilgilendirmediğini söyleyen Bakan Albayrak, belli ki milyonları istediği gibi aldatabileceğini düşünüyor. Şüphe yok ki bu konuşmanın ardında kibir ve emekçileri aptal yerine koyma vardır. Enflasyon ve işsizlik verilerinin çarpıtılması da aynı bakış açısının ürünü değil mi?

Son Eklenenler

  • Dünya işçi sınıfı 2021’i sermaye sınıfının yoğunlaşan sömürüsü, baskısı ve yasaklarıyla karşıladı. İşten atma saldırıları, ücret kesintileri, hak gaspları artarak devam ediyor. Ancak işçiler de bu saldırılara karşı birleşmekten, direnmekten,...
  • Arkadaşlarla bir hafta sonu bizim evde buluşma ayarladık. Sokağa çıkamadığımızdan dolayı evde zaman geçirmek istedik. Herkes bir fikirle gelmişti. Bir arkadaşım kutu oyunu getirmişti. Oyunun adı “Monopoly.” Oyunun amacı şu; banka sana hayatta...
  • Geçtiğimiz günlerde koronavirüs önlemlerinin alınıp alınmadığını denetlemek için işyerimize kamu görevlileri geldi. Tabi bu denetimin nedeni bir arkadaşımızın işyerinde koronavirüse karşı yeterli önlemlerin alınmadığına dair yaptığı şikâyetmiş. Bir...
  • Kapitalist sistemin yarattığı büyük çelişkiler, eşitsizlikler, adaletsizlikler, derinleştirdiği toplumsal sorunlar her geçen gün daha fazla can yakıyor. 21’inci yüzyılın teknolojik gelişmişlik ve üretim düzeyine rağmen yüz milyonlarca insan açlık...
  • “Biz ekmeğimizin peşindeyiz.” Ne çok duyarız bu sözleri çalıştığımız fabrikalarda, işyerlerinde, grev ve direnişlerde. Kimi zaman yapılan bir yanlışın üzerini örtmek, bahane bulmak için kullanılır. “Bakma yapmak istemezdim ama işte ekmeğimizin...
  • Krizin ve Covid-19 salgınının yükü işçi ve emekçilerin üzerine yıkılmaya devam ediyor, yoksullaşma derinleşiyor. Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu DİSK’in Covid-19 Döneminde İşsizlik Sigortası Fonu Raporu, İşsizlik Sigortası Fonunun...
  • Tüm dünya yeni bir yıla “merhaba” dedi. Çeşitli dillerde, farklı tonlarda çıktı bu merhabalar. İnsanlar yeni yılda yeni dilekler dilediler. Kimisi milyarlarına milyar istedi yüzü kızarmadan, mücevher takımına yeni yeni mücevherler istedi. Kimisi iş...
  • Otomotiv sektörüne plastik araba parçaları üreten bir fabrikada çalışıyorum. Covid-19 salgınıyla birlikte çalıştığımız fabrikada bir panik havası vardı. Televizyonlardan, internetten yayılan korku ve panik havası hemen herkesi çok etkiledi. Toplum...
  • Bir yılı daha geride bıraktık. 2020’nin ilk aylarında hayatımıza giren pandemiyle birlikte yaşamımız içinden çıkılmaz hale geldi. İşsizlik, yoksulluk derken bir de üstüne gelen yasaklarla beraber nefes alamaz olduk. Biz işçiler için zor bir yıldı....
  • Siyah emekçilere yönelik ırkçı saldırılar devam ediyor. ABD’de geçtiğimiz Mayıs ayında George Floyd’un katledilmesi üzerine tüm dünyada emekçilerin adalet talebi yükselmiş, meydanlar ırkçı nefrete karşı dolup taşmıştı. Kıtadan kıtaya sıçrayan...
  • Sağlık sistemindeki çöküş salgınla birlikte daha görünür hâle geldi. Sağlık çalışanlarının yükü artarken, dünyanın her yerinde olduğu gibi Türkiye’de de sağlık işçileri bu duruma sessiz kalmıyor. Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikasının (SES...
  • Çok şahit olmuşuzdur ilginç haber başlıklarına. “Emeklilere Müjde”, “Çalışanlara Müjde”, “Artık Herkes Kıdem Tazminatı Alacak” vs... Ama haber içeriğine baktığımızda hiç de müjdeli bir şeyle ya da başlıkta söylendiği gibi heyecan verici bir haberle...
  • “Bir adım öne geçme zamanı! 60 yıllık tecrübemizi çalışma hayatımızın yarınları için seferber ediyoruz. Ülkemizi geleceğin merkezi yapmak için teknoloji hareketini başlatıyoruz.” Metal Sanayicileri Sendikası MESS ilk ürününü paylaşmaktan gurur...

UİD-DER Aylık Bülteni