Navigation

Buradasınız

Tazminatsız İşten Atma Saldırısı: Kod 29

İşçi Dayanışması, No: 155
Siyasi iktidar 17 Nisan 2020’de güya işten atmaları yasakladı. Ancak “ahlâk ve iyi niyet kurallarına uymayan haller” yasağın dışında tutuldu. Öte yandan işçinin rızasını alma zorunluluğu kaldırılarak ücretsiz izinlerin önü açıldı. Yani sonuç olarak siyasi iktidar işten atmaları değil, ama tazminatlı işten atmaları yasaklamış oldu. O zamandan bu yana patronların elinde bir sopaya dönüşen ücretsiz izin saldırısının yanı sıra, tazminatsız işten atılan işçilerin sayısında da bir artış yaşanıyor. Kod 29 olarak bilinen tazminatsız işten atma saldırısı, tıpkı ücretsiz izinde olduğu gibi sendikalaşan, örgütlenen, hakkını arayan işçilere karşı bir sopa olarak kullanılıyor.

Kod 29 SGK’ya bildirilen işten çıkış (fesih) kodudur

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 9. maddesine göre işveren, iş akdi sona eren işçinin durumunu 10 gün içinde SGK’ya bildirmekle yükümlüdür. İş akdinin hangi gerekçeyle sona erdiği bir kod ile belirtilir. Her kodun SGK’da farklı bir anlamı vardır. Kod 29 “işveren tarafından işçinin ahlâk ve iyi niyet kurallarına aykırı davranışı” nedeniyle iş akdinin feshi demektir.

Kod 29’un 4857 sayılı İş Kanunundaki karşılığı 25’inci maddenin 2’inci fıkrasıdır. Bu maddenin 2’nci fıkrası “ahlâk ve iyi niyet kurallarına uymayan haller” olup işverene ihbar ve kıdem tazminatı ödemeksizin derhal fesih hakkı vermektedir. Bu fıkradaki derhal fesih gerekçelerinden bazıları şunlardır: İşçinin hırsızlık yapması, işyerindeki başka bir işçiye cinsel tacizde bulunması, ardı ardına iki işgünü veya bir ay içinde iki defa herhangi bir tatil gününden sonraki işgünü ya da bir ayda üç işgünü işverenden izinsiz ya da haklı bir neden olmaksızın işe gelmemesi... 25/2’den atılan bir işçi işsizlik ödeneğinden de yararlanamamaktadır.

Kod 29 ile işten atılan işçi hakkını hukuksal olarak nasıl arayacak?

Bunun için işçi mutlaka iş mahkemesine başvurmalıdır. İşçi, kıdem ve ihbar tazminatı davası, sendikal gerekçeyle atılmışsa sendikal tazminat davası, şartları uygunsa işe iade davası açabilir. İşe iade davası açabilmek için belirsiz süreli iş sözleşmesi ile en az 6 aydır o işyerinde çalışıyor olmak ve işyerinde en az 30 işçinin çalışması gerekmektedir. Ancak sendikal gerekçeyle işten atılan işçiler bu şartları sağlamasalar da işe iade davası açabilirler.

Bu davalarda feshin haklı bir nedene dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. Ancak sendikal nedenle işten atıldığı için dava açan işçinin sendikal nedeni ispat yükümlülüğü vardır. Eğer işçi sendikal nedenle atıldığını ispat edebilirse işveren kıdem ve ihbar tazminatının yanı sıra en az 12 aylık brüt ücret tutarında sendikal tazminat ödemek zorundadır. İşveren, işe iade davası açarak sendikal nedenle işten atıldığını ispat eden işçiyi işe başlatsa da başlatmasa da sendikal tazminatı ve boşta geçen süre için ayrıca dört aylık ücretini ödemek zorundadır. Ancak sendikal tazminat alan ve işe başlatılmayan işçiye ayrıca işe başlatmama tazminatı ödenmez. Kod 29 ile işten atıldığı için işsizlik ödeneği alamayan işçi, davayı kazandıktan sonra İŞKUR’a başvurarak çalışmadığı süreler için hak ettiği işsizlik ödeneğini geriye dönük olarak talep edebilir.

Kod 29 saldırısı yeni değildir, ancak pandemi sürecinde artmıştır

Patronların sendikalaşan işçileri tazminatsız işten atma saldırısı yeni değildir. Sendikal örgütlenmeyi kırmak için en çok başvurdukları yöntemdir. Davaların uzun sürmesi, işçinin lehine sonuçlansa bile işe iade davalarında işverene işçiyi işe geri almama hakkının tanınması nedeniyle patronlar işyerine sendikayı sokmaktansa “bedelini ödeyip belayı uzak tutmayı” tercih etmektedirler. Yeni olan şey pandemi sürecinde tazminatsız işten atma saldırısının artmasıdır. Bunda pandemi bahanesiyle iş koşulları ağırlaştırılan, hak kayıpları artan işçilerin sendikalaşma isteklerinin artmasının da payı vardır. Patronlar işçi sınıfının hak mücadelesine karşı büyük bir savaş başlatmışlardır. Bu savaşta kazanan olabilmek için örgütlenmek ve mücadele etmek şarttır. Direnişler bu mücadelenin çok önemli bir ayağıyken, hukuk mücadelesi de atlanmamalıdır. Her ne kadar mevcut yasalar sendikalaşan işçilerin iş güvencesini korumak için yeterli olmasa da işçiler yasalardan doğan haklarını bilmeli ve sonuna kadar kullanmalıdır. 

2 Mart 2021

Sınıf, Emek, Tarih, Yaşam

Sınıfın Penceresinden

  • Binlerce yıl ötelerden günümüze uzanan yapılar, aslında bizlere emeğin serüvenini anlatır. Tüm zenginlik doğanın ve emeğin ürünüdür. Emektir doğadaki zenginliği işleyip dönüştüren. Ta Firavunların Mısır’ından Roma’ya, Hindistan’dan Korkunç İvan’ın Moskova’sına kadar… Dillere destan olmuş şehirleri kuran emektir. Piramitler, saraylar, kanallar, katedraller, sarnıçlar, kemerler, tapınaklar… Emektir bugünün insanını dahi hayrete düşüren tüm bu yapıları yaratan yegâne güç!
  • İnsanlar var olalı beri emek harcadılar, ürettiler, üretiyorlar. Beslenmek, barınmak ve hayatta kalmak çok zordu. Doğa hem bütün ihtiyaçları barındırıyordu ama hem de bunlara ulaşmak ciddi bir emek gerektiriyordu. Çeşitli aletlerin yardımıyla kendi güçlerini kullanan insanlar, zamanla doğada var olan suyun, hayvanların, rüzgârın gücünü kullanmayı keşfettiler. Böylece ihtiyaçlarını üretmek, yaşamlarını sürdürmek çok daha kolay oldu. İnsanın üretim sürecindeki gelişimi hep devam etti. Üretim sürecine makineler girdi, ilk makineler…
  • Kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri durmaksızın artarken emekçi kadınlar aynı sorulara cevap arıyor: Kadına yönelik şiddetin önüne neden geçilemiyor? Şiddet neden artıyor? Siyasi iktidarın temsilcileri şiddetin nedeninin eğitimsiz, cahil, vicdansız, merhametsiz, öfkesini kontrol edemeyen, ailevi ve ahlâki değerlere sahip çıkamayan kişiler olduğunu söylüyor. Erkekleri vicdanlı ve merhametli olmaya çağırıyorlar. Söylenen sözler ilk anda kulağa hoş gelebilir ama kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin artmasının sebebi tam da siyasi iktidarın aileyi korumak adına kadınların haklarına saldırması ve erkek egemen zihniyeti körüklemesidir.
  • George Floyd, “nefes alamıyorum” diye inliyordu ama ırkçı polis umursamadı ve onu acımasızca öldürdü. Floyd’a yapılan bu muamele, kara derililerin değişmeyen kara bahtı, bitmeyen çilesidir. Yüzlerce yıl boyunca Afrika’dan Amerika’ya köle olarak satıldılar bir hayvan ya da bir eşya gibi. İnsan yerine konmayan, aşağılanan, horlanan siyahlar onlarca kez isyan ettiler ve sonunda 1861’de başlayan Amerikan İç Savaşı sonrasında kölelikten kurtuldular. Özgürlüklerine kavuşan siyahların gözleri daha bir ışıl ışıl parlamaya başladı. Ne var ki, o umutlu bakışlardaki ışıltı çok geçmeden solduruldu, tam bir vahşetle karşı karşıya bırakıldılar.
  • Siyasi iktidarın temsilcileri halkın gözüne baka baka yalan söylüyor, bunu da politik uyanıklık ve iş bilme olarak pazarlıyorlar. Gülerek liranın dolar karşısında değer kaybetmesinin halkı ilgilendirmediğini söyleyen Bakan Albayrak, belli ki milyonları istediği gibi aldatabileceğini düşünüyor. Şüphe yok ki bu konuşmanın ardında kibir ve emekçileri aptal yerine koyma vardır. Enflasyon ve işsizlik verilerinin çarpıtılması da aynı bakış açısının ürünü değil mi?

Son Eklenenler

  • Çiftçiler Ayakkabı fabrikasında çalışan işçiler patronun keyfi uygulamalarına, yaptığı haksızlıklara karşı defalarca seslerini duyurmaya çalışmış, ancak yönetim duymazlıkdan gelmişti. Bu yaşananlar karşısında işçiler Deriteks sendikasında örgütlenme...
  • 2022 yılında Katar’da düzenlenecek Dünya Kupası için uluslararası müsabakalar yakın zamanda başladı. Müsabakalar sırasında ve sonrasında Almanya, Norveç, Hollanda ve İrlanda başta olmak üzere bazı ulusal ekiplerin gündeminde turnuvanın oynanacağı...
  • Nisan ayı başında çeşitli sektörlerden işçiler olarak buluştuk. Covid-19 pandemisi bahane edilerek patronların haklarımızı nasıl da fütursuzca gasp ettiğini konuştuk. Aynı zamanda yine bu süreçte mücadele ederek haklarını koruyabilen işçilerin...
  • ABD’nin Alabama eyaletinde Warrior Met şirketinin kömür madenlerinde çalışan 1100 maden işçisi greve çıktı. Amerika Birleşik Maden İşçileri Sendikası’na (UMWA) üye işçiler, talep ettikleri ücretin kabul edilmemesi karşısında 1 Nisanda iş bıraktı.
  • Gece-gündüz, salgın-hastalık demeden marketten evlere, restoranlardan işyerlerine her türlü ihtiyacı taşıyan kuryeler, motorlarını ve bisikletlerini bu kez adil bir ücret ve daha iyi çalışma koşulları için sürdü. Özellikle salgın sürecinde payına...
  • Üzgünüm çocuğum, üzgünüm./ Alamadığım oyuncaklara,/ Yaşayamadığın çocukluğa,/ Alışamadığın açlığa!/
  • Pandemiyi işçilerin haklarını gasp etmenin fırsatına çeviren patronların elindeki en kullanışlı silahın Kod 29 olduğunu sürecin başından beri vurguluyoruz. Zaman içinde emekçilerin gözünde teşhir olan Kod 29’a yönelik Aile, Çalışma ve Sosyal...
  • Pandemi süreci başladığından beri Kod 29 ile işten çıkarılan işçilerin sayısı 200 bini buldu. İşçi sınıfına karşı genel bir saldırıya dönüşen Kod 29’a karşı mücadele sürüyor. İstanbul’da PTT, Sinbo, Tur Assist ve Bayrampaşa Belediye işçileri,...
  • İnsan, toplumsal iletişim aracı olarak dil ve yazının yanı sıra sembollere de başvurur. Semboller duygu, düşünce ve hayalleri etkili şekilde anlatabilmenin, toplumsal aidiyet duygusunu güçlendirmenin aracıdır. Döneme, coğrafyaya, kültüre göre...
  • AKP’li belediye yönetimi tarafından işten atılan İstanbul Bayrampaşa Belediye işçileri hakları için mücadele ediyor. Aralarında işyeri temsilcilerinin de bulunduğu pek çok işçi, 30 aydır gasp edilen toplu iş sözleşmesinden doğan haklarını talep...
  • Geçtiğimiz ay genç Sarah Everard isimli genç bir kadının bir polis tarafından kaçırılıp öldürülmesinden bu yana İngiltere’de polise, sağcı hükümete ve sisteme olan öfke giderek büyüyor. Haftalardır İngiltere’nin çeşitli kentlerinde eylemler ve...
  • Sendikalı oldukları için Kod 29 bildirimiyle tazminatsız işten atılan, aralarında PTT-Sen yöneticilerinin de olduğu işçiler, haklarını almak mücadelelerini sürdürüyor.
  • Emekçi kadınların ekmek ve gül mücadelesinin sembolü olan 8 Mart’ı geride bıraktık. “Emekçi Kadın: Direncin ve Değişimin Öyküsü” yayın akışımızın gösterdiği gibi; işçi sınıfı ve onun bir parçası olan emekçi kadınlar dirençleriyle, mücadeleleriyle...

UİD-DER Aylık Bülteni