Navigation

Buradasınız

Maymunun İbretlik Hikâyesinden Ders Çıkaralım

Asya’da maymun yakalamak için kullanılan bir çeşit tuzak vardır. Bir Hindistan cevizi oyulur ve iple sabit bir yere bağlanır. Hindistan cevizinin altına ince bir yarık açılır ve oradan içine tatlı bir yiyecek konur. Bu yarık maymunun elini sadece açıkken sokabileceği büyüklüktedir. Tuzak kurulur. Maymun tatlının kokusunu alır ve “ziyafete” yaklaşır. Yiyeceği almak için elini cevize sokar ama yiyecek içindeyken yumruk haline gelen elini dışarı çıkarması artık olanaksızdır. Sıkıca yumruk yaptığı elini yarıktan çıkaramayan maymun çılgına döner ama elindekini bırakmayı göze alamadığı için tuzaktan kurtulamaz. Yakınlara gizlenen avcılar çok kolay bir şekilde amacına ulaşır. Maymun yakalanır. Oysa maymunun yapması gereken tek şey o yiyeceği bırakıp elini dışarı çıkartmaktır.

Asya’da maymun yakalamak için kullanılan bir çeşit tuzak vardır. Bir Hindistan cevizi oyulur ve iple sabit bir yere bağlanır. Hindistan cevizinin altına ince bir yarık açılır ve oradan içine tatlı bir yiyecek konur. Bu yarık maymunun elini sadece açıkken sokabileceği büyüklüktedir. Tuzak kurulur. Maymun tatlının kokusunu alır ve “ziyafete” yaklaşır. Yiyeceği almak için elini cevize sokar ama yiyecek içindeyken yumruk haline gelen elini dışarı çıkarması artık olanaksızdır. Sıkıca yumruk yaptığı elini yarıktan çıkaramayan maymun çılgına döner ama elindekini bırakmayı göze alamadığı için tuzaktan kurtulamaz. Yakınlara gizlenen avcılar çok kolay bir şekilde amacına ulaşır. Maymun yakalanır. Oysa maymunun yapması gereken tek şey o yiyeceği bırakıp elini dışarı çıkartmaktır. Elindekini kaybetmeyi göze alarak daha büyük bir şeyi, özgürlüğünü, hayatını kazanmaktır. Ne yazık ki maymun bunu yapamaz ve elde ettiğini zannettiği yiyecekten olmamak için özgürlüğünden, hayatından olur. 

Biz insanız ama maymunların kaderinden öğrenecek çok şeyimiz olduğunu inkâr edebilir miyiz? Bugün bizlere de benzer tuzaklar kurulmuyor mu? Mesela işsiz kalma korkusuyla, ekmeğimizden olmama kaygısıyla sendikal örgütlenme mücadelesinden uzak duranlarımız, en ağır çalışma koşullarına razı edilenlerimiz yok mu? “En azından bir işim var, onu da kaybetmeyeyim” diyerek en ağır baskılara boyun eğmiyor muyuz kimi zaman? Kıdem tazminatı hakkı elimizden alınırken “ben eski işçiyim, yasa beni etkilemez” diye düşünenlerimiz yok mu? “Bir gün çalışan bile kıdem tazminatı alabilecek” denilerek kazanılmış bir hakkımız olan kıdem tazminatı hakkı elden gitmiyor mu? Bunun tatlı bir yiyecekle maymuna kurulan tuzaktan ne farkı var?

Birkaç sene öncesine gidelim. İşsizliğe çözüm bulunacağı, genç işçilerin tecrübe kazanacağı, uzun dönemli işsizlerin işsizlikten kurtulacağı iddia ediliyordu. Nasıl peki? Özel istihdam bürolarının kurulmasıyla! Onlara göre işsizliğin nedeni, gençlerin tecrübesiz olması, özel istihdam bürolarının yokluğuydu. O zaman da bizler, işçi kardeşlerimize gerçekleri anlatmıştık. Bizi güzel sözlerle tuzağa çekmeye çalışan patronlara ve iktidara kanmayalım, demiştik. İstihdam bürolarının işçilerin köle gibi kiralanacağı, güvencesiz çalıştırılacağı, bir gün bir fabrikada ertesi gün başka bir fabrikada çalıştırılacakları için işçilerin örgütlenmesini engelleyecek kurumlar olarak iş göreceğini ifade etmiştik. Bugün kıdem tazminatını bir fona devrederek ortadan kaldırmak isteyenler; “bir gün bile çalışan kıdem tazminatı alabilecek” diyor. Oysa taşeronlaştırmayı yaygınlaştıran, geçici çalışmayı özel istihdam bürolarıyla olağanlaştıran, işsizliği körükleyen, dolayısıyla kıdem tazminatı hakkının oluşmasının önüne geçenler aynı kişiler ve aynı iktidardır. Yöntem açıktır. Önce sorunları yarat, onları yaygınlaştır. Daha sonra da kurtarıcı pozlarıyla ortaya çıkıp türlü saldırıyı çözüm diye sun!

İşçilere dönük saldırılar öyle kılıklara sokuluyor ki bizde “elimizdekini kaybetmeyelim” kaygısı yaratılıyor. Sonra her şeyimizi kaybediyoruz. Fransa’daki işçileri düşünelim. Emeklilik reformu adı altındaki saldırı karşısında işçiler, emekçiler sessiz kalmadılar. Tüm tehditleri boşa çıkarıp saldırı karşısında kitlesel olarak mücadele ettiler. Fransız işçi ve emekçiler sadece kendileri için mücadele etmediklerini biliyorlardı, aynı zamanda çocukları ve dünyadaki sınıf kardeşleri için de mücadele ediyorlardı. Süslü sözlere kanmayı, tuzağa düşmeyi reddediyorlardı.

Biz işçiler, “aman ha elimizdekini de kaybetmeyelim” tedirginliğiyle hareket ettiğimizde, saldırılara boyun eğdiğimizde ne elimizdekileri koruyabilir ne de kazanımlarımızı ilerletebiliriz. Mücadele ederek, alın teri dökerek elde edilen kazanımlar ancak ve ancak mücadele edilerek korunabilir ve böyle ilerletilebilir. Egemenler tarihte emekçileri aldatmaya yönelik türlü oyunlar çevirmişler ve çevirmeye de devam ediyorlar. Akı kara, karayı da ak olarak göstermekte pek mahirdirler. Fakat biz de yalnız değiliz. Bize de sınıfımızın tarihini, egemenlerin oyunlarına karşı nasıl taktikler geliştireceğimizi gösteren UİD-DER gibi bir mücadele örgütü var. Tarihte yaşanan deneyimlerden dersler çıkarıyoruz. Bu sayede bizler de çıkarılan dersler ve aldığımız tarih bilinci ışığında yolumuzu bulabiliyoruz. Bize gösterilen bu yolda Asya’daki maymunların kaderini paylaşmayı kabul etmeyeceğiz. İşçiler olarak el ele vererek tuzaklardan kurtulacağız.

29 Temmuz 2020

Son Eklenenler

  • Koronavirüs’ün zengin yoksul ayırımı yapmadığı, “pandemi” sürecinde ekonominin tüm kesimleri olumsuz etkilediği, hepimizin “aynı gemide olduğu” masalları anlatıladursun gerçeğin hiç de böyle olmadığını veriler ortaya koyuyor. İlk koronavirüs...
  • Hangi yana baksak aslında çok büyük sorunlara işaret eden ayrıntılarla karşılaşıyoruz. Çünkü paranın insanın mutluluğundan, yaşamından daha değerli görüldüğü bir düzende yaşıyoruz. Hepimiz daha iyi bir yaşamın hayalini kuruyoruz.
  • Merhaba dostlar. Bizim için yürüdüğümüz yolu aydınlatan araçlardan biri oluyor İşçi Dayanışması... Her ay okur mektuplarıyla, yazılarla gündemdeki işçi sınıfını ilgilendiren gelişmeler ve karşılaştığımız, karşılaşacağımız birçok sorunla ilgili...
  • İnsanlık uzun çağlar boyunca yaşadığı deneyimlerden çıkarttığı dersleri, gelecek kuşaklara bazı deyimler veya atasözleri ile aktarır. “Denize düşen yılana sarılır” deyimi de çaresizliğin insana her şeyi yaptırabileceğini anlatmaktadır. Bunu içinden...
  • ABD’li aktör Robert De Niro’nun, Twitter üzerinden “İşte Amerika” notuyla yaptığı paylaşım, köhneyen kapitalist düzenin pis kokularını, çürümüşlüğünü bir kez daha gözler önüne serdi. Görüntüler uzunca bir caddede yatıp kalkmak, çöplerin içinde...
  • İnsanların psikolojik olarak yıprandığı, yalnızlaştığı ve çaresizliğe kapıldığı bir dönemden geçiyoruz. Fakat kendi adıma şunu çok rahat söyleyebilirim ki bu duyguların hiç birini yaşamamamın tek sebebi UİD-DER’de verdiğim örgütlü mücadeledir....
  • Koronavirüs gerekçesiyle okulların tatil edilmesinin üzerinden dört beş ay geçti. Bu sürede milyonlarca öğrenci okula gidemedi. Çocuklar arkadaşlarını göremiyor, sokakta gönlünce oyun oynayamıyor. Evin içine hapsoldukça, cep telefonlarına ve...
  • Covid-19 salgını bahanesiyle patronlara ballı teşvikler açıklayan siyasi iktidar sözde “işten atma yasağı” getirmiş, geçtiğimiz günlerde de yasağın süresini uzattığını açıklamıştı. Ancak iktidarın sözde işten atma yasağı patronlar için bir engel...
  • Koronavirüs salgınıyla örtmeye çalıştıkları krizi fırsata dönüştürme hayalleri kuran patronlar ve hükümet el ele verip kıdem tazminatımızı elimizden almak için yeni hamleler yapıyorlar. Bir yandan “dünyayı ve insanlığı tehdit eden bir virüsle karşı...
  • Merhaba arkadaşlar. Bültenimizin son sayısındaki “Bir Devir ve Bir İşçi Lideri: Kemal Türkler” başlıklı yazının altındaki bir resim beni çok etkiledi. Resimde DİSK’in kurucusu Kemal Türkler’in eşi Sebahat abla, işçi sınıfına grev hakkını armağan...
  • Merhaba arkadaşlar. 22 Temmuz günü mücadeleci sınıf sendikacılığının sembol ismi Kemal Türkler’i anmak için UİD-DER’li işçi kardeşlerimle birlikte anmaya katıldım. Mezarlığa gittiğimizde arkadaşlarımın her birinin yüzünde işçi sınıfının...
  • 2012 yılında İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu çıkartıldı. Bu kanun ile birlikte işyerlerinin birçoğunda iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimi bulundurma zorunluluğu getirildi. Kamu kurumları ve 50’den az işçi çalıştıran işyerleri için uzman ve hekim...
  • Kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetleri artmaya devam ediyor. Bu can yakıcı sorun karşısında önlem almayan ve kadın düşmanı politikaları sürdürerek daha da körükleyen iktidara karşı emekçi kadınların tepkisi büyüyor. Petrol-İş Sendikası Gebze...

UİD-DER Aylık Bülteni