Buradasınız
Yaz Sıcağının İşçiler Üzerindeki Etkileri
Gebze’den bir kadın işçi

Ben petrokimya sektöründe çalışan bir işçiyim. Çalıştığım fabrikada enjeksiyon ve sıcak baskı presleri mevcut. Ben her iki bölümde de çalıştım. Fakat sizlere ağırlıklı olarak çalıştığım sıcak baskı preslerinin olduğu bölümden bahsetmek istiyorum. Çünkü bu mektubu yazmaya ve yaşadıklarımızı anlatmaya hava sıcaklığının her gün biraz daha arttığı bugünlerde daha çok ihtiyaç duyar hale geldim.
İçerdeki havalandırmaların/pervanenin sıcaktan kavrulan biz işçilerin derdine çözüm olmadığı bir ortamda preslerde çalışmak oldukça güç. Öyle ki yaz aylarında işe deneme kapsamında yeni başlayan işçiler kimi zaman daha çay molasına kadar bile çalışamadan işi bırakıp gidiyorlar. Hepsinin de gerekçesi “burası çok sıcak” oluyor. Çalıştığımız bölümde 40 adet pres mevcut ve her biri 200 derece sıcaklıkta çalışıyor. Ayrıca çalıştığımız alanda oldukça dar. Bir yandan preslerin sıcaklığı, bir yandan havanın sıcaklığı derken kimileri için güneşli güzel günlerin habercisi olan yaz ayları bizim için tam bir işkence haline geliyor. Üzerimizdeki iş kıyafetleri terden abartısız söylemeliyim sırılsıklam oluyor. Alnımızdan akan ter gözlerimizin içine giriyor, gözlerimizi yakıyor. Üzerimizdeki lacivert iş pantolonumuz vardiya bitiminde terden bembeyaz ve sanki kolalanmış kumaş gibi bir şekle giriyor.
Bir gün arkadaşlarımızla konuştuk ve “bu böyle olmaz, bari bir klima takılsın, en azından nefes alalım, sıcaktan nefes alamıyoruz” dedik. Bunu patrona ilettik. Fakat aldığımız cevap içler acısıydı. “Eğer klima takılırsa presler soğur” demiş patronumuz. Onların dertleri presler. Üretimin yoğunluğundan ve sıcaktan eriyip buhar olmamız zerre kadar umurunda değil patronun. Biz de o zaman havalandırmalar yapılsın dedik ama ona da türlü bahanelerle yanaşmadı.
Birçok işçi gibi biz de bu fabrikada zor şartlar altında çalışıyoruz. Ancak bunun üstüne bir de mevsimlerin olumsuz tarafları da yansıdı mı zor olan koşullar bizler için bir kez daha zorlaşıyor. Elbette burada ya da başka bir fabrikada yaşanan tüm olumsuzlukları düzeltecek olan biz işçileriz. Yeter ki ele ele verelim, farkına varalım ve haksızlığa boyun eğmeyelim. Hakkımıza, geleceğimize sahip çıkalım.
- Çare Sınıfımızda ve Örgütlü Mücadelemizde
- “Eşim Öyle Yerlere İzin Vermiyor”
- Hafta Tatili Haktır, Gasp Edilemez!
- Adres Doğru mu?
- Emekliler “AÇIZ” Diyor, Onları Kim Duyuyor?
- Geleceğimizi Kurmak İçin Birliğimizi Büyütelim
- “Asıl Haber Biziz Be Abla”
- Sağlık Çalışanlarına Sağlıksız Yemekler
- Sorunlar Mücadeleyle Çözülür
- İşyerinde “Paralı Eğitim!”
- Onların İnsafına Bırakmayalım!
- “Sana Ceza Veriyorum Tayfun!”
- Emekli Maaşı Ne Zaman Ödenecek?
- “Çalışanlarımıza Rapor Vermeyin!”
- “Kırtasiye Ürünleri İkinci Ele Düştü”
- Örgütlü Olmak ve Toplu İş Sözleşmeleri
- Alo 170: Yanlış Numara Çevirdiniz!
- Turgut Özal, Gökova Santrali ve Sonrası
- TÜİK Kimin Hizmetinde?
- Emekliler Sendika Kuramazmış!
Son Eklenenler
- Türk-İş’e bağlı Koop-İş Sendikasının örgütlü olduğu Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na bağlı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı’nın (SYDV) Türkiye genelindeki 1003 kurumunda çalışan 10 bin kamu işçisi 29 Ağustosta greve çıktı.
- Güvenliğin ve danışmanın olduğu katta her 5 dakikada bir “sistemsel hata ve arıza olduğu için tüm katlarda hizmet verilemiyor” şeklinde anonslar yapılıyordu. Önce güvenliğe gidip bu yapılanın yanlış olduğunu, insanlara memurların iş bıraktığının...
- Filler Sultanı ile Kırmızı Sakallı Topal Karınca adlı romanında Yaşar Kemal, sömürülenlerle sömürücüler arasındaki büyük çelişkiyi anlatır. “Çünkü” der, “sömüren güçlü azınlıkla, sömürülen ve güçsüz sanılan çoğunluk, her çağda vardı. Ama bu çelişki...
- İktidarın “Kamu Çerçeve Protokolü” sürecindeki tutumunu protesto etmek için yapılan bir eylemin ardından bir kadın işçi çevresindeki insanlara sordu: “Bu sene hiç kiraz yediniz mi?” Bu soruya evet diyen tek bir kişi çıkmadı. Kilosu 700 lirayı aşan...
- Mücadele örgütümüz UİD-DER’in saflarında yer almış her işçi kardeşimizden, çoğu zaman övgü dolu sözler duyarız. Bu sözler tesadüf değil, UİD-DER’in sınıf mücadelesinin tarihsel deneyimlerinden süzülüp gelen mücadele kültürünün bir sonucudur. Ben de...
- İstanbul Emek Barış ve Demokrasi Güçleri, 1 Eylül Dünya Barış Günü kapsamında 31 Ağustos Pazar günü Kadıköy’de bir miting düzenleyeceklerini duyurdu. Miting çağrısı, Mecidiyeköy’de bulunan Tüm Bel-Sen İstanbul Şube binasında 27 Ağustosta...
- Toplamda 6,5 milyon kamu emekçisi ve emeklisini ilgilendiren 8. Dönem Toplu Sözleşme görüşmelerinde, anlaşma sağlanamadı. Kamu İşveren Heyeti ile konfederasyonlar arasında görüşmeler çıkmaza girdiği için, süreç Kamu Görevlileri Hakem Kuruluna...
- İzmir’den İstanbul’a belediye çalışanları, ücretlerinin geç veya eksik ödenmesi, tazminatlarının ve yan haklarının ödenmemesi nedeniyle çeşitli eylemler yapıyor. Evlerini geçindirmekte zorlanan emekçiler, alacaklarının bir an önce ödenmesini talep...
- 600 bin kamu işçisini ilgilendiren Kamu Toplu İş Sözleşmeleri Çerçeve Protokolü (KÇP) süreci, kamu işçilerinin taleplerinin görmezden gelinerek sefalet zammına imza atılmasıyla sonuçlandı. Harb-İş İstanbul Şube Başkanı Murat Yalçınkaya ile Kartal...
- Grev yerindeki bir sohbet sırasında bir işçi kardeşimiz çocuğunun aşçılık bölümünü seçtiğini anlatırken bu durumun onu üzdüğünü şu sözlerle dile getirmişti: “Biz istedik ki bizim gibi işçi olmasın, mühendis olsun, doktor olsun, ezilmesin. Ama olmadı...
- Biz Gebze’den bir grup UİD-DER’li işçi olarak Omsa Metal direnişini ziyaret ettik. Direnişçi işçilerle sorunlarımız üzerine sohbet ettik.
- Kapitalist sistemin tarihsel krizi, siyasi iktidarın sermaye sınıfının çıkarlarına göre yürüttüğü politikalar biz emekçileri derinden etkiliyor. Açlık sınırı altında kalan sefalet ücretlerine mahkûm edilmiş durumdayız. Bizler insanız, sadece...
- Metal işkolunda grup toplu iş sözleşmesi yaklaşıyor. Bu sözleşme MESS ve metal işkolunda örgütlü bulunan Birleşik Metal-İş, Türk Metal ve Çelik-İş sendikaları arasında gerçekleşecek. Biz işçiler bir araya geldiğimizde futbol üzerine konuşur, sohbet...