Navigation

Buradasınız

Okullar Açılırken: Hayaller ve Gerçekler

İşçi Dayanışması Bülteni, No:102

Yeni bir eğitim ve öğretim dönemi başlıyor. Bir kez daha işçi çocukları yarış atı gibi koşturacaklar. Amaç sınavlardan daha iyi bir sonuç almak, daha iyi bir lisede, daha iyi bir üniversitede okumak… Sonunda ise mevki sahibi, paralı bir iş bulmak… Hatta sınıf atlamak, fakirlikten kurtulup zenginliğin zevkini sürmek… Atalarımız boşuna dememişler: “Umut fakirin ekmeği” diye.

Medya başta olmak üzere, sermaye düzeninin tüm kurumları gençlere sınıf atlama hayalleri pompalıyorlar. Gençlere, aldıkları eğitimle önemli mevkilere gelecekleri, büyük işlerin sahibi olacakları söyleniyor. Onları gerçeklerden uzaklaştırıp hayaller dünyasına itiyorlar. İnsanı körelten, duygu ve ruh halini çökerten, boş bir rekabete ve hazin hırslara yönelten eğitim sistemi, gençler için koca bir yalandan oluşan gelecek vaatlerinde bulunuyor. Oysa zenginlik ve ihtişam içinde yüzen ve gelecek kaygısı olmayan sermaye sınıfının gençleri ile işsizlik ve yoksulluk içinde, hayata tutunma çabasında olan işçi sınıfının gençleri aynı hayatı yaşayamazlar.

Patronların çocukları özel okullarda, her türlü imkânı kullanarak eğitim görürken; devlet okullarında okuyan işçi çocuklarına daha iyi eğitim alabilmeleri için yeterince imkân tanınmıyor. İlkokuldan üniversiteye kadar, her alanda ezbere dayalı olan eğitim sistemi gençleri yaşadıkları dünyayı sorgulamaktan da uzaklaştırıyor. Bilimsel ve nitelikli olmaktan son derece uzak olan eğitim sistemi, düşünmeyen, sorgulamayan, itaatkâr bir gençlik yetişmesine yarıyor.

Eşitsiz eğitim olanaklarına sahip emekçi çocuklarıyla patron çocukları aynı sınavlara tâbi tutuluyor. Bir yanda kolejlerde ve özel okullarda eğitim gören burjuva çocukları, diğer tarafta, okul masraflarını çıkarmak için yaz tatillerinde taşeronlarda, eğitim dönemlerinde kafelerde, atölyelerde çalışmak zorunda olan emekçi çocukları.

TEOG, YGS-LYS ve uzayıp giden bir sınavlar cenderesine atılan emekçi çocukları, bu eşitsiz koşullara rağmen başarılı olabilmek için tüm vakitlerini bu sınavlara çalışarak geçiriyorlar. Emekçi aileler çocuklarını sınava hazırlanmak üzere dershane veya kurslara göndermek zorunda kalıyorlar. Bunu yapabilmek için de kimi zaman daha ağır koşullarda çalışıyor, ek iş yapıyor, kimi zaman da bankalardan kredi çekerek dershane/kurs taksitlerini yatırıyorlar.

Hazırlık sürecinde sosyal yaşamdan kopan gençler psikolojik sıkıntılar yaşıyor, agresifleşiyor, yalnızlaşıyorlar. Hayatlarının ve hayallerinin, bu birkaç saatlik sınavlara bağlı olduğunu düşünen işçi çocukları için, sınavda başarısız olmak hayal kırıklığı demek. 13 yaşındaki Ayşe Berrin Yılmazlar, TEOG sınavında istediği puanı alamadığı için kendini bornoz kemeriyle asarak intihar etmişti. Ayşe Berrin gibi, sınavlarda yaşadığı hayal kırıklığı yüzünden intihar eden gençler, adaletsiz ve eşitsiz sistemin acımasızlığını da gösteriyor.

Gençlerde öylesine büyük beklentiler yaratılıyor ki, bu beklentiler gerçekleşmeyince yaşam anlamsızlaşıyor. Sınavı geçememek demek, sınıf atlama olanağını da kaybetmek anlamına geliyor. Oysa sınavları kazanıp bir üniversitede okumak ya da onu bitirmek sınıf atlama olanağı yaratmıyor. Gerçekte yok böyle bir dünya. Gençlere aşılanan yalan bir dünyadan, hayali bir dünyadan ibaret. Nitekim yüz binlerce üniversiteli okulu bitirdikten sonra işsiz kalıyor ve gerçeklerle yüz yüze gelerek hayal kırıklığına uğruyor. Yani sınavı kazananı da, okulu bitireni de hayal kırıklığı bekliyor. Bundan dolayı, sınıf atlama, büyük iş sahibi olma hayallerini bir kenara bırakmalı, gerçeklere gözümüzü açmalıyız.

Patronlar ve iktidar sahipleri, gençleri bu şekilde oyalıyorlar; onları dünyayı değiştirme mücadelesinden uzak tutuyor ve aslında çürütüyorlar. Çünkü insanın gençlik dönemleri heyecan, duyarlılık, arzu ve coşku doludur. Ama kapitalist kâr düzeni gençlerin içindeki isyan ve değişim isteğini hiçbir dönem tam bastıramadı, bastıramayacak!

28 Eylül 2016

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • Sermaye sınıfının hizmetindeki siyasi iktidar, 2018’de ülkenin yeni bir krize sürüklenmesiyle, Kısa Çalışma ve Kısa Çalışma Ödeneği Yönetmeliğinde yaptığı değişikliklerle işverenlerin bu uygulamadan yararlanmasını kolaylaştırdı. Bu kez dünya...
  • Tüm dünyada egemen sınıf bir olmuş, koronavirüs üzerinden korku salıyor. Fakat öte yandan en basit önlemleri bile almıyorlar. Bu nasıl ikiyüzlülük? Üstelik bu süreç kapitalizmin nasıl vicdansız ve aşağılık bir sistem olduğunu başka bir noktadan da...
  • Kapitalist sistem çürümeye başladı ve yaşadığı büyük krizin içerisinde çırpınıp duruyor. Sermaye sınıfı, uzun süredir bu büyük krizi atlatma politikaları üretip, kendini aklama derdinde. Son aylarda adını bol bol duyduğumuz Covid-19’u bahane ederek...
  • Her sabah felaket senaryoları ile açıyoruz gözlerimizi. Yakın çevremizden, ailemizden aldığımız haberlerden ücretsiz izinlerin ve işten atmaların yaygınlaştığını, çalışma koşullarının ağırlaştığını ve haklarımızın git gide ellerimizden alındığını...
  • Hollywood filmlerine taş çıkartan senaryolarla küresel bir tantananın kopartıldığı, muazzam bir ikiyüzlülüğün sergilendiği günlerden geçiyoruz. Her gün yeni sayılar açıklanarak koronavirüs salgınının nasıl da hızlı yayıldığı ilan ediliyor, panik...
  • Dünyanın dört bir yanında koronavirüs salgını bahanesiyle patronlar sınıfı toplu işten atmalara başladı. Daha şimdiden dünya genelinde 20 milyonun üzerinde işçi işsiz kaldı. Henüz işten atılmayanlar ise ya ücretsiz izne çıkarılıyor ya da esnek...
  • Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Biz Bize Yeteriz” adıyla başlattığı bağış kampanyası “hayırsever” patronlar ve siyasetçiler tarafından büyük destek gördü! Açılışı yedi aylık maaşını bağışlayarak bizzat Cumhurbaşkanı yaptı. Hemen ardından MHP Genel Başkanı...
  • Son günlerde gündemde olan tek bir konu var, o da koronavirüs. Belli ki bu virüs daha uzun süre gündemde olmaya devam edecek. Hal böyle olunca fabrikalarda, işyerlerinde, evlerde sadece bu konu konuşuluyor. Toplumun büyük bir çoğunluğu adeta...
  • Malum koronavirüs salgını hayatımızın her alanını sarmış durumda. Bu virüsün fiziksel açıdan vereceği zarardan ziyade psikolojik ve ideolojik açıdan zararlarına, saldırılar ve hak gaspları için bahane edilmesine dikkat etmeliyiz. Patronlar sınıfının...
  • Merhaba dostlar! Son zamanlarda koronavirüs sebebiyle biz işçi sınıfı ve emekçi çocukları olarak zor dönemlerden geçiyoruz. Haftalardır süren salgın haberleri, açıklamalar, sosyal medya paylaşımları insanları içinden çıkması hayli zor bir korku ve...
  • “Sakin ol şampiyon, evdeyim!” Bu lafı sosyal medyadan duymuşuzdur muhakkak. Zengin muktedir, tuzu kuru bir emek sömürücüsü, bir takipçisi “neden dışarıdasınız?” deyince böyle bir yanıt verdi. Yalısının boğaz manzaralı bahçesinde spor yapıyordu. Ne...
  • Sermaye sınıfı, ekonomik krizin üzerini örtmek ve faturayı işçi sınıfına kesmek için muazzam bir bahane keşfetmiş durumda: Koronavirüs salgını! Yıllardır bağıra çağıra geliyorum diyen ekonomik kriz, daha öncekileri adeta mumla aratırcasına sonunda...
  • Türkiye’de koronavirüsün tespit edilmesinin üzerinden iki haftadan fazlaca bir zaman geçti. Bu süre zarfında, televizyon ekranlarından sürecin açık ve şeffaf bir şekilde yürütüldüğü, tüm bilgilendirmelerin yapıldığı, önlemlerin alındığı ileri...