Navigation

Buradasınız

Torba’dan Emekçi Kadınlara Saldırı Çıktı

Ekim 2014, No:79
Adından da anlaşılacağı gibi ilgili ilgisiz her türlü yasanın içine girdiği torba derya oldu. İçinden “hak” değil “gasp” çıktı! Öncelikle belirtelim ki kreş parası, doğum izninin uzatılması gibi haklarla ilgili hiçbir düzenleme yok. Ev işçisi kadınların İş Kanunu’nda işçi sayılmamaları ve sigortasız çalıştırılmaları sorunu çözülmeden kaldı.

Emekçi kadınların çalışma yaşamına ilişkin pek çok sorun var. Torba Yasa tartışmaları kapsamında aylarca emekçi kadınların bazı sorunları da gündemde tutuldu. Bu sorunlar, güya çözüme kavuşturulacakmış gibi yanıltıcı haberler yapıldı. Doğum izninin 24 haftaya çıkarılacağı konuşuldu. Ev işlerinde çalışan ev işçisi kadınların da işçi sayılacağına ilişkin haberler yazıldı, çizildi. Hatta bir dönem ev işçisi çalıştıranların evlerine baskınlar yapıldı, sigortasız işçi çalıştırdıkları için on binlerce lira ceza verildi. Çalışan kadınlara kreş parası verileceği bile söylendi! Yetmedi, kadınlara doğum borçlanması getirilerek erken emekliliğin sağlanacağına ilişkin haberler yapıldı. Hepsinin de torba yasa ile hayata geçirileceği söylendi. İşçi, emekçi kadınlar merakla torbadan çıkacakları beklemeye başladı.

Nihayet Torba Yasa’ya giren maddeler netleşerek Mec­lis’in gündemine girdi ve tasarı kabul edilerek yürürlüğe girdi. Peki, torbadan emekçi kadınlar için ne çıktı? Aylarca konuşulan, milyonlarca işçinin çözüleceği söylenen sorunları çözüldü mü gerçekten?

Adından da anlaşılacağı gibi ilgili ilgisiz her türlü yasanın içine girdiği torba derya oldu. İçinden “hak” değil “gasp” çıktı! Öncelikle belirtelim ki kreş parası, doğum izninin uzatılması gibi haklarla ilgili hiçbir düzenleme yok. Ev işçisi kadınların İş Kanunu’nda işçi sayılmamaları ve sigortasız çalıştırılmaları sorunu çözülmeden kaldı.

Yasaya göre ev işçisi kadınlar bir evde 10 günden az ya da fazla çalışmalarına göre ikiye ayrılmış durumda. Evinde 1 ay içinde 10 günden az süreyle ev işçisi çalıştıranlara sigorta ödeme zorunluluğu bulunmuyor. Sadece işçinin ücretinin %2’si oranında iş kazası ve meslek hastalığı primi ödeme yükümlülüğü getiriliyor. Emeklilik ve sağlık hizmetlerinden faydalanmak içinse çalışan kadının kendisinin prim ödemesi gerekecek. Aynı maddede ayda 10 günden az işçi çalıştıranların işveren sayılmayacağı da belirtiliyor. Yani iş kazası ya da meslek hastalığı durumunda hiçbir sorumlulukları olmayacak. Bu da demek oluyor ki, cam silerken düşerek hayatını kaybeden, yaptığı işin ağırlığından meslek hastalıklarına yakalanan kadınların sayısı artacak! Bu ölümlerin ve acıların hesabı yine sorulmayacak. Ev işçisi kadınlar eğer sigorta primlerini ödememişlerse böylesi durumlarda sağlık hizmetinden de faydalanamayacaklar. Ev işçisi kadınların çoğunlukla bir evde ayda 10 günden az çalıştıkları biliniyor. Kadınların kendi primlerini ödeyecek maddi güce sahip olmadıklarını düşünecek olursak, bu madde, ev işçilerinin sigorta ve emeklilik hakkının gasp edilmesinin devamı anlamına gelmektedir.

Taşerondan kamu ihalelerine, KDV’den iş güvenliğine kadar her türlü meselenin içine tıkıştırıldığı torba yasadan ev işçisi kadınların payına düşen yukarıda sözünü ettiğimiz bu tek maddedir. Buradan da anlıyoruz ki Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’ndan Çalışma Bakanlığı’na kadar tüm bakanlıkları ve medyasıyla AKP hükümeti emekçileri aldatmaya devam ediyor. Diğer düzen partileri de bu aldatmacaya onay veriyorlar.

O halde biz emekçi kadınlar başta olmak üzere, tüm işçi ve emekçiler için mücadele etmekten başka çıkar yol görünmüyor. Meclis’ten geçen saldırı yasalarına sessiz kalmak, pasif bir konumda olmak yerine, hakkını arayan, hesap soran, alanlarda sesini duyuran örgütlü işçiler olmak zorundayız. Bu gerçekliğin farkına varan tüm emekçi kadınları UİD-DER Kadın Komitesi olarak UİD-DER çatısı altında örgütlenmeye ve mücadeleye çağırıyoruz.

15 Ekim 2014

Sınıf, Emek, Tarih, Yaşam

Sınıfın Penceresinden

  • Binlerce yıl ötelerden günümüze uzanan yapılar, aslında bizlere emeğin serüvenini anlatır. Tüm zenginlik doğanın ve emeğin ürünüdür. Emektir doğadaki zenginliği işleyip dönüştüren. Ta Firavunların Mısır’ından Roma’ya, Hindistan’dan Korkunç İvan’ın Moskova’sına kadar… Dillere destan olmuş şehirleri kuran emektir. Piramitler, saraylar, kanallar, katedraller, sarnıçlar, kemerler, tapınaklar… Emektir bugünün insanını dahi hayrete düşüren tüm bu yapıları yaratan yegâne güç!
  • İnsanlar var olalı beri emek harcadılar, ürettiler, üretiyorlar. Beslenmek, barınmak ve hayatta kalmak çok zordu. Doğa hem bütün ihtiyaçları barındırıyordu ama hem de bunlara ulaşmak ciddi bir emek gerektiriyordu. Çeşitli aletlerin yardımıyla kendi güçlerini kullanan insanlar, zamanla doğada var olan suyun, hayvanların, rüzgârın gücünü kullanmayı keşfettiler. Böylece ihtiyaçlarını üretmek, yaşamlarını sürdürmek çok daha kolay oldu. İnsanın üretim sürecindeki gelişimi hep devam etti. Üretim sürecine makineler girdi, ilk makineler…
  • Kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri durmaksızın artarken emekçi kadınlar aynı sorulara cevap arıyor: Kadına yönelik şiddetin önüne neden geçilemiyor? Şiddet neden artıyor? Siyasi iktidarın temsilcileri şiddetin nedeninin eğitimsiz, cahil, vicdansız, merhametsiz, öfkesini kontrol edemeyen, ailevi ve ahlâki değerlere sahip çıkamayan kişiler olduğunu söylüyor. Erkekleri vicdanlı ve merhametli olmaya çağırıyorlar. Söylenen sözler ilk anda kulağa hoş gelebilir ama kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin artmasının sebebi tam da siyasi iktidarın aileyi korumak adına kadınların haklarına saldırması ve erkek egemen zihniyeti körüklemesidir.
  • George Floyd, “nefes alamıyorum” diye inliyordu ama ırkçı polis umursamadı ve onu acımasızca öldürdü. Floyd’a yapılan bu muamele, kara derililerin değişmeyen kara bahtı, bitmeyen çilesidir. Yüzlerce yıl boyunca Afrika’dan Amerika’ya köle olarak satıldılar bir hayvan ya da bir eşya gibi. İnsan yerine konmayan, aşağılanan, horlanan siyahlar onlarca kez isyan ettiler ve sonunda 1861’de başlayan Amerikan İç Savaşı sonrasında kölelikten kurtuldular. Özgürlüklerine kavuşan siyahların gözleri daha bir ışıl ışıl parlamaya başladı. Ne var ki, o umutlu bakışlardaki ışıltı çok geçmeden solduruldu, tam bir vahşetle karşı karşıya bırakıldılar.
  • Siyasi iktidarın temsilcileri halkın gözüne baka baka yalan söylüyor, bunu da politik uyanıklık ve iş bilme olarak pazarlıyorlar. Gülerek liranın dolar karşısında değer kaybetmesinin halkı ilgilendirmediğini söyleyen Bakan Albayrak, belli ki milyonları istediği gibi aldatabileceğini düşünüyor. Şüphe yok ki bu konuşmanın ardında kibir ve emekçileri aptal yerine koyma vardır. Enflasyon ve işsizlik verilerinin çarpıtılması da aynı bakış açısının ürünü değil mi?

Son Eklenenler

  • Dünya işçi sınıfı 2021’i sermaye sınıfının yoğunlaşan sömürüsü, baskısı ve yasaklarıyla karşıladı. İşten atma saldırıları, ücret kesintileri, hak gaspları artarak devam ediyor. Ancak işçiler de bu saldırılara karşı birleşmekten, direnmekten,...
  • Arkadaşlarla bir hafta sonu bizim evde buluşma ayarladık. Sokağa çıkamadığımızdan dolayı evde zaman geçirmek istedik. Herkes bir fikirle gelmişti. Bir arkadaşım kutu oyunu getirmişti. Oyunun adı “Monopoly.” Oyunun amacı şu; banka sana hayatta...
  • Geçtiğimiz günlerde koronavirüs önlemlerinin alınıp alınmadığını denetlemek için işyerimize kamu görevlileri geldi. Tabi bu denetimin nedeni bir arkadaşımızın işyerinde koronavirüse karşı yeterli önlemlerin alınmadığına dair yaptığı şikâyetmiş. Bir...
  • Kapitalist sistemin yarattığı büyük çelişkiler, eşitsizlikler, adaletsizlikler, derinleştirdiği toplumsal sorunlar her geçen gün daha fazla can yakıyor. 21’inci yüzyılın teknolojik gelişmişlik ve üretim düzeyine rağmen yüz milyonlarca insan açlık...
  • “Biz ekmeğimizin peşindeyiz.” Ne çok duyarız bu sözleri çalıştığımız fabrikalarda, işyerlerinde, grev ve direnişlerde. Kimi zaman yapılan bir yanlışın üzerini örtmek, bahane bulmak için kullanılır. “Bakma yapmak istemezdim ama işte ekmeğimizin...
  • Krizin ve Covid-19 salgınının yükü işçi ve emekçilerin üzerine yıkılmaya devam ediyor, yoksullaşma derinleşiyor. Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu DİSK’in Covid-19 Döneminde İşsizlik Sigortası Fonu Raporu, İşsizlik Sigortası Fonunun...
  • Tüm dünya yeni bir yıla “merhaba” dedi. Çeşitli dillerde, farklı tonlarda çıktı bu merhabalar. İnsanlar yeni yılda yeni dilekler dilediler. Kimisi milyarlarına milyar istedi yüzü kızarmadan, mücevher takımına yeni yeni mücevherler istedi. Kimisi iş...
  • Otomotiv sektörüne plastik araba parçaları üreten bir fabrikada çalışıyorum. Covid-19 salgınıyla birlikte çalıştığımız fabrikada bir panik havası vardı. Televizyonlardan, internetten yayılan korku ve panik havası hemen herkesi çok etkiledi. Toplum...
  • Bir yılı daha geride bıraktık. 2020’nin ilk aylarında hayatımıza giren pandemiyle birlikte yaşamımız içinden çıkılmaz hale geldi. İşsizlik, yoksulluk derken bir de üstüne gelen yasaklarla beraber nefes alamaz olduk. Biz işçiler için zor bir yıldı....
  • Siyah emekçilere yönelik ırkçı saldırılar devam ediyor. ABD’de geçtiğimiz Mayıs ayında George Floyd’un katledilmesi üzerine tüm dünyada emekçilerin adalet talebi yükselmiş, meydanlar ırkçı nefrete karşı dolup taşmıştı. Kıtadan kıtaya sıçrayan...
  • Sağlık sistemindeki çöküş salgınla birlikte daha görünür hâle geldi. Sağlık çalışanlarının yükü artarken, dünyanın her yerinde olduğu gibi Türkiye’de de sağlık işçileri bu duruma sessiz kalmıyor. Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikasının (SES...
  • Çok şahit olmuşuzdur ilginç haber başlıklarına. “Emeklilere Müjde”, “Çalışanlara Müjde”, “Artık Herkes Kıdem Tazminatı Alacak” vs... Ama haber içeriğine baktığımızda hiç de müjdeli bir şeyle ya da başlıkta söylendiği gibi heyecan verici bir haberle...
  • “Bir adım öne geçme zamanı! 60 yıllık tecrübemizi çalışma hayatımızın yarınları için seferber ediyoruz. Ülkemizi geleceğin merkezi yapmak için teknoloji hareketini başlatıyoruz.” Metal Sanayicileri Sendikası MESS ilk ürününü paylaşmaktan gurur...

UİD-DER Aylık Bülteni