Navigation

Buradasınız

UİD-DER’le 1 Mayıs Coşkusunu Yaşayan İşçiler Anlatıyor!

Mayıs 2014, No:74
“Ücretler Yükseltilsin, İş Saatleri Kısaltılsın!” kampanyasıyla 1 Mayıs’a hazırlanan UİD-DER, 1 Mayıs’ta bir sanayi kenti olan Gebze’deydi. Bu seneki 1 Mayıs kutlamasının özel bir anlamı da vardı UİD-DER’li işçiler için. Çünkü Gebze’deki kutlamaları UİD-DER Gebze temsilciliği diğer emek örgütleriyle birlikte düzenledi. Sabahtan itibaren toplanma alanında yerini alan UİD-DER’li işçiler, kitlesel, disiplinli ve kıpkızıl bir kortej oluşturdular. Pek çok sektörden işçi, eşleri ve çocuklarıyla, küçücük bebekleriyle UİD-DER kortejinde yerlerini aldılar ve alana yürüdüler. UİD-DER’in coşkulu korteji, sloganlarıyla Gebze sokaklarını inletti. Aşağıda UİD-DER’le birlikte yürüyen işçilerin anlattıklarını derledik. Anlatılar, işçilerin birlikte, disiplinli ve coşkulu bir şekilde yürümesinin onlara nasıl moral verdiğini ve sınıflarının gücünün farkına nasıl vardıklarını gözler önüne seriyor.

Kadın işçi: Örgütlü, disiplinli bir şekilde burada olduğumuz için çok mutluyum. Hep birlikte, amacımız için buradayız, çocuğumla, arkadaşlarımla burada olduğum için çok mutluyum. Çünkü burada mücadelemizi sürdürüyoruz. 1 Mayıs’a iş saatleri kısaltılsın, işçi ücretleri yükseltisin talebiyle geldim. Çocuklarımız için işyerine kreş istiyoruz; işyerlerinde kadınları ezmesinler istiyoruz; Alevi-Sünni ayrımı yapılmasın istiyoruz! Biz örgütlüyken, birlikteyken, kenetlenmişken güçlüyüz. İsteklerimizi evde oturarak değil, beraber haykırarak dile getirebilir ve gerçekleştirebiliriz.

Kadın işçi: Adım Özlem, ilk defa katılıyorum 1 Mayıs’a. 1 Mayıs’ın ne kadar direngen olduğunu ne kadar sağlam olduğunu burada görebilmiş oldum. Çocuğumla, eşimle geldim. Bütün dostlarımı, arkadaşlarımı, ailemi çağırıyorum buraya, herkesi 1 Mayıs’a davet ediyorum. UİD-DER’i çok ama çok takdir ediyorum. Arkadaşlarım sayesinde UİD-DER’e üye olduk. Lütfen herkes katılsın. UİD-DER gerçekten çok büyük bir dernek olmuş. Barış, huzur, çocuklarımız için bu meydanlardayız. İlk defa geldim, ilk defa çok güzel duygular içerisindeyim, başarılarınızın devamını diliyorum, arkanızdayım!

Erkek işçi: Üç senedir UİD-DER ile 1 Mayıs’a katılıyorum. Bu bizim bayramımız, kutlamalıyız! Çok güzel gidiyor her şey. Burada hep beraber olursak bütün yasakları aşabi­liriz. Ücretlerin yükseltilmesini, iş saatlerinin kısaltılmasını ben de istiyorum. Onun için buradayım.

Erkek işçi: Burada işçi haklarını öğrenmiş, bilinçlenmiş oldum. Ben dernek üyesi değilim; bugün ilk defa aranızda oldum ve bilmediklerimi öğrendiğim için mutlu oldum, teşekkür ederim. 1 Mayıs’a ilk defa katılıyorum, ilk defa işçilerin sesinin bu kadar yüksek çıktığını görüyorum. Birlik olunca sesimizi duyurabiliyormuşuz. Ne mutlu bize! Ücretlerimizi alamıyoruz. Fazla mesailerimiz tazminatlara dâhil edilmiyor. Hafta sonları da çalışıyoruz, normal yevmiye alıyoruz. Akşam mesailerimizin farkı da ödenmiyor. Bayağı kesinti oluyor. Sesimizi duyurmak için geldik. Ücretlerimiz artsın diye, sesimiz duyulsun diye buradayız.

Kadın işçi: Gerçekten çok mutluyum! Ben 4-5 senedir UİD-DER’le birlikte 1 Mayıs’a katılıyorum. Gebze bir işçi kenti; burada işçilerle birlikte olmak bambaşka bir şey… Burada kendi gücümün farkına varıyorum. O kadar çok sıkıntımız var ki: Çalışma şartlarımız gittikçe daha da ağırlaşıyor. Esnek çalışma yaygınlaşmış durumda. Taşeronlaştırma aldı başını gidiyor. Ben de önceden taşeronda çalışıyordum. Fazla mesailerle çalışıyoruz ve karşılığı ödenmiyor. 1 Mayıs alanları patronlara gücümüzü gösterebildiğimiz alanlardır. Ben Hacettepe Hastanesi’nde bir direniş yaşadım. UİD-DER’li bir işçi olarak yaşadım bu direnişi. Ben şanslıydım çünkü örgütlüydüm. Daha önce 1 Mayıs’a katılmamış olan tüm arkadaşlara diyorum ki biz haklarımızı ancak bu alanlarda bir araya gelerek, örgütlenerek alacağız!

Erkek işçi: Ben ilk defa katılıyorum. Buraya hasta hasta geldim ama çok memnunum; herkes coşkulu, insanlar mutlu. Her zaman böyle olması gerekiyor. Alanların buna uygun olması, polis şiddeti olmaması gerekiyor. Şu an burası gerçekten çok güzel. Hasta olmama rağmen çok duygulandım. Sanatçılarımız da işçi arkadaşlarımız da çok güzel. İşçiler birlik olmuyor diyorlar ama biz buradayız işte. İnanıyorum ki ileriki yıllarda çok daha güçlü olacağız. Patronları yeneceğimize eminim ben. Konuşmakta bile zorluk çekiyorum ama gerçekten çok güzel bir duygu. Bugün tüm sıkıntılarımı unuttum. Ben buradan gittiğimde bütün arkadaşlarıma burayı anlatacağım; bu duyguları onlarla paylaşacağım.

Kadın işçi: Ben ilk defa katılıyorum, çok mutluyum ve UİD-DER’le olduğum için gururluyum. Herkesin bu duyguyu tatmasını istiyorum. Ben bir kadın işçi olarak, çocuklarım için kreş istiyorum. Fabrikaların sesimizi duymasını istiyorum. Bizlere saygı duyulmasını istiyorum; kadınlar olarak aşağılanıyoruz. Herkesin buna sesini yükseltmesini istiyorum. Burada olduğum için çok mutluyum. Bir daha olursa yine katılacağım. Ben UİD-DER’le tanıştığımdan beri arkadaşlarımı getiriyorum. UİD-DER’li olmaktan mutluyum. Eğer haklarımızı savunmazsak bizi daha çok ezerler. Ücretlerin yükseltilmesini ve iş saatlerinin kısaltılmasını istiyorum. Kendimize de zaman ayırmak istiyorum; artık yorulduk bu kadar çalışmaktan!

Erkek işçi: Daha önce örgütlü olarak değil, bireysel olarak katılmıştım. UİD-DER ile katılmak bir ayrıcalık, daha heyecan verici ve güzel. Ücretler yükseltilsin, iş saatleri kısaltılsın hedefiyle bugün buraya geldik ve hükümetin sesimizi duymasını istiyoruz.

Erkek işçi: Gebze bir işçi kenti; aynı zamanda işçiler için bir cehennem! Asgari ücret 800 lira ve devlet 4 kişilik bir ailenin nasıl geçineceğini kendi belirliyor. İşçilerin geleceği patronların iki dudağı arasında. Asgari ücretin asgari ihtiyaçlarımızı karşılayacak seviyeye gelmesi talebiyle buradayız. İşçi örgütlerinin ve sendikaların Gebze gibi bir işçi kentini 1 Mayıs’ta terk etmelerini kınıyorum. 1 Mayıs’ın gerçekten işçi sınıfına yakışır bir şekilde kutlandığını burada görüyorum. Burada en doğru şekilde kutlandığına inanıyorum. Mutluyum, iyi bir coşku var; gelecek güzel günlerin bizi beklediğinin sevincini yaşıyorum.

Erkek işçi: Gebze emeğin başkenti, Türkiye sanayisinin kalbi burada atıyor. Sendikalar burayı yalnız bıraktılar. Petrol-İş’e bağlı bir işçiyim. Petrol-İş Sendikası’nın Kadıköy kararını kınıyorum. Onlara inat biz Gebze Meydanı’nı dolduruyoruz. Sömürü çarklarının arasında, burada eziliyor, sömürülüyorsak, Gebze’de çığlığımızın duyulmasını önemsiyoruz. Taşeron ve esnek çalışma burada çok yaygın. Patronlar ağır çalışma koşullarını dayatıyorlar. Düşük ücretlere, iş cinayetlerine karşı çıkmalıyız. Sadece Mart ayında 112 işçi iş cinayetlerinde katledildi. Taleplerimizi burada dile getirebiliyorum, bunun için çok mutluyum.

Erkek işçi: Öncelikle böyle bir kutlama yaptığınız için size teşekkür ediyorum. Adım Recep, taşeronda çalışan bir işçiyim. Bugün 846 lira olan asgari ücrete çalışıyorum. Taşeronda çalışan bütün işçilerin buradan sesi olmak istiyorum. Bu köleliği kabul etmiyoruz! Bu yüzden 1 Mayıs’ta alanlardayız. 1977’de Taksim’de kaybettiğimiz bütün işçi arkadaşlarımızı saygıyla anıyoruz. Ayrıca onların mücadelesini yükselteceğimize buradan söz veriyoruz.

16 Mayıs 2014

Sınıf, Emek, Tarih, Yaşam

Sınıfın Penceresinden

  • Sömürünün, salgınların, savaşların, işsizlik ve yoksulluğun olmadığı bir dünyada yaşayabiliriz. Bunun hayal olmadığını, en az yarın kadar mümkün ve gerçek olduğunu biliyoruz. Yaşadığımız çağda bunun tüm imkânları var. Ancak sermaye biriktirmeye dayalı kapitalist sömürü düzeni, insanın toplumsal mutluluğunu zerrece umursamıyor. Bu düzende milyarlarca insan bir avuç asalağın mutluğu için ter akıtıyor, acı çekiyor. Egemenlerin cenneti yoksulların sefaleti üzerinde yükseliyor.
  • Pandemiyi işçilerin haklarını gasp etmenin fırsatına çeviren patronların elindeki en kullanışlı silahın Kod 29 olduğunu sürecin başından beri vurguluyoruz. Zaman içinde emekçilerin gözünde teşhir olan Kod 29’a yönelik Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından düzenleme yapıldı. Kod 29’un çalışma hayatında belirsizliklere yol açtığını söyleyen Bakanlık; “ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan” hallerin tamamı için ayrı ayrı kodlar belirlendiğini açıkladı. Peki, bu ne anlama geliyor? Düzenleme gerçekten Bakanlık ve sermaye medyası tarafından iddia edildiği gibi Kod 29 mağduriyetini ortadan kaldıracak mı?
  • İnsan, toplumsal iletişim aracı olarak dil ve yazının yanı sıra sembollere de başvurur. Semboller duygu, düşünce ve hayalleri etkili şekilde anlatabilmenin, toplumsal aidiyet duygusunu güçlendirmenin aracıdır. Döneme, coğrafyaya, kültüre göre farklılıklar gösterir. Kimi sembol ve imgeler ise evrenseldir. Hangi coğrafyada olursa olsun, hangi dilde konuşulursa konuşulsun aynı şeyi ifade eder. Ateş mesela özgürlüktür, yaşamdır, kararlılıktır. Karanlık insanlar için tehlikeli, ürkütücü ve bilinmezliklerle doludur. Aydınlık güvenlidir, mutlu yarınları muştular. Bu yüzden bütün kültürlerde karanlık ölümü ve kötülüğü; aydınlık ise yaşamı, iyiliği ve sevinci simgeler.
  • Emekçi kadınların ekmek ve gül mücadelesinin sembolü olan 8 Mart’ı geride bıraktık. “Emekçi Kadın: Direncin ve Değişimin Öyküsü” yayın akışımızın gösterdiği gibi; işçi sınıfı ve onun bir parçası olan emekçi kadınlar dirençleriyle, mücadeleleriyle büyük değişimler yaratmışlardır ve yaratmaya devam etmektedirler. Adaletsizlikleri, eşitsizlikleri görmeye başlayan, bunlara karşı sessiz kalınamayacağını kavrayan, ekmek kavgasını artık sınıf mücadelesi olarak gören ve her şeye rağmen bu mücadelenin içinde yer almaya başlayan kadınlar, değişme ve değiştirme gücü kazanırlar. Böyle kadınlar hep vardılar ve hep var olacaklar. Yaşamın yarısı olan emekçi kadınlar, bu nedenle dünyayı değiştirme mücadelesinin de yarısıdır aynı zamanda.
  • Hayat, toplum, dünya, insan, her şey ve herkes bir değişim ve dönüşüm içinde. Değişim hayatın gerçeği, olmazsa olmazı. Oysa ne çok duyar ya da söyleriz şu cümleleri: “Hiçbir şeyin değişeceğine inanmıyorum”, “İnsanların değişeceğine inanmıyorum”, “İtiraz etsem ne değişecek ki?”, “Böyle gelmiş böyle gider!” Pek çoğumuz kötü yönde değişim olacağına, yani her şeyin daha kötüye gideceğine kolaylıkla inanırız da sıra olumlu yönde değişime gelince buna bir türlü inanamayız. Hiç düşündük mü, nedir bize bu basmakalıp cümleleri kurdurtan, bizi bu yalanlara inandıran?
  • Kapitalistler sadece çeşit çeşit mallar, ürünler satmaz, olağanüstü başarı hikâyeleri de satarlar. Amazon, Microsoft, Disney, Apple, Tesla… Ya da yerli hikâyeler? Sabancı, Zorlu Holding veya Acun Medya… İmkânsızlıklardan doğan bu başarı hikâyelerinde her türlü sıkıntıya katlanıp dişini sıkan, sıfırdan başlayıp zengin olan “kahramanlar” vardır. Milyonların içinden sıyrılıp zirveye oturan bu “sıra dışı” insanların hikâyeleri en çok da yoksul gençlerin hayallerini süsler. Tam manasıyla “kapitalist yayıncılık” anlayışıyla basılıp yayılan bu hikâyelerin büyüsüne kapılanlar, gün sonunda tuzak bir soru sorarlar kendilerine: “Neden ben de olmayayım?”
  • Covid-19 salgınının daha başında patronlar ve iktidar temsilcileri “artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” ve “yeni normal” söylemini dillerine doladılar. Aradan geçen bir yıllık süre zarfında yapılan “hukuksal” düzenleme ve fiili saldırılarla bu söylemle neyi kastettiklerini ortaya koydular. İşçiler ücretsiz izin, kısa çalışma, uzaktan çalışma dayatması, sendikal baskılar, Kod 29 ile işten atma gibi saldırılarla yüz yüze kaldılar. Covid-19 salgınını her anlamda fırsata çeviren patronlar, uzaktan çalıştırmanın verimliliğini bu süreçte bir kez daha test etmiş oldular. Ve gördüler ki, işçileri evden çalıştırmak hem daha az maliyetli hem de daha verimli! Böylece dünyada olduğu gibi Türkiye’de de uzaktan çalıştırılan işçi sayısı pandemi sürecinde arttı, şimdi de kalıcı hale getiriliyor.
  • İktidar, ne pahasına olursa olsun varlığını sürdürmek, toplumu istediği gibi şekillendirmek, devlet kaynakları üzerinde oturmaya devam etmek istiyor. Bu yüzden olağanüstü gündemler eşliğinde siyasal gerilimi ve kutuplaşmayı alabildiğine keskinleştirmeye, muhalefeti parçalamaya, bilinçleri felçleştirmeye, emekçilerin odağını kaydırmaya ve gerçek sorunların üzerini örtmeye çalışıyor.
  • Çözülemeyen sorunlar, kibir ve büyüklenme içindeki iktidar sözcülerinin sorunların çözümüne odaklanmak yerine akşam sabah tehditler savurmaları, topluma korku salmaya çalışmaları her geçen gün daha fazla insanda bıkkınlık yaratıyor. İşçiler, işyerlerinde ve dost sohbetlerinde şikâyetlerini dile getiriyor, yaşadıkları koşullardan hoşnut olmadıklarını ifade ediyorlar.

Son Eklenenler

  • Pandemi bahanesiyle alınan 1 Mayıs yasaklarına İstanbul da eklendi. İstanbul Valiliği pandemi bahanesiyle kent genelindeki tüm eylem ve etkinlikleri 17 Mayıs’a kadar yasakladı. Yasak kararı 1 Mayıs’ı kapsadığı gibi emek ve meslek örgütlerinin...
  • İngiltere’de polis yasası karşıtı eylemler ülke geneline yayılarak devam ediyor. “Polis, Suç ve Ceza Mahkemeleri Yasa Tasarısı”na tepkiler ülke çapında çoğalıyor, Muhafazakâr Parti hükümetine öfke büyüyor. Eylem günü ilan edilen 17 Nisanda sokaklara...
  • Bizler özel hastanede çalışan kadın sağlık işçileriyiz. Birlikten doğan gücümüzün mutluluğunu sizlerle paylaşmak istiyoruz. Yaptığımız iş ağır ve tehlikeli olduğu için ayda 140 saat çalışmamız gerekir. Fakat bizler 240 saatten fazla çalışıyoruz ve...
  • Sömürünün, salgınların, savaşların, işsizlik ve yoksulluğun olmadığı bir dünyada yaşayabiliriz. Bunun hayal olmadığını, en az yarın kadar mümkün ve gerçek olduğunu biliyoruz. Yaşadığımız çağda bunun tüm imkânları var. Ancak sermaye biriktirmeye...
  • Gebze Dilovası’nda bulunan Systemair HSK fabrikasında çalışan işçiler, Birleşik Metal-İş sendikasında örgütlenmişlerdi. İşçilerin sendikalaşmasının önüne geçmek isteyen Systemair HSK patronu iki işçiyi tazminatsız bir şekilde işten atmış, 46 işçiyi...
  • Manisa’nın Soma ilçesinde 13 Mayıs 2014’te 301 madenci iş cinayetinde yaşamını kaybetmişti. Katliamın ardından açılan davada aralarında Soma Kömür İşletmeleri A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Can Gürkan’ın da bulunduğu tutuklu 5 sanık için 15 yıldan 22...
  • 2019 yılına emekçilerin dünyanın dört bir yanında ekonomik krize, yoksulluğa, yolsuzluğa ve adaletsizliğe karşı isyanları damga vurmuştu. Bir isyan yılı olan 2019’da öğrenciler de iklim değişikliğine karşı mücadeleye giriştiler. 15 yaşındaki Greta...
  • Salgın… Sokağa çıkma yasakları, kapanan restoranlar, mağazalar... Büyüyen online alışveriş firmaları… Bu firmalarda çalışanların ve kuryelerin artan iş yükü ve solan yaşamlar… Sokakta, caddede, her taraftan vızır vızır geçen, iki tekerlek üzerinde...
  • Çiftçiler Ayakkabı fabrikasında çalışan işçiler patronun keyfi uygulamalarına, yaptığı haksızlıklara karşı defalarca seslerini duyurmaya çalışmış, ancak yönetim duymazlıkdan gelmişti. Bu yaşananlar karşısında işçiler Deriteks sendikasında örgütlenme...
  • 2022 yılında Katar’da düzenlenecek Dünya Kupası için uluslararası müsabakalar yakın zamanda başladı. Müsabakalar sırasında ve sonrasında Almanya, Norveç, Hollanda ve İrlanda başta olmak üzere bazı ulusal ekiplerin gündeminde turnuvanın oynanacağı...
  • Nisan ayı başında çeşitli sektörlerden işçiler olarak buluştuk. Covid-19 pandemisi bahane edilerek patronların haklarımızı nasıl da fütursuzca gasp ettiğini konuştuk. Aynı zamanda yine bu süreçte mücadele ederek haklarını koruyabilen işçilerin...
  • ABD’nin Alabama eyaletinde Warrior Met şirketinin kömür madenlerinde çalışan 1100 maden işçisi greve çıktı. Amerika Birleşik Maden İşçileri Sendikası’na (UMWA) üye işçiler, talep ettikleri ücretin kabul edilmemesi karşısında 1 Nisanda iş bıraktı.
  • Gece-gündüz, salgın-hastalık demeden marketten evlere, restoranlardan işyerlerine her türlü ihtiyacı taşıyan kuryeler, motorlarını ve bisikletlerini bu kez adil bir ücret ve daha iyi çalışma koşulları için sürdü. Özellikle salgın sürecinde payına...

UİD-DER Aylık Bülteni