Navigation

Buradasınız

UİD-DER’in 1 Mayıs Bildirisi

Yaşasın 1 Mayıs! Yaşasın İşçilerin Birlik, Dayanışma ve Mücadelesi!

Sömürüye, işsizliğe, yoksulluğa, ezilmeye ve emperyalist talan savaşına işçilerin “hayır” dediği günün adıdır 1 Mayıs! 1 Mayıs işçi sınıfınındır; 1 Mayıs’a sahip çıkmak ve dünya işçilerinin kardeşlik bayrağını yükseltmek tüm işçilerin görevidir. 1 Mayıs uzun iş saatlerine, düşük ücretlere ve ağır çalışma koşullarına karşı duran dünya işçilerinin tarihsel mücadele sembolüdür.

İşçiler, kardeşler!

1 Mayıs işçilerin uluslararası birlik, mücadele ve dayanışma günüdür.

1 Mayıs emeğin ve alın terinin günüdür.

Sömürüye, işsizliğe, yoksulluğa, ezilmeye ve emperyalist talan savaşına işçilerin “hayır” dediği günün adıdır 1 Mayıs!

İşte bu nedenle her 1 Mayıs sabahı, birbirlerini tanımayan, dilleri, renkleri ve dinleri farklı olan milyonlarca işçinin kalbi aynı duyguyla çarpar.

1 Mayıs işçi sınıfınındır; 1 Mayıs’a sahip çıkmak ve dünya işçilerinin kardeşlik bayrağını yükseltmek tüm işçilerin görevidir.

Kardeşler!

1 Mayıs uzun iş saatlerine, düşük ücretlere ve ağır çalışma koşullarına karşı duran dünya işçilerinin tarihsel mücadele sembolüdür.

Bundan 150 yıl önce işçilerin günlük çalışma süresi 16 saati aşıyordu. Bu gidişe dur demek isteyen Amerikalı işçiler, 1 Mayıs 1886’da greve gittiler ve artık 8 saatten fazla çalışmayacaklarını ilan ettiler.

O günden sonra 1 Mayıs, tüm dünyada işçilerin sahiplendiği bir mücadele günü haline geldi. İşçiler 8 saatlik işgününü grev, direniş ve kitlesel mitinglerle patronlara zorla kabul ettirdiler.

Kardeşler!

İşçiler yan yana gelmeden, örgütlenmeden ve mücadele etmeden hiçbir hak elde edemezler.

Bugün Türkiye işçi sınıfı yeterince örgütlü olmadığı için çalışma ve yaşam koşulları son derece ağır.

Diğer burjuva hükümetler gibi AKP hükümeti de, Türkiye’yi patronlar için ucuz işgücü cenneti yapmak istiyor. Bu yüzden işçi ücretleri yerinde saymaya ve hayat pahalılığı karşısında erimeye devam ediyor.

Haftalık çalışma süresi fazla mesailerle birlikte 70-75 saate kadar çıkmış durumda. Taşeron belası her geçen gün daha fazla büyüyor.

İş güvenliği önlemleri alınmadığı için her ay 150’ye yakın işçi iş cinayetlerine kurban gidiyor.

Sermaye partisi AKP; işçilerin itaatkâr olmasını, haklarını aramamasını, toplumda hak arama bilincinin gelişmemesini istiyor. Metal ve cam işçilerinin grevini yasaklayan ve patronların yardımına koşan AKP hükümetidir.

Sadece 2014’te 1886 işçi iş cinayetleri sonucu yaşamını kaybetti.

İşçiler, kardeşler!

Patronlar sermayelerini daha fazla büyütsün diye, AKP hükümeti işçilerin haklarına saldırmaya devam ediyor.

İşçiler için bir tür iş güvencesi anlamına gelen kıdem tazminatını bir fona devretmek ve bu yolla ortadan kaldırmak istiyor. Böylelikle patronlar hem sermayelerini büyütecek hem de istedikleri zaman işçileri kapı önüne koyacaklar.

Aynı AKP, teşvik adı altında işsizlik fonunu patronlara peşkeş çekiyor. İşçilerin paralarıyla oluşturulan fonlar işçilere değil patronlara aktarılıyor.

“Millete hizmet” diyen AKP, aslında sermayeye hizmet ediyor.

Bu sermaye partisi; işçilerin itaatkâr olmasını, haklarını aramamasını, toplumda hak arama bilincinin gelişmemesini istiyor. Metal ve cam işçilerinin grevini yasaklayan ve patronların yardımına koşan AKP hükümetidir.

Kardeşler!

İnsanı değil sermayeyi yücelten ve paranın egemenliğine dayanan kapitalist sömürü düzeni insanlığı yıkıma sürüklüyor.

Ekonomik krizlerin, Ortadoğu’da yoğunlaşan emperyalist savaşın, işçilerin sömürülmesinin ve yoksulluğa sürüklenmesinin, artan kadın cinayetlerinin nedeni kapitalizmdir.

Emperyalist-kapitalist devletler pazar ve yatırım alanları ve enerji kaynakları üzerinde kıran kırana kavga ediyorlar.

AKP hükümeti de, Ortadoğu’daki paylaşımdan pay kapmak ve patronlara alan açmak istiyor. Bu nedenle Türkiye, Suriye’deki iç savaşın doğrudan bir parçası olmuştur.

AKP, bu siyasetini “Osmanlı’dan Büyüyen Türkiye’ye” diyerek meşrulaştırmaya çalışıyor ve aslında toplumu savaşa hazırlıyor.

Çıkardığı “İç Güvenlik Yasası” gibi anti-demokratik yasalarla hak ve özgürlükleri kısıtlıyor. Ülkeyi kural tanımaz bir şekilde yönetmek isteyen Erdoğan’ın başkanlık hevesleri toplumda gerilimi arttırıyor.

Dün Kürt sorununun varlığını kabul edip “çözüm süreci” diyen Erdoğan, bugün Kürt sorunu yoktur diyor. Kışkırtıcı bir dil kullanarak toplumda gerilimi arttırmak, kriz yaratmak ve “tek çare başkanlık sistemi” diyerek, 7 Haziran seçimlerinde sultanlığının önünü açmak istiyor.

Kardeşler!

Bir yerde baskı, zulüm ve sömürü varsa, orada direniş ve dünyayı değiştirme isteği de vardır. Ezilenler her daim zalim egemenlere karşı mücadele etmişlerdir.

Gelin 1 Mayıs’ta zalimlere ve sömürücülere karşı işçilerin dayanışmasını ve taleplerimiz için mücadeleyi büyütelim:

  • Ücretler Yükseltilsin, İş Saatleri Kısaltılsın, Taşeron Yasaklansın!
  • İş Güvenliği Önlemleri Alınsın, İş Cinayetlerine Son!
  • Tüm İşsizlere İş! Herkese İş Güvencesi!
  • Kıdem Tazminatımızdan Elinizi Çekin!
  • Herkese Parasız ve Nitelikli Sağlık Hizmeti!
  • Ezilen Kürt Halkının Demokratik Talepleri Karşılansın!
  • Emperyalist Savaşlara Hayır!
  • Demokratik Hak ve Özgürlükler Üzerindeki Sınırlamalar Kaldırılsın!
  • Siyasal, Sendikal Baskılara Son!

Yaşasın 1 Mayıs!

Bijî Yek Gulan!

زنده باد اوّل ماه مه

عاش الاول من ايار

15 Nisan 2015

Sınıf, Emek, Tarih, Yaşam

Sınıfın Penceresinden

  • Binlerce yıl ötelerden günümüze uzanan yapılar, aslında bizlere emeğin serüvenini anlatır. Tüm zenginlik doğanın ve emeğin ürünüdür. Emektir doğadaki zenginliği işleyip dönüştüren. Ta Firavunların Mısır’ından Roma’ya, Hindistan’dan Korkunç İvan’ın Moskova’sına kadar… Dillere destan olmuş şehirleri kuran emektir. Piramitler, saraylar, kanallar, katedraller, sarnıçlar, kemerler, tapınaklar… Emektir bugünün insanını dahi hayrete düşüren tüm bu yapıları yaratan yegâne güç!
  • İnsanlar var olalı beri emek harcadılar, ürettiler, üretiyorlar. Beslenmek, barınmak ve hayatta kalmak çok zordu. Doğa hem bütün ihtiyaçları barındırıyordu ama hem de bunlara ulaşmak ciddi bir emek gerektiriyordu. Çeşitli aletlerin yardımıyla kendi güçlerini kullanan insanlar, zamanla doğada var olan suyun, hayvanların, rüzgârın gücünü kullanmayı keşfettiler. Böylece ihtiyaçlarını üretmek, yaşamlarını sürdürmek çok daha kolay oldu. İnsanın üretim sürecindeki gelişimi hep devam etti. Üretim sürecine makineler girdi, ilk makineler…
  • Kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri durmaksızın artarken emekçi kadınlar aynı sorulara cevap arıyor: Kadına yönelik şiddetin önüne neden geçilemiyor? Şiddet neden artıyor? Siyasi iktidarın temsilcileri şiddetin nedeninin eğitimsiz, cahil, vicdansız, merhametsiz, öfkesini kontrol edemeyen, ailevi ve ahlâki değerlere sahip çıkamayan kişiler olduğunu söylüyor. Erkekleri vicdanlı ve merhametli olmaya çağırıyorlar. Söylenen sözler ilk anda kulağa hoş gelebilir ama kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin artmasının sebebi tam da siyasi iktidarın aileyi korumak adına kadınların haklarına saldırması ve erkek egemen zihniyeti körüklemesidir.
  • George Floyd, “nefes alamıyorum” diye inliyordu ama ırkçı polis umursamadı ve onu acımasızca öldürdü. Floyd’a yapılan bu muamele, kara derililerin değişmeyen kara bahtı, bitmeyen çilesidir. Yüzlerce yıl boyunca Afrika’dan Amerika’ya köle olarak satıldılar bir hayvan ya da bir eşya gibi. İnsan yerine konmayan, aşağılanan, horlanan siyahlar onlarca kez isyan ettiler ve sonunda 1861’de başlayan Amerikan İç Savaşı sonrasında kölelikten kurtuldular. Özgürlüklerine kavuşan siyahların gözleri daha bir ışıl ışıl parlamaya başladı. Ne var ki, o umutlu bakışlardaki ışıltı çok geçmeden solduruldu, tam bir vahşetle karşı karşıya bırakıldılar.
  • Siyasi iktidarın temsilcileri halkın gözüne baka baka yalan söylüyor, bunu da politik uyanıklık ve iş bilme olarak pazarlıyorlar. Gülerek liranın dolar karşısında değer kaybetmesinin halkı ilgilendirmediğini söyleyen Bakan Albayrak, belli ki milyonları istediği gibi aldatabileceğini düşünüyor. Şüphe yok ki bu konuşmanın ardında kibir ve emekçileri aptal yerine koyma vardır. Enflasyon ve işsizlik verilerinin çarpıtılması da aynı bakış açısının ürünü değil mi?

Son Eklenenler

  • Tekgıda-İş Sendikasına üye olmalarının ardından işten atılan ve işlerine geri dönmek için uzun soluklu direnişlerini devam ettiren Cargill işçileri, 10 haftalık eylem planlarının yedinci haftasında bir basın açıklaması düzenlediler. Cargill işçileri...
  • Gazetemiz İşçi Dayanışması 12,5 yılı geride bırakarak 150. sayısıyla okurlarına merhaba diyor. İşçi Dayanışması çıktığı günden beri geçmişle gelecek arasında köprü oldu; insanlığın ve işçi sınıfının geçmiş deneyimlerini, bilgi ve birikimlerini...
  • Sermaye sınıfı, pandemiyle birlikte işçilere dönük saldırılarını örtebildiği kullanışlı bir şal buluverdi. “Açlık mı, ölüm mü” ikilemini dayattığı işçi sınıfının ayağındaki prangaları gün geçtikçe ağırlaştırıyor. İşçilerin çalışma ve yaşam koşulları...
  • Bizler de kargo işçileri olarak yıllardır sınıfın sesi ve kürsüsü olan İşçi Dayanışması bülteninin 150. sayısını kutluyoruz. Kardeşler İşçi Dayanışması biz işçilere yol gösteriyor ve mücadelede umut veriyor. Bunu işyerlerinde yaptığımız...
  • UİD-DER’in mücadele araçlarından biri olan İşçi Dayanışması gazetesinin 150. sayısı çıktı. Sınıf bilincine sahip işçilerin yayınladığı bu gazete, bize ve çevremizdeki tüm işçilere her ay bilgi kaynağı oluyor. Bu sistemde sermaye sınıfı ve siyasi...
  • Merhaba arkadaşlar, sizlere UİD-DER ve İşçi Dayanışması’yla tanışmamdan bahsetmek istiyorum. Benim UİD-DER ile tanışmama ağabeyim vesile oldu. İlk olarak 2011 yılında, iş kazalarıyla ilgili bir etkinlik vardı, oraya katılmıştım. O günü hiç...
  • Ukrayna’nın en büyük demir madenciliği işletmesi olan Kryvyi Rih Demir İşletmesinin 4 madeninde işçiler grevde. Güneşten, gökyüzünden mahrum, yerin yüz metrelerce altında çalışan maden işçileri 3 Eylülden itibaren kendilerini madene kapatarak bir...
  • Bizler petrokimya sektöründe çalışan kadınlarız. Birçok işyerinde yaşanan sıkıntılar elbette bizim de fabrikamızda yaşanıyor. İlk başlarda bizi Covid-19 virüsüyle öyle korkuttular ki kimseyle temas etmemek için elimizden geleni yapıyorduk. Ama bunun...
  • İşçi Dayanışması gazetesi tam 150 sayıdır sınıfına yol gösteriyor! Değişen, dönüşen, kendi birliğine, gücüne ve örgütlülüğüne güvenen işçilerin sesi olarak çıktığı bu yolda büyümeye ve serpilmeye devam ediyor. İşçi sınıfının tarihsel mücadele...
  • İşçiler olarak içinde bulunduğumuz yoksulluk, ağır çalışma koşulları giderek belimizi büküyor. Bunlara bir de artan işsizlik, işten atılma endişesi ekleniyor. Oysa tüm bu sorunlar tek tek işçilerin değil tüm işçi sınıfının sorunları olarak...
  • Tüm dünya ağır bir ekonomik krizin ve koronavirüs salgınının etkisi altında bulunuyor. İşsizlerin ve yoksulların sayısı çığ gibi büyüyor. Emekçilerin yaşam koşulları her geçen gün daha fazla kötüye gidiyor. Hemen her ülkede eğitim ve sağlık...
  • İşçi Dayanışması 150 sayıdır mücadelemizin, öfkemizin, sevinçlerimizin, işyerlerinde yaşadığımız sorunların kürsüsü oldu. İlk sayısından itibaren, her sektörden, fabrikadan, şehirden ve hatta okyanuslar ötesinden işçi arkadaşlarımızla buluştuğumuz...
  • Bundan yıllar önce UİD-DER’e yeni geldiğim sıralarda, bana bir işçi arkadaş gazete vermeye başladı, İşçi Dayanışması gazetesi. Ben de o sıralarda şöyle bir göz gezdirip okumadan sayfalardaki resimlere bakıyordum. Aldığım gazeteleri eve gittiğimde...

UİD-DER Aylık Bülteni