Navigation

Buradasınız

Yoksul Gençler Nasıl Yaşıyor, Ne Hayal Ediyor?

İşçi Dayanışması Bülteni, No: 127

İşçi ve emekçilerin çocukları ne düşünüyor, nasıl yaşıyor? Sosyal bir yaşamları var mı, hayalleri neler? Bu soruların cevabını almak üzere, yoksul bir işçi mahallesinde yaşayan gençlerle bir araya geldik.

Hayaller Audi önü, hayatlar torna başı!

“Çevrenizdeki gençler zamanlarını nasıl geçiriyor” diye bir soru yönelttiğimizde; “Cep telefonu!” diyerek söze başlıyor Caner. Sonra biraz da sitem ederek arkadaşlarının cep telefonlarıyla çok zaman harcadığını anlatmaya başlıyor. Yeni bitirdiği meslek lisesindeki, mahallesindeki, çalıştığı işyerindeki arkadaşlarının büyük bölümünün telefondan kafasını kaldırmadığını söylüyor. Burada Zeynep söze giriyor: “Telefonda zaman öldürüyoruz, ama sosyal medya neredeyse tek eğlence kaynağımız.” Caner, biraz mahcup şekilde “itiraf edeyim bazen ben de sosyal medyaya kaptırıyorum kendimi. Aynı uyuşturucu bağımlısı gibi sosyal medya bağımlısı olup çıkıyoruz!” diye de ekliyor. Sosyal medya bağımlılığının gençleri asosyalleştirdiğini, içine kapanık hale getirdiğini örnekliyor. Kardeşi Berivan da ağabeyinin açtığı konu üzerinden sohbetimize dâhil oluyor; “ben bir şeye çok üzülüyorum. Ünlülerin, zenginlerin Instagram adreslerini takip ediyorlar; onların gezdikleri yerlerin, giydikleri kıyafetlerin, yedikleri yemeklerin fotoğraflarına bakıp tatmin oluyorlar.”

Efecan itiraz ediyor: “İnsanın elinde değil, onlar gibi olmak istiyorsun. Herkes daha güzel yaşamak istemez mi?” Caner’in ağzından “ama sadece özenebiliyoruz, onlar bizden o kadar uzakta ki” sözleri dökülüyor. Şunları anlatıyor: “Ünlülerin, zenginlerin davranışları, fotoğrafları taklit ediliyor. Diyelim güzel bir yerden geçiyorsun tesadüfen, herkesin aklına selfie çekmek geliyor. Alışveriş yapıyor gibi fotoğraf çekilen arkadaşlarım var mesela. Ya da biz meslek liseliydik; kimse torna başında kir-pas içinde fotoğraf paylaşmıyor ama park etmiş bir Audi marka araba görüyorsun, onun önünde fotoğraf çekilmek moda! Bütün bunlar takipçi sayılarını yükseltmek için. Bu yolla da ‘bütün gözler benim üzerimde, gözünü benim üzerime dik, beni takip et’ demek istiyorlar.” Kuşkusuz tüm bu davranışların altında yatan kaygı beğenilme ve farklı olma arzusu... Berivan arkadaşlarını anlatıyor: “yaşadığı hayattan farklı bir imaj yaratmak istiyor arkadaşlarım. Kendilerini olmadıkları biriymiş gibi gösteriyorlar.” Zeynep gülüyor: “Ama hepimiz birbirimizin ne olup ne olmadığını biliyoruz. Ne yapacaksın işte, insan böyle rahatlıyor biraz.”

İşçi çocuklarının gözde aktivitesi: AVM gezmek!

Caner yaz aylarını arkadaşlarıyla birlikte nasıl geçirdiğini anlatıyor. İş bulabilenler bir yere girip tüm yaz boyunca çalışmış, bulamayanlar ise bu yazı da tatil nedir bilemeden geçirmiş. “Yazın hiç gezmediğimiz yerlere gidelim dedik. Hiç kumpir yemeyen arkadaşım var mesela, kumpir yemeye gidelim dedik” diyerek yaptıkları planları anlatmaya başlıyor. Tahmin edersiniz planlar hep suya düşmüş; “Gidemedik bir yere, çünkü kimsede para yok. Bir arkadaşım yine böyle bir planımız suya düşünce «fakir doğduk fakir öleceğiz» demişti. Sanki kaderimiz böyle yazılmış gibi!” Efecan gülerek ekliyor; “ama birkaç kere Taksim’e gittik. Ne yaptınız derseniz; boş boş gezdik, kafeye oturup birer çay içtik.”

“Bizimkiler de AVM’leri geziyor” diyor Berivan da, “sinemaya, tiyatroya maddi açıdan gidemiyor kimse zaten. AVM’ye sık sık gidiyoruz. Ama gidip sadece geziyoruz, vitrinlere bakıyoruz.” Sonra da oldukça çarpıcı bir yorum yapıyor: “Köyde yaşarsın da orada bir şey yapamazsın ama biz İstanbul’da yaşıyoruz. Koskoca İstanbul’da yapmadığımız, bilmediğimiz o kadar çok şey var ki! İstanbul’da yaşıyoruz ama sanki köyde yaşıyormuşuz gibi hep bir sınır var. Hep sınırın belli, küçük bir çember etrafında dolanıp duruyoruz!”

“Onlar da böyle hissetsin, mücadele etsin diye!”

Caner ile Berivan UİD-DER’in etkinliklerine katılıyorlar. Zeynep ve Efecan ise henüz yeni tanışmışlar UİD-DER’le… Berivan ile Caner kendi değişimlerini anlatıyor ve arkadaşlarını da teşvik ediyorlar. Utangaç, içine kapanık hallerinden sıyrılıp insanların karşısında şiirler okumaya, keman çalmaya başladıklarını anlatıyorlar gururla. İlk kez tiyatroya, konsere, tatile UİD-DER sayesinde gittiklerini söylüyorlar. Gözleri ışıl ışıl parlıyor. Caner “gözlerimiz açıldı, işçi mücadelesiyle tanışınca” diyor. Berivan ekliyor: “Biz UİD-DER’li olduğumuz için şanslıyız, işçi çocuğu olmakla gurur duyuyoruz.” Caner devam ediyor: “Yoksulluk içinde yaşamak istemiyoruz. Ama bu toplum değişirse hepimiz insan gibi yaşarız, istediklerimizi yaparız. O yüzden gençler olarak «bu düzeni değiştirelim» diyenlere ses verelim diyorum!”

29 Ekim 2018

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • İşçilerin, emekçilerin, gençlerin kapitalist sömürü düzenine ve bu düzenin yarattığı sorunlara karşı öfkesi büyüyor. Dünya meydanlarında işçi sınıfının öfkeli sesi, talepleri, özlemleri yankılanıyor. Ne baskılar ne yasaklar ne de polis-asker şiddeti...
  • Bir lise öğrencisi: Bir öğrenci olarak az çok tahmin edeceğiniz masraflarım var, ancak aynı masrafları karşılamak için artık daha fazla para gerekiyor. Ailem ve ben okul masraflarının pahalılığından şikâyetçiyiz. Örneğin benim okulum devlet okulu...
  • Birçok ülkede, farklı tarihlerde “çocuk günü” vardır ve o günlerde çocuklar hatırlanır, iyi dileklerde bulunulur. UNICEF ise 191 ülke tarafından kabul edilen Çocuk Hakları Sözleşmesinin imzalandığı gün olan 20 Kasımı Dünya Çocuk günü olarak kutluyor...
  • TÜİK’in Ağustos ayına ait işgücü istatistikleri, işsizliğin her geçen ay daha da arttığını gösteriyor. TÜİK’in rakamlarına göre, 2019 Ağustos döneminde, geçen yılın aynı dönemine göre işsiz sayısı 980 bin kişi artarak 4 milyon 650 bine yükseldi....
  • UİD-DER’li bir emekçi kadın çalıştığı işyerinde kadın arkadaşlarıyla yaptığı bir sohbeti şöyle aktarıyor: “İsviçre’de kadınların eşit işe eşit ücret talebiyle yaptığı grev üzerine sohbet ediyorduk. Arkadaşlarımın bu grevden haberi yoktu....
  • DİSK’e bağlı işyerlerinde çalışan işçiler, yarım gün iş bırakarak “kıdem tazminatının gaspına hayır, vergi adaleti istiyoruz” sloganıyla Konak Meydanına yürüdü. 181 gündür işlerine dönmek için direnen Aliağa Belediyesi işçileri de kendi...
  • DİSK, Türk-İş ve Hak-İş genel başkanları, vergi adaletinin sağlanması talebiyle Türk-İş Genel Merkezinde bir araya gelerek ortak bir basın açıklaması gerçekleştirdi. DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay ve Hak-İş...
  • Başarıya giden yol nedir, hiç düşündünüz mü? Şimdi bu soruyu niye sordum merak ediyor olabilirsiniz. Kurbağalar ile ilgili bir hikâye okudum. Bu hikâye çok hoşuma gitti ve sizlerle paylaşmak istedim. Üzerine biraz düşününce hayatımızda da bu...
  • İstanbul Fatih’te 6 Kasım Çarşamba günü dört kardeş evlerinde ölü bulundu. Tanıdıkları haber alamayınca evlerine gittiler ve kapıda “Dikkat siyanür var, polisi arayın, içeri girmeyin” notu ile karşılaştılar. Notu gören kardeşlerin tanıdıkları polise...
  • Milyonlarca işçinin brüt ücretinden yapılan kesintiler, işçinin yıllık gelirine göre değişiyor. Geliri 18 bin liraya kadar olanlardan yüzde 15, 18 binle 40 bin lira arasında olanlardan yüzde 20, 40 binle 148 bin lira arsında olanlardan ise yüzde 27...
  • TMMOB İstanbul İl Koordinasyon Kurulu, beklenen büyük İstanbul depreminin olası sonuçlarına ilişkin 11 Kasımda bir çalıştay düzenledi. Düzce depreminin 20. yılında Kadıköy’de düzenlenen İstanbul Deprem Çalıştayında, 20 milyonluk mega kentin depreme...
  • Zeytinoğlu Grubu’na bağlı Entil Endüstri, Halpaki Döküm ve Tarkon Makine işçilerinin kıdem tazminatları ve 5 aylık ücretlerinin ödenmesi talebiyle 4 Kasımda başlattıkları nöbet eylemi devam ediyor. 3 fabrikada çalışan işçiler, taleplerini duyurmak...
  • 17 Ağustos depremini Kocaeli Karamürsel’de yaşamış birisi olarak, o gece ve sonrasında yaşadıklarımı sizlerle paylaşmak istedim. O zamanlar eşim İstanbul’da çalışıyor, ben 1 yaşındaki kızım ve 4 yaşındaki oğlumla annemde kalıyordum. 17 Ağustos...