Navigation

Buradasınız

UİD-DER'den açıklama:

1 Mayıs’a Sahip Çıkalım, Örgütlü Mücadeleyi Güçlendirelim!

İşçiler, emekçiler, kardeşler!

1 Mayıs’ı demokratik hakların ayaklar altına alındığı, OHAL rejimiyle toplumun baskı altında tutulduğu, grevlerin yasaklandığı, şaibeli referandumla tek adam rejiminin topluma dayatıldığı ve işçi sınıfının haklarına saldırıların sürdüğü koşullarda karşılıyoruz.

Ne pahasına olursa olsun iktidarda kalmak isteyen AKP, tek adam rejimi kurmak ve tüm iktidar yetkilerini Erdoğan’a vermek için bir referandum düzenledi. Ancak işçi sınıfının ve emekçi kitlelerin yoğun olarak yaşadığı İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya, Denizli, Diyarbakır, Adana, Mersin, Eskişehir gibi büyük kentler tek adam rejimine HAYIR dedi. Tüm devlet imkânları seferber edilmesine, tüm medya AKP iktidarının emrine koşulmasına, OHAL düzeniyle demokratik haklar ortadan kaldırılmasına ve halk baskı altına alınmasına rağmen, toplumun yarısı HAYIR oyu kullanmış, tek adam rejimini istemediğini beyan etmiştir. Lakin işçi ve emekçilerin hayır oyları YSK devreye sokularak gasp edilmiştir. Kesin bir dille ifade etmek istiyoruz: Referandum şaibelidir ve bu nedenle sonuçları meşru değildir.

İşçi ve emekçilerin HAYIR yanıtı, aynı zamanda işsizliğe, yoksulluğa, iş cinayetlerine, düşük ücretlere, uzun iş saatlerine, grev yasaklarına ve anti-demokratik uygulamalara da bir tepkidir. Tek adam rejimiyle Türkiye’nin büyük ülke haline geleceğini söyleyen AKP iktidarına bir cevaptır. Gerçekte büyüyen işçi sınıfının ekmeği değil, sermayenin kârıdır. Türkiye’deki dolar milyarderlerinin sayısı 4’ten 33’e çıkarken, biz işçilerin çalışma ve yaşam koşulları kötüleşiyor. Gece gündüz çalışan, kredi kartı borçlarıyla boğuşan ve tükenen biziz.

Kardeşler!

İktidar sahipleri ve patronlar; işçi sınıfı moral bulmasın, birleşmesin, haklarını aramasın diye her türlü oyuna başvurmaktan geri durmuyorlar. Ama ne yaparlarsa yapsınlar işçilerin birleşmesinin, ezilmeye ve sömürüye hayır demelerinin önüne geçemeyecekler. İşçi sınıfının uluslararası birlik, mücadele ve dayanışma günü olan 1 Mayıs geleneği de bu gerçeği gözler önüne seriyor.

161 yıllık bir tarihe sahip olan 1 Mayıs, emeğin ve alın terinin günüdür. Sömürüye, işsizliğe, yoksulluğa, ezilmeye ve emperyalist talan savaşına işçilerin “hayır” dediği günün adıdır 1 Mayıs! 1 Mayıs uzun iş saatlerine, düşük ücretlere ve ağır çalışma koşullarına karşı duran dünya işçilerinin tarihsel mücadelesinin sembolüdür.

İşte bu nedenle her 1 Mayıs sabahı, dünyanın dört bir köşesinde; dilleri, renkleri ve dinleri farklı olan milyonlarca işçinin kalbi aynı duyguyla çarpar. 1 Mayıs işçi sınıfınındır. 1 Mayıs’a sahip çıkmak, işçi sınıfının örgütlü mücadelesini güçlendirmek ve dünya işçilerinin kardeşlik bayrağını yükseltmek tüm işçilerin görevidir.

Kardeşler!

İşçilerin birlikleri zayıfladığı zaman patronlar saldırıya geçer. Nitekim bugüne kadar patronlar ve onlara hizmet eden hükümetler birçok ekonomik, sosyal ve demokratik hakkımıza el koydular. Bugün Türkiye’de işçilerin çalışma ve yaşam koşulları son derece kötü. Çalışma yasaları değiştirilerek taşerona dayalı esnek ve güvencesiz çalışma düzeni yerleştirildi. Kiralık işçilikle birlikte kadrolu işçiliğe bir darbe daha indirildi. Ücretler baskılandı ve yıllar içinde reel ücretler (alım gücü) düşürüldü. İş saatleri uzatılırken, emeklilik yaşı yükseltildi.

Sırada ise kıdem tazminatı var. İşçilerden “evet” oyu almak için 16 Nisan referandumunu bekleyen hükümet, kıdem tazminatını yok etmek üzere harekete geçmiş bulunuyor. Kıdem tazminatı bir fona devredilerek zaman içinde ortadan kaldırılmak isteniyor. Bu fonun patronlara peşkeş çekileceği ise sır değil. Oysa kıdem tazminatı işçilerin iş güvencesidir. Kıdem tazminatı fona geçtiğinde, patronlar istedikleri zaman istedikleri işçiyi tazminatsız işten atabilecekler.

Gözünü kâr hırsı bürüyen sermaye sınıfı, en basit iş güvenliği önlemini bile almadığı için her ay 150’ye yakın işçi iş cinayetlerine kurban gidiyor. Yalnızca 2016’da 1970 işçi kardeşimiz iş cinayetlerinde yaşamını kaybetti.

İşçiler, kardeşler!

Tüm hükümetler gibi AKP de sermaye düzenini ayakta tutmak için çalışıyor. Sermayenin hizmetinde olan bir partiden işçilere, emekçilere bir fayda gelmemiştir ve gelmeyecektir. Bizler alternatifsiz değiliz. Bizler tüm zenginliği üreten bir sınıfız, işçi sınıfıyız. Tüm üretim gücünü elimizde tutuyoruz. Biz çalışmadığımız ve üretmediğimiz koşullarda patronlar ve iktidar sahipleri yalnızca bir hiçtirler. Bunu bilerek bir araya gelmeli, örgütlenmeli, geçmişteki mücadele deneyimlerini öğrenmeli ve işçi dayanışmasını büyütmeliyiz. İşte o zaman alternatifin nerede olduğunu görür ve çok şeyi değiştirebiliriz. Çareyi yanlış yerde aramayalım, çare biziz!

Kardeşler!

Dünyanın dört bir köşesinde işçiler, 1 Mayıs günü meydanlara çıkacaklar; sömürüye, savaşlara, anti-demokratik uygulamalara, baskı ve zulme dur diyecekler. Bizler de 1 Mayıs geleneğine sahip çıkmalı, birliğimizi, dayanışmamızı ve örgütlü mücadelemizi büyütmeliyiz.  Yaşasın işçi sınıfının uluslararası mücadele birliği!

  • Demokratik hakların ortadan kaldırılmasına, toplumun baskı altına alınmasına hayır!
  • OHAL düzeni derhal son bulsun!
  • Siyasi yasaklar, sendikal yasaklar kaldırılsın!
  • Sınırsız basın, toplanma, grev ve örgütlenme özgürlüğü!
  • Kıdem tazminatının patronlara peşkeş çekilmesine hayır!
  • Ücretler yükseltilsin, iş saatleri kısaltılsın!
  • Taşeron sistemi yasaklansın!
  • Kölelik bürolarına, kiralık işçiliğe hayır!
  • Herkese parasız ve nitelikli sağlık hizmeti!
  • Savaş politikalarına hayır, faşizme geçit vermeyelim!
  • Ezilen Kürt halkının demokratik talepleri karşılansın!
  • Emperyalist savaşlara hayır!
  • Kahrolsun kapitalist sömürü düzeni!
  • Yaşasın 1 Mayıs!
  • Bijî Yek Gulan!
  • زنده باد اوّل ماه مه
  • عاش الاول من ايار
21 Nisan 2017

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • Tarihin derslerini unutmak, insanlığı felakete sürüklüyor. Aslında tarih, insanın en büyük rehberidir. Ama unutmak istemeyen ve bu rehberin izinden gidenler için… Eğer işçi sınıfı ve emekçiler örgütlü değillerse, büyük acılar pahasına öğrendiklerini...
  • Doğduğumuz andan itibaren başlar bu sistem bizi içine çekmeye. Yürümeye başladığımız zaman başlar hayat bizi sınamaya. Okula başladığımızda hayat ilk darbeyi çoktan vurmuştur. Devletin vermiş olduğu, daha doğrusu vermemiş olduğu eğitim hakkı okula...
  • Asıl müjdeyi toplantının sonlarına doğru veren bakanın müjdesini dinleyemeyenler için veriyorum: “Yılda 60-100 milyar lira büyüklük sağlayacak tamamlayıcı emeklilik sistemi sosyal tarafların mutabakatıyla kurularak, özellikle sermaye piyasalarını...
  • Merhaba kardeşler. Bundan üç ay kadar önce çalıştığım yerden, haksız bir şekilde işten atıldım. İşsiz kaldığım süre boyunca, iş bulmak için birçok yere başvurdum. Farklı sektörlerden iş görüşmelerine gittim. Hiçbirinden olumlu bir cevap alamadım....
  • Krizin bedeli işçi sınıfına ödetilmek istenirken dünyanın pek çok ülkesinde işçiler bu saldırılara direniş ve grevlerle karşı duruyorlar. ABD de grev ve direnişlerin yaygınlaştığı ülkelerden biri... Otel, hastane, market işçileri, eylemleri dünyanın...
  • İşsizlik rakamları her ne kadar devletin resmi kurumlarınca düşük gösterilmeye çalışılsa da gerçekler ayan beyan ortada. Bugün 7 milyon insan işsizlikle boğuşuyor. İşsiz sayısı artarken işsiz kalan işçiler de İşsizlik Sigortası Fonundan yararlanmak...
  • Kanada’nın Saskatchewan eyaletinde kamuya bağlı Crown şirketlerinde su ve kanalizasyon, enerji dağıtımı, iletişim hizmetlerinde çalışan ve Unifor Sendikası üyesi yaklaşık 5 bin işçi greve çıktı. Eyalet hükümeti şirket çalışanları için beş yıllık bir...
  • Pakistan’ın Hayber-Pahtunhva eyaletinde doktorlar başta olmak üzere hemşirelerin ve diğer sağlık çalışanlarının da dâhil olduğu yaklaşık 45 bin sağlık işçisi greve çıktı. Eyalet hükümetinin sağlık sektörünü özelleştirme çalışmaları kapsamında...
  • Kapitalist sistemde bir işçinin kaliteli ve sağlıklı bir yaşam sürmesi mümkün değil. UİD-DER Kadın Komitesi olarak emekçi kadınlarla bir araya geldik. Yaşamlarındaki zorlukları, bir sosyal yaşamlarının olup olmadığını sorduk. Bir dokunduk, bin ah...
  • Toplumsal anlamda yaşadığımız sorunlar kat be kat artıyor. Kapitalist sistem, tüm dünyada küresel bir kriz yaratmış durumda. Bu krizi yaratan patronlar ve onların temsilcisi yönetenler, krizin faturasını işçilere, emekçilere ve onların çocuklarına...
  • 26 Eylülde İstanbul’da yaşanan 5,7 büyüklüğündeki deprem sonrasında burjuva medya tarafından hiç vakit kaybetmeden korku senaryoları üretilmeye başlandı. Depreme karşı önlem almak için büyük miktarda vergi toplayan devletin ve yerel yönetimlerin...
  • 10 Ekim 2015 tarihinde sendikalar, meslek örgütleri ve demokratik kitle örgütleri tarafından Ankara’da düzenlenen barış mitinginin IŞİD tarafından kana bulanmasının üzerinden tam 4 yıl geçti. “Emek, Barış ve Demokrasi” talepleriyle düzenlenen...
  • Ben üniversite öğrencisi bir işçi çocuğuyum. Geçtiğimiz günlerde Recep Tayyip Erdoğan’ın “Her üniversite mezunu iş bulacak diye bir şey yok” açıklamasına internette denk geldim. Haberi gördükten sonra arkadaşlarımla paylaştım. Bu duruma hem...