Navigation

Buradasınız

“Çok Yakında Bir Gün”

Çok yakında bir gün

Çok yakında bir gün

Ağır uykulardan uyanacaklar

Zor kapıları açacaklar

Yere sağlam basacaklar

Çok yakında bir gün

Çok yakında bir gün

 İnsanlar insan gibi yaşayacaklar.

İşçi sınıfına direnç aşılayan bu umut yüklü dizelerin şairi 21 Mart 1915’te Lüleburgaz’da doğan Cahit Irgat’tır. Cahit Irgat şair kişiliğinin yanı sıra tiyatro oyunculuğu yapmış, sinema filmlerinde de rol almıştır. Ancak adını daha çok şiirleriyle duyurmuştur. İlk başlarda romantik özellikler taşıyan şiirleri, 1935 yılından başlayarak Cahit Saffet imzasıyla Varlık ve Servet-i Fünun gibi dergilerde yayınlandı. 1942 yılından sonra ise özgürlük ve barış özlemiyle dolu, toplum sorunlarına duyarlı şiirler yazmaya yöneldi. Şiirleri Yürüyüş, Ant, Yığın ve Yaprak dergilerinde yayınlandı.

1940’lı yıllar, İkinci Dünya Savaşı eşliğinde dünyada katliamların, faşizmin, ölümlerin ve vahşetin yaşandığı acı dolu yıllardı. Türkiye’de ise çağdaş uygarlık düzeyine ulaşmak ve hatta bu düzeyi aşmak iddiasındaki tek partiye dayalı sivil-asker bürokratik iktidarın, özgürce bilgilenmeyi, düşünmeyi, hayal kurmayı, bir başka yaşam özlemeyi kesinlikle yasakladığı yıllardı. Mücadeleye yeltenmenin, bir takım sözcükleri ağza almanın hapse atılmanız için yeterli olduğu yıllar. Cahit Irgat işte böyle bir ortamda şiirlerini yazdı ve insanların savaşlarda birbirlerini öldürmesinin anlamsızlığını, zavallılığını anlattı. Savaşa karşı çıktı. Yoksulluğu, terk edilmişliği, ezilmeyi, baskıyı, emeğin hor görülmesini, açlığı, düzenin akıl dışılığını şiirlerinde ifade etmeye çalıştı.

Anne girmem bu oyuncak dükkânına

Orda toplar, tayyareler, tanklar var.

Seviyorum söğüt dalı atımı

Tekme atmaz, ısırmaz

Ben yaşamak istiyorum

Ağaç gibi sessiz sessiz ve rahat

Karınca kararınca değil,

Serile serpile boylu boyumca.

Anne girmem bu oyuncak dükkânına

Cahit Irgat şiirlerini tüm ezilenler, yoksullar, savaşlarda ölenler için yazıyordu. Sanatla geçen ömrüne 200’e yakın şiiri sığdıran şair, 5 Haziran 1971’de İstanbul’da hayata gözlerini yumdu. Şair Can Yücel yakından tanıdığı Cahit Irgat’ı şu cümlelerle anlatıyor: “Cahit ki bu hasta düzende sağlıklı bir kanserdi. Cahit ki haksızlığa karşı üreyen hücrelerdi. Cahit zaten azalarak yaşayanlardan değil, çoğalarak ölenlerdendi.”

Niçin yaşadığını, öldüğünü bilmeyen

Dert çeken dost

Çürüyen dost,

Sizin için söylüyorum

Milyonlarca harp ölüsü adına

İyiliğin, kardeşliğin, ümidin

Aynı hakkın, hürriyetin

İnsanlığın şarkısını.

Şair Cahit Irgat’a ait bütün şiirler “Irgatın Türküsü” adlı kitabında toplanmıştır. Tüm işçileri kendi yaşantılarının aynası olmuş bu şiirlere sahip çıkmaya, Cahit Irgat ile beraber insanlığın şarkısını, ırgatın türküsünü söylemeye ve kahrolası kapitalist sömürü düzenine karşı mücadele etmeye davet ediyoruz.

4 Temmuz 2017

Sınıf, Emek, Tarih, Yaşam

Sınıfın Penceresinden

  • Binlerce yıl ötelerden günümüze uzanan yapılar, aslında bizlere emeğin serüvenini anlatır. Tüm zenginlik doğanın ve emeğin ürünüdür. Emektir doğadaki zenginliği işleyip dönüştüren. Ta Firavunların Mısır’ından Roma’ya, Hindistan’dan Korkunç İvan’ın Moskova’sına kadar… Dillere destan olmuş şehirleri kuran emektir. Piramitler, saraylar, kanallar, katedraller, sarnıçlar, kemerler, tapınaklar… Emektir bugünün insanını dahi hayrete düşüren tüm bu yapıları yaratan yegâne güç!
  • İnsanlar var olalı beri emek harcadılar, ürettiler, üretiyorlar. Beslenmek, barınmak ve hayatta kalmak çok zordu. Doğa hem bütün ihtiyaçları barındırıyordu ama hem de bunlara ulaşmak ciddi bir emek gerektiriyordu. Çeşitli aletlerin yardımıyla kendi güçlerini kullanan insanlar, zamanla doğada var olan suyun, hayvanların, rüzgârın gücünü kullanmayı keşfettiler. Böylece ihtiyaçlarını üretmek, yaşamlarını sürdürmek çok daha kolay oldu. İnsanın üretim sürecindeki gelişimi hep devam etti. Üretim sürecine makineler girdi, ilk makineler…
  • Kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri durmaksızın artarken emekçi kadınlar aynı sorulara cevap arıyor: Kadına yönelik şiddetin önüne neden geçilemiyor? Şiddet neden artıyor? Siyasi iktidarın temsilcileri şiddetin nedeninin eğitimsiz, cahil, vicdansız, merhametsiz, öfkesini kontrol edemeyen, ailevi ve ahlâki değerlere sahip çıkamayan kişiler olduğunu söylüyor. Erkekleri vicdanlı ve merhametli olmaya çağırıyorlar. Söylenen sözler ilk anda kulağa hoş gelebilir ama kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin artmasının sebebi tam da siyasi iktidarın aileyi korumak adına kadınların haklarına saldırması ve erkek egemen zihniyeti körüklemesidir.
  • George Floyd, “nefes alamıyorum” diye inliyordu ama ırkçı polis umursamadı ve onu acımasızca öldürdü. Floyd’a yapılan bu muamele, kara derililerin değişmeyen kara bahtı, bitmeyen çilesidir. Yüzlerce yıl boyunca Afrika’dan Amerika’ya köle olarak satıldılar bir hayvan ya da bir eşya gibi. İnsan yerine konmayan, aşağılanan, horlanan siyahlar onlarca kez isyan ettiler ve sonunda 1861’de başlayan Amerikan İç Savaşı sonrasında kölelikten kurtuldular. Özgürlüklerine kavuşan siyahların gözleri daha bir ışıl ışıl parlamaya başladı. Ne var ki, o umutlu bakışlardaki ışıltı çok geçmeden solduruldu, tam bir vahşetle karşı karşıya bırakıldılar.
  • Siyasi iktidarın temsilcileri halkın gözüne baka baka yalan söylüyor, bunu da politik uyanıklık ve iş bilme olarak pazarlıyorlar. Gülerek liranın dolar karşısında değer kaybetmesinin halkı ilgilendirmediğini söyleyen Bakan Albayrak, belli ki milyonları istediği gibi aldatabileceğini düşünüyor. Şüphe yok ki bu konuşmanın ardında kibir ve emekçileri aptal yerine koyma vardır. Enflasyon ve işsizlik verilerinin çarpıtılması da aynı bakış açısının ürünü değil mi?

Son Eklenenler

  • Pandemiyi işçilerin haklarını gasp etmenin fırsatına çeviren patronların elindeki en kullanışlı silahın Kod 29 olduğunu sürecin başından beri vurguluyoruz. Zaman içinde emekçilerin gözünde teşhir olan Kod 29’a yönelik Aile, Çalışma ve Sosyal...
  • Pandemi süreci başladığından beri Kod 29 ile işten çıkarılan işçilerin sayısı 200 bini buldu. İşçi sınıfına karşı genel bir saldırıya dönüşen Kod 29’a karşı mücadele sürüyor. İstanbul’da PTT, Sinbo, Tur Assist ve Bayrampaşa Belediye işçileri,...
  • İnsan, toplumsal iletişim aracı olarak dil ve yazının yanı sıra sembollere de başvurur. Semboller duygu, düşünce ve hayalleri etkili şekilde anlatabilmenin, toplumsal aidiyet duygusunu güçlendirmenin aracıdır. Döneme, coğrafyaya, kültüre göre...
  • AKP’li belediye yönetimi tarafından işten atılan İstanbul Bayrampaşa Belediye işçileri hakları için mücadele ediyor. Aralarında işyeri temsilcilerinin de bulunduğu pek çok işçi, 30 aydır gasp edilen toplu iş sözleşmesinden doğan haklarını talep...
  • Geçtiğimiz ay genç Sarah Everard isimli genç bir kadının bir polis tarafından kaçırılıp öldürülmesinden bu yana İngiltere’de polise, sağcı hükümete ve sisteme olan öfke giderek büyüyor. Haftalardır İngiltere’nin çeşitli kentlerinde eylemler ve...
  • Sendikalı oldukları için Kod 29 bildirimiyle tazminatsız işten atılan, aralarında PTT-Sen yöneticilerinin de olduğu işçiler, haklarını almak mücadelelerini sürdürüyor.
  • Emekçi kadınların ekmek ve gül mücadelesinin sembolü olan 8 Mart’ı geride bıraktık. “Emekçi Kadın: Direncin ve Değişimin Öyküsü” yayın akışımızın gösterdiği gibi; işçi sınıfı ve onun bir parçası olan emekçi kadınlar dirençleriyle, mücadeleleriyle...
  • Hayat, toplum, dünya, insan, her şey ve herkes bir değişim ve dönüşüm içinde. Değişim hayatın gerçeği, olmazsa olmazı. Oysa ne çok duyar ya da söyleriz şu cümleleri: “Hiçbir şeyin değişeceğine inanmıyorum”, “İnsanların değişeceğine inanmıyorum”, “...
  • İstanbul İşçi Sağlığı ve Güvenliği (İSİG) Meclisi, Türkiye’de 2013 ilâ 2020 yılları arasında gerçekleşen intiharlara ilişkin bir rapor yayınladı. Rapora göre son sekiz yılda en az 502 işçi ve emekçi intihar ederek hayatına son verdi. İSİG Meclisinin...
  • Siyasi iktidar geçtiğimiz yıl Nisan ayında, işçilerin yaşamını zehir eden sözde işten atma yasağıyla birlikte kısa çalışma ve ücretsiz izin uygulamasını başlatmıştı. Nisan 2020-Şubat 2021 tarihleri arasında 3 milyon 800 bin işçi Kısa Çalışma Ödeneği...
  • 30 yaşında üniversite mezunu bir işsiz kadın arkadaşımız KPSS’den barajın üstünde puan aldıktan sonra devlet memurluğuna başvuru için klavye kursuna gidiyor. Anlattıkları milyonlarca gencin hikâyesi. Bin bir hayalle üniversiteden mezun olduktan...
  • Fırat Eroğlu henüz 17 yaşındaydı, uzun kirpikleri, kara gözleriyle şirin mi şirin bir delikanlıydı. Motokurye olarak çalışıyordu. Ne yazık ki her gün iş kazalarında yaşamını yitiren onlarca işçiden biri oldu gençliğinin baharında. UİD-DER’li...
  • Kapitalistler sadece çeşit çeşit mallar, ürünler satmaz, olağanüstü başarı hikâyeleri de satarlar. Amazon, Microsoft, Disney, Apple, Tesla… Ya da yerli hikâyeler? Sabancı, Zorlu Holding veya Acun Medya… İmkânsızlıklardan doğan bu başarı...

UİD-DER Aylık Bülteni