Navigation

Buradasınız

İşçi Sınıfının Kara Yılı: 2006 İşçi Yaşamını Yitirdi

OHAL altında geçen 2017 yılında iş cinayetlerinde önceki yıllara göre önemli bir artış meydana geldi. Türkiye tarihinin en büyük işçi katliamının meydana geldiği 2014 yılındakinden daha fazla sayıda iş cinayeti gerçekleşti. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin hazırlayıp yayınladığı 2017 yılı iş cinayetleri raporuna göre, en az 2006 işçi iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi.

OHAL altında geçen 2017 yılında iş cinayetlerinde önceki yıllara göre önemli bir artış meydana geldi. Türkiye tarihinin en büyük işçi katliamının meydana geldiği 2014 yılındakinden daha fazla sayıda iş cinayeti gerçekleşti. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin hazırlayıp yayınladığı 2017 yılı iş cinayetleri raporuna göre, en az 2006 işçi iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi.

Grevleri ve hak mücadelelerini kısıtlayan OHAL ve KHK düzeni, darbecilerle hesaplaşmaktan çok işçileri ve emekçileri baskı altına almak, sermayenin çıkarlarını korumak için fırsat olarak kullanılıyor. Başta İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası olmak üzere, işçilerin lehine maddeler içeren birçok yasal düzenlemenin patronlar lehine esnetilmesi iş cinayetlerinin önünü açtı. 2006 işçi fabrikalarda tezgâh başında, işe giderken yolda, inşaatta, tarlada, madende toprağın altında hayatını kaybetti. Hak gaspları da alabildiğine arttı. İSİG Meclisinin 2017 iş cinayetleri raporu bu gerçekleri gözler önüne seriyor.

İSİG Meclisinin raporunda, iş cinayetleriyle ilgili detaylar şöyle:

  • 116 kadın ve 1890 erkek işçi.
  • 18’i 15 yaş altında olmak üzere 60’ı çocuk işçi.
  • Çoğunluğu Suriyeli olmak üzere 88’i göçmen/mülteci işçi.
  • 230 işçi İstanbul’da, 93 işçi İzmir’de, 88 işçi Bursa’da, 79 işçi Antalya’da, 72 işçi Konya’da, 71 işçi Kocaeli’nde, 67 işçi Ankara’da, 65 işçi Manisa’da, 62 işçi Adana’da ve 52 işçi Denizli’de yaşamını yitirdi.
  • İşçilerin 453’ü inşaat, 385’i tarım, 272’si taşımacılık, 154’ü ticaret/büro, 116’sı metal, 93’ü madencilik, 89’u belediye ve 65’i enerji işkolunda çalışıyordu.
  • Ölüm nedenlerinin 446’sı trafik/servis kazası, 347’si ezilme/göçük, 317’si yüksekten düşme, 183’ü kalp krizi/beyin kanaması, 164’ü şiddet ve 135’i elektrik çarpmasıydı.
  • Metal, madencilik ve enerji işkollarında ölümler arttı.

Bu tablo, OHAL’in bir an önce kaldırılması, işçilerin örgütlenmesinin önündeki engellerin kaldırılması, İş Sağlığı ve Güvenliği Yasasının patronlar lehine esnetilen ve ertelenen maddelerinin işçilerin lehine olacak şekilde düzenlenmesi, gerekli denetimlerin yapılması gerektiğini gözler önüne seriyor.

Hayatını kaybeden işçilerin %98’inin sendikasız olduğu gerçeğine dikkat çeken İSİG Meclisi, raporun sonunda acil talepleri ve atmayı planladığı adımları şöyle sıraladı:

  1. OHAL koşullarının devam etmesi için somut bir gerekçe yoktur. Aksine OHAL/KHK uygulaması işçi haklarına karşıt bir durumdur. Son bir buçuk yıl içinde işçi sağlığı alanına da bu durum yansımış ve işçi ölümleri yüzde 10 artış göstermiştir. Emek örgütleri ile dayanışma içinde OHAL’in kaldırılması talebi İSİG mücadelesi için de elzemdir.
  2. İSİG mücadelesinin merkezi sorunu işçi örgütlenmesidir. Alana dair veri üreten çalışmalarımızın geliştirilmesi ile sendikasız ve güvencesiz çalışmaya karşı mücadele pratiğini birleştireceğiz. İşçilerin ölümünden başka işçilerin bütün yaşamını içeren bir işçi sağlığı politikası oluşturacağız.
  3. Ölen işçilerin yüzde 98’inin sendikasız olduğu bilinciyle; işyeri İSİG kurulları, çalışan temsilciliği ve genel olarak sendikal örgütlenme üzerindeki baskıların sona erdirilmesini savunarak örgütlenme özgürlüğü için mücadele edeceğiz.
  4. Meslek hastalıklarına daha çok dikkat çekmeyi ve bu noktada genel, sektörel, havza ve işyeri çapında adımlar atmayı hedefleyeceğiz.
  5. İstanbul ve Kocaeli dışında İzmir, Ankara ve Bursa gibi şehirlerde de İSİG Meclislerinin oluşturularak kentlere özgü politikaların geliştirilmesi mücadelesinde de yer alacağız.
  6. 4-10 Mayıs İSİG Haftasına alternatif olarak 22-28 Nisanın İSİG Haftası olarak ilan edilmesi, yani devletin ve sermayenin değil işçi sınıfının güncel taleplerinin bütünsel olarak ifade edilme kürsülerinin oluşturması için çalışacağız.

2017 yılı işçiler için iş cinayetlerinin ve hak gasplarının arttığı bir yıl olarak geride kaldı. 2018 yılında işçilerin canlarının, sağlıklarının ve haklarının korunması, ancak işçilerin yürüteceği mücadeleye bağlı olacaktır. Sermaye sınıfının çıkarlarını açıkça gözeten, işçileri sefalet ücretine mahkûm eden, yaptığı zammı bile bir lütuf olarak gösteren, iktidarı döneminde taşeron işçi sayısının milyonları bulmasına neden olan, yaptığı son KHK düzenlemesiyle taşeron düzenini kaldırmak bir yana devam etmesini güvenceye alan bir hükümetin işçilerin lehine adımlar atmayacağı ortadadır. İşçiler, kendi sınıf kardeşleriyle birlikte sınıf çıkarları için mücadele etmek zorundadır. Saldırıları önlemek, kaybedilen hakları geri almak, iş cinayetlerinin önüne geçmek için başka bir yol yok!

6 Ocak 2018

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • Kapitalist sömürü düzeni tarihinde eşi görülmemiş bir ekonomik krizle boğuşuyor. Sistemin efendileri ise bu krizin sosyal sonuçlarından bir süreliğine de olsa kurtulmanın, zaman kazanmanın şimdilik iyi bir formülünü bulmuş görünüyor: Koronavirüs!...
  • Neredeyse günün her saati konuşulan konu Covid-19! Salgından etkilenen ve ölen insanların sayıları adeta skorlar halinde gündemimize taşınıyor. İş öyle bir hal aldı ki hangi ülkeden kaç kişinin öldüğünü ve ülkemizdeki ölüm oranlarını konuşup sürekli...
  • Neredeyse tüm ülkelerde sağlık sistemi çökmüş durumda. Kapitalizm altında her şeyi paralı hale getiren patronlar sınıfı, sağlığa da aynı mantıkla yaklaşıyor. Hastanelere ticarethane, hastalara ise müşteri gözüyle bakıyorlar. Sağlık sistemlerinin...
  • Her yerde olduğu gibi bizim fabrikada da gündem koronavirüs. İlk haftalarda göstermelik bazı tedbirler alındı. Bir A4 kâğıdına yapılması ve yapılmaması gerekenler yazıldı. Tabi tek düşünceleri “işçinin sağlığı” olan patronlarımız bunlarla yetinmedi...
  • Patronların koronavirüs salgınını bahane etmelerine, fırsatçılığına şahit oluyoruz. Kapitalist sistemin debelendiği kriz çağındayız. Ekonomik kriz nedeniyle biz işçilerin, emekçilerin payına düşen hayat şartları daha da kötüye gidiyor. Bu da...
  • Kamu hastanesinde sağlık emekçisi olarak çalışıyorum. Tüm dünyanın ve özellikle sağlık emekçilerinin gündeminde olan Covid-19 salgınıyla ilgili işyerinde başka bir arkadaşımla yaptığım sohbeti aktarmak istedim. Bizler genelde nöbet çıkışlarında...
  • Kardeşler, bizler çeşitli sektörlerde sendikalı çalışan işçileriz. Sendikalarımızın bağlı olduğu konfederasyonların patron örgütleriyle birlikte aynı bildiriye imza attığını duyunca çok öfkelendik. Bu durumu size yazmak istedik. Sermaye sınıfı, “...
  • Dünyayı etkisi altına alan koronavirüs gündemi ile birlikte sermaye sınıfı işçilerde, yoksul emekçilerde ve emekçi ailelerin çocuğu olan öğrencilerde tedirginlik ve korku oluşturmaya çalışıyor. Ne yapacağını bilemeyen örgütsüz kitleler bu korkunun...
  • Son günlerde malum herkesin tek bir gündem konusu var: Koronavirüs. Telefonlarda, sokakta, işyerinde, otobüslerde herkesin sadece bu konuyu konuşuyor. Gazetelerde, televizyonlarda tüm programlar koronavirüs üzerine. İnsanlar evden çıkmaya korkar...
  • Koronavirüse karşı önlem olarak söylenen “el yıkamak” Afrika’nın yoksul emekçileri açısından mümkün değil. Suya erişimin çok kısıtlı ve pahalı olduğu Afrika ülkelerinde hastaneler dahi sudan ve temel hijyen maddelerinden yoksun. Sağlık işçileri...
  • Patronlar ve hükümet, menfaatleri gereği, hangi yalana nasıl inanmamızı istiyorlarsa, bizi en kolay nasıl aldatacaklarsa öyle çevirip kıvırıyorlar. Bir şey anında tam karşıtına dönüşebiliyor. Yıllardır doğru olduğunu adımız gibi bildiğimiz şeyler...
  • Ben özel bir hastanede çalışan sağlık işçisiyim. Koronavirüsü bahanesiyle, üç haftadır arkadaşlarımız zorunlu yıllık izne veya ücretsiz izine çıkartıldı. İzne çıkartılırken “sizi korumak adına” diyen patronlar, virüs bahanesiyle krizin yükünü...
  • İçinden geçtiğimiz süreç tam anlamıyla at iziyle it izinin birbirine karıştığı bir dönemdir. Çok masum görünen şeylerin arkasında bile burjuvazinin kandırmacaları olabileceğini akıldan çıkarmamak gerekir. Burjuvazi ve temsilcileri, yaptıkları...