Navigation

Buradasınız

İşçilerin Sordukları/61 - Sendikaya Üye Olmak Suç Değildir!

İşçi Dayanışması Bülteni, No: 123

Türkiye’de işçilerin sendikalaşma oranları son derece düşüktür. Bu sayı Çalışma Bakanlığının verilerine göre 1 milyon 714 bin civarındadır. Ancak toplu iş sözleşmesinden yararlanabilen sendikalı işçi sayısı bu rakamın çok altındadır. Hem yasal hem de fiili engellerle işçilerin sendikalı olması zorlaştırılmaktadır. Bin bir zorlukla sendikaya üye olan işçiler ya işten atılmakta ya da yıllar süren mahkemelerle karşı karşıya kalmaktadır. Son olarak Gebze Organize Sanayi Bölgesinde üretim yapan Flormar’da çoğunluğunu kadınların oluşturduğu işçiler, Petrol-İş’e üye oldukları için işten atıldılar. Oysa İş Kanunu ve Sendikalar Kanununa göre hiçbir işçi sendikaya üye olduğu için işten atılamaz. Sendikaya üye olan işçilerin istifaya zorlanması, sendikalı olduğu gerekçesiyle işten atılması suçtur.

Yasalarda sendikaya üyelik hakkı nasıl yer almaktadır?

Anayasa’nın 51. maddesi sendikaya üyelik hakkını içermektedir. Bu maddeye göre “Çalışanlar ve işverenler, üyelerinin çalışma ilişkilerinde, ekonomik ve sosyal hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek için önceden izin almaksızın sendikalar ve üst kuruluşlar kurma, bunlara serbestçe üye olma ve üyelikten serbestçe çekilme haklarına sahiptir. Hiç kimse bir sendikaya üye olmaya ya da üyelikten ayrılmaya zorlanamaz.” Demek ki bir işçinin sendikaya üye olmak için önceden patronundan, amirinden veya herhangi bir kişiden izin almasına gerek yoktur. İşçiler kendi ortak çıkarları gereği son derece meşru haklarını kullanarak sendikaya üye olabilirler.

6356 Sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu da işçilerin sendikaya üye olmasını yasal bir hak olarak güvence altına almıştır. 17. maddede “15 yaşını dolduran ve bu kanun hükümlerine göre işçi sayılanlar, sendikaya üye olabilir. Sendikaya üye olmak serbesttir. Hiç kimse sendikaya üye olmaya ve olmamaya zorlanamaz” denilmektedir. 4857 Sayılı İş Kanununun 18. Maddesi; bir işçi “sendika üyeliği veya çalışma saatleri dışında veya işverenin rızası ile çalışma saatleri içinde sendikal faaliyetlere katılmak”, “işyeri sendika temsilciliği yapmak” nedeniyle işten atılamaz.

Tekrar belirtirsek sendikaya üye olmak, sendikal faaliyetlere katılmak bütün işçiler için temel bir haktır. Fakat patronlar kanunları yok sayıp bu hakkını kullanan işçileri ya sendikadan istifa etmeye zorlamakta ya da işten atmaktadır. Baskı ve hile ile işçileri işten atarak işçilerin sendikalı, örgütlü olmasının yani haklarını hep beraber aramasının önüne geçmeye çalışmaktadır.

Sendikalı oldukları için işten atılan işçilerin yasal hakları nelerdir?

Hakkını arayan, ücret ve çalışma koşullarını iyileştirmek isteyen işçiler sendikalaştıklarında, sendikal faaliyetlere, grev ve eylemlere katıldıklarında patronlar tarafından cezalandırılıyor, yıldırılmak isteniyor. İşten atma saldırısıyla karşı karşıya kalıyor.

Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanununun 25. maddesi sendikaya üye olduğu veya sendikal faaliyete katıldığı için işten atılmayı yasaklamakta ve bu suçu işleyen patronları tazminata mahkûm etmektedir. Sendikal bir nedenle iş sözleşmesinin feshi halinde işçi 4857 sayılı Kanunun 18, 20 ve 21. madde hükümlerine göre dava açma hakkına sahiptir. İş mahkemesi sendikal nedenlerle işten atılan işçilere bir yıllık ücret tutarından az olmamak üzere sendikal tazminat ödenmesine hükmeder. Bu konuda çok sayıda mahkeme kararı işçiler lehine sonuçlanmıştır. Yani, sendikaya üye olduğu için işten atılan bir işçi önce arabulucuya ve sonra iş mahkemelerine başvurma hakkına sahiptir. Bu mahkemelerde işe iade ve sendikal tazminat hakkı elde etmektedir.

Sendikaya üye olan işçiler işten atıldıkları için direnişe geçtiklerindeyse uğradıkları haksızlığı duyuracak, sendikalardan, derneklerden ve işçi örgütlerinden destek ve dayanışma göreceklerdir. Ailelerin desteği, sendikaların haksız yere işten atılan işçilerle ortak dayanışma eylemleri yapması işçilerin gücüne güç katacaktır. Bu nedenle sendikaya üye olan işçiler işten atıldıklarında da büyük bir güce sahiptirler. Yeter ki kendilerine ve haklı mücadelelerine güvenmekte hiçbir tereddüt göstermesinler.

2 Temmuz 2018

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • Sermaye sınıfı, ekonomik krizin üzerini örtmek ve faturayı işçi sınıfına kesmek için muazzam bir bahane keşfetmiş durumda: Koronavirüs salgını! Yıllardır bağıra çağıra geliyorum diyen ekonomik kriz, daha öncekileri adeta mumla aratırcasına sonunda...
  • Türkiye’de koronavirüsün tespit edilmesinin üzerinden iki haftadan fazlaca bir zaman geçti. Bu süre zarfında, televizyon ekranlarından sürecin açık ve şeffaf bir şekilde yürütüldüğü, tüm bilgilendirmelerin yapıldığı, önlemlerin alındığı ileri...
  • Geçtiğimiz günlerde patron bize “virüsten dolayı işlerin çok düştüğü” gerekçesiyle ücretsiz izin kâğıtları imzalattı. Sonrasında bir kısmımızı ücretsiz izinde olmamıza rağmen parasını ödeyeceğini iddia ederek 10 gün daha çalıştırdı. Aynı zamanda çok...
  • Geçen günlerde yapılan bir araştırmaya göre Türkiye’de işçilerin yaklaşık yüzde 70’i işini kaybetme korkusuyla yaşıyor. Nasıl yaşamasın? Daha şimdiden birçok işyeri işçileri işten çıkardı. Çıkarmaya da devam ediyorlar. Fakat bu kargaşanın içinde...
  • Her gün, her tarafta karşımıza 14 madde çıkıyor. Sağlık Bakanlığı tarafından ilan edilen bu maddelerin bizi koronavirüsten koruyacağı söyleniyor, işyerlerinden billboardlara, TV’lerden cep telefonlarına gelen mesajlara kadar bu maddeler tekrar...
  • Ben yaklaşık 10 yıldır çeşitli sektörlerde çalışan bir işçiyim. Uzun zamandır İşçi Dayanışması bültenini okuyorum, orada ortaklaştırdığımız deneyimlerden nasibimi alıyorum ve arkadaşlarımla bu deneyimleri paylaşıyorum. Bu mektup ile de sizlere ilk...
  • Facebook’un kurucusu Mark Zuckerberg, Microsoft’un sahibi Bill Gates, dünyanın en iyi yatırımcısı olarak tanınan Warren Buffet ve diğer sayılı zenginler… Dünyanın en zenginlerinden olan bu isimler zenginliklerinin yanı sıra “hayırseverlikleriyle” de...
  • Koronavirüs salgını nedeniyle korku büyüyor çünkü insanlar egemenler tarafından bilinçli olarak korkutuluyor. İnsanların karşısına düşman diye bir grip virüsü çıkartılıyor, tehdit algısı sürekli büyütülerek körükleniyor ve bu da insanları fazlasıyla...
  • Dünyanın ana gündemi haline gelen koronavirüs adeta bütün kötülüklerin anası gibi gösteriliyor ve insanlarda korku, panik, endişe yaratılıyor. Neredeyse bütün ülkelerin yönetimleri bu virüse özel bir anlam yüklüyorlar ve tüm sorunların üstünü...
  • Merhaba arkadaşlar, ben devlet hastanesinde çalışan taşeron sağlık işçisiyim. Pek çok ülkede olduğu gibi Türkiye’de de çoğu işyeri üretimi durdurarak işçileri evlerine yolladı, kimi yerlerde evden çalışma adı altında esnek çalışma sistemi getirildi...
  • Yaklaşık iki yıldır İşçi Dayanışması gazetesini alıyordum. Ama sadece “alıyordum”. Gazete, odamda bir köşede durmaya devam ediyordu. Ama arkadaşım inatla bana gazete ulaştırmaya devam etti. Her defasında “bana getirmek yerine başka birine versen...
  • Savaşlar, çıkarlar, iktidar, rekabet… Hangimiz bu kelimelerden haberdar doğdu? Peki ya hangimiz bu kelimeleri isteyerek öğrendi? Hiçbirimiz. Öyle değil mi? İnsan canının, Türk lirasından bile değersiz olduğu şu dönemde ne yazıktır ki çıkarlar için...
  • Geçtiğimiz günlerde kısa bir video düştü internet âlemine… Sosyal medyada paylaşım rekorları kıran videoda tır şoförü Malik Yılmaz, “Evde Kal Türkiye” çağrısına cevap veriyor ve “Beni bu virüs öldürmez, düzeniniz öldürür” diyordu. Koronavirüs...