Navigation

Buradasınız

İşçinin Mezarı Bile Yok!

Nisan 2012, No: 49
Maden ocakları, şantiye izbeleri, baraj inşaatları, atölyeler, fabrikalar, tersaneler işçilerin mezarı olmaya devam ediyor. İşçiler ölüyor! Yaşanan kazalar sonucunda işçilerin bedenleri eziliyor, paramparça oluyor ve hatta pek çoğunun cesedi bile bulunamıyor. İnsan isyan etmez mi, acı çekmez mi, “bu nasıl iş” demez mi?
Dünyada her yıl ortalama 2 milyon 300 bin işçi meslek hastalıklarıyla ve iş cinayetleriyle katlediliyor. 10 yılda istihdam edilen işçi sayısı %15 oranında artmış. Nedense, son 10 yılda iş cinayetleri sonucu ölen işçi sayısının %92 oranında arttığından söz edilmiyor. Çünkü ekonomi, işçilerin kanı, canı pahasına, sefaleti pahasına büyüyor.

Maden ocakları, şantiye izbeleri, baraj inşaatları, atölyeler, fabrikalar, tersaneler işçilerin mezarı olmaya devam ediyor. İşçiler ölüyor!

Geçtiğimiz senelerde Davutpaşa’da ve Ümraniye’de 27 işçi, patlayıcı imalathanelerinde bedenleri parçalanarak can verdi. Aynı şekilde, Ankara’daki OSTİM ve İVEDİK Organize Sanayi Bölgeleri’ndeki patlamalarda 20, Zonguldak Karadon ve Elbistan’da ise ölüm kuyularında 42 işçi katledilmişti. Adana’da çatlak baraj kapağı patladı, sulara kapılan onlarca işçi bir daha geri dönmedi! Esenyurt’ta cayır cayır yanan 11 işçinin acısı yürekleri dağlarken, Eskişehir’den, Erzurum’dan, Tuzla’dan, Elazığ’dan ölüm haberleri geliyordu.

Yaşanan kazalar sonucunda işçilerin bedenleri eziliyor, paramparça oluyor ve hatta pek çoğunun cesedi bile bulunamıyor. İnsan isyan etmez mi, acı çekmez mi, “bu nasıl iş” demez mi? İnsan olan, der! Ama kârdan başka düşünceleri olmayan patronların umurunda değil!

Hesaplamışlar; dünyada her yıl ortalama 2 milyon 300 bin işçi meslek hastalıklarıyla ve iş cinayetleriyle katlediliyor. Ne uğruna? Patronların sermayesinin büyümesi uğruna! Türkiyeli egemenler, Türkiye ekonomisi büyüdü diye zil takıp oynuyorlar. 10 yılda istihdam edilen işçi sayısı %15 oranında artmış. Nedense, son 10 yılda iş cinayetleri sonucu ölen işçi sayısının %92 oranında arttığından söz edilmiyor. Çünkü ekonomi, işçilerin kanı, canı pahasına, sefaleti pahasına büyüyor. Son 10 yılda, “dünya ekonomik sıralamasında 10 basamak tırmandık” dedikleri süreç boyunca, yaklaşık 15 bin işçi iş cinayetlerine kurban gitti.

Son 10 yılda Türkiyeli patronlar ve hükümet taşeronlaşmayı yaygınlaştırdı, çalışma saatlerini uzattı. Daha fazla kâr elde etmek isteyen büyük patronlar, kendileri işçi alıp çalıştırmak yerine, işin önemli bir kısmını taşeronlara veriyorlar. Taşeronlar da kısa zamanda palazlanmanın derdine düştükleri için, alınması gereken basit iş güvenliği önlemlerini bile almıyorlar. Böylece uzun ve ağır çalışma koşullarında iş kazaları, işçilerin ölmesi ve sakat kalması kaçınılmaz oluyor. AKP hükümeti ve onun sözcüleri, bir de utanmadan çıkıp buna kader diyorlar.   

Azgın sömürü sonucunda ekonomi büyüyor, işçiler ölüyor. Çalışma hızı düşmesin diye makinelerin güvenlik aparatları sökülebiliyor. Kimi işyerlerinde işçiler, eski püskü iş araçlarıyla çalışmak zorunda bırakılıyor. İşçinin işyerindeki yemekhanesi, dinlenme yeri, hatta içeceği bir çay bile patronlara maliyet unsuru olarak görünüyor. İşçilerin yaşam koşullarının ne durumda olduğu ise patronları zerre kadar ilgilendirmiyor.

İş güvenliği ile ilgili bir yasa tasarısı uzun zamandır mecliste bekletiliyor. Şu anda yürürlülükte bulunan iş yasasının içerisinde de iş güvenliği ile ilgili maddeler var. Ama patronların o yasalara dönüp baktığı yok. İş güvenliği ile ilgili şikâyet olduğunda da patronlara ceza yok. Tersanelerdeki koşullarla ilgili yapılan onca suç duyurusuna rağmen, işçiler halen ölüyor. Yasada işçilerin çalışma ortamının nasıl olması gerektiğinden de, can güvenliği için gerekli donanım ve cihazlardan da söz edilmiş. Mesele, sadece kâğıt üzerinde ne yazdığıyla ilgili değil. Patronlar bildiğini okuyor. İşçinin güvenliğini de yasaları da umursayan yok. Çünkü devlet denetim yapmıyor, patronları cezalandırmıyor.

AKP hükümetinin önceliği sermayenin önünü açmaktır. 2007 yılında Başbakan Erdoğan, “Özel sektörümüzün ayağına takılan her türlü prangayı çözeriz” demişti. Bunun ne anlama geldiğini görüyoruz. Patronların umursadıkları tek şey maliyetleri düşürmek, kârlarını arttırmak. İş güvenliği ile ilgili mevzuatı uygulamak, gözlerini kâr hırsı bürümüş patronların insafına terk ediliyor. İşçi sağlığı ve iş güvenliği kurulu oluşturuluyor, ama başına patron konuyor! Açıkça işçilerle alay ediliyor.

İş cinayetlerinin daha düşük seviyelerde yaşandığı ülkeler de var. Bu ülkelerde iş güvenliği önlemleri göstermelik yasalar sayesinde değil, işçi mücadeleleri sayesinde alındı. İş cinayetlerini patronlar değil, işçi sınıfının örgütlülük düzeyi dizginleyebildi. İş kazalarını durduracak olan işçilerin mücadelesi ve denetimidir. Örgütlenmek hayat kurtarır! İşçi sağlığı ve güvenliği kurullarının kurulması ve bunların işçilerin denetimine verilmesi için mücadele yürütmeliyiz. Bu kapsamda, sendikalar da üzerlerine düşen görevleri bir an önce yerine getirmelidirler. İşçilerin basıncı ve dayatması olmadan hükümetler ve patronlar gerekli önlemleri almayacaklardır!

15 Nisan 2012

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • DİSK Genel-İş Sendikası 17. Genel Kurulu “Halk İçin Demokrasiyi Türkiye İşçi Sınıfı Kuracak” sloganıyla 23 Ağustosta Ankara DSİ Genel Müdürlüğü konferans salonunda başladı. Genel Kurulun ilk gününe DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, DİSK’e ve KESK’...
  • İzmir Buca Ege Organize Sanayi (BEGOS) Bölgesinde kurulu olan ve Üniteks firmasına fason üretim yapan TR İnter Tekstil fabrikasında çalışan işçilere 2,5 aydan beri ücretleri ödenmiyor. TR İnter patronu işçilere bayrama kadar sürekli zorunlu fazla...
  • “Önyargıları parçalamak atomu parçalamaktan çok daha zordur” demiş büyük bilim insanı Einstein. Gerçekten de insanlar önyargılı davrandıklarını kabul etmezler. Önyargılarını en doğru düşünceleri gibi sahiplenir, ısrarla savunurlar. Egemenler,...
  • Okuduğum zaman çok etkilendiğim, yaşanmış bir hikâyeyi sizinle paylaşmak istedim. Muhammed ve Sameer’in hikâyesi... Bir fotoğrafın hikâyesi… Bu iki insan yaklaşık 130 yıl önce Şam’da yaşadı. Yoksul emekçilerdi, yalnız yaşarlardı. Sameer kahvelerde...
  • Bir süre önce UİD-DER’in internet sitesinde bir mektup okumuştum. Başlık çok çarpıcıydı: “Her Şey Para Demek Değil!” Çok merak ettim, “böyle bir başlığın konusu ne olabilir?” dedim kendi kendime. Yazıyı açtım, merakla okumaya başladım. Bu mektubu...
  • Kaz Dağlarında altın arayan Alamos Gold adlı Kanadalı şirket ve onun yerli ortağı Doğu Biga Madencilik, şu ana kadar 200 bin civarında ağacı kesmiş ve doğada büyük bir tahribata yol açmıştır. Bu şirketler, siyanürle altın arıyor ve yerin altını...
  • Bursa Orhangazi’de bulunan Cargill fabrikasında Tekgıda-İş Sendikasında örgütlendikleri için işten çıkarılan işçilerin mücadelesi sürüyor. 10 Temmuzda görülen işe iade davasının karar duruşmasında, mahkeme 14 işçinin haksız yere işten atıldığına ve...
  • Haksızlıklar karşısında susmayanlar için söylenen bir söz vardır, “doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar.”  Bu topraklarda nice yazar, çizer, aydın, devrimci ve demokrat kişiler burjuvazinin ve faşist rejimlerin hedefi haline gelmiş, ama aydınlık...
  • Geçen gün bir internet sitesinde rastladığım haberde şöyle yazıyordu: “İşçi istifa etse de yıllık izin ücretini alabilecek!” Habere göre Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, kullanılmayan yıllık izinlerin ücrete dönüşmesiyle alakalı emsal nitelikte bir karar...
  • Merhaba arkadaşlar, bizler UİD-DER’in yetiştirdiği işçi, emekçi gençleriz. UİD-DER sitesinde emekçi kadınların ve sonrasında gençlerin yazdığı mektup bizlere de cesaret verdi. Bu nedenle Esenyurt’lu gençler olarak sizlerle kendi duygularımızı...
  • Yine bir üniversite sınavını ve tercih dönemini geride bıraktık. Milyonlarca genç, gelecek hayalleriyle beraber girdi sınava. Şimdi yüz binlerce öğrenci üniversitelere yerleşmiş olacak ve milyonlarcası ise umudunu bir başka bahara bırakırken,...
  • 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin üzerinden 20 yıl geçti. Aradan bunca yıl geçmesine rağmen, depreme karşı gerçek anlamda önlem alınmış değil. Her an olabilecek büyük İstanbul depremi sırasında halkın toplanması için boş bırakılan alanlara da AVM’...
  • Portekiz’de yakıt tankeri sürücüleri, 12 Ağustosta ülke genelinde süresiz genel greve çıktı. Tehlikeli Malzeme Taşıyıcıları Ulusal Sendikası’na (SNMMP) üye işçiler, maaş zammındaki anlaşmazlık nedeniyle kontak kapattı. Kosta Rika’daki devlet...