Navigation

Buradasınız

İtaat Eden, Sömürüye Boyun Eğen Gençlik Olmayacağız!

Ağustos 2015, No:89
Kapitalizm denen bu sömürü düzeni, yaşanan onca toplumsal sorun karşısında sesini çıkarmayan bir gençlik istiyor. Sorgulamayan, sadece kendini düşünen, magazin, futbol, alkol ve uyuşturucu ile zihinleri ele geçirilmiş gençler yaratmaya çalışıyor.

“Evlatlarımızı feda etmeye hazırız” naralarıyla gençlerin ölüme itildiği, savaşın kirli yüzünü daha yakından gösterdiği günlerden geçiyoruz. Şiddetin her türlüsü, yoksulluk, işsizlik her geçen gün daha da artıyor. Kapitalist düzen, işçi ve emekçilerin çocukları olan biz gençlerin geleceğini karartırken, bizlere bireysel kurtuluş hayalleri pompalamaktan geri durmuyor. Savaşın, sömürünün, iş kazalarının ve iş cinayetlerinin kol gezdiği bir cehennemde, “zengin olduğunuzu hayal edin, siz de yapabilirsiniz” deniyor bizlere.

Ezbere ve sınav silsilesine dayalı eğitim sistemi içerisinde “paçayı kurtarma” adına pek çok zorlu yoldan geçiriliyoruz. İyi bir meslek edinerek “sınıf atlama, paçayı kurtarma” hayalleri daha küçük yaşlarda kafamıza kazınıyor. Lise döneminde daha iyi bir gelecek için maddi ve manevi tüm koşullarımızı zorluyoruz. Kapısından girdiğimiz üniversitelerin bizlere yepyeni bir dünya açacağını düşlüyoruz. Hayatımızdaki tüm zorlukların ortadan kalkacağı, yoksulluk belasından kurtulup varlık içinde yaşayacağımız hayali için kıyasıya bir rekabetin içinde çırpınıyoruz. Liselerden üniversitelere onca sene verdiğimiz emek, patronların değirmenine su taşıyor. Bizler kendimizi, ruhumuzu, vücudumuzu yıpratıp mahvederken, okulları bitirdiğimizde bir iş bulabildiğimize şükredecek hale getiriliyoruz. Yoksulluğu iyice öğreniyoruz. Çaresizliği ve bastırılmışlığı iliklerimizde hissediyoruz. Gelecek hayalleri kurarken, zalim ve kıyıcı ağızlardan “feda edilmeye hazır” olduğumuzu duyuyoruz. Hayatımızı ellerimizden, avuçlarımızdan kaydıran sorunların ortasında buluyoruz her defasında kendimizi. Ne yapsak bu sorunlardan kaçamıyoruz. Çünkü bu sorunlar bireysel değil, içinde yaşadığımız düzenin yol açtığı toplumsal sorunlarıdır.

Kapitalizm denen bu sömürü düzeni, yaşanan onca toplumsal sorun karşısında sesini çıkarmayan bir gençlik istiyor. Sorgulamayan, sadece kendini düşünen, magazin, futbol, alkol ve uyuşturucu ile zihinleri ele geçirilmiş gençler yaratmaya çalışıyor. Her birimizi tek tek hedefine alıyor. İşçi sınıfının gençleri için ağlar atıyor, tuzaklar hazırlıyor, birinden kaçsak diğerine yakalanmamızı istiyor. Geleceğimizi krizlerle, savaşlarla, maddi ve manevi çöküntüyle çiziyor.

Böyle bir düzende bireysel kurtuluş hayalleri sorunlarımıza çare olabilir mi? Böyle bir düzen bizlere daha iyi bir gelecek sunabilir mi? Bu sorunun cevabı bellidir. Hiç kimse bataklıktan çırpınarak kurtulamaz. “Paçayı kurtarmak” için tek başımıza değil, anne babamızın da bir parçası olduğu işçi sınıfının mahkûm edildiği kötü koşullardan kurtulmak için hep birlikte çalışalım. Sınıf atlama hayalleri içinde boşa harcadığımız çabayı, bize karanlık bir gelecek sunan sömürü düzenini parçalamak için harcayalım. Çünkü bugün genç işçiler ve öğrenciler olarak mücadeleye atılmaya her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var.

Gerek dünyada gerekse Türkiye’de çok sayıda genç işçi ve öğrenci mücadeleye atılıyor. İşsizliğe, yoksulluğa, kirli savaşlara, ırkçılığa, kazanılmış hakların ortadan kaldırılmasına karşı birlik içinde hareket ediyorlar. Bizler de bu düzenin zihnimizi ele geçirmesine karşı çıkalım. Hayatımızdaki en kritik dönemeçlerden biri olan gençlik yıllarımızda safımızı iyi belirleyelim. Bizler işçi sınıfının gençliğiyiz ve geleceğin işçileriyiz. Bize yakışanı yapalım. Eğitim düzeyimiz ne olursa olsun, çamura saplanmış bu düzende bireysel kurtuluş için değil, toplumsal kurtuluş için mücadele edelim. İtaatkâr ve kanaatkâr değil, mücadeleci ve boyun eğmeyen gençler olalım! Ağaç yaşken eğilirmiş. Biz ağaç değil insanız. İşçi sınıfının bir parçasıyız. Daha genç yaşta dik durmayı öğreneceğiz. Doğru safta ve dimdik duracağız.

16 Eylül 2015

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • TMMOB İstanbul İl Koordinasyon Kurulu, beklenen büyük İstanbul depreminin olası sonuçlarına ilişkin 11 Kasımda bir çalıştay düzenledi. Düzce depreminin 20. yılında Kadıköy’de düzenlenen İstanbul Deprem Çalıştayında, 20 milyonluk mega kentin depreme...
  • Zeytinoğlu Grubu’na bağlı Entil Endüstri, Halpaki Döküm ve Tarkon Makine işçilerinin kıdem tazminatları ve 5 aylık ücretlerinin ödenmesi talebiyle 4 Kasımda başlattıkları nöbet eylemi devam ediyor. 3 fabrikada çalışan işçiler, taleplerini duyurmak...
  • 17 Ağustos depremini Kocaeli Karamürsel’de yaşamış birisi olarak, o gece ve sonrasında yaşadıklarımı sizlerle paylaşmak istedim. O zamanlar eşim İstanbul’da çalışıyor, ben 1 yaşındaki kızım ve 4 yaşındaki oğlumla annemde kalıyordum. 17 Ağustos...
  • Genç yaşlı, evli bekâr, köylü, şehirli, Avrupalı, Asyalı fark etmiyor. Dünyanın her yerinde baskı altına alınıyor, şiddet görüyoruz. Kadınların emek gücü ucuzdur. Bu düzende söz hakkımızı erkekler belirlemek istiyor. Çalışıyor ve ev geçindiriyoruz...
  • Ankara’nın Etimesgut ilçesinde Elya Yapı’ya ait Elya Center şantiyesinde çalışan 30 inşaat işçisi aylardır ödenmeyen ücretlerini talep ettiler. Elya Yapı patronları 9 Kasımda işçilere ücretlerinin ödeneceği sözünü verdi. Aldıkları sözün ardından...
  • Ben on üç yaşından beri çalışmaktayım. Adana’da birçok fabrikada çalıştım, son beş yıldan beri ise bir fabrikada metal işçisi olarak çalışıyorum. Daha önce hep duyuyordum UİD-DER’in etkinliklerini ama böyle bir etkinliğe hiç katılmamıştım....
  • İki dağcı genç çadırlarını alır dağa çıkarlar. Çadırlarını kurar ve gece içinde uyurlar. Gençlerden biri gece uyanır. Panik halde arkadaşını uyandırır. Ne olduğunu, niye uyandırıldığını anlayamayan şaşkın arkadaşına sorar:
  • Geçenlerde eve dönmek için dolmuşa bindim, dolmuş hakikaten dolmuş durumdaydı. Dolmuşta iki kişinin kendi aralarında yaptıkları sohbete kulak misafiri oldum. Diş hekimi bu iki insan bir birilerine “müşteri nasıl kazıklanır” taktiğini veriyordu. “Bak...
  • Yeni Ekonomi Programı çerçevesinde güncelleme (zam) gündemime girdiğinde, acaba bu mektubu yazana kadar konu güncelliğini yitirir mi diye çok düşündüm. Sonunda mektubu yazmaya başladım ve burasına üzülsem mi, sevinsem mi bilemedim ama güncelliğini...
  • İstanbul Silivri açıklarında yaklaşık altı büyüklüğündeki deprem, yılardır bastırdığımız deprem korkumuzu tekrar gündemimize getirdi. Yaşanan sarsıntıyla yoksul işçi ve emekçiler artık diken üzerinde yaşamaya başladı. Büyük sarsıntıdan sonra,...
  • Kardeşler, bir servis şoförü olarak bugün sizinle biraz dertleşmek istedim. Yaşadıklarımı, tanık olduğum şeyleri sesli düşünerek aktarayım sizlere. Yirmi yıl çalıştıktan sonra emekli olacağım, artık çalışmama gerek yok diyerek emekli oldum. Emekli...
  • Geçtiğimiz günlerde TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu tarafından 3 yeni vergi kalemini içeren yeni bir vergi yasası kabul edildi. Büyük bir riyakârlıkla “vergi adaleti” diye pazarlanan yeni yasayla, vergi gelirlerinin arttırılması ve ekonomik krizin...
  • Birinci Dünya Savaşında Doğu cephesi… Enver Paşa komutasındaki taburlara katılan ve acımasız kış soğuğunda Allahuekber Dağları eteklerinde soğuktan ve açlıktan kırılan on binlerce asker… Hasan İzzettin Dinamo’nun kaleme aldığı Savaş ve Açlar romanı...