Navigation

Buradasınız

“Kanarya Kızları” Olmamak İçin!

Kendisini sermayeyi büyütmeye adamış kapitalist egemenler, bu uğurda sürekli politika geliştirmişlerdir. Örneğin yıllarca evin dört duvarı arasına sıkıştırılmış kadın emeği, patronların ihtiyacı olduğunda derhal fabrikalara yönlendirilmiştir. 1. Dünya Savaşı yıllarında erkek işçileri cephelere süren egemenler üretimin devamını sağlayarak kârlarını arttırmak için kadın işçileri “vatani görev” adı altında çalıştırmaya başlamışlardır. Savaş yıllarında ABD ve İngiltere’de kadın işçiler silah sanayiinde çalıştırılmıştır. Daha önce çocuk bakımı ve ev işleri görevi verilen kadınlara egemenler adeta şöyle buyurmuştur: “Daha çok mermi için fabrikalara marş marş!”

Kendisini sermayeyi büyütmeye adamış kapitalist egemenler, bu uğurda sürekli politika geliştirmişlerdir. Örneğin yıllarca evin dört duvarı arasına sıkıştırılmış kadın emeği, patronların ihtiyacı olduğunda derhal fabrikalara yönlendirilmiştir. 1. Dünya Savaşı yıllarında erkek işçileri cephelere süren egemenler üretimin devamını sağlayarak kârlarını arttırmak için kadın işçileri “vatani görev” adı altında çalıştırmaya başlamışlardır. Savaş yıllarında ABD ve İngiltere’de kadın işçiler silah sanayiinde çalıştırılmıştır. Daha önce çocuk bakımı ve ev işleri görevi verilen kadınlara egemenler adeta şöyle buyurmuştur: “Daha çok mermi için fabrikalara marş marş!”

İngiltere’deki bu fabrikalardan biri de Chilwell kentindeki Ulusal Top Mermisi Dolum Fabrikası’dır. O dönemler bu fabrikada, çoğu kadın olmak üzere yaklaşık 10 bin kişi çalışıyordu. Kadın işçiler her gün 12 saat çalışıyor ve fabrikaya gidip gelmek için günde en az 2 kilometre yol yürüyorlardı. Bu fabrikada savaşta kullanılan bomba ve mühimmat üretimi yapılıyordu. Savaş alanında patlayıcıları harekete geçiren barutun elde edilmesi için TNT (Tri Nitro Toluen) adında kimyasal bir bileşik kullanılıyordu. Bu bileşiğin oluşturulması için işçiler toluen, sülfürik ve nitrik asit kullanarak çalışıyorlardı. Haftada 30 şilin kazanmak için işçi kadınlar bu zehirli havayı soluyor, ciltlerine temas eden ölümcül zehre maruz kalıyorlardı. Sarı renkli bir madde olan TNT, kadın işçilerin tenlerini sarıya saçlarını ise yeşile çeviriyordu. Kanarya kuşunu anımsatan bu görüntü nedeniyle Chilwell Fabrikası’nda çalışan kadın işçilere “Kanarya Kızları” adı verilmişti.

Kanarya Kızları’nın her gün maruz kaldıkları TNT; saçı, tırnakları, cildi sarartmakla kalmıyor, ciltte egzamalı kaşıntılara da sebep oluyordu. Sonradan ortaya çıkan, nefes darlığı, anemi, böbrek yetmezliği, akciğer ve karaciğer hasarı ve sarılık yani hepatit hastalığı işçilerin yaşamını çekilmez kılıyordu. Fabrikada 200’ün üstünde kadın işçi hepatit ile patlamalı iş kazalarında ölmüştü. 400’den fazla kadın işçi ise meslek hastalıklarına yakalanmıştı. Hastalıklarla boğuşan kadın işçilerin yeni doğan bebeklerinin ten renginin de sarı olduğu görülüyordu.

Fabrika sahipleri, bu koşullara katlanacak daha fazla kadın işçi bulmak için koşullarının iyi olduğunu gösteren reklam filmleri çekiyordu. Bu filmlere göre sözde iş güvenliği önlemleri tamdı ve kadınlar sağlık taramalarından geçiriliyorlardı. Fakat her şey yalandı. 1 Temmuz 1918’de Chilwell Fabrikası’nda bir patlama gerçekleşti. Patlama sonucunda tam 134 işçi can vermişti. Şimdi erkek işçilerle birlikte “Kanarya Kızları”nın sarı solgun bedenleri, kırmızı çiçekler gibi savaşın yarattığı ölüm tarlalarına savrulmuştu.

Kanarya Kızları’nın yaşadığı korkunç gerçek aynı tarihlerde ABD’de Waterburry Saat Fabrikası’nda çalışan kadın işçilere benzerdir. Kendilerine “Radyum Kızları” denen işçiler, savaşta askerlerin kullandığı saatlerin kadranlarını karanlıkta parlayan yeşil radyum maddesine boyuyorlardı. Aynı “Kanarya Kızları” gibi zehirli radyuma maruz kalan “Radyum Kızları” meslek hastalıklarına yakalanmış ve korkunç acılar çekerek ölmüştü. Fakat “Radyum Kızları” patronların çıkarları için “milliyetçi” söylemler eşliğinde ölüme gönderildiklerini fark ettiklerinde bir mücadele başlatmışlardı. Kadın işçiler kendilerine yapılan her türlü karalamaya ve baskılara rağmen fabrika sahiplerine açtıkları davanın peşini bırakmadılar. Onlar “Cesaret, gerçekten korkmayanların uydurduğu bir masaldır. Bize cesur dediklerinde kemiklerimiz tir tir titriyordu” diyerek davaya ölene kadar sahip çıkmışlardı.

Hastalık, sefalet, ölüm… Patronlar sınıfı için dünya yok olsa dert değildir. Onlar için işçi-emekçilerin canı bir hiçtir. 1. ve 2. Dünya Savaşında toplamda 88 milyon insan can verdi. Erkekler cephede, kadın ve çocuklar ise fabrikalarda ölüp gitti. Peki, bunlar tesadüf müydü? Elbette değildi! İSİG Meclisi’nin raporuna göre 2019’da Türkiye’de 1736 işçi can verdi. Yanı başımızdaki savaşta ve göç yollarında nice emekçi kadın ve evlatları egemenlerin çıkarları için ölüyor. Bunlar yaşanırken, ikiyüzlü patronlar sınıfı sözde sağlımızı düşünür oldu. Asıl dertleri krizin bedelini bize ödetmektir. Bizleri korkutarak sus pus etmeye çalışıyorlar. Mücadeleye girişmezsek “Kanarya Kızları” gibi sessizce yitip gideceğiz demektir. Ya da mücadelenin içinde tek bir yumruk olana kadar el ele verip birleşeceğiz. Bilelim ki korku nasıl bulaşıcıysa cesaret de öyledir.

4 Temmuz 2020

Sınıf, Emek, Tarih, Yaşam

Sınıfın Penceresinden

  • Binlerce yıl ötelerden günümüze uzanan yapılar, aslında bizlere emeğin serüvenini anlatır. Tüm zenginlik doğanın ve emeğin ürünüdür. Emektir doğadaki zenginliği işleyip dönüştüren. Ta Firavunların Mısır’ından Roma’ya, Hindistan’dan Korkunç İvan’ın Moskova’sına kadar… Dillere destan olmuş şehirleri kuran emektir. Piramitler, saraylar, kanallar, katedraller, sarnıçlar, kemerler, tapınaklar… Emektir bugünün insanını dahi hayrete düşüren tüm bu yapıları yaratan yegâne güç!
  • İnsanlar var olalı beri emek harcadılar, ürettiler, üretiyorlar. Beslenmek, barınmak ve hayatta kalmak çok zordu. Doğa hem bütün ihtiyaçları barındırıyordu ama hem de bunlara ulaşmak ciddi bir emek gerektiriyordu. Çeşitli aletlerin yardımıyla kendi güçlerini kullanan insanlar, zamanla doğada var olan suyun, hayvanların, rüzgârın gücünü kullanmayı keşfettiler. Böylece ihtiyaçlarını üretmek, yaşamlarını sürdürmek çok daha kolay oldu. İnsanın üretim sürecindeki gelişimi hep devam etti. Üretim sürecine makineler girdi, ilk makineler…
  • Kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri durmaksızın artarken emekçi kadınlar aynı sorulara cevap arıyor: Kadına yönelik şiddetin önüne neden geçilemiyor? Şiddet neden artıyor? Siyasi iktidarın temsilcileri şiddetin nedeninin eğitimsiz, cahil, vicdansız, merhametsiz, öfkesini kontrol edemeyen, ailevi ve ahlâki değerlere sahip çıkamayan kişiler olduğunu söylüyor. Erkekleri vicdanlı ve merhametli olmaya çağırıyorlar. Söylenen sözler ilk anda kulağa hoş gelebilir ama kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin artmasının sebebi tam da siyasi iktidarın aileyi korumak adına kadınların haklarına saldırması ve erkek egemen zihniyeti körüklemesidir.
  • George Floyd, “nefes alamıyorum” diye inliyordu ama ırkçı polis umursamadı ve onu acımasızca öldürdü. Floyd’a yapılan bu muamele, kara derililerin değişmeyen kara bahtı, bitmeyen çilesidir. Yüzlerce yıl boyunca Afrika’dan Amerika’ya köle olarak satıldılar bir hayvan ya da bir eşya gibi. İnsan yerine konmayan, aşağılanan, horlanan siyahlar onlarca kez isyan ettiler ve sonunda 1861’de başlayan Amerikan İç Savaşı sonrasında kölelikten kurtuldular. Özgürlüklerine kavuşan siyahların gözleri daha bir ışıl ışıl parlamaya başladı. Ne var ki, o umutlu bakışlardaki ışıltı çok geçmeden solduruldu, tam bir vahşetle karşı karşıya bırakıldılar.
  • Siyasi iktidarın temsilcileri halkın gözüne baka baka yalan söylüyor, bunu da politik uyanıklık ve iş bilme olarak pazarlıyorlar. Gülerek liranın dolar karşısında değer kaybetmesinin halkı ilgilendirmediğini söyleyen Bakan Albayrak, belli ki milyonları istediği gibi aldatabileceğini düşünüyor. Şüphe yok ki bu konuşmanın ardında kibir ve emekçileri aptal yerine koyma vardır. Enflasyon ve işsizlik verilerinin çarpıtılması da aynı bakış açısının ürünü değil mi?

Son Eklenenler

  • 2 bin 189 süper zengin 10,2 trilyon dolara hükmediyor. Süper zenginler son iki yılda servetlerine tam 1 trilyon 300 milyar dolar eklemişler! Üstelik bu muazzam artışın önemli bir kısmı son altı ayda yani koronavirüs salgını sırasında olmuş. İnsanın...
  • AKP iktidarı, 16 Ekimde TBMM Plan ve Bütçe Komisyonuna bir torba yasa teklifi sundu. 43 maddelik yasanın 30 maddesi komisyonda kabul edildi. Yasa teklifinde işsizlik fonu yine patronlara peşkeş çekiliyor; türlü gerekçelerle sigorta prim destekleri,...
  • Bu soru yemek kültürü konusunda bilgili, ileri düzey damak tadına sahip, dengeli tatlar alanında uzmanlaşmış gurmelere sorulmuyor. Ya da sabah kahvaltılarında sofraların aranan lezzeti menemenin soğanlı mı soğansız mı olacağı gibi bir anket sorusu...
  • Kapitalist sömürü sistemi yıkılmadığı için alabildiğine çürümüş ve insanlığın başına bela olmuştur. Sınıflar arasındaki eşitsizlik akıl sınırlarını zorlarken, toplumdaki sorunlar her alanda çığ gibi büyüyor. Şu hale bakar mısınız: 2 bin 189 süper...
  • Kocaeli Dilovası’nda bulunan Systemair HSK fabrikası yönetimi, Birleşik Metal-İş Sendikasında örgütlenen işçilerin birliğini kırmak için 46 işçiyi ücretsiz izne çıkardı. Bunun üzerine işçiler, sendikal hakları için direnişe geçti. Daha sonra patron...
  • Yaşadığımız bu çürümüş düzen gençler olarak bizi çıkmaza sürüklüyor. 18 yaşında yaşamına son veren Furkan’ın acısını gençler olarak iliğimize kadar hissettik. Okuduğum andan itibaren Furkan’ın derdini anlattığı satırlar aklımdan hiç çıkmadı. Biz...
  • Aylardan beri alacakları için mücadele edip, eylemler yapıyor Bimeks işçileri... Teknoloji ürünleri satan mağazalarından biri olan Bimeks, krizi gerekçe göstererek önce birçok mağazasını boşalttı, sonra da sırayla mağazaları kapatarak yüzlerce...
  • 2020 yılı birçok aksilikle birlikte geldi. Dünyayı etkisine alan Covid-19 illeti yaşamı alt üstü etti tam anlamıyla. Çalışan bir kadın olarak önce “acaba işimden olacak mıyım?” diye sorgulamaya başladım. Neden önce sağlığım için bir korku yaşamadım...
  • Siyasi iktidar ve patronlar, koronavirüs perdesiyle gizlemeye çalıştıkları ekonomik krizin faturasını işçilere kestikçe yoksulluk da, yoksulların sayısı da artıyor. Türk-İş’in açıkladığı 2020 Eylül raporuna göre 4 kişilik bir ailenin açlık sınırı 2...
  • Şili’de geçtiğimiz yıl Ekim ayında ulaşıma yapılan zam bardağı taşırmış, emekçiler yoksulluğa, adaletsizliğe ve eşitsizliğe karşı milyonlar olup meydanları zapt etmişlerdi. Başkent Santiago’da başlayan protestolar kısa sürede büyüyerek ülke geneline...
  • Yasalara göre hükümetin, yerel yönetimlerin kamu hizmetlerine harcanmak için halktan doğrudan doğruya veya bazı malların fiyatlarının üstüne koyarak dolaylı yoldan topladığı paraya vergi denir. Bu tanımlamayla verginin işçi-patron ayrımı yapmadan...
  • Aylardır düzenli bir iş bulmak için çırpınıp duruyorum. İŞKUR üzerinden ve internetteki iş ilanlarından tutun da sokakta oraya buraya asılan ilanlara kadar her yerde iş arıyorum. İş arama süreci değil haftaları, ayları buluyor. Bir yandan düzenli...
  • Caddede yürürken bir arkadaşımla karşılaştım. Huzurevinde çalışıyordu. Pandemi nedeniyle huzurevlerinde yeni bir uygulama başlatılmış. Çalışanlar 15 günde bir dönüşümlü olarak yatılı mesai yapıyormuş. Kalan 15 gün ise ücretsiz izne çıkarılıyorlarmış...

UİD-DER Aylık Bülteni