Navigation

Buradasınız

Neden Nefes Alamıyoruz?

İşçi Dayanışması Bülteni, No: 147
ABD’de siyah bir emekçinin polis tarafından sokak ortasında vahşice katledilmesinin ardından başlayan protesto gösterileri dünyanın çeşitli ülkelerine de yayıldı. Dünyanın farklı ülkelerinde, farklı dillerde, siyah beyaz, kadın erkek, genç yaşlı yüz binlerce emekçiden aynı haykırış duyuldu: “Nefes Alamıyoruz!” Bu çığlık sadece ırkçılığa, polis baskısına değil bir bütün olarak insanlığa cehennemi yaşatan kapitalist sisteme duyulan tepkinin bir ifadesiydi.

ABD’de siyah bir emekçinin polis tarafından sokak ortasında vahşice katledilmesinin ardından başlayan protesto gösterileri dünyanın çeşitli ülkelerine de yayıldı. Dünyanın farklı ülkelerinde, farklı dillerde, siyah beyaz, kadın erkek, genç yaşlı yüz binlerce emekçiden aynı haykırış duyuldu: “Nefes Alamıyoruz!” Bu çığlık sadece ırkçılığa, polis baskısına değil bir bütün olarak insanlığa cehennemi yaşatan kapitalist sisteme duyulan tepkinin bir ifadesiydi.

Evet, insanlık bugün nefes alamıyor. Çünkü kapitalist sistem eşitsizlik, adaletsizlik, sefalet, açlık, savaş ve şiddet üretiyor. Milyarlarca insan kapitalizmin yarattığı belalar yüzünden adeta bir karabasanın içinde yaşıyor, nefessiz kalıyor. ABD’de 18 Mart-17 Haziran tarihleri arasında, yani yalnızca üç ay içinde işsiz kalan insanların sayısı 45 milyonu geçti. Ama aynı süre zarfında 640 milyarderin toplam serveti 584 milyar dolar arttı. 45 milyon işçinin çalınan hayatına karşılık 640 kişinin muazzam servet artışı! Dünyanın en büyük ekonomisine sahip ABD, toplumsal eşitsizliğin ve çelişkilerin en yoğun yaşandığı ülkedir. Ancak eşitsizlik sadece ABD’de değil bütün dünyada artmaktadır.

Bugün dünyanın en zengin yüzde 1’lik kesimi, küresel servetin yüzde 44’ünü elinde bulunduruyor. Buna karşılık dünya nüfusunun büyük çoğunluğunun elinde avucunda bir şey yoktur. Milyarlarca insan aç yaşıyor. Uluslararası Çalışma Örgütü ILO, Ocak ayında, henüz kriz patlamadan ve koronavirüs korkutması devreye sokulmadan önce açıkladığı raporda; işsizliğin yükseldiğini, gelir eşitsizliğinin arttığını söylüyordu. ILO verilerine göre 2019 yılında küresel işsiz sayısı 188 milyon, aktif olarak iş aramaktan vazgeçen kişi sayısı ise 120 milyondu. Daha çarpıcı olanı 15-24 yaş arasındaki 267 milyon gencin ne eğitimde, ne de istihdamda yer alıyor olmasıdır. Gelecekten umudunu yitirmiş, kendini hiçbir yerde var edemeyen, adeta boşlukta sallanan 267 milyon gençten söz ediyoruz! Kapitalist sistem artık gençlere hiçbir şey veremiyor. Bırakalım yalandan da olsa hayal kurmayı, gençler nefes alamıyor! O yüzden protestolarda gençler en ön saflarda yer alıyorlar. Yine dünya genelinde sosyal güvencesi, işsizlik parası benzeri haklardan yararlanma olanağı olmaksızın kayıt dışı çalıştırılan tam 2 milyar insan bulunuyor. Bu tablo 2020’nin ilk yarısında daha da ağırlaşmıştır ve 2020’nin sonunda daha da ağırlaşacaktır.

Hepsi bu kadar da değil. Kapitalistlerin çıkar savaşlarında nice yoksul emekçi öldürülüyor, milyonlarca insan göç yollarına sürükleniyor. Doğa her geçen gün daha fazla tahrip ediliyor. Bu tahribatın bir sonucu olarak ortaya çıkan fırtınalar, seller, kuraklıklar, aşırı soğuklar binlerce can alıyor. Tüm dünyada baskılar artıyor, demokratik hak ve özgürlükler yok ediliyor. Sözde düzen, kanun, güvenlik adına sokak ortasında insanlar öldürülüyor.

Doğa da kapitalistlerin kâr hırsına kurban ediliyor. Bir milyona yakın hayvan ve bitki türü yok olmayla karşı karşıya. İklim değişikliği orman yangınlarına, çekirge istilalarına ve salgın hastalıklara yol açıyor. Brezilya, ABD ve Avustralya’da milyonlarca hektarlık orman, içindeki canlılarla birlikte yanıp kül oldu. Doğu Afrika’daki çekirge istilaları tarlalardaki mahsulleri yok ederek insanları açlıkla yüz yüze bıraktı. Hava o denli kirlenmiş durumda ki, her 10 kişiden 9’u kirli hava soluyor ve hava kirliliği her yıl dünya çapında yaklaşık 7 milyon insanın ölümüne neden oluyor. Kısacası yeryüzünde kapitalist sistem yüzünden milyarlar acı çekiyor, doğaya, yaşama dair ne varsa tahrip oluyor, tükeniyor!

Kardeşler, kapitalist sistemin dünyamızı nasıl bir felakete sürüklediğini ortaya koyan rakamları, örnekleri daha da çoğaltmak mümkün. Bu tablo kapitalist sistemin ne kadar çürüdüğünü, artık yok olup gitmesi gerektiğini gösteriyor. Kapitalizmin insanlığa verecek en ufak olumlu, faydalı bir şeyi yoktur. Kapitalizm insanlığa tam anlamıyla kâbus yaşatmaktadır.

Bu kâbus artık bitmelidir, insanlığı nefessiz bırakan bu düzen artık yıkılmalıdır. Bugün tüm dünya emekçilerinin, yerküremizin ve insanlığın kaderi ortaktır. Aydınlık bir gelecek, nefes alabileceğimiz yaşanabilir bir dünya ancak kapitalist sömürü düzeninin yıkılmasıyla mümkündür. Kapitalizmi ancak örgütlenmiş işçi sınıfı yıkabilir ve insanlığın kurtuluş yolunu ancak işçi sınıfı açabilir.

30 Haziran 2020

Sınıf, Emek, Tarih, Yaşam

Sınıfın Penceresinden

  • Binlerce yıl ötelerden günümüze uzanan yapılar, aslında bizlere emeğin serüvenini anlatır. Tüm zenginlik doğanın ve emeğin ürünüdür. Emektir doğadaki zenginliği işleyip dönüştüren. Ta Firavunların Mısır’ından Roma’ya, Hindistan’dan Korkunç İvan’ın Moskova’sına kadar… Dillere destan olmuş şehirleri kuran emektir. Piramitler, saraylar, kanallar, katedraller, sarnıçlar, kemerler, tapınaklar… Emektir bugünün insanını dahi hayrete düşüren tüm bu yapıları yaratan yegâne güç!
  • İnsanlar var olalı beri emek harcadılar, ürettiler, üretiyorlar. Beslenmek, barınmak ve hayatta kalmak çok zordu. Doğa hem bütün ihtiyaçları barındırıyordu ama hem de bunlara ulaşmak ciddi bir emek gerektiriyordu. Çeşitli aletlerin yardımıyla kendi güçlerini kullanan insanlar, zamanla doğada var olan suyun, hayvanların, rüzgârın gücünü kullanmayı keşfettiler. Böylece ihtiyaçlarını üretmek, yaşamlarını sürdürmek çok daha kolay oldu. İnsanın üretim sürecindeki gelişimi hep devam etti. Üretim sürecine makineler girdi, ilk makineler…
  • Kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri durmaksızın artarken emekçi kadınlar aynı sorulara cevap arıyor: Kadına yönelik şiddetin önüne neden geçilemiyor? Şiddet neden artıyor? Siyasi iktidarın temsilcileri şiddetin nedeninin eğitimsiz, cahil, vicdansız, merhametsiz, öfkesini kontrol edemeyen, ailevi ve ahlâki değerlere sahip çıkamayan kişiler olduğunu söylüyor. Erkekleri vicdanlı ve merhametli olmaya çağırıyorlar. Söylenen sözler ilk anda kulağa hoş gelebilir ama kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin artmasının sebebi tam da siyasi iktidarın aileyi korumak adına kadınların haklarına saldırması ve erkek egemen zihniyeti körüklemesidir.
  • George Floyd, “nefes alamıyorum” diye inliyordu ama ırkçı polis umursamadı ve onu acımasızca öldürdü. Floyd’a yapılan bu muamele, kara derililerin değişmeyen kara bahtı, bitmeyen çilesidir. Yüzlerce yıl boyunca Afrika’dan Amerika’ya köle olarak satıldılar bir hayvan ya da bir eşya gibi. İnsan yerine konmayan, aşağılanan, horlanan siyahlar onlarca kez isyan ettiler ve sonunda 1861’de başlayan Amerikan İç Savaşı sonrasında kölelikten kurtuldular. Özgürlüklerine kavuşan siyahların gözleri daha bir ışıl ışıl parlamaya başladı. Ne var ki, o umutlu bakışlardaki ışıltı çok geçmeden solduruldu, tam bir vahşetle karşı karşıya bırakıldılar.
  • Siyasi iktidarın temsilcileri halkın gözüne baka baka yalan söylüyor, bunu da politik uyanıklık ve iş bilme olarak pazarlıyorlar. Gülerek liranın dolar karşısında değer kaybetmesinin halkı ilgilendirmediğini söyleyen Bakan Albayrak, belli ki milyonları istediği gibi aldatabileceğini düşünüyor. Şüphe yok ki bu konuşmanın ardında kibir ve emekçileri aptal yerine koyma vardır. Enflasyon ve işsizlik verilerinin çarpıtılması da aynı bakış açısının ürünü değil mi?

Son Eklenenler

  • ABD’nin Alabama eyaletinde Warrior Met şirketinin kömür madenlerinde çalışan 1100 maden işçisi greve çıktı. Amerika Birleşik Maden İşçileri Sendikası’na (UMWA) üye işçiler, talep ettikleri ücretin kabul edilmemesi karşısında 1 Nisanda iş bıraktı.
  • Gece-gündüz, salgın-hastalık demeden marketten evlere, restoranlardan işyerlerine her türlü ihtiyacı taşıyan kuryeler, motorlarını ve bisikletlerini bu kez adil bir ücret ve daha iyi çalışma koşulları için sürdü. Özellikle salgın sürecinde payına...
  • Üzgünüm çocuğum, üzgünüm./ Alamadığım oyuncaklara,/ Yaşayamadığın çocukluğa,/ Alışamadığın açlığa!/
  • Pandemiyi işçilerin haklarını gasp etmenin fırsatına çeviren patronların elindeki en kullanışlı silahın Kod 29 olduğunu sürecin başından beri vurguluyoruz. Zaman içinde emekçilerin gözünde teşhir olan Kod 29’a yönelik Aile, Çalışma ve Sosyal...
  • Pandemi süreci başladığından beri Kod 29 ile işten çıkarılan işçilerin sayısı 200 bini buldu. İşçi sınıfına karşı genel bir saldırıya dönüşen Kod 29’a karşı mücadele sürüyor. İstanbul’da PTT, Sinbo, Tur Assist ve Bayrampaşa Belediye işçileri,...
  • İnsan, toplumsal iletişim aracı olarak dil ve yazının yanı sıra sembollere de başvurur. Semboller duygu, düşünce ve hayalleri etkili şekilde anlatabilmenin, toplumsal aidiyet duygusunu güçlendirmenin aracıdır. Döneme, coğrafyaya, kültüre göre...
  • AKP’li belediye yönetimi tarafından işten atılan İstanbul Bayrampaşa Belediye işçileri hakları için mücadele ediyor. Aralarında işyeri temsilcilerinin de bulunduğu pek çok işçi, 30 aydır gasp edilen toplu iş sözleşmesinden doğan haklarını talep...
  • Geçtiğimiz ay genç Sarah Everard isimli genç bir kadının bir polis tarafından kaçırılıp öldürülmesinden bu yana İngiltere’de polise, sağcı hükümete ve sisteme olan öfke giderek büyüyor. Haftalardır İngiltere’nin çeşitli kentlerinde eylemler ve...
  • Sendikalı oldukları için Kod 29 bildirimiyle tazminatsız işten atılan, aralarında PTT-Sen yöneticilerinin de olduğu işçiler, haklarını almak mücadelelerini sürdürüyor.
  • Emekçi kadınların ekmek ve gül mücadelesinin sembolü olan 8 Mart’ı geride bıraktık. “Emekçi Kadın: Direncin ve Değişimin Öyküsü” yayın akışımızın gösterdiği gibi; işçi sınıfı ve onun bir parçası olan emekçi kadınlar dirençleriyle, mücadeleleriyle...
  • Hayat, toplum, dünya, insan, her şey ve herkes bir değişim ve dönüşüm içinde. Değişim hayatın gerçeği, olmazsa olmazı. Oysa ne çok duyar ya da söyleriz şu cümleleri: “Hiçbir şeyin değişeceğine inanmıyorum”, “İnsanların değişeceğine inanmıyorum”, “...
  • İstanbul İşçi Sağlığı ve Güvenliği (İSİG) Meclisi, Türkiye’de 2013 ilâ 2020 yılları arasında gerçekleşen intiharlara ilişkin bir rapor yayınladı. Rapora göre son sekiz yılda en az 502 işçi ve emekçi intihar ederek hayatına son verdi. İSİG Meclisinin...
  • Siyasi iktidar geçtiğimiz yıl Nisan ayında, işçilerin yaşamını zehir eden sözde işten atma yasağıyla birlikte kısa çalışma ve ücretsiz izin uygulamasını başlatmıştı. Nisan 2020-Şubat 2021 tarihleri arasında 3 milyon 800 bin işçi Kısa Çalışma Ödeneği...

UİD-DER Aylık Bülteni