Navigation

Buradasınız

Seçimlerden Sonra İlk El Atılacak Konu: Meslek Liseleri

Mayıs 2015, No:86
Patronlar, meslek lisesi öğrencilerini ucuz işgücü olarak görüyorlar. Bu nedenle, meslek liselerinin açılmasına özellikle önem veriyorlar. Enerjik, kabiliyetli ama henüz işçi sınıfının bir parçası olduğunu bilmeyen, hakkını aramayan meslek lisesi öğrencilerini; “stajyer” adı altında ucuz işgücü olarak işyerlerinde çalıştırıyorlar.

Başbakan Ahmet Davutoğlu, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin 8. Türkiye Ticaret Sanayi Şurası’na katıldı. Orada 81 ilden gelen oda ve borsa temsilcilerine seçimlerden sonra ilk el atacakları konunun meslek liseleri olduğunu anlattı. 6 Mayısta kabul edilen ve 2014-2018 yıllarını kapsayan Türkiye Mesleki ve Teknik Eğitim Strateji Belgesi ve Eylem Planı ile meslek liselerini tam bir sömürü cennetine çevirme planlarını patronlarla paylaştı. Mesleki ve Teknik Eğitim Belgesi, patronlara genç işçileri daha fazla sömürmek üzere yeni olanaklar yaratıyor.

Davutoğlu, patronlara şöyle seslendi: “İşçi ya da teknisyen ararken rastgele seçmek yerine, gelin meslek eğitimini iş dünyası ile birlikte yeniden yapılandıralım. Ara eleman talebinde, siz gerektiğinde bina, altyapı desteğini verin, biz insan kaynağı konusunda destek verelim. %50 resmi, %50 özel katılımlarla meslek liselerini en kaliteli hale getirelim.” Meslek eğitimini “yeniden yapılandırma”nın patronlar ve hükümet açısından ne anlama geldiği açıktır. Patronlar, meslek lisesi öğrencilerini ucuz işgücü olarak görüyorlar. Bu nedenle, meslek liselerinin açılmasına özellikle önem veriyorlar. Enerjik, kabiliyetli ama henüz işçi sınıfının bir parçası olduğunu bilmeyen, hakkını aramayan meslek lisesi öğrencilerini; “stajyer” adı altında ucuz işgücü olarak işyerlerinde çalıştırıyorlar. “Meslek Lisesi Memleket Meselesi” diyerek uzun vadeli planlar yapıyor, her yıl yüzlerce meslek lisesi açtırıyorlar. Fabrika patronları özellikle sanayi bölgelerinde meslek liseleri kurulmasına ön ayak oluyorlar. Bu durumla yetinmeyen patronlar, has bir sermaye partisi olan AKP ile “meslek liselerini iş dünyası ile birlikte yeniden düzenleyeceklerini” ilan ettiler. İş dünyası taleplerini tek tek hayata geçirme fırsatı bulacak ama meslek lisesi öğrencilerinin ve onların ailelerinin talepleri yine kulak arkası edilecek.

Türkiye Mesleki ve Teknik Eğitim Strateji Belgesi ve Eylem Planı ile KOBİ’ler ve büyük ölçekli firmaların işbirliğinin kapsamı genişletiliyor. Okulların laboratuvar ve atölyelerinin patronlar tarafından etkin bir şekilde kullanılması sağlanacak. Kamu-özel sektör işbirliği için yasal düzenlemeler yapılacak, özel sektörün okullarda atölye ve laboratuvar kurabilmesi için kolaylık sağlanacak. Mevcut koşullarda zaten patronlar el altından okullardaki atölyelere iş yaptırıyor. Ancak yapılan düzenleme ile bu duruma yasal kılıf hazırlanıyor. Stajyer bir işçi, “Stajlar son yıl başlıyor. Okuldaki atölyede çalışıyoruz. Dışarıdan gelen işler oluyor, onları zorunlu olarak bize yaptırıyorlar. Şirketlerden iş alıyorlar, ‘hafta sonu mesaiye kalmak isteyen var mı?’ diye soruyorlar” diyerek mevcut durumu ortaya koyuyor.

Mesleki ve Teknik Eğitim Stratejisi’nde, yeni bir okul yönetim modeli oluşturularak, yerel yönetimler, meslek kuruluşları ve yerel sektörle işbirliği arttırılacak. Devlete ait her derecedeki okul binalarının inşaatı, bakım ve onarımı ile her türlü araç, gereç ve malzeme ihtiyaçlarının patronlar tarafından karşılanmasına işlerlik kazandırılacak. “%50 resmi, %50 özel katılımlarla meslek liselerini en kaliteli hale getirelim” diyen Başbakan, patronlarla yaptıkları işbirliğini daha da arttırarak stajyerlerin yoğun sömürüsü için her türlü kolaylığı sağlıyor.

Bu amaçla şans oyunları, trafik cezaları vb. diğer kaynaklardan mesleki ve teknik eğitime pay ayrılması için gerekli mevzuat düzenlemesi yapılacak. İstihdamı yüksek dallarda özel mesleki ve teknik eğitim okul ve kurumu açmanın teşvik edilmesi ile ilgili mevzuat çalışmaları sürdürülecek. Sektör odaklı okullar açılması konusunda özel sektörle işbirliği yapılacak. Böylece patronların uzun vadede işgücü ihtiyaçları fazlasıyla karşılanmış olacak. Atölye ve laboratuvarda çalıştırdıkları meslek liseli öğrencileri, “gözleri açılmadan” fabrikalarda çalıştırmaya devam edecekler. Okul ve kurumların öğrencilerin uygulamalı eğitim yapabilecekleri ortamlara yakın yerlerde açılmasına yönelik planlama yapılacak. Yani, sanayi bölgelerinde karşımıza çıkan meslek liselerinin sayısı artacak.

Patronların, stajyer işçileri köle gibi çalıştırmasının önüne geçecek ve çalışma koşullarını düzeltecek olan genç işçilerin bilinçlenmesi, örgütlenmesi ve hakları için mücadele vermesidir. Kapitalist sistemin yoksullukla sindirdiği, yalanlarla beslediği, bireysel kurtuluş hayalleriyle oyaladığı ve mutsuzluğa mahkûm ettiği meslek liselilerin, mücadele etmek dışında bir kurtuluş yolu yoktur. Meslek liselilerin tek umudu örgütlü mücadeledir!

18 Mayıs 2015

Sınıf, Emek, Tarih, Yaşam

Sınıfın Penceresinden

  • Binlerce yıl ötelerden günümüze uzanan yapılar, aslında bizlere emeğin serüvenini anlatır. Tüm zenginlik doğanın ve emeğin ürünüdür. Emektir doğadaki zenginliği işleyip dönüştüren. Ta Firavunların Mısır’ından Roma’ya, Hindistan’dan Korkunç İvan’ın Moskova’sına kadar… Dillere destan olmuş şehirleri kuran emektir. Piramitler, saraylar, kanallar, katedraller, sarnıçlar, kemerler, tapınaklar… Emektir bugünün insanını dahi hayrete düşüren tüm bu yapıları yaratan yegâne güç!
  • İnsanlar var olalı beri emek harcadılar, ürettiler, üretiyorlar. Beslenmek, barınmak ve hayatta kalmak çok zordu. Doğa hem bütün ihtiyaçları barındırıyordu ama hem de bunlara ulaşmak ciddi bir emek gerektiriyordu. Çeşitli aletlerin yardımıyla kendi güçlerini kullanan insanlar, zamanla doğada var olan suyun, hayvanların, rüzgârın gücünü kullanmayı keşfettiler. Böylece ihtiyaçlarını üretmek, yaşamlarını sürdürmek çok daha kolay oldu. İnsanın üretim sürecindeki gelişimi hep devam etti. Üretim sürecine makineler girdi, ilk makineler…
  • Kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri durmaksızın artarken emekçi kadınlar aynı sorulara cevap arıyor: Kadına yönelik şiddetin önüne neden geçilemiyor? Şiddet neden artıyor? Siyasi iktidarın temsilcileri şiddetin nedeninin eğitimsiz, cahil, vicdansız, merhametsiz, öfkesini kontrol edemeyen, ailevi ve ahlâki değerlere sahip çıkamayan kişiler olduğunu söylüyor. Erkekleri vicdanlı ve merhametli olmaya çağırıyorlar. Söylenen sözler ilk anda kulağa hoş gelebilir ama kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin artmasının sebebi tam da siyasi iktidarın aileyi korumak adına kadınların haklarına saldırması ve erkek egemen zihniyeti körüklemesidir.
  • George Floyd, “nefes alamıyorum” diye inliyordu ama ırkçı polis umursamadı ve onu acımasızca öldürdü. Floyd’a yapılan bu muamele, kara derililerin değişmeyen kara bahtı, bitmeyen çilesidir. Yüzlerce yıl boyunca Afrika’dan Amerika’ya köle olarak satıldılar bir hayvan ya da bir eşya gibi. İnsan yerine konmayan, aşağılanan, horlanan siyahlar onlarca kez isyan ettiler ve sonunda 1861’de başlayan Amerikan İç Savaşı sonrasında kölelikten kurtuldular. Özgürlüklerine kavuşan siyahların gözleri daha bir ışıl ışıl parlamaya başladı. Ne var ki, o umutlu bakışlardaki ışıltı çok geçmeden solduruldu, tam bir vahşetle karşı karşıya bırakıldılar.
  • Siyasi iktidarın temsilcileri halkın gözüne baka baka yalan söylüyor, bunu da politik uyanıklık ve iş bilme olarak pazarlıyorlar. Gülerek liranın dolar karşısında değer kaybetmesinin halkı ilgilendirmediğini söyleyen Bakan Albayrak, belli ki milyonları istediği gibi aldatabileceğini düşünüyor. Şüphe yok ki bu konuşmanın ardında kibir ve emekçileri aptal yerine koyma vardır. Enflasyon ve işsizlik verilerinin çarpıtılması da aynı bakış açısının ürünü değil mi?

Son Eklenenler

  • “Bir adım öne geçme zamanı! 60 yıllık tecrübemizi çalışma hayatımızın yarınları için seferber ediyoruz. Ülkemizi geleceğin merkezi yapmak için teknoloji hareketini başlatıyoruz.” Metal Sanayicileri Sendikası MESS ilk ürününü paylaşmaktan gurur...
  • Sağlıklı bireyler olabilmek başta sağlıklı beslenmekten geçiyor. İyi beslenenler daha az hasta olurlar. Özellikle kanser gibi önemli hastalıklara yakalanma riskleri de düşer. Bağışıklık sistemleri güçlü olduğundan Covid-19 gibi bulaşıcı hastalıklara...
  • Koronavirüs salgını dünyanın her yerinde sağlık işçilerinin iş yükünü daha da arttırdı. Bu süreçte hayata geçirilen tüm uygulamalar bilim kisvesi altında yapılırken gelin biz de artan iş yükü ve gece mesailerini bilimsel çerçevede değerlendirelim....
  • Ah ah ne günlerdi! Hasta olmaktan ve iğnelerden korksam da hasta olunca yiyeceğim güzel yemeklerin hayalini kurardım çocukken. O zamanlar pek öyle dolabımız dolmazdı. Okula giderken yılda toplasan beş defa bile harçlık aldığımı bilmem. Alsak bile en...
  • Pandemi ortaya çıktığından beri biz işçilerin sırtına binen yük her geçen gün artıyor. Biz işçiyiz, yük hayvanı, bir alet ya da makine parçası değiliz. Bizlerin de yaşamları, aileleri ve özlemleri var. Ama öyle bir düzende yaşıyoruz ki, biz işçiler...
  • Dünyanın birçok ülkesinde ücret artışı, iş güvenliği önlemlerinin alınması, ağır çalışma koşullarının düzeltilmesi, sağlık alanında daha fazla istihdam gibi taleplerle sokaklara çıkan sağlık işçilerine İranlı sağlık işçileri de katıldı. İşçiler 2...
  • UİD-DER olarak, sokağa çıkma yasaklarının uygulandığı yılbaşı akşamı ve takip eden üç gün boyunca yaptığımız yayın akışı sırasında dünyanın dört bir yanından sınıf kardeşlerimizin mücadelelerini hatırlattık. “Zamanı Karanlığa Boğanlara İnat Umut...
  • 2020 yılı işçi sınıfının haklarına yönelik büyük saldırıların gerçekleştiği bir yıl olarak geride kaldı. İşçilerin haklarını kırpmak, gasp etmek için her fırsatı değerlendiren sermaye sınıfı, koronavirüs salgınını da büyük bir fırsat olarak gördü ve...
  • Otlakların birinde bir öküz sürüsü yaşarmış. Çevredeki aslan sürüsünün de gözü öküzlerdeymiş. Ancak, öküzler saldırı anında bir araya geldiği zaman, aslanların yapacak bir şeyi kalmazmış. Bu yüzden küçük hayvanlarla beslenmek zorunda kalan aslanlar...
  • İş güvenliği önlemlerinin alınmaması nedeniyle sık iş cinayetlerinin gerçekleştiği sektörlerin başında gelen tersanelerde yine bir iş cinayeti yaşandı. İstanbul’da Tuzla Gemi Tersanesinde 9 Ocakta gerçekleşen iş cinayetinde 25 yaşındaki İsmail...
  • Cargill işçileri 11 Ocak’ta direnişlerinin 1000. gününde Tarım ve Orman Bakanlığı önünde basın açıklaması yapmak ve çeşitli görüşmeler gerçekleştirmek için Ankara’ya gittiler. Tek Gıda-İş Sendikası Ankara Şubesine gelen işçiler buradan Bakanlığa...
  • Hindistanlı tarım emekçilerinin mücadelesi 40 günü aşkın bir zamandır sürüyor. Kötü hava koşullarına, su baskınlarına rağmen bir araya geldikleri ve kamp kurdukları eylem alanlarından ayrılmayan tarım emekçileri protesto gösterilerine devam...
  • “Zamanı Karanlığa Boğanlara İnat, Umut Ekiyoruz Yarınlara!” yayın akışını farklı evlerde ama aynı duygularla takip eden genç metal işçilerinin duygu ve düşüncelerini paylaşıyoruz.

UİD-DER Aylık Bülteni