Buradasınız
Yastık Altındaki Altınlar!
Esenyurt’tan bir işçi

Reisicumhur, nam-ı diğer dünya liderimiz hepimize önemli bir çağrı yaptı. Reis bu çağrısında yastık altındaki ve kollarımızdaki altınları istiyordu. Böyle bir çağrıya kulak kabartmamak ve kulak arkası yapmak yakışır mıydı?
Birden koştum yastığımı kaldırdım tam altınları çıkaracakken, içimden bir ses dedi ki, acele etme bir de arkadaşlarına sor bakalım onlar ne yapıyor. Bu sese kulak verdim ve çalışmakta olduğum işyerine gelir gelmez, işçi arkadaşlara bu konu hakkında ne düşündüklerini, altınlarını ne yapacaklarını sordum.
Gördüm ki bu işçi milleti çok nankör! Ben sorunca sanki altınları biraz daha değer kazandı. Bir tane işçi “ben bozdurmam, çil çil altınlarım yastık altında şıngır mıngır edince uyuması daha bir zevkli oluyor” diyor. Bir tanesi yastığımın altındakileri bozdururum ama içindekilere dokundurtmam diyor, başka bir arkadaş “yeter ki Reis istesin altını da bozdururum üstünü de” diyor. Hele bir de vatan haini denebilecek işçiler var ki hiç sorma... Neymiş efendim, iktidarın göz dikmediği bir milletin karısının kızının kolları kalmış, yok efendim üç kuruş maaş alıyorlarmış altın mı varmış, zaten kiralar, vergiler, zamlar, krediler, kartlar, cartlar curtlara tonla borçları varmış, yastık altında altın mı kalmış mış mış işte. Bu işçi milleti böyle işte, hiçbir şeyi beğenmez, her ay çuvalla para alır beğenmez, paşalar gibi tatil yapar beğenmez, kral sofrasındaki gibi yemek yer beğenmez, iş beğenmez işyeri beğenmez, Reis bir şey isteyince ya dalga geçer ya da nankörlük eder!
Hele bazıları iyice kafayı yemiş, yok efendim neymiş bir daha onlara oy moy yokmuş, yok zehir zıkkım olsunmuş, yok efendim Sabancılar, Koçlar dururken koyunlarda altın ne gezermiş, elin oğlunda değil ağa oğlunda altınlar varmış, o çağrıyı Saray eşrafına yapmalıymış falan da filan da işte. Sorduğuma soracağıma ben de bin pişman oldum. Akşam olup eve gelince yastığımı tekrar kaldırıp çil çil altınlarımın üzerinde ellerimi gezdirdim, o güzel şıkırtılar ne de mutlu ediyor insanı… Sonra yastığımı yerine koydum. Haa sahi siz ne yapıyorsunuz yastık altındaki altınları?
- Çare Sınıfımızda ve Örgütlü Mücadelemizde
- “Eşim Öyle Yerlere İzin Vermiyor”
- Hafta Tatili Haktır, Gasp Edilemez!
- Adres Doğru mu?
- Emekliler “AÇIZ” Diyor, Onları Kim Duyuyor?
- Geleceğimizi Kurmak İçin Birliğimizi Büyütelim
- “Asıl Haber Biziz Be Abla”
- Sağlık Çalışanlarına Sağlıksız Yemekler
- Sorunlar Mücadeleyle Çözülür
- İşyerinde “Paralı Eğitim!”
- Onların İnsafına Bırakmayalım!
- “Sana Ceza Veriyorum Tayfun!”
- Emekli Maaşı Ne Zaman Ödenecek?
- “Çalışanlarımıza Rapor Vermeyin!”
- “Kırtasiye Ürünleri İkinci Ele Düştü”
- Örgütlü Olmak ve Toplu İş Sözleşmeleri
- Alo 170: Yanlış Numara Çevirdiniz!
- Turgut Özal, Gökova Santrali ve Sonrası
- TÜİK Kimin Hizmetinde?
- Emekliler Sendika Kuramazmış!
Son Eklenenler
- Türk-İş’e bağlı Koop-İş Sendikasının örgütlü olduğu Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na bağlı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı’nın (SYDV) Türkiye genelindeki 1003 kurumunda çalışan 10 bin kamu işçisi 29 Ağustosta greve çıktı.
- Güvenliğin ve danışmanın olduğu katta her 5 dakikada bir “sistemsel hata ve arıza olduğu için tüm katlarda hizmet verilemiyor” şeklinde anonslar yapılıyordu. Önce güvenliğe gidip bu yapılanın yanlış olduğunu, insanlara memurların iş bıraktığının...
- Filler Sultanı ile Kırmızı Sakallı Topal Karınca adlı romanında Yaşar Kemal, sömürülenlerle sömürücüler arasındaki büyük çelişkiyi anlatır. “Çünkü” der, “sömüren güçlü azınlıkla, sömürülen ve güçsüz sanılan çoğunluk, her çağda vardı. Ama bu çelişki...
- İktidarın “Kamu Çerçeve Protokolü” sürecindeki tutumunu protesto etmek için yapılan bir eylemin ardından bir kadın işçi çevresindeki insanlara sordu: “Bu sene hiç kiraz yediniz mi?” Bu soruya evet diyen tek bir kişi çıkmadı. Kilosu 700 lirayı aşan...
- Mücadele örgütümüz UİD-DER’in saflarında yer almış her işçi kardeşimizden, çoğu zaman övgü dolu sözler duyarız. Bu sözler tesadüf değil, UİD-DER’in sınıf mücadelesinin tarihsel deneyimlerinden süzülüp gelen mücadele kültürünün bir sonucudur. Ben de...
- İstanbul Emek Barış ve Demokrasi Güçleri, 1 Eylül Dünya Barış Günü kapsamında 31 Ağustos Pazar günü Kadıköy’de bir miting düzenleyeceklerini duyurdu. Miting çağrısı, Mecidiyeköy’de bulunan Tüm Bel-Sen İstanbul Şube binasında 27 Ağustosta...
- Toplamda 6,5 milyon kamu emekçisi ve emeklisini ilgilendiren 8. Dönem Toplu Sözleşme görüşmelerinde, anlaşma sağlanamadı. Kamu İşveren Heyeti ile konfederasyonlar arasında görüşmeler çıkmaza girdiği için, süreç Kamu Görevlileri Hakem Kuruluna...
- İzmir’den İstanbul’a belediye çalışanları, ücretlerinin geç veya eksik ödenmesi, tazminatlarının ve yan haklarının ödenmemesi nedeniyle çeşitli eylemler yapıyor. Evlerini geçindirmekte zorlanan emekçiler, alacaklarının bir an önce ödenmesini talep...
- 600 bin kamu işçisini ilgilendiren Kamu Toplu İş Sözleşmeleri Çerçeve Protokolü (KÇP) süreci, kamu işçilerinin taleplerinin görmezden gelinerek sefalet zammına imza atılmasıyla sonuçlandı. Harb-İş İstanbul Şube Başkanı Murat Yalçınkaya ile Kartal...
- Grev yerindeki bir sohbet sırasında bir işçi kardeşimiz çocuğunun aşçılık bölümünü seçtiğini anlatırken bu durumun onu üzdüğünü şu sözlerle dile getirmişti: “Biz istedik ki bizim gibi işçi olmasın, mühendis olsun, doktor olsun, ezilmesin. Ama olmadı...
- Biz Gebze’den bir grup UİD-DER’li işçi olarak Omsa Metal direnişini ziyaret ettik. Direnişçi işçilerle sorunlarımız üzerine sohbet ettik.
- Kapitalist sistemin tarihsel krizi, siyasi iktidarın sermaye sınıfının çıkarlarına göre yürüttüğü politikalar biz emekçileri derinden etkiliyor. Açlık sınırı altında kalan sefalet ücretlerine mahkûm edilmiş durumdayız. Bizler insanız, sadece...
- Metal işkolunda grup toplu iş sözleşmesi yaklaşıyor. Bu sözleşme MESS ve metal işkolunda örgütlü bulunan Birleşik Metal-İş, Türk Metal ve Çelik-İş sendikaları arasında gerçekleşecek. Biz işçiler bir araya geldiğimizde futbol üzerine konuşur, sohbet...