UİD-DER youtube Web TV Twitter'da UİD-DER facebook'ta UİD-DER

Bizim Hoca ve MESS’e Karşı Eylemler

Kocaeli’nden bir kadın metal işçisi

Metal işkolunda grup toplu iş sözleşmesi sürecindeyiz. Sözleşme görüşmelerinde anlaşma sağlanamadı ve uyuşmazlık tutanağı tutuldu. Tabi bunun da metal fabrikalarında çeşitli yansımaları oluyor. Çalıştığım fabrikada işverenin baskılarına ve sözleşmede işçilerin yararına olan hiçbir iyileştirmenin kabul edilmemesine karşı eylemler örgütledik. Bu eylemlerden biri de yemekhanede masalara çatal ve kaşıkla vurup isteklerimizi belirten çeşitli sloganlar atmaktı. Bunu yaptık ve çok da ses getirdi. Lakin ilginç bir durum yaşadık, sizlerle de onu paylaşmak istiyorum.

İşçiler olarak elimizdeki çatal ve kaşıklarla masaya vururken, büyüğümüz Ahmet abinin on kişilik ses çıkardığını gördük. Çok şaşırdık, zira Ahmet abi mütedeyyin, genellikle sessiz sedasız, kendi işini yapan bir abimizdir. Fabrikada Cuma namazlarını da o kıldırır, herkes de “Bizim Hoca” der kendisine. Eylemin coşkusu ve Bizim Hocanın harareti karşısında duyduğumuz şaşkınlığın ardından işbaşı yaparak makinelerimizin başına geçtik. Hemen herkes Bizim Hocaya takıldı, “tek başına ne çok ses çıkardın öyle” diye. Hatta bir işçi arkadaş “ooo görseniz, Bizim Hoca tam bir devrimci gibi eylem yaptı yemekhanede” deyiverdi. Ahmet abi bu sözlere büyük tepki gösterdi ve çok keskin bir tonda “bana öyle deme, ben devrimci değilim!” deyip kestirip attı.

Hocanın böyle bir tepki vermesi dikkatimi çekti ve bir süre sonra yanına gidip sordum, neden bu kadar kızdığını. O da anlatmaya başladı zihnindeki devrimci algısını. Şöyle söyledi: “Devrimciler isyankârdır, her şeyi yakıp yıkarlar, üstelik dine de karşıdırlar. İşte bu nedenle ben devrimci değilim, zinhar olamam” dedi. Bir süre bu yollu sözler söyledi ve ben de dikkatle dinledim. Ardından ben anlatmaya başladım, İslamiyet’ten önceki Arap coğrafyasının durumunu ve o karanlık gidişatın nasıl değiştiğini. O günkü kurulu düzene isyan edenleri; kölelerin, fakirlerin sırtından ihtişamlı hayatlarını sürdüren zenginlere karşı verilen mücadeleyi. Zenginlerin, iktidar sahiplerinin ise o dönemde ve hemen her dönemde hak arama mücadelelerini karaladıklarını söyleyerek devam ettim. Hakkını arayan, iş kazalarına dur demek isteyen, taşerona karşı olan ya da sendikalı olmaya çalışan işçileri nasıl birbirinden ayırdıklarından bahsettim. Bununla yetinmeyip bölücü, provokatör gibi yaftalarla işçilerin mücadele eden insanların birleşmesine nasıl engel olduklarını söyledim. Devrimi, devrimciyi, örgütü, örgütlenmeyi doğru anlamamız gerektiğinden yoksa patronların tuzaklarına kapılma tehlikesiyle yüz yüze kalacağımızdan bahsettim. Sonra “bak Ahmet abi, sen hakkını aramak için vardiyadaki tüm işçilerle birlikte eylem yaptın. Kötü bir şey yapmadın. Devrimciler de, herkes hakkı olanı alsın, bir avuç asalağın sömürüsü son bulsun, barış içinde kardeşçe yaşansın diye çalışıp didinirler hep. Bunda herhangi bir kötülük yok ki” diye sözlerimi bitirdim.

Ahmet abinin gözleri biraz büyüdü, zaten dikkatle dinliyordu, bir an bile gözlerini benden çevirmemişti. Sonra konuşmaya, sormaya başladı. Bu mühim konulara ve işçi olarak hayata böyle nasıl bakabildiğimi, bunları nasıl öğrendiğimi sordu, hiç böyle düşünmediğini ifade etti. Başlarda endişeli, gergin yüzünde sıcak bir tebessümle yanımdan ayrıldı. Sonraki gün eylem yapmak için yemekhaneye giderken karşılaştık, arkadaşlar Bizim Hocaya seslendi. “Bugün de masaya vururken yine en çok sesi sen mi çıkaracaksın” dediler. Bizim Hoca kendinden emin olarak ve tebessümle “evet, bugün de en çok sesi ben çıkaracağım, tam bir devrimci gibi vuracağım masaya” dedi. Bu sıra gözümün içine baktı ve beni onayladığına ilişkin kafasını hafifçe aşağı eğdi.

Yıllar yılı devrimcileri karalamak için yapılanlar maalesef işçilerde böyle karşılık buluyor. Oysa gerçekler gün gibi ortada. Tarih bir nehir gibi durmaksızın ilerliyor ve onun birikimini aktaracak olan da biz işçi sınıfının devrimcileriyiz. Bugün fabrikadaki bir işçiye, yarın okuldaki bir öğrenciye temas ederek bakış açısını değiştirebilmeliyiz. İşçi sınıfını kurtaracak olan işçi sınıfının devrimi olacaktır ve bu da yalnızca sınıf devrimcilerinin işçi sınıfına doğru teması sayesinde mümkün olabilir. Unutmayalım ki işçi sınıfının içinde her görüşten insan mevcut. Eğer biz doğru temelde yaklaşmayı başarabilirsek gerçekten kazanırız.

18 Aralık 2017






Son Eklenenler

  • kadincinayetleri_yuruyus.jpg
    Yayınladığı seçim manifestosuyla emekçi kadınlardan da oy isteyen AKP, 16 yıllık iktidarı boyunca kadınlara yönelik birçok olumlu düzenlemeyi hayata geçirdiğini iddia ediyor. Oysa biz emekçi...
  • iett-yolculari.jpg
    Gebze İstasyon’da oturanlar bilir 17B otobüsünü. Her zaman böyle tıklım tıkış mıdır bilmem ama bayramda oldukça “samimi” yolculuklar yapıldığına ben de tanık oldum. İstanbul’a gitmek için yola çıktım...
  • rifat-hisarciklioglu.jpg
    Malum seçime az kaldı. Hepimiz seçimleri konuşuyoruz. İşçiler kendileri için en iyisi olsun isterken, mevcut iktidar patronlar için en iyisi olsun diye uğraşıyor. Taşeron çalışan sayısı AKP iktidarı...
  • sogan-kuru-7-lira.jpg
    Hepimizin bizzat tanık olduğu üzere hayat pahalılığı her geçen gün artıyor. Ekonomik kriz derinleşirken, Türkiye’de de bunun yansımasına her gün daha yakından şahit oluyoruz. Bizim gibi işçi ve...
  • yetti-gari-tamam.jpg
    Bugüne kadarki seçimlerden çok farklı olacak olan seçimlere sayılı saatler kaldı. Daha evvelki seçimler ister zamanında yapılsın, ister erkene alınsın, seçimler biter bitmez seçilenler bir daha...
  • patronlar-ister-akp-yapar.jpg
    Şimdiye kadar vaatleriyle işçi emekçileri kandırıp oy toplayan AKP hükümeti tabi ki verdiği sözleri yerine getirmedi. Verdiği sözleri yerine getirmemesi yetmiyormuş gibi üstüne bir de çıkardığı...
  • akhisar (6).jpg
    Soma Katliamı davasının 22. duruşması Akhisar Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü. 3 gün devam eden duruşmanın ardından 5’i tutuklu 51 kişinin yargılandığı dava 27 Hazirana ertelendi. Duruşma öncesinde...
  • flormar-20180622.jpg
    Sendikalaştıkları için işten atılan ve fabrika önünde direnişe başlayan Flormar işçileri, direnişlerinde 38’inci gününü geride bıraktılar. Fabrika önünde direnişlerini sürdüren işçiler, çeşitli...
  • tamam-diyoruz.png
    Ben bir metal işçisiyim. OHAL bahane edilerek her fırsatta biz işçilerin, özellikle de metal işçilerinin grevleri yasaklanıyor. Bir de utanmadan, pervasızca çıkıp patron örgütlerine OHAL’i...
  • tek-adam-rejimine-hayir.png
    24 Haziranda yapılacak baskın seçime günler kaldı. Bu yapılacak seçimin normal bir seçim olmadığı ortada. Ya tek adam rejimi tüm otoriter, baskıcı yöntemleriyle ülkeyi yaşanamaz hale getirecek ya da...
  • saglik-isciler-tamam.jpg
    24 Haziran seçimlerine çok az bir zaman kaldı. Ben bir sağlık işçisiyim, hastanede çalışıyorum. Benim de çalıştığım işyerinde seçim meselesi gündeme geliyor. Hükümetin seçim vaatlerinden biri de...
  • kidem-tazminati-is-birakma.jpg
    Saat sabah 05.50. Muhtelif sektörlerden işçiler olarak altıyı beş geçe gelen 174 numaralı belediye otobüsünü bekliyoruz. Belediye otobüsü değil de sanki işçi servisi gibi. Aynı saatte bu hattı...
  • genclik-gecmisi-hatirliyor.jpg
    Bizler İstanbul’da çeşitli üniversitelerde okuyan üniversite öğrencileriyiz. Sosyal medya üzerinden “Tamam mı devam mı?” tartışmalarının sürdüğü bir seçim arifesinde, bizler işçilerin kürsüsü olan...

UİD-DER Aylık Bülteni

Share this