Navigation

Buradasınız

Çıraklık Eğitimi ve Çocuk Emeği Sömürüsü

İşçi Dayanışması Bülteni, No: 114

Daha oyun çağındayken hayatın tüm yükünü omuzlayan minicik bedenler atölyelerin, fabrikaların, işletmelerin yolunu tutuyorlar. Çocuk işçiler uzun iş saatlerinden, ağır çalışma koşullarından ve iş cinayetlerinden fazlasıyla nasiplerini alıyorlar. Ağustosta iş cinayetlerinde hayattan, sevdiklerinden, hayallerinden kopartılan 217 işçinin 16’sı çocuktu.

Hiç kuşkusuz bu durum ne patronlar sınıfının ne de patronların bir dediğini iki etmeyen hükümetin umurunda. Kapitalist sistem var olduğu günden beri çocuk emeği patronlar için hep cazip olmuştur. Çünkü karşılarındaki körpe bedenlere diledikleri kadar baskı uygulayabilir, çok ucuza ve uzun saatler çalıştırabilirler. ILO’nun verilerine göre dünya genelinde 168 milyon çocuk işçi var ve 85 milyonu tehlikeli işlerde çalıştırılıyor. Ne yazık ki bu sayı giderek artıyor. Başta Ortadoğu olmak üzere, emperyalist savaşın alevlerinden kaçan aileler gittikleri ülkelerde yoksullukla boğuşuyorlar. Bu durumdan en çok çocuklar etkileniyor. Mülteci çocukların pek çoğu, erken yaşta ailelerine destek olmak için çalışmak zorunda kalıyor.

Çocuk işçiler uzun iş saatlerinden, ağır çalışma koşullarından ve iş cinayetlerinden fazlasıyla nasiplerini alıyorlar. Ağustosta iş cinayetlerinde hayattan, sevdiklerinden, hayallerinden kopartılan 217 işçinin 16’sı çocuktu. Kapitalist sistem var olduğu günden beri çocuk emeği patronlar için hep cazip olmuştur. Çünkü karşılarındaki körpe bedenlere diledikleri kadar baskı uygulayabilir, çok ucuza ve uzun saatler çalıştırabilirler.

Rakamların dili soğuktur derler. Ancak çocuk işçiliğin nasıl bir hızla artığını görmemiz için aşağıdaki rakamlar oldukça dikkat çekicidir. Bir devlet kurumu olan TÜİK’in 2016 verilerine göre, Türkiye’de 15-17 yaş arası 708 bin çocuk işçi var ve bunların 558 bini kayıt dışı çalıştırılmaktadır. Bu konuda bir rapor hazırlayan DİSK/Genel-İş, Aralık 2016 itibariyle bir milyon 170 bin çırak işçi olduğuna, çıraklık adı altında çocuk işçiliğinin meşrulaştırıldığına ve 708 bin rakamıyla birlikte Türkiye’de çocuk işçi sayısının aslında 2 milyona yaklaştığına dikkat çekiyor.

1930’lu yıllarda başlayan ve bugün bildiğimiz haliyle, 1977’den beri uygulanan bir çıraklık sistemi mevcut. Çocuklarının ileride meslek sahibi olmasını, elinin ekmek tutmasını isteyen aileler, çıraklığı bir mesleki eğitim süreci olarak algılasalar da kazın ayağı hiç de öyle değildir. 14 yaşını doldurmuş çocuk işçiler, kapitalist rekabet ortamında patronlar için ucuz işgücü anlamına geliyor. Yetişkin bir işçiyle aynı işi yapsalar da patronların, çıraklara asgari ücretin %30’u kadarından fazlasını ödemek gibi bir zorunluluğu bulunmuyor. Sadece bununla da bitmiyor. Sigorta primi, kıdem tazminatı gibi maliyetlerden muaf oluyor patronlar. Yasal olarak çıraklara yalnızca iş kazası ve meslek hastalığı, hastalık sigortası yapılmak zorunda… Fakat patronlar burada da ellerini ceplerine atmıyorlar. Tüm bunlar devlet tarafından karşılanıyor. Elbette ki işçilerin işsizlik sigortası fonundan…

Hükümet, çıkardığı yasalarla ve sağladığı teşviklerle patronlar sınıfına her türlü kolaylığı sağlıyor. Böylece patronların sermayesi büyüdükçe büyüyor. Ancak gözleri doymak bilmeyen patronlar sınıfı, çıraklık yaşının daha da düşürülmesini istiyor. Gerekçeleriyse oldukça manidar: 14 ve daha büyük yaşlardaki çırakların otoriteye, yani ustalara ve kendilerine karşı geldiğini, bu nedenle çıraklık yaşının daha küçük yaşlara çekilmesi gerektiğini dile getiriyorlar. Yani üzerlerinde rahatça otorite kurabilecekleri, ezebilecekleri, dizginsizce sömürebilecekleri çocuk işçiler istiyorlar.

Çıraklar, Borçlar Kanunu ile Mesleki Eğitim Kanunu hükümlerine göre çalıştırılıyorlar. Çırak işçiler sendikaya üye olamazlar ve toplu iş sözleşmelerinden yararlanamazlar. Kısacası çalışma hayatının en güvencesiz iş ortamına sahiptir çırak işçiler. Üstelik mesleki eğitim adı altında çalışsalar da, yapılan araştırmalar çoğunun temizlik, getir-götür gibi vasıfsız, niteliksiz işlerde uzun saatler çalıştırıldıklarını ortaya koyuyor. Bu durum, çıraklık eğitiminin meslek edindirmekten ne kadar uzak olduğunu, özellikle küçük işletmelerin daha fazla kâr elde etmek için çıraklık eğitimi adı altında çocuk işçiliği fırsata dönüştürdüğünü gözler önüne seriyor.

Erken yaşta yoğun sömürüye maruz kalan küçük bedenler, fiziksel ve ruhsal gelişimlerini sorunlu bir şekilde tamamlıyorlar. Ruhlarında derin, kapanması zor yaralar açılıyor. Daha 15’ine gelmeden girdikleri gri atölye ve fabrika kuytularında ömürlerini tüketiyorlar. Kapitalist sömürü düzeni var olduğu sürece işçi sınıfına biçilen rol bellidir. Doğumdan ölüme dek kan ter içinde çalışmak. Bu gerçeği bilmek, örgütlenmek, sınıf bilinci kazanmak ve bu gidişata karşı mücadele etmek zorundayız!

24 Eylül 2017

Sınıf, Emek, Tarih, Yaşam

Sınıfın Penceresinden

  • Binlerce yıl ötelerden günümüze uzanan yapılar, aslında bizlere emeğin serüvenini anlatır. Tüm zenginlik doğanın ve emeğin ürünüdür. Emektir doğadaki zenginliği işleyip dönüştüren. Ta Firavunların Mısır’ından Roma’ya, Hindistan’dan Korkunç İvan’ın Moskova’sına kadar… Dillere destan olmuş şehirleri kuran emektir. Piramitler, saraylar, kanallar, katedraller, sarnıçlar, kemerler, tapınaklar… Emektir bugünün insanını dahi hayrete düşüren tüm bu yapıları yaratan yegâne güç!
  • İnsanlar var olalı beri emek harcadılar, ürettiler, üretiyorlar. Beslenmek, barınmak ve hayatta kalmak çok zordu. Doğa hem bütün ihtiyaçları barındırıyordu ama hem de bunlara ulaşmak ciddi bir emek gerektiriyordu. Çeşitli aletlerin yardımıyla kendi güçlerini kullanan insanlar, zamanla doğada var olan suyun, hayvanların, rüzgârın gücünü kullanmayı keşfettiler. Böylece ihtiyaçlarını üretmek, yaşamlarını sürdürmek çok daha kolay oldu. İnsanın üretim sürecindeki gelişimi hep devam etti. Üretim sürecine makineler girdi, ilk makineler…
  • Kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri durmaksızın artarken emekçi kadınlar aynı sorulara cevap arıyor: Kadına yönelik şiddetin önüne neden geçilemiyor? Şiddet neden artıyor? Siyasi iktidarın temsilcileri şiddetin nedeninin eğitimsiz, cahil, vicdansız, merhametsiz, öfkesini kontrol edemeyen, ailevi ve ahlâki değerlere sahip çıkamayan kişiler olduğunu söylüyor. Erkekleri vicdanlı ve merhametli olmaya çağırıyorlar. Söylenen sözler ilk anda kulağa hoş gelebilir ama kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin artmasının sebebi tam da siyasi iktidarın aileyi korumak adına kadınların haklarına saldırması ve erkek egemen zihniyeti körüklemesidir.
  • George Floyd, “nefes alamıyorum” diye inliyordu ama ırkçı polis umursamadı ve onu acımasızca öldürdü. Floyd’a yapılan bu muamele, kara derililerin değişmeyen kara bahtı, bitmeyen çilesidir. Yüzlerce yıl boyunca Afrika’dan Amerika’ya köle olarak satıldılar bir hayvan ya da bir eşya gibi. İnsan yerine konmayan, aşağılanan, horlanan siyahlar onlarca kez isyan ettiler ve sonunda 1861’de başlayan Amerikan İç Savaşı sonrasında kölelikten kurtuldular. Özgürlüklerine kavuşan siyahların gözleri daha bir ışıl ışıl parlamaya başladı. Ne var ki, o umutlu bakışlardaki ışıltı çok geçmeden solduruldu, tam bir vahşetle karşı karşıya bırakıldılar.
  • Siyasi iktidarın temsilcileri halkın gözüne baka baka yalan söylüyor, bunu da politik uyanıklık ve iş bilme olarak pazarlıyorlar. Gülerek liranın dolar karşısında değer kaybetmesinin halkı ilgilendirmediğini söyleyen Bakan Albayrak, belli ki milyonları istediği gibi aldatabileceğini düşünüyor. Şüphe yok ki bu konuşmanın ardında kibir ve emekçileri aptal yerine koyma vardır. Enflasyon ve işsizlik verilerinin çarpıtılması da aynı bakış açısının ürünü değil mi?

Son Eklenenler

  • Manisa’nın Soma ilçesinde 13 Mayıs 2014’te 301 madenci iş cinayetinde yaşamını kaybetmişti. Katliamın ardından açılan davada aralarında Soma Kömür İşletmeleri A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Can Gürkan’ın da bulunduğu tutuklu 5 sanık için 15 yıldan 22...
  • 2019 yılına emekçilerin dünyanın dört bir yanında ekonomik krize, yoksulluğa, yolsuzluğa ve adaletsizliğe karşı isyanları damga vurmuştu. Bir isyan yılı olan 2019’da öğrenciler de iklim değişikliğine karşı mücadeleye giriştiler. 15 yaşındaki Greta...
  • Salgın… Sokağa çıkma yasakları, kapanan restoranlar, mağazalar... Büyüyen online alışveriş firmaları… Bu firmalarda çalışanların ve kuryelerin artan iş yükü ve solan yaşamlar… Sokakta, caddede, her taraftan vızır vızır geçen, iki tekerlek üzerinde...
  • Çiftçiler Ayakkabı fabrikasında çalışan işçiler patronun keyfi uygulamalarına, yaptığı haksızlıklara karşı defalarca seslerini duyurmaya çalışmış, ancak yönetim duymazlıkdan gelmişti. Bu yaşananlar karşısında işçiler Deriteks sendikasında örgütlenme...
  • 2022 yılında Katar’da düzenlenecek Dünya Kupası için uluslararası müsabakalar yakın zamanda başladı. Müsabakalar sırasında ve sonrasında Almanya, Norveç, Hollanda ve İrlanda başta olmak üzere bazı ulusal ekiplerin gündeminde turnuvanın oynanacağı...
  • Nisan ayı başında çeşitli sektörlerden işçiler olarak buluştuk. Covid-19 pandemisi bahane edilerek patronların haklarımızı nasıl da fütursuzca gasp ettiğini konuştuk. Aynı zamanda yine bu süreçte mücadele ederek haklarını koruyabilen işçilerin...
  • ABD’nin Alabama eyaletinde Warrior Met şirketinin kömür madenlerinde çalışan 1100 maden işçisi greve çıktı. Amerika Birleşik Maden İşçileri Sendikası’na (UMWA) üye işçiler, talep ettikleri ücretin kabul edilmemesi karşısında 1 Nisanda iş bıraktı.
  • Gece-gündüz, salgın-hastalık demeden marketten evlere, restoranlardan işyerlerine her türlü ihtiyacı taşıyan kuryeler, motorlarını ve bisikletlerini bu kez adil bir ücret ve daha iyi çalışma koşulları için sürdü. Özellikle salgın sürecinde payına...
  • Üzgünüm çocuğum, üzgünüm./ Alamadığım oyuncaklara,/ Yaşayamadığın çocukluğa,/ Alışamadığın açlığa!/
  • Pandemiyi işçilerin haklarını gasp etmenin fırsatına çeviren patronların elindeki en kullanışlı silahın Kod 29 olduğunu sürecin başından beri vurguluyoruz. Zaman içinde emekçilerin gözünde teşhir olan Kod 29’a yönelik Aile, Çalışma ve Sosyal...
  • Pandemi süreci başladığından beri Kod 29 ile işten çıkarılan işçilerin sayısı 200 bini buldu. İşçi sınıfına karşı genel bir saldırıya dönüşen Kod 29’a karşı mücadele sürüyor. İstanbul’da PTT, Sinbo, Tur Assist ve Bayrampaşa Belediye işçileri,...
  • İnsan, toplumsal iletişim aracı olarak dil ve yazının yanı sıra sembollere de başvurur. Semboller duygu, düşünce ve hayalleri etkili şekilde anlatabilmenin, toplumsal aidiyet duygusunu güçlendirmenin aracıdır. Döneme, coğrafyaya, kültüre göre...
  • AKP’li belediye yönetimi tarafından işten atılan İstanbul Bayrampaşa Belediye işçileri hakları için mücadele ediyor. Aralarında işyeri temsilcilerinin de bulunduğu pek çok işçi, 30 aydır gasp edilen toplu iş sözleşmesinden doğan haklarını talep...

UİD-DER Aylık Bülteni