Navigation

Buradasınız

İktidarın ve Patronların Salgın Fırsatçılığı

İşçi Dayanışması Bülteni, No: 151
Türkiye’de ilk koronavirüs vakası 11 Martta açıklandı. Ardından toplum hızla korku ve paniğe sürüklenerek düşünemez hale getirildi. Pandora’nın kutusu açılmış gibi, o günden sonra siyasi iktidar ve patronlar “salgına karşı önlem” bahanesiyle başımıza nice çorap örüyorlar. Artan işsizlik, ücretsiz izinler, kısa çalışma, esnek çalışma, işsizlik fonunun yağmalanması, ücretlerin düşürülmesi, hayat pahalılığı, grev ve yürüyüş yasakları, kıdem tazminatının gasp edilmek istenmesi, iş güvenliği önlemlerinin ihmal edilmesi, uzaktan eğitim fiyaskosu… Ekonomik krizi koronavirüsün ardına gizleyen AKP iktidarı, işçi sınıfına bunları reva görürken patronlar sınıfını ise koruyup kollayarak kıyak üstüne kıyak geçiyor.

Türkiye’de ilk koronavirüs vakası 11 Martta açıklandı. Ardından toplum hızla korku ve paniğe sürüklenerek düşünemez hale getirildi. Pandora’nın kutusu açılmış gibi, o günden sonra siyasi iktidar ve patronlar “salgına karşı önlem” bahanesiyle başımıza nice çorap örüyorlar. Artan işsizlik, ücretsiz izinler, kısa çalışma, esnek çalışma, işsizlik fonunun yağmalanması, ücretlerin düşürülmesi, hayat pahalılığı, grev ve yürüyüş yasakları, kıdem tazminatının gasp edilmek istenmesi, iş güvenliği önlemlerinin ihmal edilmesi, uzaktan eğitim fiyaskosu… Ekonomik krizi koronavirüsün ardına gizleyen AKP iktidarı, işçi sınıfına bunları reva görürken patronlar sınıfını ise koruyup kollayarak kıyak üstüne kıyak geçiyor.

Patronlar sınıfına vergi indirimleri, sigorta prim desteği, düşük faizli kredi desteği, kredi garantörlüğü, borçların ertelenmesi, kira bedeli muafiyeti, bedava arsa tahsisi gibi kıyaklar zaten yapılıyordu. Ancak koronavirüs bu kıyakların daha fazla yapılmasının bahanesi oldu. Nitekim 16 Ekimde Meclis komisyonuna sunulan torba yasa teklifinde patronlara yine işsizlik fonundan SGK prim desteği verilmesi ve mevcut desteklerin süresinin uzatılması yer alıyor. Aynı şekilde mevcut vergi ve harç indirimlerinin süresinin uzatılması, ihracat yapan firmalara kazançlarının yüzde 50’sini gelir beyannamesinden düşme hakkı veriliyor. Cumhurbaşkanına yüzde 20 olan kurumlar vergisini 5 puana kadar düşürme yetkisinin tanındığı yasa taslağında, kısa çalışma uygulamasının Haziran 2021 tarihine kadar uzatılması da yer alıyor.

Ücretsiz izinler zaten Haziran 2021’e kadar uzatılmıştı. Bu sayede yasal olarak önü açılan patronlar, işçilere yönelik fiili saldırılarını daha da arttırdılar ve ücretsiz izinleri işçilerin sırtında şaklayan bir kamçı gibi kullanmaya başladılar. İş temposunu arttırmak, birkaç kişilik işi bir işçiye yaptırmak, ücretleri düşürmek, sosyal haklarda kesintiye gitmek ve sendikal örgütlenmeyi baltalamak gibi yasal olmayan her türlü uygulamayı ve hak gaspını hayata geçirmek için bu kamçıyı kullanıyorlar. Saldırılara sesini çıkaran, sendikalaşmaya çalışan işçi anında ücretsiz izne gönderiliyor. Daha önce sendikalaşan işçileri işten atarak örgütlenmeyi engellemeye çalışan patronlar, şimdi kendileri için daha az “baş ağrıtan” bir yöntem olarak ücretsiz izni kullanıyorlar. Bunun son örneği Dilovası’nda bulunan Systemair HSK fabrikasında yaşandı. Bırakalım işlerin azalmasını, yoğunluk nedeniyle fazla mesai yaptırılan fabrikada patron, Birleşik Metal-İş Sendikasına üye olan işçileri ücretsiz izne çıkardı.

Koronavirüs, esnek çalışmanın yaygınlaştırılması ve iş güvencesinin kaldırılmasına yönelik saldırıların da bahanesi oldu. Eylül ayında açıklanan Yeni Ekonomi Paketinde esnek çalışma biçimlerinin uygulanabilirliğinin arttırılacağı açıkça belirtiliyor. Nitekim Haziran ayında gündeme getirilen ama tepkiler üzerine geri çekilen, 25 yaş altı-50 yaş üstü işçilerin esnek çalıştırılmasına ilişkin maddeler bu programda yer alıyor. Bu program kapsamında 16 Ekimde komisyona sunulan torba yasa teklifinde esnek çalışma, güvencesiz çalışma ve belirli süreli sözleşmeyle çalışmanın kalıcı hale getirilmesine ilişkin çok daha ayrıntılı maddeler yer alıyor.

Siyasi iktidar aynı zamanda işçilerin üzerinden sopasını da eksik etmiyor. 9 Ekimde Soda Sanayii A.Ş işçilerinin grevi yasaklanırken, 12 Ekimde ödenmeyen alacakları için Ankara’ya yürümek isteyen Somalı ve Ermenekli maden işçilerine polis ve jandarma saldırdı. Öte yandan sadece bir hafta önce ise maden, doğalgaz ve elektrik şirketleri için hazırlanmış bir yasa teklifi komisyona sunulmuştu. Teklif yasalaşırsa bu şirketler ödemeleri gereken KDV’ler, harçlar, kira bedelleri ve yapım ücretlerinden muaf tutulacak. Ruhsat süresi biten maden işletmeleri, süre uzatım talebinde bulunmaları halinde ruhsatları yenilenene kadar hiç duraksatmadan faaliyetlerine devam edebilecek. Bu madenlerde iş güvenliği önlemleri alınıyor mu, işçilerin çalışma koşulları sağlıklı mı gibi meseleler ise iktidarın umurunda değil!

Özetle koronavirüs fırsatçılığı yapan iktidar, patronları her yolla ihya ederken, işçilere hak gaspları, saldırılar ve yasaklar getiriyor. Sonra da utanmadan yoklukta sabretmemizi, acıyı bal eylememizi tavsiye ediyor. Bu ikiyüzlülüğe bir cevabımız olmayacak mı?

24 Ekim 2020

Sınıf, Emek, Tarih, Yaşam

Sınıfın Penceresinden

  • Binlerce yıl ötelerden günümüze uzanan yapılar, aslında bizlere emeğin serüvenini anlatır. Tüm zenginlik doğanın ve emeğin ürünüdür. Emektir doğadaki zenginliği işleyip dönüştüren. Ta Firavunların Mısır’ından Roma’ya, Hindistan’dan Korkunç İvan’ın Moskova’sına kadar… Dillere destan olmuş şehirleri kuran emektir. Piramitler, saraylar, kanallar, katedraller, sarnıçlar, kemerler, tapınaklar… Emektir bugünün insanını dahi hayrete düşüren tüm bu yapıları yaratan yegâne güç!
  • İnsanlar var olalı beri emek harcadılar, ürettiler, üretiyorlar. Beslenmek, barınmak ve hayatta kalmak çok zordu. Doğa hem bütün ihtiyaçları barındırıyordu ama hem de bunlara ulaşmak ciddi bir emek gerektiriyordu. Çeşitli aletlerin yardımıyla kendi güçlerini kullanan insanlar, zamanla doğada var olan suyun, hayvanların, rüzgârın gücünü kullanmayı keşfettiler. Böylece ihtiyaçlarını üretmek, yaşamlarını sürdürmek çok daha kolay oldu. İnsanın üretim sürecindeki gelişimi hep devam etti. Üretim sürecine makineler girdi, ilk makineler…
  • Kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri durmaksızın artarken emekçi kadınlar aynı sorulara cevap arıyor: Kadına yönelik şiddetin önüne neden geçilemiyor? Şiddet neden artıyor? Siyasi iktidarın temsilcileri şiddetin nedeninin eğitimsiz, cahil, vicdansız, merhametsiz, öfkesini kontrol edemeyen, ailevi ve ahlâki değerlere sahip çıkamayan kişiler olduğunu söylüyor. Erkekleri vicdanlı ve merhametli olmaya çağırıyorlar. Söylenen sözler ilk anda kulağa hoş gelebilir ama kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin artmasının sebebi tam da siyasi iktidarın aileyi korumak adına kadınların haklarına saldırması ve erkek egemen zihniyeti körüklemesidir.
  • George Floyd, “nefes alamıyorum” diye inliyordu ama ırkçı polis umursamadı ve onu acımasızca öldürdü. Floyd’a yapılan bu muamele, kara derililerin değişmeyen kara bahtı, bitmeyen çilesidir. Yüzlerce yıl boyunca Afrika’dan Amerika’ya köle olarak satıldılar bir hayvan ya da bir eşya gibi. İnsan yerine konmayan, aşağılanan, horlanan siyahlar onlarca kez isyan ettiler ve sonunda 1861’de başlayan Amerikan İç Savaşı sonrasında kölelikten kurtuldular. Özgürlüklerine kavuşan siyahların gözleri daha bir ışıl ışıl parlamaya başladı. Ne var ki, o umutlu bakışlardaki ışıltı çok geçmeden solduruldu, tam bir vahşetle karşı karşıya bırakıldılar.
  • Siyasi iktidarın temsilcileri halkın gözüne baka baka yalan söylüyor, bunu da politik uyanıklık ve iş bilme olarak pazarlıyorlar. Gülerek liranın dolar karşısında değer kaybetmesinin halkı ilgilendirmediğini söyleyen Bakan Albayrak, belli ki milyonları istediği gibi aldatabileceğini düşünüyor. Şüphe yok ki bu konuşmanın ardında kibir ve emekçileri aptal yerine koyma vardır. Enflasyon ve işsizlik verilerinin çarpıtılması da aynı bakış açısının ürünü değil mi?

Son Eklenenler

  • Geçtiğimiz günlerde Ekim Devriminin 103. yıldönümünde uidder.org’da yayınlanan “İşçiler Devrim Yaptı, Ayaklar Baş Oldu” programını heyecanla, coşkuyla takip ettik. Bu programı takip ederken sık sık içinde yaşadığımız sistemi, koşulları, Ekim Devrimi...
  • Dünyanın ve ülkemizin içinden geçmekte olduğu salgın hastalık süreci, birçok alanda olduğu gibi eğitim ve öğretim alanını da sekteye uğrattı. Milyonlarca öğrenci gibi ben de bu “yeni düzene” uyum sağlama konusunda ciddi sıkıntılar yaşadığımı...
  • Kriz ve koronavirüs salgınıyla birlikte tüm dünyada işçi ve emekçilerin yaşam ve çalışma koşulları daha da zorlaştı. Bu süreçten en çok etkilenenler ise sağlık emekçileri oldu. Egemenler yeterli güvenlik önlemlerini almıyor, yeterli işçi...
  • Ekonomik krizin etkilerini en ağır biçimiyle yaşadığımız malumunuz. Tablo gittikçe kötüleşiyor. Haklarımıza dönük saldırıların dozunu arttıran egemenler bir kez daha krizden çıkışın faturasını işçi sınıfına kesiyorlar. İlk olarak koronavirüs salgını...
  • “Evde kal” derler, ama kalamayız. İşçi işine gitmezse aç kalır, hasta olan hastaneye gitmezse ayağına ne doktor gelir ne yurtdışına uçup tedavisini yaptırabilir. Hastanedeyim. O sürekli tekrar ettikleri “maske, mesafe, hijyen” üçlüsünden maske...
  • Evvel zamanlardan birinde, bir çiftlikte duvardaki çatlaktan bakan fare, çiftlik sahibi ile karısının bir paket açtıklarını gördü. “İçinde yiyecek mi var?” derken, bir baktı ki paketten çıkan bir fare kapanıydı. Hemen bahçeye koşup alarm verdi: “...
  • Pandemi sürecinde siyasi iktidarın ve patronların salgını nasıl kullandıklarını, önlem alma konusunda ne kadar samimiyetsiz olduğunu defalarca gördük, görmeye de devam ediyoruz. Temizlik-mesafe-maske söylemini dillerinden düşürmezken, bağışıklık...
  • Ben bir işçiyim / Soyum belki Spartaküs/ Bilmem belki de Bedreddinlere uzanır./ Çalışırım yaşamak için/ Yarını görmek için bugün çalışmam gerek./ Yarının bugün gibi olmaması için / Bugün çalışmam gerek.
  • Bugün 18 Kasım, Türkiye işçi sınıfının mücadele tarihinde oldukça önemli yer tutan bir grevin, Netaş Grevinin 34. Yıldönümü… Darbenin zifiri karanlığının topluma kanser gibi yayıldığı bir dönemde, cesaretin, kararlılığın ve inanmışlığın hikâyesini...
  • Tüm dünyada işçi sınıfının çalışma koşulları ağırlaşıyor, koronavirüs işçi haklarına saldırıların bahanesi olarak kullanılıyor. Temel kamu hizmetlerine ayrılan bütçenin tüm ülkelerde kısıldıkça kısılması sağlık, eğitim, ulaşım gibi alanlarda tam bir...
  • Öncelikle “İşçiler Devrim Yaptı, Ayaklar Baş Oldu” akışında emeği geçen herkese çok teşekkür ederim. İşçi sınıfının mücadele saflarına yeni katılan ve sınıf bilincine sahip olmayan çalışan genç bir işçiyim. Yapılan bu çalışma benim için hem çok...
  • Haftalardır tazminat ve ücret alacakları için mücadele eden Soma ve Ermenek madencileri 17 Kasımda bir basın açıklaması gerçekleştirdiler. İşçiler basın açıklaması sırasında, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile görüşüp çözüm sözü almalarının ardından...
  • Emekçiler olarak yaşam koşullarının giderek ağırlaştığı bir dönemden geçiyoruz. Patronların ve iktidarın dozu sürekli artan saldırılarına maruz kalıyoruz. Haklarımız yeni yasalarla ve uygulamalarla elimizden alınıyor. Yoksulluk, işsizlik artıyor,...

UİD-DER Aylık Bülteni