. İşçi Gençlerin Sorunları | Uluslararası İşçi Dayanışması Derneği
Navigation

Buradasınız

İşçi Gençlerin Sorunları

Ağustos 2013, No:65

İşçi Dayanışması’nın “90 kuşağı” tartışmaları kapsamında sürdürdüğü röportajlar, genç işçilerin ne büyük sorunlar yaşadığını ortaya koyuyor. Fakat işçi sınıfının gençlerinin sorunları tartışılmıyor. Gezi Parkı gösterilerinde öne çıkan ve övgüler düzülen tuzukuru kesimin gençleri, sanki tüm gençliği temsil ediyormuş gibi sunuldu. Bu gençlerin iyi okullarda okuduğu, bilgisayarla büyüdüğü, isyankâr ve özgürlüklerine pek düşkün oldukları söyleniyor. Ancak bir de 90’lı yıllarda doğan işçiler var. Fabrikaların tozuna, pasına daha çocuk yaşlarda bulanmış işçilerin de söyleyecek sözleri var.

İşçi sınıfının gençleri uzun saatler boyunca ve ağır koşullarda çalışmaya mahkûm ediliyorlar. İş kazaları civan bedenlerini ya sakatlıyor ya da canlarını alıyor. Daha yaşamlarının baharında olmadık sorunlarla karşılaşıyorlar.

90’lı işçiler, onları en derinden yaralayan şeyin çocukluklarını yaşayamamak olduğunu belirtiyorlar. Yaşıtları sokakta oyunlar oynarken çalışmak zorunda kalanlardan, ilk olarak çocuklukları çalınmış. Genç yaşında kronik hastalıklarla yaşayan bir işçi 12 yaşında fabrikanın yolunu nasıl tuttuğunu şu sözlerle anlatıyor:

“12 yaşında bir kızdım. İlk işyerim kocaman makinelerin olduğu bir iplik fabrikasıydı. Orada korkunç günler yaşadım. Hemen işten çıkmak istedim, anneme söyledim. ‘Alışırsın kızım’ dedi. O makineler sanki beni dövüyordu, gün bitmek bilmiyordu. Çalışmak istemiyordum, annem ‘alışırsın kızım’ diyordu. Alışamadım.”

İşçi sınıfının gençleri uzun saatler boyunca ve ağır koşullarda çalışmaya mahkûm ediliyorlar. İş kazaları civan bedenlerini ya sakatlıyor ya da canlarını alıyor. Daha yaşamlarının baharında olmadık sorunlarla karşılaşıyorlar. Meselâ iş kazalarında en sık rastlanan durum, parmak ya da elin tümüyle kopmasıdır. Gencecik işçiler, utanarak ellerini ceplerinden çıkartmıyorlar; kendilerini eksik görüyor ve hayatları boyunca psikolojik sorunlarla boğuşuyorlar.

İşyerinde kötü muameleler ve aşağılamalar da çok canını yakıyor genç işçilerin. Onlar, hayvana bile daha iyi davranıldığını, bir hayvanın sağlığıyla ilgilenildiğini, fakat işçilerin sağlığı ve mutluluğuyla ilgilenilmediğini söylüyorlar. Örgütsüz oldukları için işittikleri küfürlere ve aşağılanmaya ses çıkaramadıklarını anlatıyorlar. Çünkü onurunu korumak, saygı beklemek işten atılma sebebidir işçiler için. Eğer müdürler tarafından fazla küfür, azar işitmedikleri bir işyerinde çalışıyorlarsa, orası “çok rahat” bir işyeri olabiliyor onlar için.

90’lı yıllarda doğan işçilerin sıkça değindikleri bir başka konu da çektikleri yalnızlık. İşyeri dışındayken arkadaşlık kurmaya ya da arkadaşlarıyla bir araya gelmeye ne vakitleri var, ne paraları ne de enerjileri. Yorgun argın evlerinin yolunu tutan işçilere mikrofon uzatıp hallerini sormaya başladığımızda, bize açıp cüzdanlarını gösterenler oluyor. Asgari ücrete çalıştıklarını söylüyorlar, o yaşlarda ev geçindirmeye çalışan işçilerin cebinde çay içecek para kalmıyor. Hal böyleyken arkadaşlarıyla vakit geçirmeleri de imkânsızlaşıyor. Bu nedenle oturdukları mahalleden şehrin merkezi yerlerine gitmek onlar için neredeyse imkânsız hale geliyor. Yoksulluk, tüm işçiler gibi genç işçilerin de sosyal faaliyetlere katılmasının önüne geçiyor.

Genç işçiler, Gezi Parkı’ndaki yaşıtlarına hiç benzemiyor. Kendileri ile onlar arasında sıkça şu farklardan söz ediyorlar: “Onlar çalışmak zorunda değil, biz çalışmak zorundayız. Onlar özel hastanelere gider, biz SGK’lara gidip sürünmek için bile zar zor izin alırız. Onların ‘nerede takılsam?’ sorunu vardır, biz ‘ailem için ne yapabilirim?’ diye düşünmek zorundayız. Onların gelecek kaygısı olmaz, biz ‘yarın ne yapacağım?’ diye düşünürüz. Onlar genellikle yüksek ücretli ve daha garantili işler bulurlar, bizim hiçbir zaman iş güvencemiz olmaz. Onlar iş kazasının ne olduğunu bilmezler, ama bizler iş kazalarında ya bedenimizden parçalar bırakır ya da canımızdan oluruz.” Kısacası zengin, tuzukuru kesimin çocuklarının payına hayatın sefasını sürmek düşerken, işçi gençlere ise hayatın cefasını çekmek düşüyor.

Görüldüğü gibi, tek bir gençlik yoktur. Bir tarafta patronlar sınıfının ve küçük-burjuva kesimlerin gençliği var, öte tarafta işçi sınıfının gençliği var. Tuzukuru kesimlerin gençlerinin yaşam koşulları ve dünyaya bakışı işçi sınıfının gençlerinden tümüyle farklıdır. İşçi sınıfının gençlerinin bilincini bulandırmak isteyen sermaye medyası, sürekli sınıf atlama hayalleri pompalıyor. İşçi sınıfının gençleri bu hayallere kanmadan sınıflarının ve sorunlarının bilincine varmalıdır. İşçi sınıfı gençleri için tek bir çıkış yolu var: Bir araya gelmek, örgütlenmek, bilinçlenmek ve mücadele etmek! Bunun dışında bir seçenek yoktur.

15 Ağustos 2013

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin üzerinden 20 yıl geçti. Aradan bunca yıl geçmesine rağmen, depreme karşı gerçek anlamda önlem alınmış değil. Her an olabilecek büyük İstanbul depremi sırasında halkın toplanması için boş bırakılan alanlara da AVM’...
  • Portekiz’de yakıt tankeri sürücüleri, 12 Ağustosta ülke genelinde süresiz genel greve çıktı. Tehlikeli Malzeme Taşıyıcıları Ulusal Sendikası’na (SNMMP) üye işçiler, maaş zammındaki anlaşmazlık nedeniyle kontak kapattı. Kosta Rika’daki devlet...
  • Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 15 Ağustos 2019 günü Mayıs 2019 dönemi Hanehalkı İşgücü Araştırmasını açıkladı. DİSK-AR hem TÜİK hem de İŞKUR’un Haziran 2019 verilerini değerlendirdi.
  • Yerel seçimlerin üzerinden bir hayli zaman geçmesine rağmen el değiştiren belediyeler üzerinden ortaya çıkan yolsuzluklar, haksızlıklar ile ilgili tartışmalar devam ediyor. Önceki belediye başkanlarının yaptıkları yolsuzluklar, haksızlıklar, kirli...
  • KHK ile kadroya geçirilen işçiler de dâhil edildiğinde, yaklaşık 500 bin işçiyi ilgilendiren kamu toplu iş sözleşmesi (TİS) imzalandı. Türk-İş ve AKP hükümeti arasında bayramın ikinci günü yapılan bir toplantıda imzalanan sözleşmeye göre, 2019’un...
  • Merhaba işçi kardeşlerim. Sizlere çalıştığım işyerindeki bir sohbeti aktarmak istiyorum. Ama konuya geçmeden önce, İşçi Dayanışması’nda çıkan bir yazıyı hatırlamak istiyorum. Yazının adı “Elma Hadisesi” idi. Yazıda 70’li yıllarda, bir fabrikadaki...
  • Merhaba dostlar! Geçtiğimiz günlerde uidder.org’da çıkan “Emekçi Kadınların Gözünden UİD-DER” başlıklı bir mektup okuduk. Çok geçmedi “İşçi Sınıfının Gençlerinin Gözünden UİD-DER” başlıklı Sefaköy’den bir grup genç arkadaşımızın sıcacık duygularını...
  • Atatürk Havalimanı 6 Nisan 2019 saat 02.47’de Singapur uçağıyla son hizmetini verdi. İstanbul Havalimanı yani 3. Havalimanı’nda ise, 6 Nisan 2019 saat 03.00’dan itibaren uçuşlar başladı. İstanbul Havalimanı’nın yapılmasına, Atatürk Havalimanı’nda...
  • Nepal’den, Bangladeş’ten, Pakistan’dan Katar’a giden yüz binlerce göçmen işçi, kölelik koşullarında çalışıyor. Bu işçilerin büyük çoğunluğu, 2022’de Katar’da gerçekleşecek Dünya Kupası maçları için inşa edilen stadyumlarda çalışıyor. Dünya Kupası...
  • İzmir Aliağa ilçesinin MHP’li Belediye Başkanı Serkan Acar, 31 Mart seçimlerinin ardından 180 işçiyi işten attı. Acar, işçileri işten atmasına “teknolojik gelişmeleri” gerekçe olarak göstermişti. Atılan işçilerin işlerine geri dönme mücadelesi...
  • Bizler çeşitli fabrikalarda çalışan bir grup işçiyiz. Bir yıl boyunca yoğun bir tempo içerisinde çalıştık ve bu yoğun tempodan az da olsa sıyrılıp bir tatile gittik. Her birimizin farklı farklı özellikleri, kültürleri olmasına rağmen bir hafta...
  • Türk-İş ile AKP hükümeti arasında, kamuda çalışan 200 bin işçi ilgilendiren 2019 dönemi Kamu Kesimi Toplu İş Sözleşmesi Çerçeve Protokolü görüşmeleri devam ediyor. Bugüne kadar gerçekleştirilen üç görüşmede işçilerin talepleri kabul edilmezken,...
  • Geçtiğimiz günlerde hepimizin bildiği gibi üniversite sınav sonuçları açıklandı. Sınava giren 2 milyonu aşkın öğrenciden 628 bin 796 öğrenci barajı geçemedi. Bu öğrenciler barajı geçemedikleri için sıkıntılı bir duruma düştüler. Peki, bunu hak...