Navigation

Buradasınız

İşçilerin Sordukları/40

Kasım 2015, İşçi Dayanışması No:92

AKP hükümeti işçileri yakından ilgilendiren iki önemli konuda değişiklik yaptı: Geçerli olan işkollarının sayısını azalttı, ağır ve tehlikeli işkollarının kapsamını daralttı.

Yıpranma payı işçiler için ne anlama geliyor?

Yıpranma payı, ağır ve tehlikeli işlerde çalışan işçilere, diğer sektörlere nazaran daha fazla güç gerektiren işlerde çalışmalarından dolayı verilen bir haktır. Örneğin maden işçileri yerin altında, kömür tozunun içinde ve hayati riski yüksek işte çalıştıkları için yıpranma oranları diğer işçilere göre çok daha fazladır. Bu nedenle bu işkolunda çalışan işçiler erken emeklilik hakkına sahipler. Bu hak son derece normal bir uygulamadır. Fakat AKP hükümetinin 2008’de çıkardığı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası (GSS) yasasıyla erken emeklilikten yararlanabilenlerin kapsamı daraltıldı. Yıpranma payının adı yasada “fiili hizmet süresi zammı” olarak değiştirildi.

“Fiili hizmet süresi zammı” olan işkolları, bu yasanın 40. maddesinde düzenlendi. Şu an 15 meslekte fiili hizmet süresi zammı uygulanmaktadır. Bunlar arasında çimento, alüminyum fabrikaları, döküm fabrikaları, demir ve çelik fabrikaları, asit üretimi yapan fabrika ve atölyeleri, itfaiye var. Bu kapsamdaki işçiler, çalıştıkları her yıl için yasada belirtilen tabloda mesleğine göre 60, 90 ve 180 gün ilave yıpranma payı alırlar. Daha önce gemi hizmetlerinde çalışan gemi adamları, gemi ateşleyicileri ve kömürcüleri, deri işçileri, sağlık çalışanları (hemşireler, röntgenciler), PTT postacıları AKP hükümetinin getirdiği yasayla kapsam dışına itildiler

Ağır ve tehlikeli işler yönetmeliği kötüleştirildi!

Sermayenin emrindeki AKP hükümeti, 2010’da Ağır ve Tehlikeli İşler Yönetmeliği’nde düzenlemeye giderek 40 işkolunu ağır ve tehlikeli olmaktan çıkardı ve normal işkolu haline getirdi. Sonra da bu yönetmeliği 2013’te yürürlükten kaldırdı. Bu yönetmelikte 153 işkolu veya meslek ağır ve tehlikeli kapsamında değerlendiriliyordu. Yönetmelik, ağır ve tehlikeli işkollarında özellikle kadın ve genç işçilerin çalıştırılma şartlarını düzenliyordu. İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun yürürlüğe girmesiyle ağır ve tehlikeli işkolları yönetmeliği kaldırıldı; işkolları az tehlikeli, tehlikeli ve çok tehlikeli olarak yasa çerçevesinde yeniden belirlendi. Bu yeni belirlemeye göre ağır ve tehlikeli işkolları kapsamındaki birçok işkolu kapsam dışında kaldı. Örneğin havaalanlarında uçuşa hazırlık işleri, sünger avcılığı, radyoloji makinelerinde çalışan işçiler ağır ve tehlikeli işkolu kapsamından çıkartıldı.

Kadın ve genç işçiler mağdur ediliyor!

Aynı zamanda kadın ve genç işçileri çalıştırma koşulları da değiştirildi. Kaldırılan yönetmelikte kadın işçilerin ay hali günlerinde ağır ve tehlikeli işlerde çalıştırılmayacağı yer alıyordu. Kadın işçiler ay hallerinde 5 gün izin kullanma hakkına sahiptiler. Kadın işçilerin çoğunlukla çalıştırıldığı iplik, dokuma ve giyim sanayii işkolunda ve hava alanında çalışan kadınların ay hali hakları yapılan değişiklikle kaldırılmış oldu.

Yine yapılan başka bir düzenlemeyle ağır ve tehlikeli işlerde çalışma yaşı, 16’yaşını doldurmuş çocukları kapsayacak şekilde indirildi. Düzenleme ile 16 yaşını doldurmuş çocukların artık ağır işlerde çalıştırılması yasal hale getirildi. Çocuk ve Gençlerin Çalışma Usulleri Yönetmeliğinde bulunan “çocuk ve genç işçilerin çalıştırılamayacakları işler” başlıklı liste kaldırıldı. Böylelikle çocuk ve genç işçilerin ağır ve tehlikeli işlerde çalıştırılmasını yasaklayan en önemli madde kaldırılmış oldu. Bunun yerine listeye “16 yaşını doldurmuş fakat 18 yaşını bitirmemiş genç işçilerin çalıştırılabilecekleri işler” listesi eklendi. Bu listede kiremit, tuğla ve ateş tuğlası işleri ile parafin ve plastik imalatı, selüloz üretimi ve benzeri işler var.

Patronlar ağır ve tehlikeli işler yönetmeliğini bir külfet olarak görüyorlar. Oysa ağır ve tehlikeli işlerde çalışan işçilerin maruz kaldıkları riskler ve yıpranma durumları göz önüne alınarak, farklı kuralların uygulanması gerekiyor. Kademeli olarak daha erken emekli olma, emeklilik prim gün sayısına yıpranma payının eklenmesi, daha yüksek miktarda sigorta primi ödenmesi, periyodik muayene ve günlük çalışma sürelerinin daha az olması gibi haklarımızı ancak örgütlü mücadeleyle iyileştirebilir ve koruyabiliriz.

23 Kasım 2015

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • Geçtiğimiz günlerde kısa bir video düştü internet âlemine… Sosyal medyada paylaşım rekorları kıran videoda tır şoförü Malik Yılmaz, “Evde Kal Türkiye” çağrısına cevap veriyor ve “Beni bu virüs öldürmez, düzeniniz öldürür” diyordu. Koronavirüs...
  • İşte, okulda, toplu taşımada, mahallede, markette, meydanlarda, sokaklarda… Yaşamın her alanında Covid-19 ile ilgili önlem alınması gerektiği medya üzerinden zihinlerimize enjekte ediliyor. Sık sık ellerini yıka, kolonya kullan, maske kullan, sağa-...
  • Geçtiğimiz günlerde Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) “Genç İstihdamında Küresel Trendler 2020” adlı bir rapor yayımladı. Rapora göre ne eğitimde ne de istihdamda yer alan gençlerin sayısı her geçen yıl artıyor. Bu şekilde sınıflandırılan gençlerin...
  • Koronavirüs fabrikayı ikiye böldü. Yakalanan ve yakalanmayanlar şeklinde değil elbette. Salgında “korunması öncelikli olanlar” ile “canı patlıcan sayılanlar” şeklinde. Hemen her sabah vardiyasında işçilerin başına çöreklenen patron, müdür ve...
  • Şu günlerde işyerlerimizde ve evlerimizde konuşulan tek bir konu var: Covid-19. Bu hastalık günlük yaşamımızın bir parçası haline gelmiş durumda. Bizim işyerinde de sürekli bu konu konuşuluyor. “Elimizi yıkayalım, kolonya sıkalım, kapının kolunu...
  • Dünya son günlerde koronavirüse karşı adeta “savaş” açtı. Medya aracılığıyla seferberlik ilan edildi. Sokağa çıkma yasaklarından, sınırların kapanmasına ve ticaretin durdurulmasına kadar birçok önlemden bahsediliyor. Çeşitli ülkeler ve aldıkları...
  • Koronavirüs salgını tüm gündemi belirliyor. Bu koşullarda bizler de bir grup genç işçi ve öğrenci olarak bir araya geldik ve bu konuyu kendi aramızda tartıştık.
  • 2018 ve 2019 boyunca pek çok ülkede işçiler, emekçiler sokaklara döküldüler. Çünkü işsizliğe, yoksulluğa, zamlara, pahalılığa çok öfkeliydiler. Elbette yoksul halkın iliğini kemiğini kurutan egemenlerin yolsuzluklarına da. “Yolsuzluk” yetkiyi kötüye...
  • Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, geçtiğimiz günlerde yayınladığı bir genelgeyle İçişleri Bakanlığının koronavirüs önlemlerinin geçerli olduğu süre boyunca toplu iş sözleşmelerini durdurduğunu açıkladı. Bakanlık, salgın nedeniyle toplu...
  • Sizlerin de bildiği gibi “hayat eve sığar” sözü, devlet yetkilileri tarafından bir kampanya spotu olarak kullanılmasıyla birlikte gerek sosyal medyada gerekse de başka biçimlerde insanların döne döne kullandığı bir argüman haline geldi. Bugünlerde...
  • Ben devlet hastanesinde çalışan bir sağlık işçisiyim. Yaşadığımız sorunları ve gözlemlerimi sizlerle paylaşmak istiyorum. Biliyorsunuz ki son dönemlerde tüm dünyayı etkisi altına alan yeni tip koronavirüs hastalığı konuşuluyor her yerde, insanlar...
  • Koronavirüs çıktığından bu yana okullarımız tatil edildi. Bu nedenle evde zaman geçiriyorum. Okula gidemediğimizden dolayı uzaktan eğitim alıyoruz. Tabii ki bu eğitim yetersiz, okula göre daha verimsiz oluyor. Okul arkadaşlarımın birçoğunun kafası...
  • Eskiden insanlar kendisine iyi haber veren, örneğin çocuğu olduğunu söyleyen, yani müjde veren birine hediye verirdi. Verilen müjdenin küçük de olsa somut bir karşılığı vardı. Müjdeyi veren “müjdemi isterim” der, aldığı hediyeyle mutlu olurdu....