Navigation

Buradasınız

İş Kazaları: Vahim Durumumuzu Ancak Biz Değiştirebiriz!

Ağustos 2010, No: 29

“Tüm dünyadaki verilerle kıyaslandığı zaman, Türkiye’deki iş kazaları ve özellikle ölümle neticelenen iş kazaları açısından oldukça vahim bir sonuç ortaya çıkıyor.” Bu sözlerin sahibi ne bir işçi ne de bir sendikacı. Bu sözlerin sahibi hükümetin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer. Demek ki artık mızrak çuvala sığmıyor. Bakanlar dahi acı gerçekleri ifade ediyor. Gazetelere yansıyan son haberlerde ölümle sonuçlanan iş kazalarında Türkiye dünyada, Hindistan ve Rusya’dan sonra üçüncü, Avrupa’daysa ilk sırada bulunuyor. Gerçekler bu denli yakıcı hale gelmişken artık biz işçilerin de hiç vakit kaybetmeden yapacağı çok şey var.  

Geçtiğimiz Haziran-Temmuz aylarında madenlerde, tersanelerde, inşaatlarda, kot kumlamada ve daha birçok sektörde ardı ardına yaşanan iş cinayetlerinde yüzden fazla işçi kardeşimiz hayatını kaybetti. Birçoğu, taşeron firmada çalışan işçiler, sigortasız, düşük ücret ve ağır iş yüküyle çalışıyorlardı. Madenlerde, günlerce işçilerin cesetleri yerin altından çıkarılmadı, silikozis hastalığına yakalanan işçiler gün gün ölümü bekliyorlar. İşçi kardeşlerimiz hayatından olurken, iş cinayetlerinin sorumluları olan patronlara ise hiçbir ceza verilmiyor. Hepsi korunuyor, kollanıyor. Başbakan “bu işin doğasında ölüm var” diyerek patronlara arka çıkmakta gecikmedi. Oysa Zonguldak Karadon Maden Ocağında 17 Mayısta meydana gelen ve 30 işçinin öldüğü grizu patlamasında suçun yüzde 30’nun devlette, yüzde 70’in ise taşeron firmada olduğu açıklandı, rapor yayınlandı.

Hükümetin Çalışma Bakanı kendi deyimi ile oldukça vahim olan bu duruma ve tepkilere karşı “İş Sağlığı ve İş Güvenliği Kanunu” ile ilgili yeni bir kanun taslağı hazırladı. Patron örgütleri ve sendikaların da görüşlerinin alındığı kanun tasarısına bir bakalım: İşçiler, getirilmek istenen düzenlemeye göre, ciddi ve yakın tehlike ile karşı karşıya kaldıklarında patrona başvurarak durumun tespitini isteyecek ve gerekli tedbirlerin alınmasını talep edecekler. İşçilerin başvurusunu dikkate alıp inceleyen patron şikâyeti haklı bulursa işçiler, gerekli iş sağlığı ve güvenliği tedbiri alınıncaya kadar iş bırakabilecekler. Yani gerçekte işçileri koruyacak bir yasal düzenleme söz konusu değildir. Yasa işçilere doğrudan iş bırakma hakkı tanımamakta, son sözü patrona bırakmaktadır ki, hiçbir patron “buyurun çalışmayın” demez, dememektedir.   

Yasa tasarısında şunlar da var: “mesai saatleri içinde iş güvenliği ve sağlığı eğitimleri verilecek”, “çalışan işçilerin iş sağlığı ve güvenliği konusunda oluşturulacak kurulda işçilerin fikirleri alınacak”, “50 işçi kriteri kaldırılarak işyeri hekimi ve işyeri güvenlik uzmanı bulundurulacak”, “düzenlemelere uymayan patronlara 100 ila 8 bin liraya kadar para cezası verilecek.” Tüm bu maddelerin bir kısmı halen yürürlülükte olan mevzuatta da var. Fakat gerçekte bu düzenlemeler iş kazalarının ve ölümlerin önüne geçemez. İş kazalarına neden olan işçilerin eğitimsiz olmaları değil, alınmayan önlemler, yoğun ve yorucu iş temposudur. Ayrıca patronların işçilerin fikirlerini ne kadar dikkate alacağı malum… Tüm buna rağmen patronlar örgütü Türkiye İşverenler Sendikaları Konfederasyonu (TİSK) kanun tasarısına karşı çıkarak patronların sırtına ağır yük bindirildiğini, asıl sorumlunun işçiler olduğunu söyleyecek denli küstahça açıklamalarda bulundu.

Dünya Sağlık Örgütü’nün raporlarına göre Türkiye’de yılda 170 bin iş kazası meydana geliyor. Bu kazalarda yılda bin 140 işçi hayatını kaybederken 2 bin 850 kişi sakat kalıyor. Yaşanan iş cinayetlerine rağmen patronların bu kadar rahat olmasının nedeni biz işçilerin örgütsüz oluşudur. İşçi sağlığı ve güvenliği için yeterli düzeyde mücadeleyi yükseltebilmiş değiliz. Tek başına sesini çıkaran işçiler derhal işten atılıyor. Sendikalara yerleşmiş bürokrat sendikacılar ise işçilere önderlik ederek, patronlardan hesap soracak bir mücadeleye niyetli değiller. Hatta mücadeleci işçilerin önünü kesiyor bu sendika bürokratları.

Bütün bu olumsuzluklara rağmen sinip bir köşeye çekilmemeliyiz. Yaşanan iş cinayetlerinde sendikalar yasaları, patronlar işçileri suçluyor, hükümetse “kader” diyor. Herkes topu birbirine atarken yeni yeni iş cinayetleri kapımızı çalıyor. Her geçen gün vahimleşen çalışma koşullarını değiştirmek ancak biz işçilerin elindedir. İşçi sağlığı ve güvenliği tedbirlerini almak, insanca koşullarda çalışma hakkı kazanmak biz işçilerin örgütlü mücadelesiyle mümkündür. Can güvenliğimizi korumak için kendimize güvenmeliyiz. Her gün her saat karşı karşıya kaldığımız tehlikelere boyun eğerek yaşamak mümkün değildir. Çalıştığımız işyerlerinde sağlık ve güvenlik önlemlerinin alınması için birleşmeli ve mücadele etmeliyiz.

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Kurulları Kurulsun ve İşçilerin Denetimine Verilsin!

17 Ağustos 2010
...önceki
ÇAĞRI

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • TÜİK Haziran 2019 işsizlik rakamlarına göre Haziran ayı itibariyle işsizlik yüzde 13’e yükselirken, işsizlerin sayısı 4 milyon 233 bine çıktı. Gerçekte işsizlerin sayısı çok daha fazladır. Çünkü TÜİK, işsiz kalıp da bir ay içinde iş başvurusu...
  • Merhaba arkadaşlar, çalıştığım fabrikada her ay mutlaka maaşta kesinti oluyor. Bazı işçi arkadaşlarımız insan kaynaklarına maaşların neden kesildiğini sorduklarında şu cevabı alıyor: “Geç gelmişsindir ya da işe gelmediğin olmuştur, ondan dolayı...
  • Fransa’nın başkenti Paris’te işçiler emeklilik hakkına yönelik saldırıları grevlerle protesto ediyor. Genel İşçi Konfederasyonu (CGT) üyesi taşıma işçileri, “reform” adı altında emeklilik hakkının tırpanlanmasına karşı 13 Eylülde grev gerçekleştirdi...
  • DERİTEKS, 14 Eylülde VIP Tekstil önünde işten atmaları, artan baskıları protesto etmek için bir basın açıklaması yaptı. Basın açıklamasına TÜMTİS, Petrol-İş, Koop-İş, Türk Metal, Tekgıda-İş, Basın-İş sendikalarının temsilci ve yöneticilerinin yanı...
  • Her gün aydınlanan güne uyanıp, günlük hayat koşturmamıza başlıyoruz. İşe, okula giderken bir kısmımız yolu haber okuyarak, bir kısmımız da sosyal medyaya bakarak geçiriyor. Peki, hangi sabah bu haberlere ve gelişmelere bakarken bir cinayet veya...
  • Merhaba dostlar, işçi ve emekçiler olarak hayatımızın her alanında kapitalist sistemin bize dayattığı ağır şartları yaşıyoruz. Bu sistem bizi hayatın her alanında eziyor. Yıllarca okuyup aylarca işsiz kalan ve henüz yeni iş bulabilmiş genç bir...
  • MESS ile işçi sendikaları arasında sürecek grup toplu iş sözleşmesi görüşmelerinin başlamasına kısa bir süre kaldı. Yetkili sendikalar işçilerin ücret ve sosyal haklarına yapılmasını talep ettikleri zam oranlarını açıklamaya başladılar. Gerek...
  • General Motors’un Güney Kore’deki 3 fabrikasında çalışan yaklaşık 8 bin işçi, 9 Eylülde greve çıktı. Kore Metal İşçileri Sendikası (KMWU) üyesi işçiler ücret artışı talebiyle üç günlük bir grev gerçekleştirdiler. Arjantin’de Başta kamu çalışanları...
  • 12 Eylül 1980 askeri faşist darbesinin üzerinden 39 yıl geçti. Ama darbecilerle ve onları işbaşına çağıran sermaye sınıfıyla davamız kapanmadı. İşçi sınıfının mücadele örgütleri 12 Eylül’ü asla unutmamalı ve unutturmamalı. Çünkü Türkiye işçi...
  • Geçtiğimiz günlerde UİD-DER olarak Cargill direnişçilerini ziyarete gittik. Cargill işçileri Tek Gıda-İş sendikasına üye oldukları için haksız yere işten çıkarılmışlardı. O günden sonra mücadeleye başladılar. Şu an ise 500 günü aşkın bir süredir...
  • Güney Afrikalı binlerce kadın giderek artan kadına yönelik şiddeti protesto etmek için 4 Eylülde sokaklara döküldü. Emekçi kadının ezilmişliğini besleyerek büyüten kapitalist sisteme ve temsilcilerine tepki gösteren kadınlar, eylemlerini Dünya...
  • İngiltere’de South Western Demiryolu Şirketine bağlı çalışan işçiler 30 Ağustosta greve çıktı. İşçiler şirketin istasyonlarda ve trenlerde güvenlik işçilerini işten çıkarma planını engellemek için uzun süredir mücadele yürütüyor. Haziran ayında 5...
  • Geçtiğimiz günlerde yeni yönetimini belirleyen Petrol-İş Sendikası, Cargill direnişini 512. gününde (11 Eylül) ziyaret etti. Genel Başkan Süleyman Akyüz ve sendikanın merkez yöneticileri ile Gebze’deki işyerlerinden gelen işçi temsilcilerinin...