Navigation

Buradasınız

Mücadeleci Bir İşçi Önderi: Kemal Türkler

Kemal Türkler’in katledilmesinin üzerinden 35 yıl geçti. Onun yaşamı direnişler, grevler ve mücadeleyle doluydu. Metal işçilerinin MESS’e ve Türk Metal çetesine karşı ayağa kalktığı bu günlerde, Kemal Türkler gibi mücadeleci işçi önderlerinin hatırlanması ve yaşamlarından dersler çıkarılması, bugünün işçi kuşakları için önem taşıyor. Maden-İş’in başında bulunan Kemal Türkler, metal işçilerinin de lideriydi. Maden-İş, uzun grevlerle MESS patronlarını dize getirmeyi başarmıştı ve dürüst, namuslu, yüreği işçi sınıfından yana atan Kemal Türkler bu mücadeleye önderlik etmişti.

Tam da bundan dolayı patronların düzenine bir tehdit olarak görüldüğü için 22 Temmuz 1980’de sermayenin paramiliter güçleri tarafından katledilmişti Kemal Türkler. İşçi önderlerini katleden devlet destekli faşist güçler, sınıf mücadelesine büyük darbe vurmayı planlamışlardı. Onun katledilişi, aynı zamanda 12 Eylül faşist darbesinin hazırlık evresinin de son aşaması idi. Yüz binlerce işçinin katılımıyla yapılan Kemal Türkler’in cenaze töreni, darbe öncesi işçilerin gerçekleştirdiği son kitlesel büyük yürüyüş oldu.

Türkler’in katledilişinin hesabı hâlâ sorulabilmiş değil, burjuva devletin adalet çarkları suçluları cezalandırmak için dönmüyor. Kemal Türkler’in esas katili elbette ki kapitalist sömürü düzendir ve nihai hesap ondan sorulmalıdır. Bu hesabı soracak olan ise mücadeleci işçi sınıfıdır. Aşağıdaki yazı, Kemal Türkler’in eşi Sebahat Türkler ile görüşülerek hazırlanmış ve İşçi Dayanışması’nın 4 Nolu sayısında çıkmıştı. Kemal Türkleri ölümünün yıl dönümünde saygıyla anarken, metal işçilerinin mücadelesinin sürdüğü şu günlerde, aşağıdaki yazının okunmasının anlamı olacağını düşünerek yeniden yayınlıyoruz.

*     *     *

Kemal Türkler’i daha yakından tanımak için eşi Sebahat Türkler ile sohbet ettik. Kemal Türkler’in yaşamı, mücadelesi, kişiliği hakkında birçok anıyı Sebahat abladan dinledik. Sebahat Türkler sınıf mücadelesinin yükseldiği zorlu dönemeçlerin ve verilen kayıpların canlı tanıklarından biri. O, Kemal Türkler’i her andığında “başka türlü bir insandı” diyor.

1926’da dünyaya gözlerini açan Türkler, 1947’de Hukuk Fakültesine kaydoldu, aynı yıl Bakırköy’de kurulu olan Emayetaş fabrikasında işçi olarak çalışmaya başladı. Ekonomik güçlükler nedeniyle okulu bırakmak zorunda kalan Kemal Türkler, 1951’de Maden-İş sendikasına üye olarak sendikal örgütlenme içinde yerini aldı. 1954’te Maden-İş sendikası genel başkanlığına getirilen Kemal Türkler, sınıf içerisinde örgütlenme çalışmalarına hız vererek Maden-İş’in örgütlülüğünün tüm ülkeye yayılmasında önemli bir rol oynadı.

1961 Anayasasının kısmi düzeyde de olsa sendikaların önünü açmasıyla Kemal Türkler çalışmalarını daha da yoğunlaştırdı. Onun önderliğindeki Maden-İş Sendikası, örgütlenme çalışmalarının bir sonucu olarak Türk-İş içinde öne çıkmaya başladı. Türkler 13 Şubat 1961’de Türkiye İşçi Partisinin kuruluşunda yer aldı ve genel başkan yardımcısı oldu.

Kavel işçilerinin 1963’te başlatmış olduğu direniş sırasında işçilerin başında olan Türkler, Singer işçilerinin 1969 yılındaki grevi nedeniyle tutuklanacaktı. Kemal Türkler, bu yıllarda Türk-İş yönetiminin grevlere karşı takındığı patron yanlısı tavrı ve sendikal anlayışı eleştiriyordu. Türk-İş Paşa­bahçe grevini desteklemeyerek işçileri yalnız bırakmıştı. Bunun üzerine Kemal Türkler daha mücadeleci bir sendikal anlayışı savunan diğer arkadaşlarıyla birlikte Türk-İş’ten koparak yeni bir sendikal birlik oluşturma sürecini hızlandıracaktı. 13 Şubat 1967’de, Rıza Kuas, Mehmet Alpdündar, Kemal Nebioğlu ve İbrahim Güzelce ile birlikte Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonunun (DİSK) kurulmasına öncülük etti.

Mücadeleci sınıf sendikacılığı anlayışını yükselten DİSK, hem burjuvaziyi hem de işbirlikçi Türk-İş yönetimini ürkütmüştü. Bu nedenle DİSK kapatılmak istendi. Ancak işçi sınıfının 15-16 Haziran direnişiyle DİSK’i sahiplenmesi, sendikanın kapatılmasını engellemişti. Ne var ki, direnişten kısa bir süre sonra Kemal Türkler tutuklanacaktı.

50 yıldan beri kutlanamayan ve işçi sınıfına unutturulmak istenen 1 Mayıs’ın 1976 yılında açık alanda kitlesel olarak kutlanmasında, o dönemde DİSK’in Genel Başkanı olan Kemal Türkler’in de önemli bir rolü oldu. Yüz binlerin katıldığı 1977 1 Mayıs’ında da DİSK’in Ge­nel Başkanlığını sürdüren Kemal Türkler, o yıl­ın sonunda yapılan DİSK genel kurulunda genel başkanlığa seçilemedi. Fakat Türkler, Maden-İş sendikasının genel başkanı olarak çalışmalarını sürdürecekti. Maden-İş’in 19 Aralık 1979’daki genel kurulunda Enter­nas­yo­nal Marşı söylendiği gerekçesiyle 1980 yılının Ocak ayında sıkıyönetim mahke­mes­­i taraf­ından tutuklanacak, 1 ay sonra da tahliye edilecekti. Ancak yükselen devrimci işçi hareketini bastırmak isteyen patronlar sınıfı, işçi sınıfının bu çalışkan, dürüst ve mücadeleci önderini katletti.

Sebahat Türkler, Kemal Türkler’in “daima işçilerle iç içe” olduğunu dile getiriyor. Sohbetimiz esnasında gözümüz odasındaki işçi fotoğraflarına takılıyor. Her yanda siyah beyaz, işçi ve Kemal Türkler fotoğrafları… Birbirini tamamlayan kareler ortasında Sebahat Türkler, “sadece işyerlerinde değil, sokakta, alışverişte, sahilde, her yerde etrafımızı işçiler sarardı. İşçilerle çalışıyor, onlarla birlikteyken çok mutlu oluyordu” diyor. İşçilerin güvendiği, her daim yanında oldukları önderleri, bugünün sendikacılarına hiç benzemiyordu. Koltuklardan kalkmadan, mücadeleye girmeden, sınıfın güvenini kazanmadan işçi önderi haline gelinmiyor.

Sebahat Türkler, Kemal Türkler’den bahsederken “hiç gösteriş düşkünü olmadı, iki buçuk yıl boyunca sendikadan tek kuruş para da almadı” diyor. Para ve mevki kaygısı olmayan Kemal Türkler, yaşamı boyunca sınıfın çıkarlarını koruma ve mücadelesini yükseltme uğraşında oldu.

Sebahat Türkler kendisi gibi, Kemal Türkler’in de yoksul bir aile çocuğu olduğunu söylüyor. Dikkatimizi albümdeki farklı Kemal Türkler fotoğrafları çekiyor. Bir fotoğrafta Kemal Türkler elinde orak ile ekin biçiyor, diğerinde inşaat işçileriyle duvar örüyor, mitingde, grevde konuşma yapıyor. Sebahat abla, şimdiki Gönen tesislerine ait fotoğrafları gösteriyor ve ekliyor: “167 liraya Gönen alındı. Biliyor musunuz 22,5 yıllık evlilik hayatımızda çok nadir tatil yaptığımızı hatırlıyorum. Toplu sözleşmelerde işçilerin tatil yapmasını savunurken kendisi neredeyse hiç tatil yapmıyordu.”

Evde de çok “çalışkan bir insan” olduğunu söylüyor Se­bahat Türkler: “Terzilik bilir, evin her yanını kendisi tamir ederdi. Birçok kez eve döndüğünde ceketinin olmadığını fark ederdim. Meğer ceketleri kimi işçilere veriyormuş. Dön­düğünde yeni bir ceket dikmek için terzi masasında görürdüm onu. Düzenli bir insandı. Asla bağırmazdı. Çevresinde çok saygı uyandırırdı.”

Sebahat Türkler hâlâ sendikaları düzenli ziyaret ediyor. İşçi hareketinin içinde bulunduğu durumu kabullenemiyor. En militan, en coşkulu ve aktif dönemi gören Sebahat Türk­ler, yaşadığımız dönemin durgunluğunun da atlatılacağına yürekten inanıyor. Geçmiş yıllarda sendikaların, örneğin DİSK’in canlı yerler olduğunu, kapılarının gece yarılarına dek açık olduğunu söylüyor. İşçilerin sendikacılarla konuştuğu, toplantı ve eğitimlerin yapıldığı, yeni örgütlenme ve sorunların konuşulduğu kurumlar olduğunu belirtiyor.

Sebahat Türkler DİSK’in kurulduğu gün hazırlanan DİSK amblemini ve kurucuların imzalarını gösteriyor. Türk-İş’in siyaset dışı, sınıflar üstü sendikal anlayışına son verdi Kemal Türkler ve arkadaşları. Mücadeleci bir sendikal anlayışın açtığı yolda işçi sınıfı birçok hak kazandı. Bu mücadeleci anlayış 15-16 Haziran’da kendini göstermiş ve işçi sınıfı sendikasına sahip çıkmıştı. 1 Mayıs, DGM direnişleri ve faşizme karşı verilen mücadelelerde Kemal Türkler daima en önde oldu.

Sohbetimizin bir yerinde Sebahat Türkler’e duvarda duran bir başka fotoğrafı soruyoruz. Elleriyle fotoğraftaki işçileri adeta okşayarak anlatıyor. “Onlar grev oylaması yapan işçilerdir. Kimileri hâlâ buraya gelir, konuşuruz.” 1976 yılında çekilmiş bir fotoğraf diyor ve ekliyor: “Şu işçilerin güzelliğine bir bakın!”

Şu işçilerin güzelliğine bir bakın diyor Sebahat Türkler. Yaratan ve üreten işçilerin kir, pas ve ter içindeki yüzleri neşeli ve umutlu... Umut bir kez daha işçide, mücadelede ve devrimde diyerek sohbetimizi bitiriyoruz.

22 Temmuz 2015

Son Eklenenler

  • Sakarya’nın Hendek ilçesindeki Büyük Coşkunlar Havai Fişek Fabrikasında 6 işçinin hayatını kaybettiği, 118 işçinin ise yaralandığı patlama sonrası patron örgütü MÜSİAD, fabrikanın sahibi Yaşar Coşkun’a kol kanat germekte gecikmedi. MÜSİAD Genel...
  • Bir tüccar tüm eşyalarını eşeğinin sırtına yüklemiş atının sırtına binmiş ve yeni pazarlar bulmak için şehre doğru yola koyulmuş. Ne at ne de eşek bir ay sürecek zorlu bir yolculuğa çıktıklarının farkındaymış. Başlangıçta bir zorluk görünmüyor, yol...
  • Kendisini sermayeyi büyütmeye adamış kapitalist egemenler, bu uğurda sürekli politika geliştirmişlerdir. Örneğin yıllarca evin dört duvarı arasına sıkıştırılmış kadın emeği, patronların ihtiyacı olduğunda derhal fabrikalara yönlendirilmiştir. 1....
  • Onların isimlerini okul kitaplarından öğrendik. “Yeni Dünya”nın kurucuları olarak bahsediliyordu onlardan. “İlkellere”, “vahşilere” medeniyet götürmüşlerdi çünkü. Yıllarca Batı uygarlığının kahramanları, medeniyetin sembolleri olarak anılıp...
  • “Gereksiz yere yanan ışıkları kapatın”, “duş süresini kısaltın”, “pencerelerinizi kontrol edin”, “diş fırçalarken suyu kapatın”, “peteklerinizin arkasındaki duvarı kaplayın”… Biz işçi ve emekçiler böyle tavsiyeleri çok sık duyarız. Ama koronavirüs...
  • Sakarya’nın Hendek ilçesindeki Büyük Coşkunlar havai fişek fabrikasında 3 Temmuzda ardı ardına patlamalar meydana geldi. Fabrikada 200 civarı işçinin çalıştığı belirtilirken, şu ana kadar 4 işçinin hayatını kaybettiği, içinde durumu ağır olanların...
  • Yaşadığı çağı anlamlandırmaya çalışan insan, tarih boyunca geleceğe yönelik çeşitli tasavvurlarda bulundu. Mesela edebiyat tarihinin ilk bilimkurgu yazarı olarak bilinen Samsatlı Lukianos, bir eserinde dönemin en hızlı teknolojik aracı olan...
  • Merhaba arkadaşlar. Ben özel sektörde çalışan bir eğitim emekçisiyim. Her yıl 10 aylık sözleşmelere imza atıp 3 kuruşa yaşamaya çalışan binlerce öğretmenden biriyim. Haftanın altı günü sabah 9’dan akşam 7’ye en az 10 saat, posamız çıkana kadar...
  • Selam olsun 15-16 Haziran büyük işçi direnişini miras bırakan işçi sınıfına, selam olsun sınıfımızın tarihini bizlere taşıyan derneğimiz UİD-DER’e! Derneğin sitesinde yayınlanan akışı okurken ve izlerken kendimi son derece mutlu ve gururlu hissettim...
  • 8 yaşında bir kız çocuğu hayata dair ne kadar şey bilebilir? Hayatın yükünü ne kadar sırtlayabilir? Adı üstünde çocuk… Çocuk oyun oynamak ister, gülmek ister. Gelecek henüz çok uzaktır onun için. Büyümek için, hayatın yükünü taşımak için önünde daha...
  • ABD’de ırkçı bir polis, gözaltına aldığı siyah Amerikalı George Floyd’un boynuna dizini dakikalarca bastırarak öldürdü. Ölmeden önce defalarca “nefes alamıyorum” diye haykıran Floyd’un katledilişi, ABD’de büyük yankı uyandırdı. Ülke çapında başlayan...
  • Koronavirüs, tek derdi kâr etmek olan patronlar için büyük bir fırsata dönüştürüldü. Zaten sinekten yağ çıkartırcasına bizleri çalıştıran patronlara, muazzam bir vurgun kapısı daha açılmış oldu. Ekranlarda işçilerin sağlığını düşünüyoruz diyenler,...
  • İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG Meclisi), Emeklilik Çağında Çalışan İşçiler İş Cinayeti Raporu hazırladı. Rapora göre, 2013-2019 yılları arasında “emeklilik çağında çalışan” en az 1925 işçi, iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi. Raporda...

UİD-DER Aylık Bülteni