Navigation

Buradasınız

Mücadeleci İşçi Önderi Kemal Türkler’i Unutmayacağız

Temmuz 2014, No:76
Kemal Türkler, yaşamını, işçi sınıfının örgütlenmesine ve insanca yaşanacak bir dünya kurma mücadelesine adadı. Onun yaşamı direnişler, grevler ve mücadeleyle doluydu. Önderliğini yaptığı Maden-İş ve DİSK o dönemde işçilerin mücadele örgütleriydi. Patronlar sınıfının dayattığı uzlaşmacı sendikacılık anlayışına karşı işçilerin büyük bir güvenle sahip çıktıkları mücadeleci sendikalardı.
Sebahat Türkler, eşi Kemal Türkler’i İşçi Dayanışması’­na şu sözlerle anlatmıştı: “Sadece işyerlerinde değil, sokakta, alışverişte, sahilde, her yerde etrafımızı işçiler sarardı. İşçilerle çalışıyor, onlarla birlikteyken çok mutlu oluyordu. Hiç gösteriş düşkünü olmadı, iki buçuk yıl boyunca sendikadan tek kuruş para da almadı.”

DİSK’in unutulmaz önderi Kemal Türkler’in katledilmesinin üzerinden 34 yıl geçti. İşçi sınıfının yükselen mücadelesinin önünü kesmeye çalışan patronlar sınıfı Türkler’i ortadan kaldırmak istiyorlardı. Nitekim MHP’li faşist çeteler 22 Temmuz 1980’de Türkler’i katlettiler. Sömürü düzeninin sahipleri, Türkler’in katilinin yargılanmasını engellediler. Kemal Türkler’in katili yargılanmadan ve işçi sınıfına karşı işlediği bu suçun cezasını çekmeden öldü. Türkler’in esas katili sermaye sınıfıdır ve işçi sınıfı nihai hesabı elbet ondan soracaktır.

Kemal Türkler, yaşamını, işçi sınıfının örgütlenmesine ve insanca yaşanacak bir dünya kurma mücadelesine adadı. Onun yaşamı direnişler, grevler ve mücadeleyle doluydu. Önderliğini yaptığı Maden-İş ve DİSK o dönemde işçilerin mücadele örgütleriydi. Patronlar sınıfının dayattığı uzlaşmacı sendikacılık anlayışına karşı işçilerin büyük bir güvenle sahip çıktıkları mücadeleci sendikalardı. Elbette bunda Türkler’in ve mücadele arkadaşlarının payı büyüktü. Bu nedenle böylesi mücadeleci işçi önderlerinin hatırlanması ve yaşamlarından dersler çıkarılması, bugünün genç işçi kuşakları için büyük önem taşıyor.

Kemal Türkler, 1951’de Maden-İş Sendikası’na üye olarak sendikal örgütlenme içinde yerini aldı. 1954’te Maden-İş genel başkanlığına getirilen Türkler, sınıf içerisinde örgütlenme çalışmalarına hız vererek Maden-İş’in örgütlülüğünün tüm ülkeye yayılmasında önemli bir rol oynadı. Maden-İş, o gün üyesi olduğu Türk-İş içinde öne çıkmaya başladı.

Kavel işçilerinin 1963’te başlattığı direniş sırasında işçilerin başındaydı Türkler. Kemal Türkler, bu yıllarda Türk-İş yönetiminin grevlere karşı takındığı patron yanlısı tavrı ve sendikal anlayışı eleştiriyordu. Türk-İş, Paşabahçe grevini desteklemeyerek işçileri yalnız bırakmıştı. Bunun üzerine Kemal Türkler, daha mücadeleci bir sendikal anlayışı savunan diğer arkadaşlarıyla birlikte Türk-İş’ten koparak yeni bir sendikal birlik oluşturma sürecini hızlandırdı. 13 Şubat 1967’de Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) kuruldu.

Mücadeleci sınıf sendikacılığı anlayışını yükselten DİSK, hem patronlar sınıfını hem de işbirlikçi Türk-İş yönetimini ürkütmüştü. Bu nedenle DİSK kapatılmak istendi. Ancak 150 bin işçinin 15-16 Haziran 1970’te iki gün boyunca direnişe geçerek DİSK’i sahiplenmesi, sendikanın kapatılmasını engellemişti.

50 yıldan beri kutlanamayan ve işçi sınıfına unutturulmak istenen 1 Mayıs’ın 1976 yılında açık alanda kitlesel olarak kutlanmasında, o dönemde DİSK’in Genel Başkanı olan Kemal Türkler’in önemli bir rolü oldu. Yüz binlerin katıldığı 1977 1 Mayısı’nın örgütlenmesinde ise Kemal Türkler’in rolü yine önemliydi. Ancak o yılın sonunda yapılan DİSK genel kurulunda Türkler, CHP’li sendikacıların ve bazı reformist solcuların manevraları sonucu genel başkanlığa seçilemedi. Fakat Türkler, Maden-İş Genel Başkanı olarak çalışmalarını sürdürecekti. Ancak yükselen devrimci işçi hareketini bastırmak isteyen patronlar sınıfı, işçi sınıfının bu çalışkan, dürüst ve mücadeleci önderini katletti.

Sebahat Türkler, eşi Kemal Türkler’i İşçi Dayanışması’­na şu sözlerle anlatmıştı: “Sadece işyerlerinde değil, sokakta, alışverişte, sahilde, her yerde etrafımızı işçiler sarardı. İşçilerle çalışıyor, onlarla birlikteyken çok mutlu oluyordu. Hiç gösteriş düşkünü olmadı, iki buçuk yıl boyunca sendikadan tek kuruş para da almadı.” İşçilerin güvendiği, her daim yanında oldukları Türkler, bugünün sendikacılarına hiç benzemiyordu. Koltuklardan kalkmadan, mücadeleye girmeden, sınıfın güvenini kazanmadan işçi önderi haline gelinmiyor.

Geçmişte mücadeleci bir sendikal anlayışın açtığı yolda işçi sınıfı birçok hak kazanmıştı. Bu mücadeleci anlayış 15-16 Haziran’da kendini göstermiş ve işçi sınıfı sendikasına sahip çıkmıştı. 1 Mayıs, DGM direnişleri, MESS grevleri ve faşizme karşı verilen mücadelelerde Kemal Türkler hep ön saflardaydı.

İşçi sınıfı ne Kemal Türkler’i ne de verilen mücadeleleri unutacak! Katillerden ve kapitalist düzenden hesap elbet sorulacak ve bilinçli işçilerin önderliğinde sendikalar, yeniden gerçek birer işçi örgütü haline getirilecek!

17 Temmuz 2014

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • Koronavirüse karşı önlem olarak söylenen “el yıkamak” Afrika’nın yoksul emekçileri açısından mümkün değil. Suya erişimin çok kısıtlı ve pahalı olduğu Afrika ülkelerinde hastaneler dahi sudan ve temel hijyen maddelerinden yoksun. Sağlık işçileri...
  • Patronlar ve hükümet, menfaatleri gereği, hangi yalana nasıl inanmamızı istiyorlarsa, bizi en kolay nasıl aldatacaklarsa öyle çevirip kıvırıyorlar. Bir şey anında tam karşıtına dönüşebiliyor. Yıllardır doğru olduğunu adımız gibi bildiğimiz şeyler...
  • Ben özel bir hastanede çalışan sağlık işçisiyim. Koronavirüsü bahanesiyle, üç haftadır arkadaşlarımız zorunlu yıllık izne veya ücretsiz izine çıkartıldı. İzne çıkartılırken “sizi korumak adına” diyen patronlar, virüs bahanesiyle krizin yükünü...
  • İçinden geçtiğimiz süreç tam anlamıyla at iziyle it izinin birbirine karıştığı bir dönemdir. Çok masum görünen şeylerin arkasında bile burjuvazinin kandırmacaları olabileceğini akıldan çıkarmamak gerekir. Burjuvazi ve temsilcileri, yaptıkları...
  • Sermaye sınıfının hizmetindeki siyasi iktidar, 2018’de ülkenin yeni bir krize sürüklenmesiyle, Kısa Çalışma ve Kısa Çalışma Ödeneği Yönetmeliğinde yaptığı değişikliklerle işverenlerin bu uygulamadan yararlanmasını kolaylaştırdı. Bu kez dünya...
  • Tüm dünyada egemen sınıf bir olmuş, koronavirüs üzerinden korku salıyor. Fakat öte yandan en basit önlemleri bile almıyorlar. Bu nasıl ikiyüzlülük? Üstelik bu süreç kapitalizmin nasıl vicdansız ve aşağılık bir sistem olduğunu başka bir noktadan da...
  • Kapitalist sistem çürümeye başladı ve yaşadığı büyük krizin içerisinde çırpınıp duruyor. Sermaye sınıfı, uzun süredir bu büyük krizi atlatma politikaları üretip, kendini aklama derdinde. Son aylarda adını bol bol duyduğumuz Covid-19’u bahane ederek...
  • Her sabah felaket senaryoları ile açıyoruz gözlerimizi. Yakın çevremizden, ailemizden aldığımız haberlerden ücretsiz izinlerin ve işten atmaların yaygınlaştığını, çalışma koşullarının ağırlaştığını ve haklarımızın git gide ellerimizden alındığını...
  • Hollywood filmlerine taş çıkartan senaryolarla küresel bir tantananın kopartıldığı, muazzam bir ikiyüzlülüğün sergilendiği günlerden geçiyoruz. Her gün yeni sayılar açıklanarak koronavirüs salgınının nasıl da hızlı yayıldığı ilan ediliyor, panik...
  • Dünyanın dört bir yanında koronavirüs salgını bahanesiyle patronlar sınıfı toplu işten atmalara başladı. Daha şimdiden dünya genelinde 20 milyonun üzerinde işçi işsiz kaldı. Henüz işten atılmayanlar ise ya ücretsiz izne çıkarılıyor ya da esnek...
  • Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Biz Bize Yeteriz” adıyla başlattığı bağış kampanyası “hayırsever” patronlar ve siyasetçiler tarafından büyük destek gördü! Açılışı yedi aylık maaşını bağışlayarak bizzat Cumhurbaşkanı yaptı. Hemen ardından MHP Genel Başkanı...
  • Son günlerde gündemde olan tek bir konu var, o da koronavirüs. Belli ki bu virüs daha uzun süre gündemde olmaya devam edecek. Hal böyle olunca fabrikalarda, işyerlerinde, evlerde sadece bu konu konuşuluyor. Toplumun büyük bir çoğunluğu adeta...
  • Malum koronavirüs salgını hayatımızın her alanını sarmış durumda. Bu virüsün fiziksel açıdan vereceği zarardan ziyade psikolojik ve ideolojik açıdan zararlarına, saldırılar ve hak gaspları için bahane edilmesine dikkat etmeliyiz. Patronlar sınıfının...