Navigation

Buradasınız

“Siz Diğer Bölümden Üstünsünüz, Onlar Yatıyor!”

Bir otomotiv fabrikasında çalışıyorum. Herkes bilir ya işçileri birbirine düşürmek için hep bir malzeme bulurlar patron vekilleri. Şimdi de bizi birbirimize düşürmek için üstünlük ve zeki olup olmama meselesini kullanıyorlar. Çalıştığımız fabrikadan biraz bahsedeyim. Kalıp bağlama ve tamir işi ile ilgilenen küçük bir bölümün işçileri, montaj işçileri ve biz enjeksiyon işçileri olmak üzere toplam üç bölüm olarak çalışmaktayız. Diğer bölümler daha önce zamlarını aldılar. Bizim bölüm sorumlumuz ise “aman siz onlar gibi olmayın, siz isteyin biz ne isterseniz vereceğiz. Yeter ki siz gelin bizimle paylaşın” diyordu.

Şimdi ise bizim bölüm ayaklandı, çünkü onca uyarı ve taleplerimize karşın bizi dinlemeyip sürekli söylediklerimize kulak tıkadılar. Sorunlarımızı dile getirirken bizi dinleme zahmetinde bile bulunmadan başlarından def ediyorlardı. Bu davranışları giderek saygısızlığı aşan boyutlara ulaşmıştı. Hatta öyle ki haksız yere kesilen ücretlerimizi düzelttirmek için idari bölüme gittiğimizde bize hakaret ediyorlardı. İşyerinde yaşadığımız onca hakaret ve haksızlıktan sonra iş arkadaşlarım çözümü toplu olarak işten çıkmakta bulmuştu. Ben ise işten ayrılmanın çözüm olmadığını ve topluca sorunlarımızı dile getirmemiz gerektiği konusunda öneride bulundum. Arkadaşlar da kabul etti ve “zaten kaybedecek bir şeyimiz yok” diyerek idareyle konuşmak istediğimizi toplu şekilde vardiya amirimize bildirdik.

Toplantı isteğimizi duyan ustamız ise gelip bize babacan bir tavırla akıl vermeye çalıştı. “Abisi siz niye kendi aranızda konuşuyorsunuz? Ben sizin için konuştum zam meselesini. Siz diğer bölümlerden üstünsünüz benim gözümde. Siz bu bölümde ne kadar çok üretirseniz üstünlüğünüzü o kadar çok kanıtlamış olursunuz. İşveren de görür zaten bunu ve kimin çok çalıştığını anlar. Bence diğer bölümler boşa para alıyor, çünkü yatıyorlar. Ben olsam onlara zam falan yapmazdım ama idare beni dinlemedi işte. Siz toplantı istemeden önce ben istedim sizin zammınızı abisi” dedi. Ustabaşımız idare tarafından ayarlanmış biri olarak bize şirin görünmeye çalışsa da daha çok gözümüze battı. Ustabaşının yanımızdaymış gibi görünüp bizden idareye laf toplamak için göz boyamaya çalıştığını biliyoruz. Ama arkadaşlarımızı bize ne kadar kötülemeye çalışsa da biz hepimiz ne kadar zor işlerde çalıştığımızı görüyoruz. Bu yalanlar bize fazla bayat göründü. Demek istediğim şu ki, artık eski taktikleri işyerinde pek tutmuyor!

Hiçbir patron işçinin iyiliğini düşünmez, hep daha düşük ücrete çalıştırmak ister. Hiçbir işçi diğerinden üstün değildir. Biz işçiler olarak işyerlerinde bu tür oyunlara gelip de iş arkadaşlarımıza haksızlık etmeyelim. Bu koca dünyayı milyonların nasırlı elleri döndürüyor; patronlar değil!

Patronların oyununa gelme, haksızlığa boyun eğme!

19 Eylül 2014

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • İşçi sınıfının ozanı Nâzım Hikmet 3 Haziran 1963’te sonsuzluğa uğurlandı. O, 61 yıllık ömründe hangi renkten, hangi dilden, hangi ırktan olursa olsun büyük işçi sınıfı ailesinin yaşamını ve mücadelelerini anlatan şiirler, oyunlar ve romanlar yazdı....
  • Koronavirüs nedeniyle Nisan ayı başlarında 20 yaş altındaki gençlere sokağa çıkma yasağı getirildi. Kayıtlara göre Türkiye’de 20 yaş altı 26,9 milyon genç var. Bu gençlerin 1 milyon 385 bini genç ve çocuk işçilerdir. Bu genç ve çocuk işçilerin 470...
  • Korona günlerinin vazgeçilmezi, alışveriş listelerimizin gözdesi, bu zor günlerimizde soframızdan eksik etmediğimiz makarna... İhtişamlı zengin sofralarının yalnızca süsü, yoksul sofralarımızın ise ana yemeği makarna… Faydalarını sayarak...
  • ABD’de Minneapolis’te bir polisin George Floyd’u katletmesinin ardından protestoların ve gösterilerin devam ettiği günlerde, benzer bir cinayet de Toronto’da yaşandı. Regis Korchinski-Paquet adında 29 yaşında bir siyah kadın evinin balkonundan aşağı...
  • Örgütlü ve sınıf bilinçli mücadeleci işçiler, insanlığın özgürlük dolu bir dünya kurması için çalışıp didiniyor. Bizler, yürüdüğümüz bu yolda tarihin dehlizlerinde saklı dersleri bulup gün yüzüne çıkartmanın, bugünün genç işçi kuşaklarını geçmişiyle...
  • Bugün 2 Haziran… İşçi sınıfının sömürüsüz, sınıfsız, savaşsız bir dünya kurma kavgasının namuslu kalemlerinden Orhan Kemal’in 50. ölüm yıldönümü. Orhan Kemal, 2 Haziran 1970’te hayata gözlerini yumduğunda, geriye tepeden tırnağa onurlu bir hayat...
  • Bir Kızılderili atasözü der ki;/ “Son ırmak kuruduğunda/ Son ağaç yok olduğunda/ Son balık öldüğünde/ Beyaz adam / Paranın yenmeyen bir şey olduğunu anlayacak.”/
  • Her işin başı sağlıktır. “Sağlık olsun da gerisi hallolur” deriz hani. Peki, nedir sağlık? Sağlık, “sadece hastalık ve sakatlığın olmayışı değil, bedence, ruhça ve sosyal yönden tam bir iyilik halinde olmak” şeklinde tanımlanıyor. O halde sağlık...
  • Zaman ilerliyor, bilim ve teknoloji gelişiyor. İnsanlık uzayın derinliklerinde yeni gezegenler keşfediyor. Bir tuşla dünyanın başka ucuna kitaplar dolusu bilgi gönderiyor, kilometrelerce ötedeki biriyle görüntülü konuşulabiliyor. Makineleşmenin...
  • Bağışıklık sistemi, bir canlıyı hastalıklara karşı koruyan mekanizmadır. Sistem, canlı vücudunda virüslerden parazitlere vücuda giren veya vücutla temasta bulunan her yabancı maddeyi taramadan geçirir ve onları, canlının sağlıklı vücut hücrelerinden...
  • Merhaba dostlar, bu özlem dolu günlerimizde UİD-DER birliğimizden, ailemizden bahsetmek istiyorum. Özellikle de bugünlerde çoğumuz UİD-DER’in kıymetini ve içinde bulunduğumuz sürecin ilerleyişini çokça düşünmüştür. Uzak gibi görünsek de buluşmaya,...
  • Ekonomik krizin işçilerin, emekçilerin yaşamını altüst ettiği bir dönemin içinde uzunca bir zamandır dünyamız. Her geçen yıl bir önceki yılı, yaşanmakta olan gün ise bir önceki günü aratır oldu. İşsizliğin her geçen gün katlanarak arttığı, hayat...
  • 25 Mayısta ABD’de George Floyd adlı bir siyahî daha ırkçı nefretin ve polis şiddetinin kurbanı oldu. Minnesota/Minneapolis’te yere yatırılarak boğazına basılan Floyd’un son sözleri “nefes alamıyorum” olmuştu. Bu cümle bugün ABD’de bir çığlığa...