Navigation

Buradasınız

Uyuşturucu Köreltir, Mücadele Diriltir!

Ocak 2015, No:82
Milyonlarca genç, geleceklerini avuçlarının içine alan patronlar sınıfı yüzünden fiziksel ve ruhsal sağlığını yitiriyor. Hayallerini ve umutlarını yitiren birçok gencin psikolojisi de bozuluyor. Bilinçsiz ve örgütsüz genç işçi, patron için çalışmaktan başka bir işe yaramadığını düşünüyor. Yaşamının kontrolünün elinden alındığını görüp mutsuz oluyor, tepkisini ortaya koyacağı bir kanal bulamıyor. Bu nedenle uyuşturucuya yöneliyor.

Uzun saatler boyunca çalışma, düşük ücretler, hayat pahalılığı, ağır çalışma koşulları, diğer taraftan pompalanan tüketim çılgınlığı, işçilerin içine itildiği rekabet, kriz, savaşlar, yoğunlaşan örgütsüzlük, yalnızlık ve acizlik duygusu… Gittikçe ağırlaşan ve çekilmez hale gelen yaşam koşulları, işçi sınıfını girdabına alıyor. Sermaye düzeninin sahipleri olan egemenlerse, işçi ailelerini daha çok çocuk yapmaya teşvik ediyorlar. Daha çok çocuk doğmalı ki posası çıkıncaya kadar sömürülecek taze işgücü hiç tükenmesin! Ucuz işgücü ordusu büyümeli ki, patronların serveti büyüsün! Ucuz işgücü ordusu büyümeli ki gerektiğinde patronların çıkar savaşlarında cepheye sürülecek çok sayıda asker olsun! İşte adına kapitalizm denilen sömürü düzeninde işçi sınıfına ve işçi sınıfının gençlerine reva görülen kader budur. Bu gerçekler işçi sınıfının gençlerinin yaşamında derin yaralar açılmasına ve gençlerin bir çıkış yolu aramasına neden oluyor. Ancak işçi sınıfının örgütsüzlüğü yüzünden bu çıkış yolu her zaman sağlıklı ve doğru bir yol olmuyor.

Çok sayıda işçi ailesi, eğitim masrafları nedeniyle çocuklarının nitelikli bir eğitim almasını sağlayamıyor. İlkokul sıralarından itibaren sınav yarışlarına sokulan öğrenciler, gençliklerini yaşamaya fırsat bulamıyorlar. Yarış atı gibi koşturuldukları yıllardan sonra çoğu liseden mezun oluyor ve fabrikanın yolunu tutuyor. Bir kısmı ise üniversiteden sonra işsiz kalıyor ve çıkışsızlık içinde kıvranıyor. Okul hayatı boyunca haksızlığa karşı mücadeleden uzak durması, itaatkâr ve kanaatkâr olması, bireyci ve bencil olması için eğitim verilen gençler, hayatın gerçekleri karşısında sarsıntı geçiriyorlar. Sınıf atlama hayaliyle “dolgun maaşlı” bir iş aramaya koyulan gençler, istedikleri alanda iş bulamıyorlar. Uzun süre işsiz kalıyor, gelecek kaygısı yaşıyorlar. Okul sıralarında kurdukları hayaller gerçekleşmiyor. Onları bekleyen tek şeyin koca bir geleceksizlik olduğunu fark ediyorlar. Bu duruma hazırlıksız yakalanan gençler, hayal kırıklığı yaşıyorlar. Depresyona girerek ruh sağlığını yitiriyor, antidepresan türü ilaçların bağımlısı haline geliyorlar. Bu tür ilaçların kullanımı, tıpkı bonzai gibi büyük bir yaygınlık kazanmış durumda. 2013’te sadece İstanbul’da satılan yaklaşık 7 milyon antidepresan, durumun ciddiyetini ortaya koyuyor.

İşçi çocuklarının önemli bir kısmı, ailelerine destek olmak, biriken borçları, taksitleri, kirayı ödeyebilmek için okul sıralarını terk etmek zorunda kalıyor. Genç yaşta ağır sorumluluklar altında, sömürü çarkları arasında eziliyorlar. Milyonlarca genç, geleceklerini avuçlarının içine alan patronlar sınıfı yüzünden fiziksel ve ruhsal sağlığını yitiriyor. Hayallerini ve umutlarını yitiren birçok gencin psikolojisi de bozuluyor. Bilinçsiz ve örgütsüz genç işçi, patron için çalışmaktan başka bir işe yaramadığını düşünüyor. Yaşamının kontrolünün elinden alındığını görüp mutsuz oluyor, tepkisini ortaya koyacağı bir kanal bulamıyor. Bu nedenle uyuşturucuya yöneliyor.

Uyuşturucu, sermaye düzeninde bir silaha dönüşüyor; örgütsüz, bilinçsiz gençleri ağına düşürüyor. Toplumu çürüten sermaye düzeni, uyuşturucudan her yıl milyonlarca dolar kâr elde ediyor. Gençlerin zihinlerini körelten uyuşturucu çeşitleri de çürüme arttıkça artıyor. Birkaç yıl önce ortaya çıkan bonzai, kısa sürede uyuşturucu piyasasının yarısını kapladı. Bugün 400 çeşidi bulunan bu zehir, sokaklarda el altından gençlere satılıyor. Toplumun genç beyinlerini uyuşturma ve pasifleştirme işini meslek edinen uyuşturucu tacirleri, patronların düzeninin sürmesine de katkıda bulunuyor.

Küçük yaşlarda fabrika tezgâhlarında ömürlerini tüketen, okul sıralarında dirsek çürüten gençler çürüyen toplumun bir parçası olmaya zorlanıyor, bilinçleri köreltilmek isteniyor. Oysa işçi sınıfının gençliği, çıkışsız da umutsuz da değildir. Geleceklerini kendi ellerine almak için sermaye düzenine karşı işçi sınıfının saflarında örgütlenen gençler, daha güzel bir dünya yaratma mücadelesinin neferleri olurlar.

Kapitalist düzenin gençleri çürütmesine izin vermeyelim! Sömürünün, sefaletin, her türlü ayrımcılığın, savaşların ve iş cinayetlerinin olmadığı bir dünya için mücadele edelim. Tüm genç işçi kardeşlerimize sesleniyoruz: Uyuşturucuyla körelme, örgütlen ve seni o bataklığa iten kapitalist kâr düzenine karşı mücadele et!

17 Ocak 2015

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • Kapitalist sömürü düzeni tarihinde eşi görülmemiş bir ekonomik krizle boğuşuyor. Sistemin efendileri ise bu krizin sosyal sonuçlarından bir süreliğine de olsa kurtulmanın, zaman kazanmanın şimdilik iyi bir formülünü bulmuş görünüyor: Koronavirüs!...
  • Neredeyse günün her saati konuşulan konu Covid-19! Salgından etkilenen ve ölen insanların sayıları adeta skorlar halinde gündemimize taşınıyor. İş öyle bir hal aldı ki hangi ülkeden kaç kişinin öldüğünü ve ülkemizdeki ölüm oranlarını konuşup sürekli...
  • Neredeyse tüm ülkelerde sağlık sistemi çökmüş durumda. Kapitalizm altında her şeyi paralı hale getiren patronlar sınıfı, sağlığa da aynı mantıkla yaklaşıyor. Hastanelere ticarethane, hastalara ise müşteri gözüyle bakıyorlar. Sağlık sistemlerinin...
  • Her yerde olduğu gibi bizim fabrikada da gündem koronavirüs. İlk haftalarda göstermelik bazı tedbirler alındı. Bir A4 kâğıdına yapılması ve yapılmaması gerekenler yazıldı. Tabi tek düşünceleri “işçinin sağlığı” olan patronlarımız bunlarla yetinmedi...
  • Patronların koronavirüs salgınını bahane etmelerine, fırsatçılığına şahit oluyoruz. Kapitalist sistemin debelendiği kriz çağındayız. Ekonomik kriz nedeniyle biz işçilerin, emekçilerin payına düşen hayat şartları daha da kötüye gidiyor. Bu da...
  • Kamu hastanesinde sağlık emekçisi olarak çalışıyorum. Tüm dünyanın ve özellikle sağlık emekçilerinin gündeminde olan Covid-19 salgınıyla ilgili işyerinde başka bir arkadaşımla yaptığım sohbeti aktarmak istedim. Bizler genelde nöbet çıkışlarında...
  • Kardeşler, bizler çeşitli sektörlerde sendikalı çalışan işçileriz. Sendikalarımızın bağlı olduğu konfederasyonların patron örgütleriyle birlikte aynı bildiriye imza attığını duyunca çok öfkelendik. Bu durumu size yazmak istedik. Sermaye sınıfı, “...
  • Dünyayı etkisi altına alan koronavirüs gündemi ile birlikte sermaye sınıfı işçilerde, yoksul emekçilerde ve emekçi ailelerin çocuğu olan öğrencilerde tedirginlik ve korku oluşturmaya çalışıyor. Ne yapacağını bilemeyen örgütsüz kitleler bu korkunun...
  • Son günlerde malum herkesin tek bir gündem konusu var: Koronavirüs. Telefonlarda, sokakta, işyerinde, otobüslerde herkesin sadece bu konuyu konuşuyor. Gazetelerde, televizyonlarda tüm programlar koronavirüs üzerine. İnsanlar evden çıkmaya korkar...
  • Koronavirüse karşı önlem olarak söylenen “el yıkamak” Afrika’nın yoksul emekçileri açısından mümkün değil. Suya erişimin çok kısıtlı ve pahalı olduğu Afrika ülkelerinde hastaneler dahi sudan ve temel hijyen maddelerinden yoksun. Sağlık işçileri...
  • Patronlar ve hükümet, menfaatleri gereği, hangi yalana nasıl inanmamızı istiyorlarsa, bizi en kolay nasıl aldatacaklarsa öyle çevirip kıvırıyorlar. Bir şey anında tam karşıtına dönüşebiliyor. Yıllardır doğru olduğunu adımız gibi bildiğimiz şeyler...
  • Ben özel bir hastanede çalışan sağlık işçisiyim. Koronavirüsü bahanesiyle, üç haftadır arkadaşlarımız zorunlu yıllık izne veya ücretsiz izine çıkartıldı. İzne çıkartılırken “sizi korumak adına” diyen patronlar, virüs bahanesiyle krizin yükünü...
  • İçinden geçtiğimiz süreç tam anlamıyla at iziyle it izinin birbirine karıştığı bir dönemdir. Çok masum görünen şeylerin arkasında bile burjuvazinin kandırmacaları olabileceğini akıldan çıkarmamak gerekir. Burjuvazi ve temsilcileri, yaptıkları...