Navigation

Buradasınız

Grev Yasağına, MESS Dayatmalarına Karşı Örgütlü Mücadeleye

AKP hükümeti, işçilerin ellerinden grev silahını alarak onların çalışma ve yaşam koşulları hakkında söz söyleme hakkını gasp ediyor. Bu yolla mücadeleyi engellemeye çalıştığı gibi hak arama bilincini de köreltmek istiyor. AKP’nin iktidarda olduğu dönem boyunca işçi haklarına yönelik pek çok saldırı gerçekleşti, gerçekleşiyor.

Birleşik Metal İşçileri Sendikası üyesi binlerce işçi, MESS’in düşük ücret ve üç yıllık toplu sözleşme dayatmasına karşı 29 Ocakta greve çıktı. Grevin ilk günü yaşanan coşku işçilerin hem metal patronlarına karşı öfkelerini hem de mücadelede kararlılıklarını ortaya koydu. Türk Metal ve Çelik-İş üyesi metal işçileri, kendi sendikalarının 3 yıllık sefalet sözleşmesi imzalamasına tepki gösterirken, gözlerini Birleşik Metal-İş üyesi kardeşlerinin mücadelesine çevirdiler. “Grev, grev, grev” diye haykıran işçileri yürekten desteklediler.

Ancak AKP hükümeti, Bakanlar Kurulu kararı ile grevi erteledi. Yani işçilerin grev hakkını gasp etti! Böylece AKP hükümeti patronların hizmetinde olduğunu bir kez daha göstermiş oldu. Birleşik Metal-İş üyesi binlerce işçinin yanı sıra, diğer sendikalarda örgütlü ya da örgütsüz metal işçileri de bu yasağa büyük tepki gösterdiler. 22 fabrikada işçiler, Bakanlar Kurulu’nun toplantı yapmaya bile gerek duymadan grevi yasaklaması karşısında işbaşı yapmayı reddettiler. Sendika ise işçilere işyerlerine dönme çağrısı yaptı. Ancak işçiler işyerlerine girseler de üretim yapmayı reddettiler.

AKP hükümeti, işçilerin ellerinden grev silahını alarak onların çalışma ve yaşam koşulları hakkında söz söyleme hakkını gasp ediyor. Bu yolla mücadeleyi engellemeye çalıştığı gibi hak arama bilincini de köreltmek istiyor. 

AKP’nin iktidarda olduğu dönem boyunca işçi haklarına yönelik pek çok saldırı gerçekleşti, gerçekleşiyor. Ancak işçiler bu saldırılara başkaldırdığında, “grev” dediğinde, yasaklarla, baskılarla karşılaşıyorlar. Bu dönem boyunca AKP tam 7 grevi “milli güvenliği bozucu nitelikte olduğu” gerekçesiyle yasakladı. AKP hükümeti daha önce de THY, cam, lastik ve maden işçilerinin grevlerini yasaklamıştı. Metal işçilerinin grevini “milli güvenliği bozucu” diye yasaklayan AKP, Soma’da 301 işçiyi bile bile ölüme yollayan patronlardan yana saf tutarken, milyonları sefalete sürüklerken, emekçi kadınların cinayetlere kurban gitmesini seyrederken, çocukların polis kurşunları ile katledilmesine neden olurken “güvenlikten” bahsetmiyor. Ama iş patronların sermayesini, tatlı kârlarını korumaya gelince aslan kesiliyor.

Çünkü AKP, patronların, parababalarının, sermayenin temsilcisidir. İşçilerin çıkarlarını değil sadece patronlar sınıfının çıkarlarını temsil edip koruyor. Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanı Mehmet Büyükekşi’nin tüm parababaları adına AKP’ye teşekkür etmesi boşuna değildir. Grev nedeniyle kaç fabrikanın ihracatının etkileneceğini sıralayarak dert yanan Büyükekşi şöyle diyor: “Hükümetimiz bu etkileri ve taleplerimizi dikkate alarak Bakanlar Kurulu kararı ile bu grevi erteledi. Hükümetimize bu karardan ötürü teşekkür ediyoruz ve bu kararı destekliyoruz. Türkiye’de aynı işkolunda farklı sendikaların uzlaşmasını olumlu buluyoruz, ancak bir başka sendikanın bu anlaşmaya ayak uydurmamasını anlayamıyoruz.”

Büyükekşi’nin de, hükümetin de, bilcümle patronların da anlamadığı bir şey olduğunu zannetmiyoruz. Çünkü hesap ortada: Birleşik Metal-İş’e üye işçilerin çalıştığı o devasa fabrikalar yılda 2 milyar dolarlık ihracat yapıyorlar. Ancak işçilerin ortalama ücreti açlık sınırının altında kalıyor. Patronların amacı işçilerin bu haksızlıklara başkaldırmasını engellemektir. İşçi hareketinin gelişmesi, işçi kitlelerinin moral ve mücadele gücü ile donanması patronlar sınıfının işine gelmez. İşçilerin silkinip, öfkelerini kuşanıp, tek yumruk olup hak istemesine tahammül edemiyorlar. Onlar rahat rahat sömürebilecekleri itaatkâr, kanaatkâr işçiler istiyorlar. O nedenle yasalarda son derece cılız olan hakların bile kullanılmasının önüne geçiyor, sendikal hakları ayaklar altına alıyor, grev yapmayı fiilen yasak hale getiriyorlar.

Patronların ayaklarındaki prangaları çözen AKP’nin işçi sınıfının gırtlağına basmak, işçi sınıfını nefessiz bırakmak istediği ortadadır. Ancak metal işçilerinin öfkesinin biriktiği ve sabrın taşmak üzere olduğu da ortadadır. Metal işçilerinin öfkesi ancak örgütlü bir güce dönüştüğünde AKP’nin baskı ve yasaklarını ezip geçebilir. İşçi sınıfının örgütlü öfkesi AKP ile birlikte sömürü düzenini de yıkıp geçebilir. O halde yapılacak şey bellidir: Metal işçilerinin öfkesini işçi sınıfının örgütlü mücadelesinin harcı yapmak için ileri!

Sendikal, Siyasal Yasaklara Son!

Grev Yasaklarına, MESS Dayatmalarına Hayır!

4 Şubat 2014
...önceki
Analar

Sınıf, Emek, Tarih, Yaşam

Sınıfın Penceresinden

  • Binlerce yıl ötelerden günümüze uzanan yapılar, aslında bizlere emeğin serüvenini anlatır. Tüm zenginlik doğanın ve emeğin ürünüdür. Emektir doğadaki zenginliği işleyip dönüştüren. Ta Firavunların Mısır’ından Roma’ya, Hindistan’dan Korkunç İvan’ın Moskova’sına kadar… Dillere destan olmuş şehirleri kuran emektir. Piramitler, saraylar, kanallar, katedraller, sarnıçlar, kemerler, tapınaklar… Emektir bugünün insanını dahi hayrete düşüren tüm bu yapıları yaratan yegâne güç!
  • İnsanlar var olalı beri emek harcadılar, ürettiler, üretiyorlar. Beslenmek, barınmak ve hayatta kalmak çok zordu. Doğa hem bütün ihtiyaçları barındırıyordu ama hem de bunlara ulaşmak ciddi bir emek gerektiriyordu. Çeşitli aletlerin yardımıyla kendi güçlerini kullanan insanlar, zamanla doğada var olan suyun, hayvanların, rüzgârın gücünü kullanmayı keşfettiler. Böylece ihtiyaçlarını üretmek, yaşamlarını sürdürmek çok daha kolay oldu. İnsanın üretim sürecindeki gelişimi hep devam etti. Üretim sürecine makineler girdi, ilk makineler…
  • Kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri durmaksızın artarken emekçi kadınlar aynı sorulara cevap arıyor: Kadına yönelik şiddetin önüne neden geçilemiyor? Şiddet neden artıyor? Siyasi iktidarın temsilcileri şiddetin nedeninin eğitimsiz, cahil, vicdansız, merhametsiz, öfkesini kontrol edemeyen, ailevi ve ahlâki değerlere sahip çıkamayan kişiler olduğunu söylüyor. Erkekleri vicdanlı ve merhametli olmaya çağırıyorlar. Söylenen sözler ilk anda kulağa hoş gelebilir ama kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin artmasının sebebi tam da siyasi iktidarın aileyi korumak adına kadınların haklarına saldırması ve erkek egemen zihniyeti körüklemesidir.
  • George Floyd, “nefes alamıyorum” diye inliyordu ama ırkçı polis umursamadı ve onu acımasızca öldürdü. Floyd’a yapılan bu muamele, kara derililerin değişmeyen kara bahtı, bitmeyen çilesidir. Yüzlerce yıl boyunca Afrika’dan Amerika’ya köle olarak satıldılar bir hayvan ya da bir eşya gibi. İnsan yerine konmayan, aşağılanan, horlanan siyahlar onlarca kez isyan ettiler ve sonunda 1861’de başlayan Amerikan İç Savaşı sonrasında kölelikten kurtuldular. Özgürlüklerine kavuşan siyahların gözleri daha bir ışıl ışıl parlamaya başladı. Ne var ki, o umutlu bakışlardaki ışıltı çok geçmeden solduruldu, tam bir vahşetle karşı karşıya bırakıldılar.
  • Siyasi iktidarın temsilcileri halkın gözüne baka baka yalan söylüyor, bunu da politik uyanıklık ve iş bilme olarak pazarlıyorlar. Gülerek liranın dolar karşısında değer kaybetmesinin halkı ilgilendirmediğini söyleyen Bakan Albayrak, belli ki milyonları istediği gibi aldatabileceğini düşünüyor. Şüphe yok ki bu konuşmanın ardında kibir ve emekçileri aptal yerine koyma vardır. Enflasyon ve işsizlik verilerinin çarpıtılması da aynı bakış açısının ürünü değil mi?

Son Eklenenler

  • Genç işsizliğin yüzde 30’lara çıktığı, yoksulluğun her geçen gün arttığı Tunus’ta emekçilerin haklı öfkesi sokaklarda yankılanmaya devam ediyor. Hükümetin, emekçilere hiçbir güvence vermeden salgına karşı önlem adı altında sadece sokağa çıkma...
  • Geçtiğimiz haftalarda, çok bilindik bir program olan “Güldür Güldür”de işçi sınıfının örgütlülüğünün dağıtılarak yıllar içinde nasıl sorgulamayan işçiler yaratıldığı anlatıldı bir skeçle. İzlediklerimiz komik bir şekilde ele alınmıştı ancak bir kez...
  • DİSK’e bağlı Birleşik Metal-İş Sendikasında örgütlendikleri için işten atılan ve 43 gündür fabrika önünde direnişte olan Ekmekçioğulları Metal işçileri 19 Ocak günü Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığıyla görüşmek için Ankara’ya gittiler....
  • Dünya işçi sınıfı 2021’i sermaye sınıfının yoğunlaşan sömürüsü, baskısı ve yasaklarıyla karşıladı. İşten atma saldırıları, ücret kesintileri, hak gaspları artarak devam ediyor. Ancak işçiler de bu saldırılara karşı birleşmekten, direnmekten,...
  • Arkadaşlarla bir hafta sonu bizim evde buluşma ayarladık. Sokağa çıkamadığımızdan dolayı evde zaman geçirmek istedik. Herkes bir fikirle gelmişti. Bir arkadaşım kutu oyunu getirmişti. Oyunun adı “Monopoly.” Oyunun amacı şu; banka sana hayatta...
  • Geçtiğimiz günlerde koronavirüs önlemlerinin alınıp alınmadığını denetlemek için işyerimize kamu görevlileri geldi. Tabi bu denetimin nedeni bir arkadaşımızın işyerinde koronavirüse karşı yeterli önlemlerin alınmadığına dair yaptığı şikâyetmiş. Bir...
  • Kapitalist sistemin yarattığı büyük çelişkiler, eşitsizlikler, adaletsizlikler, derinleştirdiği toplumsal sorunlar her geçen gün daha fazla can yakıyor. 21’inci yüzyılın teknolojik gelişmişlik ve üretim düzeyine rağmen yüz milyonlarca insan açlık...
  • “Biz ekmeğimizin peşindeyiz.” Ne çok duyarız bu sözleri çalıştığımız fabrikalarda, işyerlerinde, grev ve direnişlerde. Kimi zaman yapılan bir yanlışın üzerini örtmek, bahane bulmak için kullanılır. “Bakma yapmak istemezdim ama işte ekmeğimizin...
  • Krizin ve Covid-19 salgınının yükü işçi ve emekçilerin üzerine yıkılmaya devam ediyor, yoksullaşma derinleşiyor. Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu DİSK’in Covid-19 Döneminde İşsizlik Sigortası Fonu Raporu, İşsizlik Sigortası Fonunun...
  • Tüm dünya yeni bir yıla “merhaba” dedi. Çeşitli dillerde, farklı tonlarda çıktı bu merhabalar. İnsanlar yeni yılda yeni dilekler dilediler. Kimisi milyarlarına milyar istedi yüzü kızarmadan, mücevher takımına yeni yeni mücevherler istedi. Kimisi iş...
  • Otomotiv sektörüne plastik araba parçaları üreten bir fabrikada çalışıyorum. Covid-19 salgınıyla birlikte çalıştığımız fabrikada bir panik havası vardı. Televizyonlardan, internetten yayılan korku ve panik havası hemen herkesi çok etkiledi. Toplum...
  • Bir yılı daha geride bıraktık. 2020’nin ilk aylarında hayatımıza giren pandemiyle birlikte yaşamımız içinden çıkılmaz hale geldi. İşsizlik, yoksulluk derken bir de üstüne gelen yasaklarla beraber nefes alamaz olduk. Biz işçiler için zor bir yıldı....
  • Siyah emekçilere yönelik ırkçı saldırılar devam ediyor. ABD’de geçtiğimiz Mayıs ayında George Floyd’un katledilmesi üzerine tüm dünyada emekçilerin adalet talebi yükselmiş, meydanlar ırkçı nefrete karşı dolup taşmıştı. Kıtadan kıtaya sıçrayan...

UİD-DER Aylık Bülteni