Navigation

Buradasınız

Koronavirüs ve Kısa Çalışma Ödeneği Uygulaması

Sermaye sınıfının hizmetindeki siyasi iktidar, 2018’de ülkenin yeni bir krize sürüklenmesiyle, Kısa Çalışma ve Kısa Çalışma Ödeneği Yönetmeliğinde yaptığı değişikliklerle işverenlerin bu uygulamadan yararlanmasını kolaylaştırdı. Bu kez dünya ekonomisi şiddetli bir krizle sarsılıyor ve siyasi iktidar yine sermaye sınıfının imdadına koşuyor. “Koronavirüse karşı önlem” adı altında şirketlerin Kısa Çalışma Ödeneğine başvuru koşulları yeniden esnetildi ve bu ödenekten yararlanma yaygınlaştırıldı.

Ekonomik krizin üstünü örtmek için devreye sokulan korona paniği, işçi ve emekçileri bir süreliğine etkisi altına alsa da işçi sınıfına yönelik saldırıların üstünü örtemiyor. İşyerleri kapanıyor, işten atmalar yaygınlaşıyor, ücretsiz izinler devreye sokuluyor. Açıklanan tedbir paketleri ve sözde Covid-19 salgınına karşı alınan önlemler, sermaye sınıfını kurtarma kampanyasına dönüşürken, her yeni açıklama işçi sınıfı için yeni saldırılar anlamına geliyor. “Ekonomik İstikrar Kalkanı” adı altında açıklanan son ekonomi paketi ile patronlar için kollar sıvanırken, işçi ve emekçilerin yaşayacağı hak kayıpları yeni bir boyut kazanıyor.

Patronlar için birçok avantaj içeren “Sermayeye Kalkan” paketiyle, kısa çalışma ve Kısa Çalışma Ödeneği uygulaması yeniden gündeme geldi. Şimdiden birçok işyeri, büyük şirketler, kâr rekorları kıran tekeller Kısa Çalışma Ödeneğine başvurdu. Kısa Çalışma Ödeneği, patronların geçici süreyle işçi ücretlerini ve sigorta primlerini ödeme yükümlülüğünü kaldırıyor. İşçi ücretleri ise İşsizlik Fonu’ndan karşılanıyor. Yani patronlar sınıfı, birikmiş sermayelerini korumaya ve krizin faturasını işçilerin sırtına yıkmaya çalışıyor. İşçilerin ücretleri yine işçilerin fonundan karşılanıyor.

İlk olarak 2008-2009 krizinin ardından gündeme gelen Kısa Çalışma Ödeneğiyle, krizin sebebi olan patronların krizin etkilerinden korunması, krizin mağduru olan işçilerin ücretlerinin ise yine kendi paralarıyla oluşturulan fondan ödenmesi hedeflenmişti. İşten atmaların yasaklanması ise asla gündeme getirilmedi. “Teğet geçti” denilen kriz sürecinde getirilen bu düzenlemeden sermaye kesimi faydalandı, işçilerse bir kez daha işsizliğe ve sefalete mahkûm edildi, krizin bedelini ödedi. Oysa düzenleme “işyerleri zor durumda olan işçilere gelir desteği sağlamak, istihdamda kalmalarını sağlamak” gibi söylemlerle parlatılmıştı.

Sermaye sınıfının hizmetindeki siyasi iktidar, 2018’de ülkenin yeni bir krize sürüklenmesiyle, Kısa Çalışma ve Kısa Çalışma Ödeneği Yönetmeliğinde yaptığı değişikliklerle işverenlerin bu uygulamadan yararlanmasını kolaylaştırdı. Bu kez dünya ekonomisi şiddetli bir krizle sarsılıyor ve siyasi iktidar yine sermaye sınıfının imdadına koşuyor. “Koronavirüse karşı önlem” adı altında şirketlerin Kısa Çalışma Ödeneğine başvuru koşulları yeniden esnetildi ve bu ödenekten yararlanma yaygınlaştırıldı.

Kısa Çalışma Nedir?

Genel ekonomik, sektörel, bölgesel kriz veya zorlayıcı sebeplerle üç ayı geçmemek üzere; işyerinde uygulanan çalışma süresinin, işyerinin tamamında veya bir bölümünde geçici olarak en az üçte bir oranında azaltılması veya süreklilik koşulu aranmaksızın en az dört hafta süreyle faaliyetin tamamen veya kısmen durdurulması halidir.

Kısa Çalışma ve Kısa Çalışma Ödeneği Hakkında Yönetmeliğe Göre;

  • Genel ekonomik kriz: Ulusal veya uluslararası ekonomide ortaya çıkan olayların, ülke ekonomisini ve dolayısıyla işyerini ciddi anlamda etkileyip sarstığı durumları,
  • Sektörel kriz: Ulusal veya uluslararası ekonomide ortaya çıkan olaylardan doğrudan etkilenen sektörler ve bunlarla bağlantılı diğer sektörlerdeki işyerlerinin ciddi anlamda sarsıldığı durumları,
  • Bölgesel kriz: Ulusal veya uluslararası olaylardan dolayı belirli bir il veya bölgede faaliyette bulunan işyerlerinin ekonomik olarak ciddi şekilde etkilenip sarsıldığı durumları,
  • Zorlayıcı sebep: İşverenin kendi sevk ve idaresinden kaynaklanmayan, önceden kestirilemeyen, bunun sonucu olarak bertaraf edilmesine imkân bulunmayan, geçici olarak çalışma süresinin azaltılması veya faaliyetin tamamen veya kısmen durdurulması ile sonuçlanan dışsal etkilerden kaynaklanan dönemsel durumları ya da deprem, yangın, su baskını, heyelan, salgın hastalık, seferberlik gibi durumları ifade eder.

Koronavirüs vesilesiyle 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu’na “Geçici Madde 23” olarak eklenen hüküm uyarınca; 30/06/2020 tarihine kadar geçerli olmak üzere, yeni koronavirüs (Covid-19) kaynaklı zorlayıcı sebep gerekçesiyle kısa çalışma ödeneğine başvurular yapılabilecek. Cumhurbaşkanın yetkisiyle başvuru tarihleri 31/12/2020 tarihine kadar uzatılabilecek.

Kısa çalışma ödeneği nedir?

İşyerinde kısa çalışma uygulanması halinde o işyerinde kısa çalışmanın başladığı tarihte, çalışma süresi ve işsizlik sigortası primi ödeme gün sayısı bakımından öngörülen hak ediş sürelerini sağlayan sigortalılara çalışamadıkları dönem için gelir desteği sağlayan uygulamadır. Bu durumda işçinin Genel Sağlık Sigortası primleri ödenir. Ancak işçinin emeklilik hesabında dikkate alınan sigorta primleri ödenmez. Kısa çalışma ödeneği kısa çalışma uygulaması süresi kadar yani en fazla 3 ay süreyle verilir. Kısa çalışma ödeneğinin süresini 6 aya kadar uzatmaya cumhurbaşkanı yetkilidir.

İşveren kısa çalışma ödeneği için Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğüne başvurur ve varsa toplu iş sözleşmesi tarafı işçi sendikasına yazılı bildirimde bulunur. İş Müfettişlerince yapılan inceleme sonucunda uygun görülmesi halinde o işyerinde şartları sağlayan sigortalı işçilere Kısa Çalışma Ödeneği verilir.

Hangi işçiler kısa çalışma ödeneğinden yararlanabilir?

Kısa Çalışma Ödeneği, İşsizlik Sigortası Fonundan karşılanmaktadır. Önceki düzenlemeye göre işçinin Kısa Çalışma Ödeneği alabilmesi için kısa çalışmanın başladığı tarihten önceki 120 gün kesintisiz prim ödemesi ve son üç yıl içerisinde en az 600 gün sigortalı olması zorunluydu. Fakat 26/03/2020 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanan ve yürürlüğe giren 7226 Sayılı Kanunla bir değişiklik yapıldı. Yeni düzenleme, kısa çalışmanın başladığı tarihten önce 60 gün hizmet akdine tabi olma, son 3 yılda ise 450 gün süreyle prim ödemiş olma şartı getiriyor. Son 60 gün içinde primi eksik ödenmiş olsa bile işçi kısa çalışmadan faydalanabilir. Söz konusu düzenlemeyle bu koşullar yine Cumhurbaşkanı tarafından değiştirilebilir. Ayrıca kısa çalışmaya katılacaklar listesinde işçinin bilgilerinin bulunması gerekmekte olup yapılan başvurular, başvuru tarihinden itibaren 60 gün içerisinde sonuçlandırılır.

Bu şartlar, işsizliği ve ücretsiz izinleri önlemede yeterli olmayacaktır. Son üç yılda 450 günden daha kısa çalışması olan yüz binlerce işçi bu değişiklikten yararlanamayacaktır. Ayrıca kısa çalışma ödeneği olarak ödenecek parayı işçi, zaten daha önceki çalışmalarla işsizlik fonuna aktarmıştır. Ücretinden yapılan bu kesintilerin şimdi işçiye ücret diye ödenmesi işçinin hakkının gasp edilmesi ve aldatılmasıdır. Kısa Çalışma uygulaması süresince patronun işçiye karşı yükümlülükleri kaldırılmaktadır. Bu sürenin sonunda işçi işten atılırsa kısa çalışma ödeneği aldığı süre işsizlik sigortası süresinden düşülmektedir. Örneğin 8 ay işsizlik sigortasına hak kazanan bir işçi, 3 ay boyunca kısa çalışmadan para aldıysa ve bu sürenin sonunda işten atıldıysa, işçi işsizlik sigortasından sadece 5 ay faydalanabilmektedir.

Emekli olup da çalışmaya devam eden işçiler kısa çalışma ödeneğinden yararlanamazlar. Ayrıca kısa çalışma döneminde rapor alan işçiler için raporlu olunan sürede geçici iş göremezlik ödeneği SGK tarafından ödendiğinden, bu işçiler de kısa çalışma ödeneği alamazlar.

Kısa çalışma ödeneği ne kadardır?

İşçiye verilen günlük kısa çalışma ödeneğinin miktarı, aylık asgari ücretin brüt tutarının %150’sini geçmemek üzere, sigortalının son on iki aylık prime esas kazançları dikkate alınarak hesaplanan günlük ortalama brüt kazancının %60’ıdır. Örneğin günlük 100 lira brüt ücret alan işçiye 60 lira ücret ödenir. Yani işçi ücretleri kayba uğrar ve ücreti yüksek olan işçilere ödenen miktar kısıtlanır. Bu ödenek, işçilerin değil patronların yükünü hafifletmektedir. Patronlar bu dönem boyunca ücret, prim ödemelerinden ve gelir vergisinden muaf tutulmaktadır.

Kısa çalışmanın başladığı ilk haftada İş Kanununun 40’ıncı maddesi gereğince zorlayıcı sebeplerden dolayı işverenin yarım ücret ödeme yükümlülüğü bulunması nedeniyle kısa çalışma ödeneği bu sürenin bitiminden itibaren başlar.

Saldırılara karşı mücadeleye!

2018 yılında yönetmelikte yapılan yeni değişikliklerle birlikte patronların ödenekten yararlanma koşulları genişletilmişti. Önceki yönetmeliğe göre, işyerinde kısa çalışma yapılmasını talep eden işverenin başvuru belgeleri arasında iddiasını kanıtlayan somut belgelerin bulunması gerekiyordu. 2018 yılındaki değişiklikle bu fıkra kaldırıldı. İşverenlerin artık “genel ekonomik, sektörel veya bölgesel kriz ile zorlayıcı sebeplerin işyerine etkilerini ve zorlayıcı sebebin ne olduğunu” belirtmeleri yeterli. İşverenin durumunun ise İŞKUR yerine iş müfettişleri tarafından incelenmesine karar verildi. Patronların ödenekten yararlanmaları için zorlayıcı sebep tanımında “küçük” değişiklikler yapıldı ve “dışsal etkilerden kaynaklanan dönemsel durumlar” ifadesi de eklendi. Böyle genel bir ifade kullanılmasının nedeni hükümetin krizi inkâr etmesiydi. O dönem krizi “manipülasyon”, “dış güçlerin oyunu” olarak tanımlayan hükümet, bugün “korona krizi” yaygarası kopararak ekonomik krizin üstünü örtmeye çalışıyor.

Kısa Çalışma Ödeneği gibi uygulamalarla işçilerin fonları patronları kurtarmak için harcanıyor. Hükümet patronların kârlarına dokunmuyor. Tüm dünyada yaratılan korku atmosferinden yararlanan patronlar sınıfı, işçi sınıfına yönelik saldırı paketlerini hayata geçiriyor. İşçiler yaratılan korku ve paniğin arkasında nasıl bir saldırı olduğunu görmek zorundadırlar. Bunu gören, korkmayıp birleşen, haklarını arayan işçiler, sermaye sınıfının saldırılarını durdurabilir!

5 Nisan 2020

Sınıf, Emek, Tarih, Yaşam

Sınıfın Penceresinden

  • Binlerce yıl ötelerden günümüze uzanan yapılar, aslında bizlere emeğin serüvenini anlatır. Tüm zenginlik doğanın ve emeğin ürünüdür. Emektir doğadaki zenginliği işleyip dönüştüren. Ta Firavunların Mısır’ından Roma’ya, Hindistan’dan Korkunç İvan’ın Moskova’sına kadar… Dillere destan olmuş şehirleri kuran emektir. Piramitler, saraylar, kanallar, katedraller, sarnıçlar, kemerler, tapınaklar… Emektir bugünün insanını dahi hayrete düşüren tüm bu yapıları yaratan yegâne güç!
  • İnsanlar var olalı beri emek harcadılar, ürettiler, üretiyorlar. Beslenmek, barınmak ve hayatta kalmak çok zordu. Doğa hem bütün ihtiyaçları barındırıyordu ama hem de bunlara ulaşmak ciddi bir emek gerektiriyordu. Çeşitli aletlerin yardımıyla kendi güçlerini kullanan insanlar, zamanla doğada var olan suyun, hayvanların, rüzgârın gücünü kullanmayı keşfettiler. Böylece ihtiyaçlarını üretmek, yaşamlarını sürdürmek çok daha kolay oldu. İnsanın üretim sürecindeki gelişimi hep devam etti. Üretim sürecine makineler girdi, ilk makineler…
  • Kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri durmaksızın artarken emekçi kadınlar aynı sorulara cevap arıyor: Kadına yönelik şiddetin önüne neden geçilemiyor? Şiddet neden artıyor? Siyasi iktidarın temsilcileri şiddetin nedeninin eğitimsiz, cahil, vicdansız, merhametsiz, öfkesini kontrol edemeyen, ailevi ve ahlâki değerlere sahip çıkamayan kişiler olduğunu söylüyor. Erkekleri vicdanlı ve merhametli olmaya çağırıyorlar. Söylenen sözler ilk anda kulağa hoş gelebilir ama kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin artmasının sebebi tam da siyasi iktidarın aileyi korumak adına kadınların haklarına saldırması ve erkek egemen zihniyeti körüklemesidir.
  • George Floyd, “nefes alamıyorum” diye inliyordu ama ırkçı polis umursamadı ve onu acımasızca öldürdü. Floyd’a yapılan bu muamele, kara derililerin değişmeyen kara bahtı, bitmeyen çilesidir. Yüzlerce yıl boyunca Afrika’dan Amerika’ya köle olarak satıldılar bir hayvan ya da bir eşya gibi. İnsan yerine konmayan, aşağılanan, horlanan siyahlar onlarca kez isyan ettiler ve sonunda 1861’de başlayan Amerikan İç Savaşı sonrasında kölelikten kurtuldular. Özgürlüklerine kavuşan siyahların gözleri daha bir ışıl ışıl parlamaya başladı. Ne var ki, o umutlu bakışlardaki ışıltı çok geçmeden solduruldu, tam bir vahşetle karşı karşıya bırakıldılar.
  • Siyasi iktidarın temsilcileri halkın gözüne baka baka yalan söylüyor, bunu da politik uyanıklık ve iş bilme olarak pazarlıyorlar. Gülerek liranın dolar karşısında değer kaybetmesinin halkı ilgilendirmediğini söyleyen Bakan Albayrak, belli ki milyonları istediği gibi aldatabileceğini düşünüyor. Şüphe yok ki bu konuşmanın ardında kibir ve emekçileri aptal yerine koyma vardır. Enflasyon ve işsizlik verilerinin çarpıtılması da aynı bakış açısının ürünü değil mi?

Son Eklenenler

  • CHP’li belediye yönetimleri işçilerin taleplerini karşılamak yerine, grevi karalayarak gözden düşürmeye çalışıyor. Belli ki tek merkezden harekete geçirilen trol ordusu, belediye işçilerini aşağılıyor. Demokrasi konusunda mangalda kül bırakmayanlar...
  • Çorum’da üretim yapan Ekmekçioğulları Metal fabrikasının işçileri DİSK’e bağlı Birleşik Metal-İş Sendikasında örgütlenmiş ve bu nedenle işten atılmışlardı. Ekmekçioğulları patronu, işyerinde çoğunluğu sağlayıp Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler...
  • 26 Şubat 1984’te kaybettiğimiz işçi sınıfının şairi Hasan Hüseyin Korkmazgil, acıyı da, umudu da, hasreti de, kavgayı da yazdı. Yaralara merhem olsun, karanlıkta ışık olsun, yüreklerde sevinç olsun, kavgaya çağıran ses olsun diye şiirleri, yüreğini...
  • Maltepe Belediyesinde toplu iş sözleşmesi görüşmelerinde anlaşma sağlanamaması üzerine başlayan grev, üçüncü gününde devam ediyor. Grevci işçiler Belediye Başkanı Ali Kılıç’ın ikramiyeler hariç yüzde 47 zam yaptığı iddiasına ve grev kırıcıları...
  • Çözülemeyen sorunlar, kibir ve büyüklenme içindeki iktidar sözcülerinin sorunların çözümüne odaklanmak yerine akşam sabah tehditler savurmaları, topluma korku salmaya çalışmaları her geçen gün daha fazla insanda bıkkınlık yaratıyor. İşçiler,...
  • Hükümetin yönlendirmeleri ve sağladığı kolaylıklar sayesinde patronlar, pandemiyi fırsata çevirdiler. Haksızlık karşısında susup boyun eğmeyen ve sendikalaşan işçiler, Kod 29 bildirimiyle, yani ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı davrandıkları...
  • 50 gündür direnen Migros Depo işçileri, 23 Şubat Salı günü Anadolu Grup Genel Müdürlüğü önünde bir araya gelerek basın açıklaması gerçekleştirdiler.
  • İstanbul Tabip Odası, asistan hekimlerin zorlu çalışma koşulları ve karşılaştıkları sorunlara ilişkin Cağaloğlu’nda 24 Şubatta bir basın açıklaması düzenledi. Asistan hekimlerin tükendiğine dikkat çekilen açıklamada çalışma ve eğitim koşullarının...
  • Emekçilerin sorunları dağ gibi birikmişken iktidarın bu sorunlar karşısında yaptığı, sorunları yok saymak, inkâr etmektir. İktidar, gündemi olağanüstü temelde oluşturarak gerçek sorunları toplumun gündeminden düşürmeye, üzerine kalın bir örtü...
  • Cezayirli işçi ve emekçiler, Hirak’ın ikinci yıldönümü olan 22 Şubatta demokrasi ve adalet özlemiyle tek yürek oldular, koronavirüs yasaklarına rağmen meydanları doldurdular. İşsizliğe, yoksulluğa, yok sayılmaya, baskılara karşı öfkelerini dile...
  • İstanbul/Maltepe Belediyesi işçileri; DİSK/Genel-İş İstanbul Anadolu Yakası 2 No’lu Şube ile CHP’li belediye yönetimi arasında sürdürülen toplu iş sözleşmesi (TİS) görüşmelerinde anlaşma sağlanamaması üzerine greve başladı. Belediyenin farklı...
  • Geçim sıkıntısının biz işçilerin üzerine üzerine geldiği bir dönemden geçiyoruz. Gerçi rahat bir nefes aldığımız, gerek kendimizin, gerek ailemizin temel ihtiyaçlarını rahatça karşılayabildiğimiz bir zaman da neredeyse hiç yaşamadık. Şu kısacık...
  • Osmanlı İmparatorluğu döneminde 1903 yılında yapımına başlanan Bağdat Demiryolu projesinde işçiler taleplerini şirket yönetimine iletirler. Demiryolu işçileri taleplerinin karşılanmaması halinde greve çıkacaklarını belirtirler. 1903’ten bu yana 118...

UİD-DER Aylık Bülteni