Navigation

Buradasınız

Nasıl Bir Dünyada Yaşıyoruz, Ne Yapmalı?

İşçi Dayanışması Bülteni, No: 101
Bir işçi, neden işten atıldığını, ücretlerin neden düşük olduğunu tam olarak anlamak istiyorsa, içinde yaşadığı toplumun nasıl bir toplum olduğunu anlamak zorundadır. Kafamızı şöyle bir kaldırıp etrafımıza bakmak zorundayız. Ancak bakarken de, egemenlerin/iktidar sahiplerinin gözüyle değil işçi sınıfının gözüyle bakmalıyız.

Nasıl bir dünyada yaşıyoruz ve nasıl bir geleceğe doğru gidiyoruz? İnsan/insanlık kendini bildi bileli bu soruları sormuş, yanıt aramıştır. Nasıl bir geleceğe doğru gittiğimizi anlamanın yolu, nasıl bir toplumda, nasıl bir dünyada yaşadığımızı anlamaktan geçiyor. “Aman bana ne, ben kendi işime bakar, siyasete karışmam, ekmeğimi kazanır, yaşamımı sürdürürüm” denebilir. Zaten böyle diyenler de var ve hatta bugün için çoğunluktalar. Lakin hiç kimse hayata sırtını dönemez. Hayatın gerçeklerinden kaçış yoktur. Hayatın gerçekleri, etliye sütlüye karışmadığında daha rahat bir yaşam süreceğini zannedenleri bulur ve kendisini acımasız bir şekilde hatırlatır.

Meselâ en basitinden, bir işçi, neden işten atıldığını, ücretlerin neden düşük olduğunu tam olarak anlamak istiyorsa, içinde yaşadığı toplumun nasıl bir toplum olduğunu anlamak zorundadır. Kafamızı şöyle bir kaldırıp etrafımıza bakmak zorundayız. Ancak bakarken de, egemenlerin/iktidar sahiplerinin gözüyle değil işçi sınıfının gözüyle bakmalıyız.

15 Temmuz darbe girişimiyle sarsılan Türkiye’de, çok büyük altüst oluşlar söz konusu. Peki, Türkiye’de gerçekleşenler dünyadaki ekonomik ve siyasal krizden ya da Ortadoğu ve Suriye’de yoğunlaşan emperyalist savaştan bağımsız mı? Elbette değil, olamaz.

Yıllardır Ortadoğu’da savaş, yıkım, yoksulluk, acı ve gözyaşı hüküm sürüyor. İşte Suriye! Beş yıl içinde ülke tam bir cehenneme döndü. Milyonlarca insan yerini yurdunu terk ederek göçmen haline geldi. Yalnızca 2,5 milyonu Türkiye’de yaşam mücadelesi veriyor. Suriyelilerin de içinde olduğu değişik ülkelerden milyonlarca insan, yeni bir hayat için umut yolculuğuna çıkıyor. Avrupa’ya doğru büyük göç dalgalarına şahit oluyoruz. Bu umut yolculuğunda binlerce insan yaşamını kaybetti, kaybediyor. Yani nereden bakarsak bakalım Ortadoğu’da, Asya’da ve Afrika’da çok büyük acılar, trajediler yaşanıyor.

Beş yıl önce kendini günlük yaşamın hay huyuna kaptırmış bir Suriyeliye bugünkü felâket anlatılsa inanmaz, anlatana da herhalde deli derdi. Elbette bu tepki anlaşılırdır. Çünkü sermaye sahiplerinin iktidarına dayanan kapitalist düzende, eğer işçi-emekçi halk örgütsüzse, yani birlik değilse, bundan dolayı da bilinçli değilse egemenler tarafından yönlendirilir, yönetilir. Sınıf bilinçli işçilerin ellerinde hayat bulan İşçi Dayanışması, çıktığı andan itibaren, kapitalist krize ve emperyalist savaşa dikkat çekiyor. Bu nedenle, bizim için Suriye’deki savaş bir sürpriz olmadı.

Sermaye sahiplerinin iktidarına dayanan kapitalist düzende, eğer işçi-emekçi halk örgütsüzse, yani birlik değilse, bundan dolayı da bilinçli değilse egemenler tarafından yönlendirilir, yönetilir.

Kapitalist sistemde en büyük amaç daha fazla kâr elde etmek ve sermayeyi büyütmektir. Tüm toplumu ve insanların tüm enerjisini harekete geçiren üretim bu amaçla yapılıyor. Kıran kırana rekabet eden patronlar; daha fazla pazar, yatırım alanı ve kâr elde etmek istiyorlar. Özellikle kapitalist sistemin krize girdiği, yani ekonominin büyümediği ve kârların düştüğü dönemde bu rekabet alabildiğine şiddetleniyor. İşte bugün Ortadoğu’da, Asya’da, Afrika’da ve dünyanın diğer köşelerinde sürüp giden savaş ve çatışmaların nedeni kapitalist kriz ve şiddetlenen rekabettir. Savaş, şiddetlenen rekabetin silahlarla sürdürülmesidir. ABD, Rusya, Çin, Fransa, Almanya, İngiltere gibi büyük güçler, Ortadoğu’yu kendi arzuları temelinde paylaşmak istiyorlar. Her devlet daha fazla petrol, doğalgaz, pazar ve yatırım alanı elde etmeyi amaçlıyor. Bu nedenle, şimdilik doğrudan karşı karşıya gelmeden, Ortadoğu’da savaşı körükleyerek kozlarını paylaşıyorlar.

Peki, Ortadoğu’da yalnızca bu güçler mi var? Elbette hayır. Türkiye, Suudi Arabistan, İran gibi bölge güçleri de Ortadoğu’daki, Suriye’deki savaşı kendi çıkarları için destekliyorlar. Bu ülkelerin egemenleri de, Ortadoğu’daki paylaşımdan daha fazla pay kapmak istiyorlar. Türkiye’yi yöneten siyasi iktidar, bugün Suriye’deki savaşın doğrudan bir parçası konumundadır. “Türkiye büyük güç olacak” diyerek milliyetçiliği kışkırtıyor ve Ortadoğu’ya yönelik emperyalist siyasetini meşrulaştırmaya çalışıyor.

Ancak hükümetin bu dış siyaseti iflas etti. Meselâ Türkiye bir gecede Rusya ile düşman haline gelebildi. Dışarıda sıkışan siyasi iktidar, içeride tüm toplumu baskı altına almaya, iktidarını mutlaklaştırmaya girişti. Bu süreçte, egemen kesimler içinde ve devletin tepesinde iktidar kavgası da alabildiğine kızıştı. İşte 15 Temmuz askeri darbe girişimi bu iktidar kavgasının bir ifadesidir. Silahlı gücü elinde tutan gözü dönmüşler, iktidar uğruna yüzlerce insanı katletmekten geri durmadılar.

Şimdi hükümet, darbecilere “FETÖ”cü diyerek onları teröristlikle ve vatan hainliğiyle suçluyor; “kandırıldık” diyerek kendi sorumluluğundan kurtulmaya çalışıyor. Oysa bugün Fethullah Gülen’e “FETÖ”, yani terörist diyenler, dün “muhterem hoca efendi” diyor, eleştirenleri de vatan hainliğiyle suçluyorlardı. Ancak ne zamanki iktidarı paylaşamadılar ve kavgaya başladılar, gitti “muhterem hoca efendi”, geldi “FETÖ”!

Bu arada hükümet, derhal OHAL ilan etti ve devleti kendi çıkarları temelinde yeniden yapılandırmaya girişti. Bizler tüm toplumsal ve siyasal gelişmelere işçi sınıfının cephesinden bakıyoruz. İşçi sınıfı askeri darbelere karşı olduğu gibi, toplumu baskı altına alan ve demokratik işleyişi ortadan kaldıran OHAL’e ya da KHK düzenine de karşıdır. OHAL’le birlikte Meclis devre dışı bırakıldı; hükümet hiç kimseye hesap vermeden, canının istediği gibi hareket etmeye ve kendi planlarını hayata geçirmeye başladı. OHAL bahane edilerek, haklarını arayan grev ve direnişteki işçilere müdahale edildi, ediliyor.

Dünyadaki tüm gelişmeleri, Ortadoğu’daki savaşı ve Türkiye’deki iktidar kavgasını anlamak için, bize gösterilene değil, arka planda ne olup bittiğine bakmak zorundayız. “Bananecilik” anlayışı işçilerin düşmanıdır. İşçiler hem “bananeci” olmamalı hem de doğru tarafta, işçi sınıfının tarafında durmalıdırlar. Örgütlü ve bilinçli olmayan, doğru tarafta durmayan bir işçi, Ortadoğu’daki savaşın da, Türkiye’deki kriz ve kaosun da neden kaynaklandığını anlayamaz. Anlayamadığı için de egemenlerin oyuncağı haline gelir. Bunu tersine çevirecek olan şey, işçilerin bir sınıf olarak bir araya gelmeleri, örgütlenmeleri, bilinçlenmeleri, uyanık olmaları ve egemenlerin yalanlarına kanmamalarıdır.

20 Ağustos 2016

Sınıf, Emek, Tarih, Yaşam

Sınıfın Penceresinden

  • Binlerce yıl ötelerden günümüze uzanan yapılar, aslında bizlere emeğin serüvenini anlatır. Tüm zenginlik doğanın ve emeğin ürünüdür. Emektir doğadaki zenginliği işleyip dönüştüren. Ta Firavunların Mısır’ından Roma’ya, Hindistan’dan Korkunç İvan’ın Moskova’sına kadar… Dillere destan olmuş şehirleri kuran emektir. Piramitler, saraylar, kanallar, katedraller, sarnıçlar, kemerler, tapınaklar… Emektir bugünün insanını dahi hayrete düşüren tüm bu yapıları yaratan yegâne güç!
  • İnsanlar var olalı beri emek harcadılar, ürettiler, üretiyorlar. Beslenmek, barınmak ve hayatta kalmak çok zordu. Doğa hem bütün ihtiyaçları barındırıyordu ama hem de bunlara ulaşmak ciddi bir emek gerektiriyordu. Çeşitli aletlerin yardımıyla kendi güçlerini kullanan insanlar, zamanla doğada var olan suyun, hayvanların, rüzgârın gücünü kullanmayı keşfettiler. Böylece ihtiyaçlarını üretmek, yaşamlarını sürdürmek çok daha kolay oldu. İnsanın üretim sürecindeki gelişimi hep devam etti. Üretim sürecine makineler girdi, ilk makineler…
  • Kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri durmaksızın artarken emekçi kadınlar aynı sorulara cevap arıyor: Kadına yönelik şiddetin önüne neden geçilemiyor? Şiddet neden artıyor? Siyasi iktidarın temsilcileri şiddetin nedeninin eğitimsiz, cahil, vicdansız, merhametsiz, öfkesini kontrol edemeyen, ailevi ve ahlâki değerlere sahip çıkamayan kişiler olduğunu söylüyor. Erkekleri vicdanlı ve merhametli olmaya çağırıyorlar. Söylenen sözler ilk anda kulağa hoş gelebilir ama kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin artmasının sebebi tam da siyasi iktidarın aileyi korumak adına kadınların haklarına saldırması ve erkek egemen zihniyeti körüklemesidir.
  • George Floyd, “nefes alamıyorum” diye inliyordu ama ırkçı polis umursamadı ve onu acımasızca öldürdü. Floyd’a yapılan bu muamele, kara derililerin değişmeyen kara bahtı, bitmeyen çilesidir. Yüzlerce yıl boyunca Afrika’dan Amerika’ya köle olarak satıldılar bir hayvan ya da bir eşya gibi. İnsan yerine konmayan, aşağılanan, horlanan siyahlar onlarca kez isyan ettiler ve sonunda 1861’de başlayan Amerikan İç Savaşı sonrasında kölelikten kurtuldular. Özgürlüklerine kavuşan siyahların gözleri daha bir ışıl ışıl parlamaya başladı. Ne var ki, o umutlu bakışlardaki ışıltı çok geçmeden solduruldu, tam bir vahşetle karşı karşıya bırakıldılar.
  • Siyasi iktidarın temsilcileri halkın gözüne baka baka yalan söylüyor, bunu da politik uyanıklık ve iş bilme olarak pazarlıyorlar. Gülerek liranın dolar karşısında değer kaybetmesinin halkı ilgilendirmediğini söyleyen Bakan Albayrak, belli ki milyonları istediği gibi aldatabileceğini düşünüyor. Şüphe yok ki bu konuşmanın ardında kibir ve emekçileri aptal yerine koyma vardır. Enflasyon ve işsizlik verilerinin çarpıtılması da aynı bakış açısının ürünü değil mi?

Son Eklenenler

  • Salgın… Sokağa çıkma yasakları, toplumun korkutulup eve hapsedilmesi… Kapanan restoranlar, mağazalar... Büyüyen online alışveriş firmaları… Bu firmalarda çalışanların ve kuryelerin artan iş yükü ve solan yaşamlar… Sokakta, caddede, her taraftan...
  • Çiftçiler Ayakkabı fabrikasında çalışan işçiler patronun keyfi uygulamalarına, yaptığı haksızlıklara karşı defalarca seslerini duyurmaya çalışmış, ancak yönetim duymazlıkdan gelmişti. Bu yaşananlar karşısında işçiler Deriteks sendikasında örgütlenme...
  • 2022 yılında Katar’da düzenlenecek Dünya Kupası için uluslararası müsabakalar yakın zamanda başladı. Müsabakalar sırasında ve sonrasında Almanya, Norveç, Hollanda ve İrlanda başta olmak üzere bazı ulusal ekiplerin gündeminde turnuvanın oynanacağı...
  • Nisan ayı başında çeşitli sektörlerden işçiler olarak buluştuk. Covid-19 pandemisi bahane edilerek patronların haklarımızı nasıl da fütursuzca gasp ettiğini konuştuk. Aynı zamanda yine bu süreçte mücadele ederek haklarını koruyabilen işçilerin...
  • ABD’nin Alabama eyaletinde Warrior Met şirketinin kömür madenlerinde çalışan 1100 maden işçisi greve çıktı. Amerika Birleşik Maden İşçileri Sendikası’na (UMWA) üye işçiler, talep ettikleri ücretin kabul edilmemesi karşısında 1 Nisanda iş bıraktı.
  • Gece-gündüz, salgın-hastalık demeden marketten evlere, restoranlardan işyerlerine her türlü ihtiyacı taşıyan kuryeler, motorlarını ve bisikletlerini bu kez adil bir ücret ve daha iyi çalışma koşulları için sürdü. Özellikle salgın sürecinde payına...
  • Üzgünüm çocuğum, üzgünüm./ Alamadığım oyuncaklara,/ Yaşayamadığın çocukluğa,/ Alışamadığın açlığa!/
  • Pandemiyi işçilerin haklarını gasp etmenin fırsatına çeviren patronların elindeki en kullanışlı silahın Kod 29 olduğunu sürecin başından beri vurguluyoruz. Zaman içinde emekçilerin gözünde teşhir olan Kod 29’a yönelik Aile, Çalışma ve Sosyal...
  • Pandemi süreci başladığından beri Kod 29 ile işten çıkarılan işçilerin sayısı 200 bini buldu. İşçi sınıfına karşı genel bir saldırıya dönüşen Kod 29’a karşı mücadele sürüyor. İstanbul’da PTT, Sinbo, Tur Assist ve Bayrampaşa Belediye işçileri,...
  • İnsan, toplumsal iletişim aracı olarak dil ve yazının yanı sıra sembollere de başvurur. Semboller duygu, düşünce ve hayalleri etkili şekilde anlatabilmenin, toplumsal aidiyet duygusunu güçlendirmenin aracıdır. Döneme, coğrafyaya, kültüre göre...
  • AKP’li belediye yönetimi tarafından işten atılan İstanbul Bayrampaşa Belediye işçileri hakları için mücadele ediyor. Aralarında işyeri temsilcilerinin de bulunduğu pek çok işçi, 30 aydır gasp edilen toplu iş sözleşmesinden doğan haklarını talep...
  • Geçtiğimiz ay genç Sarah Everard isimli genç bir kadının bir polis tarafından kaçırılıp öldürülmesinden bu yana İngiltere’de polise, sağcı hükümete ve sisteme olan öfke giderek büyüyor. Haftalardır İngiltere’nin çeşitli kentlerinde eylemler ve...
  • Sendikalı oldukları için Kod 29 bildirimiyle tazminatsız işten atılan, aralarında PTT-Sen yöneticilerinin de olduğu işçiler, haklarını almak mücadelelerini sürdürüyor.

UİD-DER Aylık Bülteni