Navigation

Buradasınız

Yargıtay’dan “Fazla Mesai” Kararı

İşçi Dayanışması bülteni, No: 107

Yargıtay geçtiğimiz günlerde işçiler için emsal karar oluşturacak bir kararı onayladı. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, ücreti verilmiş olsa bile 270 saatten fazla yapılan çalışma halinde iş sözleşmesini tek taraflı sonlandıran işçiye, kıdem tazminatının ödeneceğine hükmetti.

İş Kanununa göre işçiler ancak fazla mesai ücreti de dâhil ücretleri ödenmediğinde, sağlık, evlilik, 15 yıl çalışma-3600 gün prim gününü doldurma şartını yerine getirme gibi nedenlerle ve patron tarafından haksız bir şekilde işten çıkarıldıklarında kıdem tazminatlarını alabilirler.

Konya’da bir fabrikada 12 yıldır makine bakım ustası olarak çalışan işçi, ücreti ödenmesine rağmen fazla çalıştırıldığı gerekçesiyle iş sözleşmesini tek taraflı feshetti. İşverenin kıdem tazminatını ödememesi üzerine işçi, avukatı aracılığıyla mahkemeye başvurdu. İş Mahkemesi kararında, işyerinden gelen bordrolarda fazla çalışma yapıldığının anlaşıldığını belirtti. Öyle ki son olarak dava açılmadan bir yıl önce bile işçiye 650 saate kadar fazla mesai yaptırılmış.

Yargıtay, bozma kararını şu şekilde açıkladı: “Davacının, iş sözleşmesini haklı nedenle kendisinin feshettiğini ileri sürerek kıdem tazminatıyla yıllık izin alacağının tahsilini istiyor. Davalı, davacının iş sözleşmesini haksız ve sebepsiz olarak feshettiğini savunuyor. Yasada fazla çalışma süresinin yılda 270 saatten fazla olamayacağı, İş Kanunu’na ilişkin fazla çalışma ve fazla sürelerle çalışma yaptırmak için işçinin yazılı onayının gerektiği, bu onayın her yılbaşında işçilerden yazılı olarak alınması gerektiği bildirilmiştir. Somut olayda davacının her yıl için fazla çalışma yapmaya muvafakat ettiğine ilişkin verdiği bir belge bulunmamaktadır. Davacının fazla çalışmaya kaldığı ve ücretini de aldığı gerekçesiyle kıdem tazminatı talebinin reddi hatalıdır.”

Bu dava sonucuna göre fazla mesaisi ödendiği halde 270 saatin üzerinde çalıştırılan ve bu nedenle işten çıkan işçiye de kıdem tazminatı ödenecek. Bu durumdaki işçi de kıdem tazminatını hak edecek.

Yargıtay’ın bu kararı, “ücret alınmış olsa dahi 270 saati aşan çalışma insan sağlığına zararlı, işçi bundan kaçınabilir, iş sözleşmesini tek taraflı feshedebilir” anlamına gelmektedir. Fabrika işçisinin açmış olduğu ve kazandığı davanın sonucu tüm işçiler için emsal bir karar niteliğini taşımaktadır. Haklarımızı işyerlerinde fiili olarak aramanın yanı sıra, hukuki olarak da aramak ve takip etmek biz işçiler için büyük önem taşıyor. İş Kanununa göre işçiler ancak fazla mesai ücreti de dâhil ücretleri ödenmediğinde, sağlık, evlilik, 15 yıl çalışma-3600 gün prim gününü doldurma şartını yerine getirme gibi nedenlerle ve patron tarafından haksız bir şekilde işten çıkarıldıklarında kıdem tazminatlarını alabilirler. Bu dava sonucuna göre fazla mesaisi ödendiği halde 270 saatin üzerinde çalıştırılan ve bu nedenle işten çıkan işçiye de kıdem tazminatı ödenecek. Bu durumdaki işçi de kıdem tazminatını hak edecek.

4857 sayılı İş Kanununa göre, fazla çalışma yapılması için işçinin rızasını almak şarttır. İşçi bu rızayı her yıl tek bir belge imzalayarak verebilir. İşçinin rızası olsa dahi bir yılda 270 saatin üzerinde fazla çalışma yapmaya işçiler zorlanamaz. Günlük çalışma süresi fazla çalışmalar dâhil günde 11 saati aşamaz. Fazla çalışmaların aylık ücretin içerisinde olduğunun kararlaştırıldığı durumlarda da yılda 270 saati aşan fazla çalışmalar için ayrıca fazla çalışma ücreti ödenmesi gerekir. İşçiler, fazla mesai için 5 yıl içerisinde dava açabilirler. Ücret alacaklarında zamanaşımı 5 yıl olduğundan fazla mesai alacağı için dava açabilmek için bu süreyi geçirmemek gerekmektedir. Fakat fazla mesai konusunda ispat yükümlülüğü işçiye aittir. Bu yüzden işçiler bordrolarını her ay almalıdır. Eğer fazla mesailer bordrolara işlenmiyorsa işlenmesini talep etmelidirler.

İşçiler bugün doğrudan patronlar tarafından fazla mesaiye kalmaya zorlanıyor. Ancak aynı zamanda düşük ücret uygulaması da dolaylı olarak fazla mesai dayatmasıdır. Bu durum işçilerin mesaiye kalmalarına neden olmaktadır. Fakat uzun süreli ve yorucu çalışmanın sonucunda işçilerin hiçbir sosyal hayatı kalmıyor. Geceleri gündüzlerine karışan işçiler tükenip gidiyorlar. İşçiler düşük ücretlerini patronlara fazla fazla çalışarak ve hayatlarından vazgeçerek değil mücadele ederek arttırabilirler.

24 Şubat 2017
...önceki
Büyüdük
sonraki...
Hayır!

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

  • Facebook’un kurucusu Mark Zuckerberg, Microsoft’un sahibi Bill Gates, dünyanın en iyi yatırımcısı olarak tanınan Warren Buffet ve diğer sayılı zenginler… Dünyanın en zenginlerinden olan bu isimler zenginliklerinin yanı sıra “hayırseverlikleriyle” de...
  • Koronavirüs salgını nedeniyle korku büyüyor çünkü insanlar egemenler tarafından bilinçli olarak korkutuluyor. İnsanların karşısına düşman diye bir grip virüsü çıkartılıyor, tehdit algısı sürekli büyütülerek körükleniyor ve bu da insanları fazlasıyla...
  • Dünyanın ana gündemi haline gelen koronavirüs adeta bütün kötülüklerin anası gibi gösteriliyor ve insanlarda korku, panik, endişe yaratılıyor. Neredeyse bütün ülkelerin yönetimleri bu virüse özel bir anlam yüklüyorlar ve tüm sorunların üstünü...
  • Merhaba arkadaşlar, ben devlet hastanesinde çalışan taşeron sağlık işçisiyim. Pek çok ülkede olduğu gibi Türkiye’de de çoğu işyeri üretimi durdurarak işçileri evlerine yolladı, kimi yerlerde evden çalışma adı altında esnek çalışma sistemi getirildi...
  • Yaklaşık iki yıldır İşçi Dayanışması gazetesini alıyordum. Ama sadece “alıyordum”. Gazete, odamda bir köşede durmaya devam ediyordu. Ama arkadaşım inatla bana gazete ulaştırmaya devam etti. Her defasında “bana getirmek yerine başka birine versen...
  • Savaşlar, çıkarlar, iktidar, rekabet… Hangimiz bu kelimelerden haberdar doğdu? Peki ya hangimiz bu kelimeleri isteyerek öğrendi? Hiçbirimiz. Öyle değil mi? İnsan canının, Türk lirasından bile değersiz olduğu şu dönemde ne yazıktır ki çıkarlar için...
  • Geçtiğimiz günlerde kısa bir video düştü internet âlemine… Sosyal medyada paylaşım rekorları kıran videoda tır şoförü Malik Yılmaz, “Evde Kal Türkiye” çağrısına cevap veriyor ve “Beni bu virüs öldürmez, düzeniniz öldürür” diyordu. Koronavirüs...
  • İşte, okulda, toplu taşımada, mahallede, markette, meydanlarda, sokaklarda… Yaşamın her alanında Covid-19 ile ilgili önlem alınması gerektiği medya üzerinden zihinlerimize enjekte ediliyor. Sık sık ellerini yıka, kolonya kullan, maske kullan, sağa-...
  • Geçtiğimiz günlerde Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) “Genç İstihdamında Küresel Trendler 2020” adlı bir rapor yayımladı. Rapora göre ne eğitimde ne de istihdamda yer alan gençlerin sayısı her geçen yıl artıyor. Bu şekilde sınıflandırılan gençlerin...
  • Koronavirüs fabrikayı ikiye böldü. Yakalanan ve yakalanmayanlar şeklinde değil elbette. Salgında “korunması öncelikli olanlar” ile “canı patlıcan sayılanlar” şeklinde. Hemen her sabah vardiyasında işçilerin başına çöreklenen patron, müdür ve...
  • Şu günlerde işyerlerimizde ve evlerimizde konuşulan tek bir konu var: Covid-19. Bu hastalık günlük yaşamımızın bir parçası haline gelmiş durumda. Bizim işyerinde de sürekli bu konu konuşuluyor. “Elimizi yıkayalım, kolonya sıkalım, kapının kolunu...
  • Dünya son günlerde koronavirüse karşı adeta “savaş” açtı. Medya aracılığıyla seferberlik ilan edildi. Sokağa çıkma yasaklarından, sınırların kapanmasına ve ticaretin durdurulmasına kadar birçok önlemden bahsediliyor. Çeşitli ülkeler ve aldıkları...
  • Koronavirüs salgını tüm gündemi belirliyor. Bu koşullarda bizler de bir grup genç işçi ve öğrenci olarak bir araya geldik ve bu konuyu kendi aramızda tartıştık.